Paylaş
Tüm Sayılar      2022      Sayı 202 – Nisan 2022      Sit Alanlarında Yapılan Basit Onarım İşleri Bir Koruma Faaliyetidir

Sit Alanlarında Yapılan Basit Onarım İşleri Bir Koruma Faaliyetidir

Yayınlanma Tarihi: 01 Nisan 2022  /  Son Güncellenme: 03 Nisan 2022

İmar planı olmayan Adalar sit alanında inşaat faaliyetleri çok büyük oranda basit onarım izinleri alınarak yürütülmektedir. Koruma amaçlı imar planları olmayan sit alanlarında binaların yaşamlarını sürdürebilmeleri ve mal sahiplerinin binaları ile ilgili günlük konforlarını olumsuz etkileyen sorunları çözebilmelerinin tek yolu basit onarım izni almaktır.

Bu alınan izinlerle onarımlar yapılırken kültürel miras nasıl bir risk altındadır?

Basit Onarım?

Basit onarım imar mevzuatımızda projesiz ve inşaat ruhsatına tabii olmayan işlerdir. Adı üstünde basit bakım, tamir vb. gibi bir evde ev sahibinin o bina olan ilişkisini kolaylaştıran işleri kapsar. Bunlar binanın plan ve gabari özelliklerini ve pencere, kapı boşluklarını değiştirmeden, fazladan kullanım alanı kazanmadan yapılmasına yetkililerce izin verilen işlerdir. Boya, çatı aktarma, tesisatları yenileme, banyo- mutfak değişimi, seramik kaplama, parke kaplama, doğrama tamiri veya gerektiğinde değişimi, yalıtım, dış cephenin boyanması işleri bu iznin kapsamındadır.

Bugün uygulamalar nasıl olmaktadır

Uygulamada tam olarak işler böyle yürümez. Projesiz olarak binada bir şeyler yapabilme izni alan mal sahipleri, yükleniciler, bu inşaat faaliyetinden çıkar sağlayacak kim varsa bu izin sayesinde maalesef sanki yasaklar bahçesine bir tür dalabilme imtiyazını elde etmiş gibi davranırlar. Basit onarım izni böyle anlaşılır ve uygulanır.

Mal sahipleri sit alanlarında sahip oldukları tescilli veya tescilsiz evlerinde kendi yaşam tercihlerine göre birtakım değişiklikler talep ederler. Mal sahibi o mülkün sahibi olmanın kendisine böyle bir hak tanıdığını düşünür. İnşaatçılar da bu motivasyonu daha fazla iş üretmek için kullanırlar.

İş başlar, mal sahibinin talepleri sıralanır. Bu taleplerin hangilerinin yasal ve hangilerinin aykırılık olduğu konusunda mal sahipleri çoğunlukla yeterli bilgiye sahip değildir. Bu durum zaman zaman yüklenicinin de teşviki ile alınan iznin sınırlarının ötesine geçmeye başlar. Binalar ister kayıt altına alınmış (tescillenmiş) kültür mirası yapılar veya ister tescilsiz yapılar olsun, alınan izin, planda, gabaride değişiklik, çatı aralarına, balkonları, terasları kullanarak kapatmak vb. gibi aykırılıkları ortaya çıkmasına araç olabilir. Bu aykırılıkları gören komşuların bazıları şikayetçi olur, tutanaklar tutulur, inşaatlar mühürlenir, savcılıkta ifadeler verilir. En kötüsü mal sahibinin inşaat maliyetinin üstüne fazladan ödeyeceği encümen para cezalarıdır. Sonunda bizlere kalan bir daha geri dönülmez şekilde tahrip edilmiş, kimliksizleştirilmiş kültür mirasıdır.

Bu duruma düşmemek için yasal çerçeve içinde nasıl önlemler alınabilir?

Yükleniciler – Teknik Uygulama Sorumluları

Basit onarım özen gerektiren bir iştir. Doğru bir şantiye örgütlenmesini gerektirir. Bu işleri yüklenenler çoğunlukla yerel ustalardır. Bu kişilerin çoğunun bir zanaatı vardır. Marangozluk, sıvacılık, duvarcılık, çinkoculuk, dülgerlik, tesisatçılık, boyacılık vb. bunların hepsi saygın mesleklerdir ve tabii ki bu zanaatkârlar olmadan inşaat yapılamaz.

Fakat adı basit onarım da olsa sit alanlarında yapılan işlerin başında koruma eğitimi almış teknik insanların olması gerekir. Kendi alanında yetkin olan bir zanaatkârın basit onarım denilen fakat aslında bir koruma işi olan bu faaliyetin ayrıntılarına, hassasiyetlerine ve sürecine hâkim olması mümkün değildir. KUDEB bunun için verdiği izinlerde bir teknik uygulama sorumlusu istemektedir (TUS). Bu elemanın esas olarak sorumlu tutulması ve aykırılıklar durumunda meslek odasına da bildirilmesi ve TUS’a meslek kuruluşu tarafından yaptırım uygulanması gerekmektedir.  Bunun için KUDEB’in ilgili meslek odaları ile protokol yapması gerekir.

Vekalet ile yapılan iş takipleri

Önemli bir konu da KUDEB izinlerinin neredeyse yüzde doksanının vekaleten takip ediliyor olmasıdır. Bu vekalet alan kişiler günlük mevzuat akışını bilen ve idarelerin çalışma yöntemleri konusunda tecrübeli kişilerdir. Çoğunlukla tavsiye üzerine mal sahiplerinin öncelikle yönlendikleri veya yönlendirildikleri kişilerdir. Hatta TUS imzasını atacak teknik elemanı da bu kişiler bulur. Bu teknik elemanlar işi ya da şantiyeyi bilmeden sadece bu kişilerin getirdikleri evraklara imza atarlar.

Oysa KUDEB izin başvurularını kabul ederken vekalet taşıyandan veya hatta mal sahibinden, daha öncelikli olarak teknik uygulama sorumlusunu muhatap almalı ve izni ona vermelidir. Yani TUS’a.  Bina keşfi yapılırken TUS raportörler ile birlikte olmalı, gerektiğinde KUDEB tarafından aranmalı ve yetkilerle sürekli iletişim halinde olmalıdır. Bu denetim aşamalarının KUDEB tarafından işin başında belirlenen bir süreç takvimine bağlanması gereklidir.

KUDEB İzin Raporları

KUDEB tarafından hazırlanan raporların daha uyarıcı olması gerekir. Özellikle bu uyarıların TUS imzasını atan meslek insanına yönelik olması çok önemlidir.

KUDEB İzin Raporları’nın genel bir formatı olduğunu görüyoruz. Bu formatın daha kapsamlı hale gelmesi gerekir.

Standart rapor yazımlarında bulunan genel hususlar dışında raportör ekibi tarafından her binanın kendi özelinde gözlem ve tespitlerin yapılması bunların izin raporuna işlenmesi gerekir.

Binanın çürümüş ahşapları veya demirleri varsa bunların yerinde parça değiştirerek onarılması gerekir. Oysa birçok basit onarımda çürük olan veya olmayan tüm doğramaların veya demir parmaklıkların tamamı sökülmekte atılmakta ve yerine yepyeni çoğu zaman da özgün olandan farklı elemanlar takılmaktadır. Bu öncelikle bilgisizlikten ve farkındalık eksikliğinden sonra da yüklenicinin işi büyütme gayretinden kaynaklanmaktadır. Kültürel miras alanlarında yapılan basit onarım işlerinin de koruma faaliyetinin bir türü olduğunu bilmek lazımdır. Yapıların üzerindeki özgün malzemeyi korumak esastır.

Raporlara işlenmesinin ve onarım yapacak teknik uygulama sorumlusunun uyarılmasında önemli ve gerekli olduğunu düşündüğümüz bazı konuları sıralarsak:

  • Çatı malzemesinin özgün (kiremit, kurşun, bakır veya çinko) malzeme ile tamiri veya bu malzemelerle yeniden kaplanması. Ara dönemde, kumlu membran (rulo veya shingle formunda) kullanılmışsa bunun kaldırılıp yerine kiremit, kurşun veya çinko kullanılması. Çatı eğiminin gereği olarak alaturka kiremit veya Marsilya kiremiti kullanılması;
  • Murç sıvalı (renkli kırık taşlarla yapılmış mozaik sıvanın taraklanmış hali) yapılarda mantolama kesinlikle yapılmaması ve murç dokusunun yıkanarak ortaya çıkması ve bu şekilde korunması;
  • Betonarme veya normal sıvalı binalarda mantolama yapıldığında binanın eğer varsa döküm denizliklerinin gömülü kalmaması, dökme mozaik denizliklerin üzerine mermer denizlik konulmaması;

  • Karo siman ve dökme mozaiklerin kırılmadan korunması, (tesisat yenileme gibi zorunlu hallerde özgün mevcutlarının kopyalarının yapılması);
  • Tescilsiz bile olsa birçok yapıda karşılaştığımız yerinde dökme basamakları olan, korkuluk ve demir işçiliği değerli kargir merdivenlerin korunması;

  • Özgünlüğü saptanan iç ve dış kapılar, doğramalar, pervazlar, gömme dolap kapakları, tavan kaplamaları, pervaz ve süpürgelikler, ahşap merdiven, korkuluk ve tırabzanların korunması ya da özgün haline uygun olarak yenilenmesi;

  • Bahçe özgün duvarlarının tamir edilerek korunması, varsa duvarlardaki özgün taş veya tuğla dokunun saptanması, seramik veya yapay taşlarla kesinlikle kaplanmaması, harpuştaların tamir edilerek korunması;

  • Özgün Demir korkulukların kesinlikle korunması ve tamiri, hazır ferforje motiflerle veya alüminyum korkuluklarla değiştirilmemesi;

  • Binanın doğrama veya başka elemanları üzerinde bulunan dönemini anlatan özgün aksesuarların yerinde kalması korunması için ilk tespit toplantısında bir envanter hazırlanması: özgün kapı kolu, ispanyolet, zil, menteşe vb. gibi;

  • Bina cephelerine renk seçerken çevresel değerlere önem verilmesi;
  • Yağmur oluklarında ve iniş borularında çinko kullanımının teşvik edilmesi;
  • Çatı onarımlarında çatı boşluklarının havalanmasını engelleyecek kiremit altı malzemelerinin kullanılmaması;
  • Bahçe yüzey kaplamalarında mozaik döküm veya doğal taş kullanılması;
  • Binanın dönemsel özelliği ile uyuşmayan PVC veya alüminyum doğrama kullanılmaması;

  • Pencere ve kapılara, bina köşelerine hazır prekast çerçeve ve alınlıklar kesinlikle konulmaması;
  • Bir dönemin tel sıva yapıları onarılırken tescilsiz dahi olsalar yansıttıkları görsel karakterin zedelenmemesi, bozuk yerlerin gene aynı teknik ve malzeme ile onarılması gerekir;
  • Kaldırımların üzerine seramik kaplanmaması gibi daha da zenginleştirilecek hususların önemine dikkat çekiyoruz.

İşler bittiğinde elimizde korunmuş, bakımlı hale getirilmiş, kaldırabileceği kadar çağdaşlaşmış ve geleceğe aktarılabilecek bir yapı kalmalıdır.


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.