Paylaş
Tüm Sayılar      2022      Sayı 200 - Şubat 2022      Adalı Dergisi’nin 19 Yılı ve 200 Sayısı Üzerine

Adalı Dergisi’nin 19 Yılı ve 200 Sayısı Üzerine

Yayınlanma Tarihi: 03 Şubat 2022  /  Son Güncellenme: 04 Şubat 2022

2003 Genel Kurulu ardından oluşan Aykut Mutlu başkanlığındaki yeni Adalar Vakfı yönetim kurulunun aldığı ilk kararlardan biri, dergi yayını oldu.

Mustafa Farsakoğlu’nun başkanlığını yürüttüğü dönemde çıkan Prens Adaları dergisinden farklı olarak, yeni dergi aylık yayınlanacak, formatı, içeriği ve elbette adı da farklı olacaktı.

Yeni Yönetim Kurulu, yayınladığı ilk bildirgenin ardından Adalı olmaya, Adalar’da yaşayanlar arasında yazlıkçı-kışlıkçı gözetmeksizin herkesin kendisini öncelikle Adalı hissetmesine özel vurgu yapıyor, belki de bu nedenle yayını kararlaştırılan dergiye de Adalı ismini veriyordu.

Kısa bir hazırlık evresi sonunda Adalı’nın ilk sayısı Temmuz 2003’de çıktı.

Derginin sahibi Adalar Vakfı adına başkan Aykut Mutlu, yayın yönetmeni ve sorumlu yazı işleri müdürlüğünü de ben başkan yardımcısı sıfatı ile üstlenmiştim. Prens Adaları dergsinin son 6 sayısının da genel yayın yönetmenliğini yaptığımı not etmeliyim.

Derginin ilk sayısı kısa sürede tükendi. Ardından da abone kampanyası başladı.

İlk sayının sunuş yazısı yerine Adalar Vakfı Yönetim kurulu imzasını taşıyan ve “10 yıl sonra nasıl bir Ada istiyoruz?” başlığını taşıyan bildirge yayınlanmıştı.

Ağustos sayısında Aykut Mutlu imzasıyla yayınlanan sunuş yazısı ise, ilk sayının aldığı olumlu tepkilere bir teşekkür niteliğindeydi:

ADALI Dergisinin Ağustos sayısını iple çektik.

Yeni bir hamlenin içinde olan Adalar Vakfı’nın, çalışmalarını duyurmak, Adalılar ve Adalı kurumlar arasında bir iletişim ortamı oluşturmak için yayına başladığı Adalı Dergisi’nin ilk sayısı büyük ilgi gördü. Çok çeşitli kesim ve çevrelerden bize cesaret veren tepkiler aldık. Adalar’daki gazete bayileri ve kitapçılarda satışı yapılan dergi, ay sonunda gelindiğinde tükenmişti.

Bu olumlu tepkilerden hareketle abone çalışması başlattık. Umuyoruz ki Eylül başına kadar dergiye abone sayısı 500’ü aşar.
……
Dergimizin Ağustos sayısı daha da dolu hazırlandı. Adaların her biri, dengeli bir sayfa dağılımı ile dergide yer buldular. Yeni yazarlarımız, yeni gönüllülerimiz katkı sağladılar. İnanıyoruz ki bu katkı ve ilgi giderek artacak. Adalar Vakfı çalışmaları da daha güçlü ve geniş katılımlı olarak Ağustos boyunca sürecek.

Katkıda bulunan tüm Adalılara sonsuz teşekkürlerimizle.

Aykut Mutlu

Adalı dergisi, müthiş bir dinamizm yaratmıştı. Adalı yazarları eşsiz bir takım gibi çalışıyordu

Düzenlenen abone kampanyasına en çok Adalı yazarları destek oluyordu.

Necmi Tanyolaç, Akgün Tekin, Bercuhi Berberyan, Ahmet Tanrıverdi, Zafer Ataylan, Niyazi Dalyancı, Gündüz Mutluay, Reyhan Oksay, Oral Çalışlar, Bülent Baviker gibi Adalı yazarlarıyla Nuran Ataylan, Lale Tuna gibi dostlarımız, bir yanda derginin yayın kurulu gibi çalışıyor, bir yanda aylık düzenli yazıyor, haberler yetiştiriyor ama öte yandan çevrelerini Adalı abonesi yapmak için çaba gösteriyorlardı.

Adalı’nın birinci yılında Adalı abonesi sayısı 300’e, dergi satış sayısı da 800’e ulaşmıştı. Yerel bir dergi için olağanüstü bir sayıydı bu.

Birinci yılda ulaşılan bu tablo, yeni ve daha iddialı hedeflerin koyulmasını sağlıyordu. Aşağıdaki yazı derginin birinci yılında Adalı’da yayınlanmıştı:

ADALI 1 yaşında

Yayınına Temmuz 2003’te başlanan ADALI, Haziran 2004 sayısıyla birinci yılını doldurdu.
Her ay düzenli yayınlanan ADALI, Adalar’da çok önemli bir boşluğu doldurdu. Adalı kurumlar ve kişiler arasında çok önemli bir iletişim, çözüm, gündem oluşturma ve tartışma platformu oluşturan ADALI, yoluna 24 sayfa ile başlamış, ancak kısa sürede 36 sayfaya çıkmıştı.

ADALI, tümüyle gönüllü emek ve kaynaklarla yayımlanmakta. Kağıt, basım ve ofset hazırlık sponsorluklarla gerçekleştirilmekte. Yayına düzenli imzalı yazı, haber, fotoğraflarıyla katkıda bulunan Adalı’ların sayısı 90’a ulaştı. 12 sayıda 400’e yakın makale ve haber, 600’ün üzerinde fotoğraf yer aldı.

ADALI abone sayısı 300’e, toplam satış sayı başına 800’e çıktı.
ADALI abone sayısının, özellikle 2004 yaz aylarında yapılacak kampanyalarla 1000’e, toplam satış sayısının ise 2000’e çıkması hedefleniyor.

Ancak, Adalar’da yayınlanan bir derginin, çok önemli lojistik sorunlarıyla malul olacağı da bu süreçte anlaşılacaktı. Her şeyden önce Adalar üç ay yaşıyordu. Yani yaz aylarında. Sonrasında büyük çoğunluk şehre göçüyordu. Adalı abonelerinin büyük bölümü ise yazlıkçılardan oluşmaktaydı. Adalar’da yaşayanlar ve çalışanların ise dergi okuyuculuğu ya da aboneliği gibi bir alışkanlığı yoktu. Yine de haksızlık etmeyelim: Derginin daha ilk sayısından itibaren hem satışa, hem abone çalışmasına hiç de mecburiyetleri olmamasına rağmen destek olan gerçek Adalıları, Kasap Faruk’un Fikri’sini ve tüm çalışanlarını, Affan Kırtasiye’yi, öte yandan daha ilk sayıdan itibaren bugüne kadar derginin en çok satıldığı yer olan İksidas Kitabevi’ni ve sevgili Ferruh Ertürk ile Mihail’i özellikle anmamız gerekiyor.

Abone sayısı 350’ye ulaşmıştı ama dağıtım başlı başına bir sorundu.

Dağıtım sorununun yanı sıra yeni aboneliklerin de daha profesyonel bir elden yürütülmesi için, o günlerde gelişmeye başlamış olan ve Adalı gibi yerel ya da mesleki dergilerin dağıtımı ve aboneliklerini üstlenen Abonet sistemiyle anlaşma yapıldı.

Buna rağmen abone dağıtımındaki aksamaların bir türlü giderilememesi, abonelerin eline derginin geç ulaşması gibi sorunlarla birleşince, başlangıçta yakalanmış o abonelik ve satış heyecanı giderek düştü.

Ama derginin içeriği de biçimi de her zaman takdir edildi. Dergi her zaman arandı. Dergi yazarları arasında müthiş bir sevgi bağı ve sinerji oluştu.

İlk 5 yıl baskı, kağıt ve hazırlık sponsorlarla karşılanıyor. Alınan reklam ve satış gelirleri vakfa gelir oluyor

Derginin ilk 5 yıl çıkmış tüm sayıları, Ekin Yazım Merkezi, Bileşim matbaası sponsorluklarıyla yayımlanmış, vakfa maddi bir külfet yaratmadığı gibi, özellikle Necmi Tanyolaç’ın ilişkileriyle alınan reklamlar da önemli bir gelir kaynağı oluşturmuştu. Vakfın mekan kirası ve çalışanlarının ücretleri de ilk 5 yıl bu gelirlerle karşılandı dense yeridir.

Dergi Adalar Vakfı’nın dergisiydi ama hiç bir zaman Adalar Vakfı yönetiminin yayın organı olmadı, bağımsız yapısını korudu

Derginin yayınına karar verildiğinde, Adalı’nın Adalar Vakfı Yönetim kurulu ile ilişkilerini de tanımlamıştık. Vakıf yönetimi adına benimle birlikte aynı zamanda yayın kurulunda da görev alan Necmi Tanyolaç sorumlu olacaklardı. Yönetim Kurulu dergiye müdahale etmeyecekti. Bu konuda başkan Aykut Mutlu’nun tutumunu özellikle not etmek isterim. Zaman zaman, özellikle de belediye başkanı Coşkun Özden’in AKP’ye transfer olmasının ardından çıkan haber ve yorum yazılarına gösterilen tepkiye öylesine kalkan oldu, bize üzerindeki baskıyı öylesine az yansıttı ki, basınımızın bu günlerde karşı karşıya kaldığı sansür ve otosansürü gözleyince, ne şanslıymışız diyorum.

Ben de kişisel olarak bu baskılara maruz kaldım, ama yazarlarımıza bunu asla yansıtmamaya çalıştım, onların başının dik durmasına özen gösterdim. Tabii aramızda basının duayeni, Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı da yapmış ve başından çok badireler geçmiş sevgili Necmi abimizle, Günaydın gibi bir devi yönetmiş Akgün Tekin’in varlığı da özel bir cesaret kaynağıydı hepimiz için.

Lale Tuna ve Hasan Çetin dönemi

Ben kendimi yayıncı bilirim, hayatım da periyodik yayınlar yönetmekle geçti ama Adalı’nın içerik kalitesinin en yüksek olduğu yılları ben, Lale Tuna ile Hasan Çetin’in birlikte dergiye sahip çıktığı yıllar olarak tanımlıyorum. O dönemde Hasan Çetin’in editörlüğünü yaptığı dosya konuları, hâlâ Adalar’ın temel sorunları açısından başvuru kaynağıdır benim için.

İlk 5 yıl sonrasında tempo düşüyor

2008 sonuna gelindiğinde, dergi artık o kuruluş yıllarının heyecanını, şevkini biraz yitirmeye başlamıştı.

Lale Tuna’nın dergiden ve vakıf yönetiminden ayrılışı, o günlerde benim ilgimin Adaevi ve Adalar Müzesi’ne kaymasıyla birleşince, dergide aksamalar yaşanmaya başlandı. Necmi Tanyolaç da eşini kaybetmiş ve kendisini henüz toparlayamamıştı.

Dergi 2009’un ilk 6 ayında ancak 2 sayı yayınlanabildi. İkinci yarıda toparlanma olduysa da asıl 2010 başlarında yenilenme yaşanacaktı.

İmdada, 2009 ilk aylarından itibaren müze çalışmaları nedeniyle aramıza katılan Serhat Baysan ve 2009’un ikinci yarısından itibaren müzenin halkla ilişkiler sorumluluğunu da üstlenen Esra Koç yetişti. 2010’un ilk sayısı, böyle bir yenilenmeyle başladı. Bu yenilenme Adalı’nın ocak sayısının sunuş yazısında şöyle duyurulmuştu:

ADALI…

Bu sayımızdan itibaren Adalı’da değişim başlıyor.
Geçen dergimizin künyesinde sessiz sedasız bir değişiklik gerçekleşmişti zaten.
Dergimizin yükünü yıllardır çeken, mutfağını sırtlanan Sevgili Lale Tuna, yaklaşık bir yıl önce, “Artık bana müsaade” demişti. Ardından, uzun bir geçiş dönemi yaşandı. Bu geçişi, ben karınca kararınca yerine getirmeye çalıştım. Ama benim de vakfın da öncelikleri biraz farklı alanlara dağılmıştı. Aksamalar da bu nedenle yaşandı. Yeni bir yazı işleri sorumlusu atamadığımız için, derginin yasal sorumluluğu da Lale’nin üzerinde kaldı.
Nihayet geçen sayıdan itibaren Esra Koç arkadaşımız, hem fiili ve hem
de resmi sorumluluğu üzerine aldı.
Ama yazının girişine aldığım değişim, bundan ibaret değil. Adalı, uzun sure dar bir yayın kurulunun sorumluluğunda hazırlanmaktaydı. Gazeteciliğin duayenlerinden iki önemli isim, Necmi Tanyolaç ve Akgün Tekin ile paylaşmıştık bu sorumluluğu. Ardından Sevgili Lale de katılmıştı aramıza.
Akgün Tekin, yakalandığı hastalığa rağmen, son günlerine kadar derginin her şeyiyle ilgilendi. O’nu 2007 yılı başında kaybettik.
Necmi Tanyolaç’ın ilgisi ise hiç eksik olmadı.
2003’te başladık Adalı’nın yayınına, dile kolay tam 7 yıl geçmiş. Onbinlerce satan dergilerin sahneden çekildiği bir 7 yıldan söz ediyorum. Yüzbinler satan gazetelerin kapandığı ya da her düzeyde
önemli değişimler geçirdiği bir 7 yıldan… Değişim sırası, şimdi Adalı’da. Ama kapanmak ya da yayımını durdurmak yok gündemimizde. Tazelenmek, yenilenmek var.

İşte sözünü ettiğim değişim, önce yazı işleri ve mutfak sorumluluğu, ardından yayın kurulu ile başladı. Yayın Kurulu’na, basın yayın alanlarında önemli deneyime sahip yeni Adalılar katıldı. Bu ve önümüzdeki sayılardan itibaren yeni yüzler, yeni imzalar da katılacak. Ve daha da önemlisi, hem içerik ve hem de biçim değişimi gelecek ardından.

Daha renkli, daha doyurucu, daha hareketli ve daha Adalı bir Adalı’mız olacak. Önümüzdeki sayılarda…

Esra Koç ve Mehmet Arıduru dönemi

2010 yılının, aynı zamanda müzenin kuruluş yılı olması, bu kuruluş sürecinde çok büyük sorunlarla başetmek zorunda kalınması, dergiye vakıf yönetiminin ilgisini tümüyle azaltmış, her şey Esra Koç ile sevgili Heybeliadalı dostumuz Mehmet Arıduru ile sayıları onlar sayesinde giderek artan Adalı yazarlarının üzerine kalmıştı.

Derginin bu döneminde çıkmış 71. sayının yazarlarına ve katkıda bulunanlarına şöyle bir gözatmak yeter sanıyorum:

Figen Kumru Akşit, Jano Arabiano, Mehmet Avni Arıduru, Serda Arslan, Korhan Atay, Zafer Ataylan, Ümit Ayaz, Bülent Baviker, Serhat Baysan, Bercuhi Berberyan, Halim Bulutoğlu, Sosi Cındoyan, Hrant Dink, Ulaş Gürpınar, Avedis Kevork Hilkat, Deniz Koç, Esra Koç, Ekim Menemencioğlu, Aykut Mutlu, Gündüz Mutluay, Abdullah Onay, Hakan Öge, Mustafa Özmat, Nilgün Pala, Mehmet Sakınç, Ahmet Tanrıverdi, Necmi Tanyolaç, Cenk Yaltırak, Handan Yalvaç.

Bir de 72. sayıya bakalım:

Mehmet Arıduru, Korhan Atay, Zafer Ataylan, Ümit Ayaz, Bercuhi Berberyan, Halim Bulutoğlu, Kadir Can, Ritta Cankoçak, Sosi Cındoyan, Pakrat Estukyan, Korhan Gümüş, Hasan Hararlı, Avedis Hilkat, Deniz Koç, Esra Koç, Dr. Ayşe Y. Kubilay, Ekim Menemencioğlu, Aykut Mutlu, Gündüz Mutluay, Nilgün Pala, Stefo Seyisoğlu, Serap G. Şenalp, Ahmet Tanrıverdi, Necmi Tanyolaç, Haris Teodoridis.

2010 yılı sonuna gelindiğinde, kaynakları ve enerjisi Adalar Müzesi’nin kahırlı bir kuruluş süreciyle iyice tükenmiş bir Adalar Vakfı vardı. Kaynaklar tümüyle müze için seferber edilmiş, Adalı dahil her şey ikinci plana düşmüştü.

Yarı gönüllü olarak katkıda bulunan Esra Koç’un ve Mehmet Arıduru’nun ilgilerinin tam da 79. sayının hazırlıkları sırasında çok yakınlarının ağır hastalığı nedeniyle dergiden uzaklaşması, dergide yeni bir kopuşu beraberinde getiriyordu.

Adalı yeniden kesintili çıkmaya başlamıştı.
2011 yılına kadar böyle devam etti. Adalı’ya tamam mı, devam mı denilmeye başlanan günlere gelinmişti. Adalı yazarlarının direnci olmasa havlu atmak işten bile değildi.

Bu dönemde de imdada, sevgili Ömer Faruk Berksan yetişti.

2011 yılı sonlarıydı sanıyorum. Yönetim kurulu toplantımızın gündemindeydi yine Adalı dergisi. Bir teklifte bulundu: “Bırakın vakıf adına derginin tüm sorumluluğunu ben üstleneyim.” Bir an için bile düşünmedim, evet dedim.

İşte bu son değişim, 2012 mayıs ayında gerçekleşti.

Bu sayıya Ömer Faruk Berksan’ın yazdığı sunuş yazısı, aynı zamanda bu bayrak değişiminin de öyküsü niteliğindeydi.

Adalı’da Bayrak Değişimi

Adalı Dergisi, Adalar’ımıza renk getirdi. Başladığı günden bu yana zevkle takip ediyorum. Sevgili Halim Bulutoğlu, bitmeyen enerjisi ile dergimizi bugünlere kadar taşıdı. Artan sorumluluğu ve işleri O’nu zorlamaya başlayınca, bana “Haydi sıra sende!” dedi ve bayrağı elime tutuşturuverdi.

Geçmişte bir iki dergi çıkarmıştım. Deneyimim olmuştu, ama Adalar gibi entelektüel seviyenin yüksek olduğu bir yerde, bu iş o kadar kolay olmasa gerek. Ne yapayım ki beni denemek zorundasınız. Beğenirseniz bana aferin der, beğenmezseniz hesabını Halim Bulutoğlu’na sorarsınız.

Başlangıçta Adalı’nın çizgisinde önemli bir değişiklik düşünmüyorum. Ancak zamanla Adalıların talebine göre esnemeler yapabilirim.
Benim Adalı’mda siyasi görüşler olabilir, ama siyaset olmayacak. İktisadi görüşler olabilir, ama ticaret olmayacak. Taraf olmadan tarafların görüşlerine yer vermeye gayret edeceğim. Elbette benim de sizler gibi görüşlerim var, ama Adalı’da çıkan yazılardan dolayı, kimse bana falan görüşü destekliyorsun diyemeyecek! Adalarımız hakkında bilgiler, haberler devam edecek. Adalar’daki önemli gelişmeler, kararlar, tartışmalar yer alacak. Tabii ki gerçek Adalı olmanın en önemli yanı kültürel haberlerin kalitesinde yatıyor. Adalı’nın sayfaları her zaman kültüre ve bilime açık olacaktır.

Bir diğer yenilik de her sayıda Adalar’ımızı ziyaret eden yerli ve yabancı turistler için otel, lokanta, müze, ziyaret yerleri, ulaşım için tarife bilgileri ve haritaların olduğu bir ‘insert’e yer vereceğiz. Önce Türkçe ve İngilizce olacak, sonra başka lisanları da ilave etmeye gayret edeceğiz. ‘Ek Sayfalar’ olarak vereceğimiz bu bilgiler, her sayıda güncellenecektir.

Adalı Dergisi, gönüllü Adalıların ürünüdür. Adalıları yerine göre uyarmak, haberdar etmek, mutlu etmek için, Adalı olduklarından gurur duymaları için yayınlanacaktır. Yazı İşleri Müdürüm, deneyimli bir arkadaşımız olan Semra Uzuner’dir. Her zaman ona (semiramis_feyruz@hotmail.com) ve bana (fberksan@kar.com.tr) e-posta adreslerimizden ulaşabilirsiniz.

Her zaman desteğinizi, tavsiyelerinizi, tenkitlerinizi bekliyoruz. Yazılarınızla, Adalı hatıralarınızla, fotoğraflarınızla bize destek olursanız, başarı şansımızı arttırırsınız. Adalı, başka bir kimsenin, kurumun veya görüşün değil, sadece Adalıların olacak, sadece gerçek Adalıların sesini duyuracaktır.
Ö. Faruk Berksan

100.Sayı

İstanbul Adaları gibi kış nüfusu 7-8 binlerde olan, bir yerleşimde, basılı medyaya ilginin bu kadar azaldığı bir dönemde, aylık yerel bir derginin inatla çıkıyor oluşuna şapka çıkarılmaz da ne yapılır?

Ömer Faruk Berksan’ın Adalar Vakfı adına sahipliği ve Semra Uzuner’in de sorumlu yazı işleri müdürlüğü altında Mayıs 2012’den itibaren başarıyla süren yayın serüveni, 100. sayıyı yaşamanın gururunu de hepimize yaşatmıştı.

Bu sayıya yazdığı sunuş yazısını buraya almak istiyorum.

Adalı Dergisi, 100. sayıya ulaştı

Aylık bir dergi için 100. sayı ve 10. yıl, bu sektördekiler için çok şey ifade ediyor. Bu bir başarıdır. Ben son bir buçuk yılı Semra Uzuner kardeşimle götürmeye çalışıyorum ve ne kadar zor olduğunu görüyorum. Dergiyi bize kadar ulaştıran başta Halim Bulutoğlu olmak üzere emeği geçenlere çok teşekkürler.

Yönetim olarak bir ikilem içindeyiz. Bir yanda başarısı ve beğenenleri artan bir dergi varken, diğer yanda internet ve görsel medyanın etkisi ile satışında zorlanılan bir dergi var. İşin garibi her ikisi de aynı dergi, yani Adalı.
Geçen sayıda artık sanal ortamda devam edeceğimizi ilan etmiştik. Bu kararımıza çok tepki ve eleştiri aldık. Dergi tam istediğimiz kıvama geldi dediler, yazarlarına neden danışmadınız dediler, elle tutulan bir derginin yerini sanal ortamda sağlayamazsınız dediler. …

Gerçekten sessiz ve prensiplerine sadık hareket ederek, politikasını değiştirmeyen dergimizin girişimleri ile Adalar’ımızda bir kıpırdanma var. Sağlık sorunlarında çözüme gidiliyor, Sanatoryuma sahip çıkılıyor, Heybeliada Kütüphanesi ihalesi yapıldı, açılıyor. Daha neler neler.


Sizlerden biraz daha katılım bekliyoruz. Bize görüşlerinizi yazın, dergimizde bulunmasını arzu ettiğiniz konuları bildirin. Tenkitleriniz bize yön versin.
Sizinle daha güzel bir ortamda bir arada olma dileğiyle.
Ömer Faruk Berksan

“Adalar’ın ve Adalar Vakfı’nın 30 yılı”* kitabının Adalı dergisine ayrılmış bölümü buraya kadardı. İlk 100 sayıya kadar.

Kitabın o bölümünü şu cümleyle sonlandırmışım: “Peki ben nice 100 sayılara Adalı dergisi dersem, beni duyan, bana inanan olur mu? Ben diyeyim de…”

İkinci yüz sayı dönemi:

İlk 100 sayının yayınlandığı Temmuz 2003 – Ekim 2013 dönemine ilişkin öykü “ben nice 100 sayılara Adalı dergisi dersem, beni duyan, bana inanan olur mu?” diye bitmiş ya.

Bu satırlar kaleme alındığında, yani 2022 Şubat ayında ikinci yüz sayıya da ulaşılmış. Gerçekten de inanılır gibi değil.

İkinci yüz sayının öyküsü üzerine de birkaç söz etmek gerekecek. Belki daha ayrıntılısı, “Adalar’ın ve Adalar Vakfı’nın 40 yılı” kitabında yer bulur. Belki.

2015

www.adalidergisi.com sitesi yenilendi: Adalı artık internette daha etkin…

Adalı internette uzun süredir bir adrese sahipti. Bu adresten derginin PDF formatındaki nüshalarına ulaşılabiliyordu. Ama web’in sağladığı diğer olanaklar kullanılmıyordu. Okuyucularla etkin, interaktif ilişki kuracak bir yapı ve içerik yoktu.

Bu eksiklik, uzunca bir süredir yürütülen çalışmalar sonucunda 2015 yılı başında giderildi. Adalar Vakfı’na, Adalar Müzesi ve yayıncılık projeleri üzerinden 2009 yılından itibaren profesyonel destek veren Bülent Özden ve şirketi Harikalar Kutusu, gerçekten de adı üstünde harikalar yaratan bir performans ile neredeyse her adımda imdadımıza yetişmekteydi. Yeni site mi kurulacak? Bülent göreve hazır! Zaten kuruluşunu yaptığı müzenin elektronik altyapısında bir sorun mu var, hızır gibi yetişir. Yeni web sitesine mi ihtiyaç var, orada. Mesleği bilgisayar mühendisliği ama elinden her iş gelir. Titiz mi titiz. Adalı dergisinin web sitesi düşüncesi ortaya çıktığında ve bu ihtiyaç dile geldiğinde bir an bile ikirciklenmeden projelendirmiş ve çalışmaya başlamıştı bile. Ve 2015 başına da yetişti. Adalidergisi.com üzerinden ulaşılabilen tüm sayılar, gerçek anlamda bir arşiv niteliğinde. O gün bugündür site, çeşitli ihtiyaçlarla büyüdü de büyüdü. Eklentiler arttı da arttı.

Vakıf yönetim kurulunun verdiği kararla, dergi hem basılı ve hem de internet üzerinden yayınlanacaktı. Ama maliyetler yükselmekteydi. Vakfın kaynakları ise sınırlı kalmaya devam ediyordu. Derginin ilk yıllarındaki sponsorluk desteği azalmıştı. Reklam geliri ise neredeyse sıfıra inmişti. Bütün periyodik yayınlar için geçerli olan sıkıntılar, bir yerel yayın organı olan Adalı’nın üzerindeydi. Hem de fazlasıyla.

Basılı yayın kökenliler olarak dergiyi tümden internet ortamına taşımak içimizden gelmiyordu. Ama nereye kadar direnecektik? Bakacak ve görecektik.

Yeni web sitesi, Ocak 2015 sunuş yazısında yerini almıştı. Yazının bir bölümünü buraya almak istiyorum:

Aralık 2014 sayısıyla birlikte, derginin www.adalidergisi.com adresindeki yapısı tümüyle yenilendi.

Basılı mecraların internet versiyonlarında, basılı organın bire bir tekrarı tercih edilmiyor.

Ülkemizde ve dünyada, basılı organların çok kapsamlı, işlevli internet siteleri var. Üstelik basılı yayından çok daha geniş kitlelere ulaşılıyor, internetin sınırsızlığıyla çok daha etkin kullanılıyor.

Günlük, haftalık, aylık yayınların internet siteleri, anlık değişiklikleri, gelişmeleri okuyucularına yansıtabiliyor. Ama basılı yayınla rekabet içinde de olmuyor. Onu tamamlıyor, daha etkin hale getiriyor.

İşte Adalı’nın internet versiyonunu planlar ve hazırlarken, bu iyi örnekleri göz önüne aldık.

Adalı’nın arşiv değeri İnternet yayınıyla daha da arttı

Adalı Dergisi’nin ilk yayınına, Temmuz 2003 yılında Adalar Vakfı Yönetim Kurulu kararıyla başlanmıştı. Derginin sahibi Adalar Vakfı. Ama dergi hiçbir zaman, biçimsel anlamda Adalar Vakfı’nın dergisi olmadı. Resmi yayın gibi düşünülmedi. Adalar’ın güncel-aktüel kaydını tutmak, gelişmelere tanıklık etmesini sağlamak ve bu yanıyla da arşivini oluşturmak amaçlandı. 11 yıldır kesintisiz olarak yayınlanan Adalı, yazarlarının makaleleri, dergide yer alan haberler, fotoğraflar ard arda eklendiğinde, ansiklopedik bir kaynak ortaya çıkıyor. Hemen her konuda çok farklı değerlendirmeler, bilgiler içeren müthiş bir kaynak.

Ben, kişisel olarak, bunun kıymetini, yazdığım ve 2014 Haziran ayında yayınlanan “Adalar’ın ve Adalar Vakfı’nın 30 Yılı” kitabımda çok iyi anladım.

Adalar’ın son 11 yılı üzerine çalışma, araştırma yapacak herkesin de bu kaynağa ihtiyacı olduğu düşüncesindeyim.

Adalar Vakfı’nın Adalar Müzesi dahil bütün projelerinin internet sitelerini hazırlayan Harikalar Kutusu şirketi ve onun yöneticileri Sevgili Bülent Özden ve Banu Barmak arkadaşlarımızla Adalı Dergisi’nin internet sitesini yaklaşık 5 ay önce ele aldığımızda, öncelikle bu ihtiyacı nasıl karşılarız sorusundan başladık.

11 yıllık dergiyi, tüm yazarları, fotoğrafları ve haberleriyle internete taşımak tam bir çılgınlıktı.

Bu işi şu anda gerçek anlamda yapabilen günlük-haftalık-aylık bir yayın organı da yok ülkemizde. Sadece Milliyet Gazetesi tüm sayılarını internete pdf ortamında taşıdı. Bu dokümanları bir veritabanı üzerinden ulaşılır hale getirdi. Ama bulduğunuz dokümanlar, pdf ortamında olduğu için çok kullanılır olamıyor. Sadece okunuyor o kadar.

Biz ise, hem okunur, hem taşınabilir, kopyalanabilir kılacaktık.

Hemen söyleyeyim ki, bunu başardık. Aralık 2014 sayısı, tümüyle bu formatta siteye kondu. Şimdi geriye doğru gidiliyor.

Ve eminim, kısa bir süre içinde 11 yıllık tüm sayılar bu şekilde yerini almış olacak.

Aslında bu, Sevgili Bülent’in de rüyasıydı. O müthiş çalışkanlığı, yaratıcılığı ve titizliğiyle, daha azına razı olmak istemedi. Çılgınlık parayla değil. Teşekkürler Bülent. Teşekkürler Banu.

Aralık ayı içinde sitede yeni haber ve araştırmalar

Siteye Aralık sayısı koymakla yetinmedik. Sitenin ana sayfası, dergide de olmayan haber ve araştırmalarla sürekli bakılan, okunan bir sayfa olmalıydı. Zaten tasarım da buna göre yapılmıştı.

İsteyen dergiyi okuyabilecek, ama öte yandan Adalar’da ne olup bittiği konusunda haberlere de ulaşabilecek, sosyal medyayı izleyebilecek, derginin internet sitesi için özel üretilmiş haber ve araştırmalara da ulaşabilecekti.

Yapı buna göre kuruldu ama asıl önemlisi bu yapıyı dolduracak haber ve araştırmaların üretilmesiydi. Kolay değildi, çalışacak insan, mesai gerektiriyordu, dikkat gerektiriyordu.

Aralık başından bu değerlendirmenin yazıldığı tarihe kadar geçen 20 günlük süre içinde sitede, derginin basılı nüshalarında olmayan 4 özel araştırma yayınlanmış, 10 da farklı güncel haber eklenmişti.

Derginin facebook sayfası 20 gün içinde 600’e yakın beğenme aldı.

Önemli haber ve araştırmaların her biri bu 20 gün içinde 100-200 kez okundu.

Daha önce derginin basılı yayınlarında erişilemeyen bir etkileşim hızı gerçekleşmiş oldu. Bunu yayınlanan haber ve araştırmaların konuşulur aktarılır olmasından da anlıyorduk.

Henüz işin başındaydık ama bu sonuçlara sevindik. Yaptığımız işin karşılık bulduğunu gördük.

Şevkimiz arttı.

Siteye ve dergiye sahip çıkmak

Yaklaşık bir yıl önce, yazarlarımızla yaptığımız bir ortak toplantıda, acaba basılı yayına son versek, dergiyi internete taşısak mı sorusu ortaya atılmıştı. Kimsenin gönlü basılı yayından vazgeçmekten yana olmadı. Ama internetin olanakları da değerlendirilmeliydi.

Şimdi bu da gerçekleşmiş oldu.

Ama her şey, kurulan yapının içinin iyi bir şekilde doldurulmasına bağlı.

Bu da, sadece Adalar Vakfı yöneticilerinin, derginin sorumluluğunu üstlenen arkadaşlarımızın ve yazıları-fotoğraflarıyla düzenli katkıda bulunan Adalı dostlarımızın değil, tüm Adalıların görevi.

Desteğinizi, katkınızı bekliyoruz.

2016

Adalı dergisi artık yaz sezonu dışında tümüyle internette

2015 yılı boyunca dergi bir yandan basılı, öte yandan internette yayınını sürdürdü. 2015 yılında yapılan Adalar Vakfı Genel Kurulu’nda, maddi koşullar da dikkate alınarak, 2016 yılından itibaren derginin yaz ayları dışında tümüyle internetten yayınlanması konusu gündem oldu ve tartışıldı. Bu kararı vermek kolay değildi. İnternette yayınla birlikte derginin zaten düşmüş olan bayi satışı iyice azalmıştı. Zaten dağıtım başlı başına problemdi. Adalar dışı dağıtım konusu uzun zamandır iyi gitmiyordu. İstanbul’da birkaç bayi ve kitapçıda bulundurmaya çalıştığımız dergilerin takibi ve tahsilatları da başlı başına sorun haline gelmişti. Aynı durum Kınalıada ve Burgaz için de geçerliydi. Derginin basılı versiyonu, sadece bir prestij ve varlık anlamı taşır konumdaydı. Uzun tartışmalardan sonra, 2016 yılında Haziran-Temmuz-Ağustos ve Eylül sayıları dışında derginin basılmaması, internetten yayının sürdürülmesi kararı verildi.

2016-2017 ve 2018 yıllarında bu karar uygulandı. 2019 yılından itibaren de bundan da vazgeçilip, sadece internet üzerinden yayına devam edildi.

31 Mayıs 2018

Dergi yayın yönetiminde değişim. Semra arkadaşımızın vedası ve teşekkür

2012 başında derginin yönetimini üstlenen yönetim kurulu üyemiz Ömer Faruk Berksan’ın teklifiyle Mayıs 2012’de göreve başlayan yazı işleri müdürümüz Semra Askeri Uzuner, 2018 Mayıs sayısında kaleme aldığı yazıyla Ada’ya ve Adalı’ya veda etti.

2018 Mart ayında çok sevdiği adalarından ayrılmak zorunda kalmışlardı eşiyle birlikte. Sağlık sorunları vardı. Adanın nemli havası, özellikle kış aylarında başedemeyecekleri sorunlar yaratmıştı. Bir süredir bunun sıkıntısını çekiyorlardı. Sonunda eşiyle karar verdiler ve tavsiyeler üzerine önce şehre, ardından da Ayvalık’a taşınmaya karar verdiler.

İş yeniden başa düşmüştü. 2009’da bıraktığım, sonra 2011 yılında kısa bir süre de olsa yeniden üstlendiğim dergi yönetmenliğini, 2012 mayısından itibaren gönül rahatlığıyla teslim ettiğim arkadaşlarımızdan önce Faruk Berksan (2014 sonlarında) sonra da, Semra sağlık sorunlarıyla ayrılmak zorunda kaldılar. Boşlukları kolay doldurulabilir değildi. Ama yapacak bir şey de yoktu.

2018 Haziran sayısına yazdığım Sunuş yazısının başlığı bu nedenle, “Yeniden Merhaba” olacaktı. Yazı aslında bir teşekkür yazısıydı. Her iki arkadaşımıza da bir teşekkür ve veda yazısı. Adalı’nın Mayıs 2012 sayısına atıfla başlıyordu yazı. Yazıyı kaleme alan Ömer Faruk Berksan’a atıfla. Şöyle:

Sunuş yazısında Ömer Faruk Berksan, birlikte çalışacağı arkadaşını da Adalı okurlarına duyuruyordu: “Yazı İşleri Müdürüm, deneyimli bir arkadaşımız olan Semra Uzuner’dir.” cümlesiyle.

Adalı okurları Semra’yı bu sözlerle tanıdılar.

Başta Adalı yazarları olmak üzere büyük Adalı ailesi Semra’yı çok sevdi.

Kesintisiz 6 yıl bu güzel ve zor görevi sürdürdü. Başarıyla…

Hep derim. Aylık dergi yayıncılığı zordur diye. Hele bugünün anlık iletişim ortamında iyice zorlaştı. Ne yapıp etseniz, ağzınızla kuş tutsanız gündemin dışında kalmaya mahkumsunuz. E, öyle olunca da ilgiyi canlı tutmak neredeyse imkansızlaşıyor. İmkansızı başarmak zorundasınız. Farklı bir kulvarı denemek zorundasınız. Bu noktada yazarlarınızın beceresi ve ilgisi daha bir önemli hale geliyor. Yazarlar da eğer bu işi gönüllü yapıyorsa, ister istemez daha hızlı dönüş aldıkları mecralara yöneliveriyor, size olan ilgilerini kaybediyorlar.

Semra işte bu imkansızı başarmasını bildi. Adalı’yı Adalı yapan yazarlarıyla gönül bağı kurmayı başardı. Yeni yazarlar kazandırdı. Marmara Adası’ndan bir Adalı yazarımız var biliyorsunuz. H. Can Yücel. Ne kadar güzel yazmış. Demiş ki “Adalı Dergisi, yazarlığa adım atmamı sağlayan çok önemli ve değerli bir yayın benim için.. Gönül ister ki 12 ay basılı olarak çıkmaya devam etsin. Ama hepimizin malumu gerekçelerle yaz ayları ile kısıtlı tutulmakta.

Kalemimi geliştirmemde bana çok yardımcı oldu bu yazılar. Sağ olsun Semra abla da çok yardımcı oldu. İlk yazım yayınlandığında ki heyecanım tarif edilemez!”

İşte böyle.

Bu yazı ona teşekkür için.

Ve O’nu bize kazandıran Ömer Faruk Berksan’a…

Biliyorum ki her ikisinin de gönlü bizimle.

Ve yine biliyorum ki, yollarımız er geç kesişecek.

Ada’da..

2020-2021

Pandemide yaşamımızı ısıtan yayınlarıyla Adalı dergisi: Aylık dergiye ilaveten haftalık bülten ve YouTube canlı yayınları

2020 Mart ayında bütün dünya ile birlikte ülkemizi de etkisi altına alan Covid-19 pandemisi, toplumsal yaşam ve sağlığımız için büyük bir tehdit oldu. İnsanlar evlerine kapandı, yalnızlaştı. Boyutunun ne olacağı ve ne kadar süreceği belli olmayan bu kapanma koşullarında insanların fiziksel olduğu kadar ruh sağlığı da etkilendi.

Bu koşullarda dayanışma ve haberleşmenin önemi büyüktü. Adalar’da bugün de varlığını sürdüren mahalle ve sokak dayanışma gruplarının kuruluşu, işte pandeminin ilk günlerinde hepimizi etkisi altına alan koşullarda başladı. İnsanlar Whatsapp üzerinden birbirlerinin varlığını, yalnız olmadıklarını hissettiler. Komşuluk güçlendi, dayanışma büyüdü.

Mahalle ve sokak dayanışma ağlarının bir talebi olarak şekillenen Adalar Pandemi Danışma Kurulu, bu sürecin başlarında oluştu. Aralarında sağlıkçıların da bulunduğu kurul, yerel yönetimle ilişki içinde 2020 nisanında 2021 mart ayına kadar yaklaşık 1 yıl süreyle aktif çalışma içinde oldu. Adalar’daki gelişmeleri izledi, İstanbul’da İBB tarafından kurulan Pandemi Danışma Kurulu ile ilişki içinde oldu, Adalar’da normalleşme süreci denilen açılımın iyi yönetilebilmesi için paydaşlarla ortak çalışmalar yaptı, öneriler geliştirdi ve paylaştı.

Adalar Pandemi Danışma Kurulu koordinasyonuyla yayına başlayan ve Adalı dergisi tarafından yayınlanan haftalık KORUNAda bülteni, gerek iletişim, gerekse bilgilenme açısından çok önemli bir işlev gördü. 9 Haziran 2020’de ilk sayısı çıkan bülten, son derece dolu içeriği ve pandemi dışında Adalar’ın günlük gelişmelerini, olan biteni de yansıtan içeriğiyle büyük ilgi gördü, okundu, paylaşıldı. Bülten, yaklaşık 10 ay, her hafta düzenli olarak yayımlandı. 17 Mart 2021’de çıkan son sayısıyla da yayın hayatına veda etti.

Danışma Kurulu ve Adalı dergisinin iş birliğinin bir başka alanı ise 29 Haziran 2020 tarihinde Adalı dergisi YouTube kanalı üzerinden başlayan canlı yayınlardı. Canlı yayında seçilen ilk konu da, o günün ihtiyaçlarına ve beklentilerine çok uygun bir konu üzerindeydi: Pandemi döneminde çok yaygın bir sorun haline gelen “kaygı” meselesi üzerine. Gündüz Vassaf ve Marianna Vasilliadiz’in konuk olarak katıldığı söyleşi önemliydi. Arkası geldi. 2020 Temmuz’unda iki, Eylül’de bir canlı yayın sonrası, 20 Aralık 2020’de başlayan ve 2021 Haziran ayına kadar süren 6 aylık dönemde, her Pazar saat 14.00’de Adalıları ve ilgilileri ekran başına toplayan canlı yayınlar dizisi başladı. Bu yayınlar, sağlık-edebiyat-sanat gibi konuları içerse de esas olarak, Adalar’ın yakıcı güncel sorunlarına ışı tutan, konunun birinci derecedeki paydaşlarını bir araya getiren ve katılımı önceleyen birer forum niteliği taşıdı ve çok önemli sonuçları oldu. Halen döne döne izlenen ve sürekli başvurulacak bir arşiv niteliği taşıyan bu yayınlar dizisiyle Adalı dergisi, çok daha yaygın bilinirliğe, izlenirliğe ulaştı.

Ve 2022

Bu ay, Adalı dergisinin 200’üncü sayısını sunuyoruz sizlere.

Adalı’nın 2003-2022 serüvenini belli başlıklarıyla içeren bu derleme de, derginin artık tek dokunuşla akıllı cihazlarınızdan erişilebilen 200 numaralı Şubat sayısında yayınlanıyor.

Ve 200’üncü bu sayı, yeni formatı, tasarımı ve içeriği ile de önemli bir değişimin işaretini veriyor okuyucularına.

Gelecek yıllar ve yeni yüz sayılar için…


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.