Paylaş
Tüm Sayılar      2022      Sayı 200 - Şubat 2022      Üç insanın dramı… Cavit Bey, Burhaneddin Efendi ve Aliye Hanım

Üç insanın dramı… Cavit Bey, Burhaneddin Efendi ve Aliye Hanım

Yayınlanma Tarihi: 04 Şubat 2022  /  Son Güncellenme: 06 Şubat 2022

Cavit Bey, eşi Aliye Hanım ve oğulları Şiar ile Büyükada’daki evlerinin bahçesinde. (1925)

1949’un Haziran ayı. İstanbul açıklarında New York’tan gelen bir gemi durdurulur. İskeleye yanaştırılmaz. Nedeni az sonra anlaşılır. II. Abdülhamit’in sevgili oğlu Şehzade Burhaneddin’in cenazesi vasiyeti üzerine İstanbul’a getirilmiştir. İzin verilmez. Gemi yönünü Suriye’ye çevirir. Burhaneddin, son Padişah Vahdeddin’in defnedildiği Şam’daki Süleymaniye Camiinin haziresine gömülür.

İttihatçıların ünlü Maliye Nazırı Cavit, 26 Ağustos 1926 tarihinde Ankara İstiklal Mahkemesinde, üç arkadaşıyla birlikte idama mahkum edilir. Temyiz hakkı yoktur. Tutuklu olduğu Ulucanlar cezaevinde kararlar yüzlerine tebliğ edilir ve ardından o saatte asılırlar. O gece ailelerine bile haber vermeden, bilinmeyen bir yere gömülürler.
Cavit beyin eşi Aliye hanıma yolladığı mektuplar bile verilmez.

Aradan 26 yıl geçtikten sonra Demokrat Parti iktidarı döneminde Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın girişimiyle Cavit bey ve üç arkadaşının kemikleri ailelerine teslim edilir. İdam edilenlerden Nail beyin oğlu Nadir Nail Keçili imzasıyla Vatan gazetesinin 28 Ağustos 1952 tarihli sayısında cenazelerin nakli haberi şöyle yer alır: “Babam Nail bey ile sabık maliye nazırı Cavit, Doktor Nazım ve Hilmi beylerin Ankara’nın eski mezarlığı çevresinde bulunan bakiyye-i izamının (kemiklerinin) Asri Mezarlıkta hazırlanan makbere yine bir arada olmak üzere nakilleri yapılarak 28 Ağustos 1952 Perşembe günü Asri Mezarlık namazgahında ikindi namazına müteakip saat 16.00’da dini merasimi ifa edileceğinden ilgililerin ıttılaına arz olunur.”

Cavit beyin 64 gün ara vermeksizin eşi Nazlı Aliye’ye yazdığı Mektuplar ise, 36 yıl sonra ortaya çıkar.

Cavit beyin eşi Nazlı Aliye hanım, cenazesi İstanbul sularından geri döndürülen Şehzade Burhaneddin Efendi’nin de eski eşidir.

Aliye hanım

Şehzade Burhaneddin, İkinci Abdülhamid’in en önem verdiği oğludur. Her türlü toplantıya ve görüşmeye onu yanında götürür. Burhaneddin ise babasını pek sevmez, İttihatçılarla birlikte hareket eder. Cavit beyle Burhaneddin Efendi eski dosttur.

Şehzade Burhaneddin’in ilk eşinin kız kardeşi Leyla Açba, Aliye hanımın Burhaneddin’den ayrılıp Cavit’le evlenmesini şöyle anlatır: “Umumi Harb hitam bulunca Burhaneddin Efendi evlatlarını Viyana’ya Theresianum Askeri Mektebine kayıt ettirmek için götürmüştü. Sonra pek tuhaf bir şey oldu. Aliye hanım eniştemden ayrıldı. İttihatçılardan Mehmet Cavit beyle evlendi. Biz büsbütün hayretler içinde kalmıştık.” (Leyla Açba, Bir Çerkes Prensesi’nin Harem Hatıraları, s.308, TİMAŞ Yayınları)

II.Abdülhamit’in oğlu, Aliye hanımın ilk eşi Şehzade Burhanettin Efendi

“Burhaneddin Efendi çocuklarını Viyana’ya götürüp askeri mektebe teslim edince, Aliye hanım da zevciyle beraber Viyana’ya gitmişti. Zaten o sıralarda bütün İttihatçılar firar etmişlerdi, keza Cavit bey de İttihatçı olduğundan Avrupa’ya iltica etmiş bulunuyordu.” (Açba a.g.e., s.309)

Burhaneddin Efendi eski dostu Cavit beyle buluşur. Bu arada Aliye hanımla Cavit bey arasında bir yakınlaşma yaşanır. Aliye hanım Şehzade’den boşanmak ister. Boşanırlar ve Aliye hanımla Cavit bey evlenirler.

Cavit bey, bu buluşmanın İsviçre’de gerçekleştiğini Şiar’a mektuplarında anlatır: “14 Ağustos (1921) annenle evlendiğimiz günün tarihi. …Sade basit bir nikah. Sultan Hamid’in sarayında, haremlerinden Fatma hanımın yanında naz-ü naim içinde büyüyen anneni padişah oğlu Burhaneddin Efendiyle evlendirdi. Bu bedbaht bir izdivaçtı. Zavallı annen bunun zahiri (dışarıdan görünüşteki) alayiş ve ihtişamına rağmen, bir rahat gün görmedi. Nihayet İsviçre’de geçirdiği mütareke seneleri esnasında zevcinden ayrıldı. Ben de bu senelerde İsviçre’de yaşıyordum. Büyük bir bedbahtlık addettiğim bu menfa (sürgün) benim için ne parlak bir saadeti hazırlıyormuş.” (Cavid Bey, Şiar’ın Defteri, İletişim Yayınları, s.136-137)

Büyükada’dan idama

Şehzade Burhaneddin, hanedanın sürgüne gönderilmesinden birkaç yıl önce yurtdışına gider ve bir daha dönmez. Cavit bey ve eşi Aliye hanım 1922 yılında İstanbul’a dönerler.

İttihatçıların önde gelen liderleri 1918’de yurtdışına kaçmıştı. Talat, Enver ve Cemal öldürülmüştü. İttihatçıların etkili isimlerinden birisi de Cavit beydi.

1926 Haziran’ında Atatürk’e yönelik bir suikast girişimi, İttihatçılarla son bir hesaplaşmaya dönüştü,. Cavit bey de gözaltına alınanlar arasındaydı. Cavit Bey Ankara İstiklal Mahkemesinde yargılandı ve idama mahkum edildi.

İzmir suikastini düzenlemekle suçlanan eski Maliye Nazırı Cavid Bey’in Büyükada’daki evinden tutuklanarak götürülmesi (1926).

Cavit bey, iki yaşındaki oğlu Şiar’a daha sonra okuması amacıyla yazdığı mektubunda süreci şöyle anlatmıştı: 19 Haziran (1926) “Gece bizde misafir olan Bekir Sami beyle (Büyükada’dan) şehre indik… tanımadığım bir adam buyurunuz dedi. Bunlar polis hafiyeleriydi…Dün gazeteler bir cinayet teşebbüsünden bahsetmişlerdi. Bunun için Bekir Sami beyi tevkif etmiş olabilirler. Fakat ben ne için?

Cavit bey o gece bırakıldı. Büyükada’daki evine döndü. Geri kalanını eşi Aliye hanım anlatır:
“O yaz Büyükada’da idik. 20 Haziran 1926 Pazar günü. Cavit bey epey zamandan beri yazmakta olduğu bir “mali lügat”in müsveddeleri ile meşguldü… Kurban Bayramı’nın arife günü idi…. Mutat ziyaretçileri akşam sekizde kapıya geldiler. Cavit’i istediler. Yukarıda tanıdıkları vardı. Kaçmasını tavsiye ettiler.”
Reddetti ve polisler onu Büyükada karakoluna götürdüler. Akşamı Büyükada karakolunda geçirdi:
“Çok sevgili Aliyeceğim,…Dün senden ayrıldıktan sonra polis vazifesini kemali terbiye ile ifa etti. Ceplerimi boşalttım. Hallaçyan’ın (İttihat Terakki iktidarının Bayındırlık Bakanı) iki mektubu ile Oskan efendinin (Posta Telgraf Bakanı) mektubunu aldılar. Geceyi karakolda geçireceğim anlaşıldı.”

Büyükada karakoluna evinden yemek ve yatak getirilmesine izin verildi. Sabaha kadar gözlerini kırpmadı. Yanında yatan polisin tahtakurularına rağmen mışıl mışıl uyumasına hayran olmuştu.
İkinci mektubu 22 Haziran tarihlidir:
“Sevgili Aliye’ceğim,
Refakatimde iki polis memuru olduğu halde Ada merkezinden çıkıp vapura geldim. Bir yan kamarada tek başıma oturdum. Memurlar dışarıda beklemek nezaketini gösterdiler.”

Cavit bey, Atatürk’e düzenlenen İzmir Suikastı’yla ilişkili olduğu iddiasıyla tutuklandı. Önce İzmir’e gönderildi. Sonra, doktor Nazım, Ardahan eski mebusu Hilmi bey ve Nail beyle Ankara’daki İstiklal Mahkemesine…
Ankara’da Üç Aliler Divanı diye anılan İstiklal Mahkemesine çıkarıldılar. Savcı Necip Ali’dir. Hakimler Kılıç Ali, Ali Çetinkaya ve Reşit Galip…

Kısa süren yargılamanın sonunda 26 Ağustos sabahı karar onlar olmadan okundu. Gece saat 22 sularında Cavit bey hapishane müdürünün odasına götürüldü ve temyizi olmayan idam kararı kendisine tebliğ edildi. Saat 23’ü geçiyordu. Sehpaya yürüdü. Diğer sanıklar gibi ona da avukat tutma hakkı tanınmamıştı.

Şehzadenin Mücevherleri

Cavit beyin eşi Aliye hanım oğlu Şiar’la çaresiz ve yalnız kalmıştır. Yakın Tarihimiz dergisi tarafından yapılan söyleşide yaşadıklarını anlatır: “Maddi ve manevi her bakımdan perişan olmuştuk. Hüseyin Cahit bey, Maliye Vekili Fuat Ağralı’ya müracaat etmiş. “Hiç olmazsa çocuğuna eşine bir şey verin.” Cevap gene menfi. “Mahkum olanların kimsesine bir şey verilmez.”

Aliye Cavit Hanım ve Oğlu

Cavid Bey’in Eşi Aliye Hanım

“Gözem apartmanında arka arkaya üç mezat yaptım. Yüzüğüm elmasımdan başlayarak, nem var nem yok hepsini sattım. Kira parasından kurtulmak için Cahit (Hüseyin Cahit Yalçın)’in evine geçtim. Doğru dürüst karnımızı bile doyuramıyoruz.” (Yakın Tarihimiz. Dergi. 1 Mart 1962)

Maliye bakanlığı, Duyunu Umumiye temsilciliği gibi görevlerde bulunduğu için zengin olduğu varsayılan Cavit’in eşi Aliye Hanım, bu mücevherlerin öyküsünü de anlatır: “Bakın unutuyordum; varımı yoğumu sattığımı söylerken, bütün bu mücevherlerle, kıymetli eşyanın bana ilk zevcim Sultan Abdülhamid’in büyük oğlu Burhaneddin Efendiden kalmış olduğunu anlatmamıştım. Onlar, hep saraydan kalan şeylerdi.”

İdamdaki doktor Ecevit’in babasıydı

Cavit beyin idam gecesinin tanıklarından birisi de Bülent Ecevit’in babası doktor Fahri Ecevit’ti. İdam kararının tebliğ edilmesiyle başlayan gece şöyle noktalanmıştı: “İmam, Cavit Bey’e telkinde bulunuyor, birileri de idamlık beyaz gömleği giydiriyordu. Son isteği soruldu. Biraz önce rastladığı hapishane hekimi Fahri beye gözü ilişti. Ona döndü, ‘Hüseyin Cahit beye selam söyleyiniz. Eşim ve evladımın gözlerinden öpsün…’
O gece, dört İttihatçı’nın ölüm raporlarını düzenlemek görevi, hapishane hekimi Dr. Fahri Bey’e düşmüştü.
Fahri Bey, eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in babasıydı.” (Oral Çalışlar, Radikal gazetesi, 29 Aralık 2014)

Cavid Bey’in son resimlerinden biri ve imzası.

Şiar Yalçın’ın mektubu

Cavit beyin, avukatsız, sorgusuz sualsiz, itirazsız idamı, bir aydının yok edilmesinin ötesinde, ülkemizin yönelimini de olumsuz etkileyecek bir iklime yol açtı. Ben de bazı vesilelerle bu olayı hatırlatan yazılar yazdım. Oğlunun ve eşinin yaşadığı dramdan söz ettim. Aliye hanım 1 Eylül 1976 tarihinde yaşama veda etti.

Cavid Bey oğlu Osman Şiar ile.

Şiar Yalçın’ı 2010 yılında kaybettik. Kendisiyle birkaç kez telefonla görüşmüştük. Babasına ilişkin yazdıklarım üzerine bir mektup göndermişti. Mektubu tarihi bir belge olarak sizlerle de paylaşmak istiyorum. “Sayın Oral Çalışlar, babam hakkındaki yazınızı okudum ve çok duygulandım. Her 26 Ağustos günü içimi bir sevinç ve bir hüzün bir arada kaplar. Büyük zafere, bağımsızlığa ve Cumhuriyet’e doğru en kesin adım ve ‘şayak kalpaklı adam’ın büyük hamlesi adına sevinç, masum bir adamın asılması adına hüzün.
Babamın bu haince suikastta en ufak bir dahli olduğunu bilseydim onu babalıktan reddeder ve bir daha adını anmazdım. Ama yoktu. Bunu Hüseyin Cahit de söylüyor ve yıllar sonra Gazi Mustafa Kemal ve hakimler de kabul etti. İsmet Paşa ise ‘iyi adamdı, dürüst adamdı, akıllı adamdı, asıldı, yazık oldu’ dedi…. Yazınız için tekrar tekrar teşekkürler.
Şiar Yalçın…”

Artık baba da oğlu da hayatta yoklar.


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.