Paylaş
Tüm Sayılar      2022      Sayı 202 – Nisan 2022      Dergimizin 200. Sayısı ve Ben

Dergimizin 200. Sayısı ve Ben

Yayınlanma Tarihi: 01 Nisan 2022  /  Son Güncellenme: 01 Nisan 2022

Zaman nasıl da çabuk geçiyor değil mi? Vallahi 200. sayıya vardığımızı fark etmemiştim bile. Bunca yıldır günü geldiğinde hiç hesap kitap yapmadan yazıvermişim yazımı. Hem de her koşulda, her durumda, ülke dışında olduğum zamanlarda bile aksatmamışım. Dergi olarak basılı olduğu günlerde, tabii önce hiç eksilmeyen bir heyecan ve merakla kendi yazımı okuduktan sonra başucumda durur, ay boyunca köşesini bucağını okur adeta hatmederdim. Artık internet ortamında olduğundan, yine önce bir çırpıda kendi yazımı okuyor, sonra bilgisayar başına oturdukça elimdeki iş biter bitmez, rastgele açıp göz atıyorum; ya tanıyıp bildiğim isimlere ya da ilgimi çeken resimlere göre.

Bu yüzden olacak en başta fark edemedim 200. sayı olduğunu. Gerçi bir sayı öncesinden 199u görüp anlamam ve de ona göre bir yazı yazmam gerekirdi ama dedim ya ben Adalı için yazdığım yazılar konusunda adeta otomatiğe takmış gibiyim. İki elim kanda olsa o yazı yazılır. Bu belki artık değişmesi pek mümkün olmayan, kana işlemiş adalılık ruhunun etkisidir bilemiyorum. Ya da basitçe bizim nesle özgü yerleşmiş görev bilincidir. Her neyse, sonuç olarak, eğer Halim Bulutoğlu uyarmasaydı 200e vardığımızın farkına bile varmayacaktım. Tabii hemen yeniden ve bu kez titizlikle incelemeye oturduğumda nasıl duygulandım bilemezsiniz. Kimler gelmiş, kimler geçmiş… Hele sevgili Halim Bulutoğlunun yazısını okuduğumda resmen gözlerim doldu. Sadakatle ta en baştan hiç aksatmadan yazan yazarlara benim adımı seçerek teşekkür etmesi öyle etkiledi ki.

Aslında ben ona teşekkür etmeliyim zira o, yazar kimliğimi, önce kendime sonra herkese kabul ettirmemi sağlayan isimlerden biridir. Tabii ki beni bu yolda yüreklendiren her yaşta ve konumda dostlarım var ama en başta Hrant Dink ve Halim Bulutoğlu gelir, bir de sevgili eski dostum Ahmet Tanrıverdi. Gerçi ilk oyunumu yazmıştım o zaman ama kendimi önce tiyatrocu olarak kabul etmiştim. Bana göre iyi bir tiyatrocu, oyun da yazabilir, oyun da yönetir, oyun da oynar. Yazdığım, Kınalı Adayla ilgili oyun, ummadığım bir sansasyon yaratınca, sevgili Ahmet yazmakta olduğu Adalı Dergisi için hem bir ada haberi hem de küçük bir söyleşi gibi bir yazı olsun istedi. Huyumu da bildiğindan, nasılsa kılı kırk yaracağımdan emin, Sen istediğin gibi yaz soruları cevapları, ben hallederim” dedi.

Yazdım gönderdim, derken bunu gören sevgili Halim, dergide Kınalı Adalı bir yazar da bulunsun istedi zira o yıllarda Kınalı’daydım ve aslımın Burgazlı olduğu belli değildi. Eh Kınalı’yla ilgili oyun da yazmıştım madem. Teklif etti. Hiç düşünmeden kabul ettim ve de başladım. Ki Burgazlı eski dostlar birazcık alınmışlardı da o süreçte, çakma Kınalılı olarak ada için oyun filan yazmışım, oralıymış gibi bir dergide yer almışım ama asıl vatan olan canım Burgaz’ı yok saymışım. Ne bilsinlerdi o zaman ki ben ileride yazar falan olacağım da kendi Adam için kitap bile yazacağım.

Gelelim sevgili Hrant’ın etkisine. Ki o da aşağı yukarı aynı zamanlara denk geliyor. Oyunumun gündemde olduğu dönemde, son derece saygısız davranarak beni sinirlendiren bir seyirciyi hedef alan bir yazı yazıp, Agos gazetesinin okuyucu köşesine koysunlar diye gönderivermiştim hışımla. İşte o da, Hrant’ın üslubumu ilginç bulup köşe yazarlığı teklif etmesine neden olmuştu. Doğrusu, dergi mi önceydi, gazete mi pek emin değilim ama o gün bu gündür elim hiç durmadı. İyi ki. Beni affedin Adalı okurları 200’ü zamanında fark edemediğim için ama ben birkaç ay sonra başlamışım meğer, yoksa bilgisayarımdaki listede görürdüm en azından. Yani ben henüz 200’üncü yazımı yazmamışım. O gün geldiğinde kendi kendime kutlama yazısı yazacağım. Umarım affedildi bu küçük hatam.

Hadi size yeni bir konu. Geçenlerde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için yapılan yemekli bir etkinlikte Zeynep Kamil Rotary Kulüp’ün özel konuğu oldum. Bu pandemi sürecinde nasıl ödlekçe yaşadığımı dostlar bilir. Arada bir mecburi market alışverişleri dışında hiçbir yere gitmiyorum, kalabalık yerlere girmiyorum, binde bir uğrayan bir iki eş dostla mesafeli ve kısa süreli kahve muhabbeti dışında kimseleri görmüyorum. Öyle ki bu davete icabet etmem hiç kolay olmadı. Vallahi beni rahat ettirmek için o kadar dikkat ettiler ki cidden mahcup oldum. Gelip evden arabayla aldılar, ta Moda Yelken Kulübü’ne götürdüler, sonra da geri getirdiler. Hem de Kurucu Başkan Dr. Berna Ilgın ve Dönem Başkanı Ali Berker Bilir birlikte geldiler, hani şoför falan da göndermediler.

U şeklinde kurulmuş masadaki servisler mesafeliydi. Kimse bana elini sürmedi. Bir iki mecburi el sıkışma oldu ama çaktırmadan hemen ellerimi kolonyaladım. Vallahi bu garip, hatta biraz manik halime kendim bile güldüm sonradan. Doğrusu, beni çok güzel ağırladılar, keyifliydi ve epey de onurlandırıcıydı. Birbirinden değerli insanlarla yemek yedik, kendimi tanıtan küçük bir konuşma yaptım, soruları cevapladım, karşılıklı sohbet ettik. Başkan bana bu güzel akşamı hatırlatacak bir armağan verdi ben de ona yanımda götürdüğüm son kitabımı imzaladım. Böylece ülke genelindeki bu sevimsiz ve sıkıntılı süreçte, anılarım arasına, titizlikle saklanacak bir renk daha katıldı.


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.