Kapak Fotoğrafı: Bülent Ergün Erol

Paylaş
Tüm Sayılar      2022      Sayı 207 – Eylül 2022      Yıllar Önce Basında Adalar: Eylül 1937

Yıllar Önce Basında Adalar: Eylül 1937


Yaz bitiyor, sonbahara giriyoruz. Tarihte yapmakta olduğumuz gezilere bu ay Ercüment Ekrem Talu’nun bir Büyükada yazısı ile başlıyoruz. Yazar yazısında geçmişe de göndermeler yaparak Ada’nın kendine özgü keyif mekânlarını, şaraplarını, ilginç kişilerini kıvrak bir üslupla anlatıyor.

Adalar’ın suyu konusu bu ayın gazetelerinde önemli yer tutuyor. Bir yıldan fazla zamandır gündemi meşgul eden artezyen kuyuları fiiliyata dökülmüş durumda. Bakalım nasıl sonuç verecek?

Bu arada gazetelere sıkışmış küçük bir haber o yılların toplumsal yapısı konusunda çok önemli ipuçları veriyor. Süt satarken yakalanan Rum tebaalı bir kişi hakkındaki haber pek çoğumuzun ilgisini çekecektir.

1937 Eylül ayının gazetelerindeki gezimize başlayalım isterseniz.


Eski Büyükada 

Şemsi Molla: “Bana bak Kazoğlu! dedi, ben senin baban değilim”

Yazan: Ercümend Ekrem Talu

Adalara, hiç kimsede eşini sezmediğim, perestişe yakın bir aşk ile bağlanarak, «Ada şairi» unvanını hayatımın en büyük mübahat medarı diye taşıdıktan sonra, genç yaşında ölen (Mehmed Celâl) merhum, sevgilisinin bilhassa sonbaharına hayrandı.

Celâl bu hususta, bence de haklıdır. Gerçek, ada, sonbaharda her vakitkinden çok daha güzeldir. Tabiatle başbaşa kalmayı… Monden hayatın sahte hazlarına tercih edenler için Büyükada’da ve Heybeli’de oturulacak aylar: Eylül, teşrinievvel ve teşrinisanidir.

Bu aylarda, ekseriya çok güzel günler olur. Yağmurlarla yıkanmış ve yeniden can bulmuş çamların ferah verici kokusuna doyum olmaz. Kocayemiş çalıları meyva vermeğe başlayınca, kıpkızıl noktalarla bezenir.

Kalabalık seyrelmiş, yollarda gürültü azalmıştır. Adalar, insanların hay ve huyundan, denizin ortasında inzivaya çekilmiş romantik dilberleri andırırlar. Her kuytu çam öbeğinde, sade hayaller ve hatıralar yaşar.

Epey gezmiş, tozmuş bir adamım. Gezdiğim yerlerin hiç birinde, tabiatln bu kadar tatlı bir sükûn, bu türlü şairane bir incelik arzettiğini görmedim.

Sonbaharda ada, hayalperest, olgun bir kadını hatırlatır… âşıkın tedricen cezbedip, ebedi rabıtalarla bağlıyan bir kadını…

Büyükadanın başlıca iki mühim semti vardır: Nizam ve Maden. Maden şimal rüzgârlarına açık olduğu için, havası serttir. Her bünyeye gelmez. Fakat buna mukabil, manzarası daha lâtiftir. Hele mehtabı!

Nizama gelince, buranın havası mutedildir. O kadar ki, bu tarafın bahçelerinde palmiye, portakal, ve hatta muz ağaçları yetişir. Adaların hususiyetlerinden olan iri çiçekli ve sert kokulu yaseminler, kibar ve nazik bir koku neşreden mimoza (amber çiçekleri) de Nizam bahçelerinin kıymetli mahsulleridir.

Bir de, -hâlâ var mı? Bilmem – Büyükadanın bağlarında mis kokulu bir çilek üzümü olurdu. Bu üzümden, Ayayorgi manastırındaki münzevi papazlar, zavallı şair Celâli çileden çıkaran enfes bir şarap yaparlardı.

Hattâ bir gün, CelâI, okka okka getirtip de içtiği bu şarabın eşsiz lezzetinden bahsederken:

– Ayayorginin o ilahi nezareti ile bu şarabı ömrümün sonuna kadar bulacağımı bilsem, ben de papaz olurdum! demişti.

***

Büyükadanın her tarafı bahçe, her köşesi mesiredir. Herhangi bir çam altına girmek için, azami on dakika yürürsünüz. Bununla beraber, mukannen ve maruf mesirelerde, toplu hayat bulmak, insan yüzü görmek imkânı olduğu cihetle, buralara devam edenler daha çoktur.

Eskiden, bu sayılı yerlerden her birinin, halkı cezbeden bir hususiyeti vardı: Küçük ve büyük tur yollarının telâki noktası olan Dlyaskelosdaki çift gazinolara piliç iskarası yemeğe Adalara gidilirdi.

Bir akşam üzeri, üstadım Ahmed Rasimle burada hem demleniyor, hem de doğacak mehtabı bekliyorduk. Nizam cihetinden eşeklerle gelen kadınlı erkekli genç bir kafile, gazinodan içeriye girip, yanıbaşımızdaki masalara dağıldılar ve garsona: yüksek sesle piliç ısmarladılar.

Biraz sonra, piliçler gelmiş, iştihaIarı da neşeleri gibi ziyade olan gençler, güle oynıya bunları yemeğe girişmişlerdi.

Üstad, başını öne doğru eğerek, gözlüklerinin üzerinden, piliç kemiren genç ve güzel kızlara mütehayyir bir nazar fırlattıktan sonra bana döndü ve bilihtiyar safiyetlendirilmiş bir şive ile:

– Bak ne tuhaf ! dedi; herkes buraya gam dağıtmağa gelir … Bu yavrucuklar kendi kendilerini yiyorlar!

Ve bu zarifane telmihe, ikimiz de bir hayli gülmüştük.

Batmış gazinosunun – ki şimdi kapalı duruyor – mehtaba karşı akşamcılık âlemleri meşhurdu; Yörükali ve Hıristosun da sabah safaları. Buralara arabalarla, yahut eşeklerle gidilir, öğleye kadar oturulurdu. Keyif ehli olanlar, eve döneceklerine yakın sıcak ve kuru çiroz mezesi, ve bazan da yeşil zeytin tanesi ile bir, iki mastika – sakızlı rakı – içmeyi ihmal etmezlerdi.

Benim adayı tanıdığım ve geçen mektubumda bahsettiğim tarihte, Büyükadanın kumsal denilen semtinde, deniz üstünde bir meyhanemsi gazino vardı. Hepimizin evlerimize yakın, ve sahibi de, kendisini sevdirmiş, terbiyeli ve galiba da gün görmüş bir adam olduğu için, “beyler” Tanrının günü burada toplanırlardı.

Buranın adını, Sami Paşazade Baki bey (Fıkara kahvesi” koymuştu. Zira burada ne içerseniz 20 paraya idi. Yaz mevsiminden gayri zamanlarda, Fıkara kahvesinde in cin top oynardı Adanın yerlileri sayılan bizlerden gayri müdavimi yoktu.

Beyler, akşamcılıklarını burada ederlerdi. Hafta içinde, zamanın kibar meddahları olan Muhsin, Kurban Usep te İstanbul’dan misafir gelirler, meclisi şenlendirirlerdi.

Muhsin malûmatlı, terbiyeli, nükteleri Allah için zarif, bir “efendi” idi. Öteki ise çok zeki olmakla beraber sadece bir mukalliddi. Lâkin, her ikisi de zevkle dinlenir ve hiç biri bu kibar meclisinde asla falso etmezlerdi.

Bu toplantıları, vazifeten takib ve tarassuda memur kaza kaymakamı Affan bey, davet üzerine orada hazır bulunur ve mabeyini hümayuna takdim edeceği raporu babama okutturup, tashih ettirirdi.

Sonra da, hep beraber gülerlerdi!

Cemaatin elebaşısı Molla, uzun günler ve geceler de vakit geçirmeyi kolaylaştırmak üzere bezik denilen kâğıt oyununu arkadaşları arasında tamim etmişti.

Her defasında evlerin birinde toplanılır, bezik oynanırdı. Bu, herkesi o kadar sarmıştı ki, eski kâğıtları aşırıp, birer marköz de biz uydurarak, çoluk çocuk arasında bizler de oynar olmuştuk.

Biz dediğim, bugün hepsi de toprağa kalbolmuş, yurdun birer bucağında son uykularına dalmış o mübarek insanların evlâdları.. Mollanın oğulIarı Mehmed, Salih, Cemal beyler .. Baki beyin oğlu Ferid.. doktor Civaninin oğlu Aram .. Yenişehirli Adem beyin torunu Salâhaddin, ağabeyim Nijad ve ben…

Hehyat ki, bunların da içinden, babalarının yanına, genç yaşında gidenler oldu. Hele biçare Salih!. Mekteb-i Harbiyeden zabit çıktığı sene tutulduğu verem illetinden kurtulamıyarak, müdafaasına and içtiği bu toprakların üzerinde elemli gençliğini bir müddet sürükledikten sonra, aramızdan ebediyyen çekilip gitti.

O ne halûk, ne temiz, ne cevherli çocuktu! Sarışın simasının çizgilerinde, necib duygularının akisleri sezilirdi.

***

Size şimdi tuhaf bir şey söyliyeceğim, inanmıyacaksınız: O tarihte, Büyükadada, aşağı yukarı her evin akar suyu vardı! Evet: Adada akar su! Hem de o devirde.

Bu suyu, Nizamda, hala enkazı duran fabrikada, Kazoğlu adında birisi, denizden alıp tasfiye eder, evlere dağıtırdı.

Bir gün, gene Şemsi Mollanın, bu su yüzünden, bizzat Kazoğlu ile bir ihtilâfı çıkmıştı. Kazoğlu, Mollayı boyuna atlatıyor, istediğini yapmıyordu.

Molla fena halde kızdı; ve bir sabah vapurda, herifle yüz yüze gelince:

– Bana bak, Kazoğlu efendi! dedi; benim suyu vereceksen, ver. Vermezsen külâhları değişiriz. Sen Kazoğlu isen, ben de senin baban değilim. Anladın mı? ..

Şimdi nerede o Kazoğulları? … Bugünkü ada, Kerbelâ sahrası gibi susuzluktan cayır cayır yanıyor! .. Ercümend Ekrem Talu

Akşam 4 Eylül 1937, Cumartesi


Adanın suyu 

Vali ve Belediye reisi Adada tedkikat yaptı 

Vali ve Belediye reisi Muhiddin Üstündağ dün Büyükadaya giderek Ada suyu için yapılan sondajı mahallinde tedkik etmiştir. Sondaj kırk beş metreye kadar yapılmıştır. Keşfe göre 75-80 metrede Adaların mühim bir kısmını idare edebilecek su bulunacaktır. Nizamdaki su sahasında yapılmakta olan sondaj bütün Büyükadanın suyunu temin ettiği takdirde Adaların su davası gelecek sene halledilmiş olacaktır. Bu sahada bulunacak su kâfi gelmezse diğer yerlerde de sondaj ameliyesi yapılacaktır.  Adaları güzelleştirme kurumu Muhiddin Üstündağın su işini tetkik maksadile Adaya geleceğini duyunca şerefine bir öğle yemeği tertip etmiştir. Yemek çok neşeli, çok samimi olmuş, deniz sporlarından bahsedildiği bir sırada Muhiddin Üstündağ Adalarda yapılacak ve gayesi deniz sporlarını teşvik edecek bir deniz klübünün kurulmasının çok muvafık ve yerinde bir teşebbüs olacağını söylemiştir. Yakında Büyüadada Modadaki deniz klübü gibi bir klüp tesis edilecektir.

Akşam, 17 Eylül 1937, Cuma


Heybeliadada artezyen kuyuları

Pazartesi gününden itibaren Belediye Sular idaresi tarafından Heybeliadada artezyen kuyuları açılmasına başlanmıştır. Sular idaresi umumi müdürü B. Ziya bizzat işin ilerlemesini tetkik etmektedir. Yukarıdaki resimde kuyu başında B. Ziya ile Sular idaresi kalfası Yorgi Simo kalfa görülmektedir.

Akşam, 30 Eylül 1937, Perşembe


Heybelide de Su Çıkarma Tecrübeleri 

Büyükadada artezyen ile su çıkarma için yapılan ilk araştırmalardan iyi neticeler elde edilmiştir, bu tecrübeler Heybelide de yapılacaktır. Oradan da ayni neticenin alınacağı ümit edilmektedir. Gelecek yaz mevsiminde Büyükadaya su verileceği için icap eden yerin istimlâk işi kışın bitirilecektir.

Tan, 5 Eylül 1937, Pazar


Süt Satıyormuş! 

Büyükadada oturan Yunan tebasından Anderya oğlu Andon, Büyükadada süt satarken yakalanmıştır. Süt satmak yalnız Türk tebeasına ait küçük sanatlardan olduğu için kendisi suçlu olarak meşhut suçlar müddeiumumiliğine verilmiştir. Sultanahmet Sulh Ceza Mahkemesi bugün kararını verecektir.

Tan, 13 Eylül 1937, Pazartesi


Haklı şikâyetler 

Adalardan kalkan son vapur

Pol imzasile mektup yazan bir okuyucumuz diyor ki:

«Bu sene Adada oturdum. Her şey mükemmel. Memnun olmamanın imkânı yok. Ancak bir şikâyetim oldu: Adadan son vapurun pek erken saatte kalkması.

Ada, gündüzleri sıcaktır. Orada hayat akşam üzeri başlar. Halbuki bir misafir davet etmek istiyorsunuz. Öğle ile ikindi arasında herkes uykudadır. Siz de uyumak istiyorsunuz. Misafirinizi gezdirmenize imkân yoktur. Pazardan maada günlerde de son vapur 7,20 de kalkıp gidiyor.

Bu sene geçti, fakat gelecek sene mutlaka bir geç vapur olmalıdır. İnsan akşam yemeğini Adada yiyip biraz da dolaştıktan sonra şehre dönebilmelidir. Belki bu vapurun ilk önce zarar edeceği düşünülür. Fakat bütün şehirde böyle bir gezintinin mümkün olacağı malûm olunca, rağbet artacaktır. Bu gibi tedbirler, seneden seneye, dahilde nakliyat hareketinin çoğalmasına sebebiyet verecektir.

Akşam, 24 Eylül 1937, Cuma


Ertuğrul Sadi Tek 

Bu gece (BÜYÜKADA) da NUR BABA

Vodvil 3 perde

Tan, 8 Eylül 1937, Çarşamba


Galatasaraylılar aile garden partisi 

Her sene yapılan pilav toplantısına inzimamen, bütün Galatasaraylıların aileleriIe bir araya toplanıp güzel bir gece geçirmelerini temin maksadile, bu kerre Büyükada Anadolu klübünde (Eski Yat Klüp) tertip edilen gardenpartiyi teşrifleri rica olunur.

Davetiyeler: Cemiyet, Spor Klüp ve mektep kapısından tedarik edilebilir.

Resmi elbise mevzuubahs değildir.

Akşam, 2 Eylül 1937, Perşembe


Heybeliadada yapılacak yüzme müsabakaları 

Beyoğlu Halkevi spor kolu tarafından hazırlanan yüzme, yelken, su topu ve atlama müsabakaları pazar günü saat ikide Büyükada, Heybeli, Burgaz ve Kınalıada sporcuları arasında Heybelide icra edilecektir.

Müsabakalar, küçükler, ortancalar, büyükler olarak üç kategori üzerinden yapılacaktır.

Küçükler için serbest, sırtüstü ve kurbalama 50 metro olarak kabul edilmiştir.

Ortancalar için aynı müsabakalar 100 metro dahilinde yapılacaktır.

Büyüklerin sırtüstü 100 metro, serbest 100 metro, kurbalama da 200 metro olacaktır.

Küçükler 4X 50, ortancalar 4X100, büyükler 4X200 metro bayrak yarışları yapacaklardır.

Dört ada arasında bir su topu müsabakası yapılacak, ayrıca 3 metro trampletten ve 5 metro iskeleden atlama yapılacaktır.

Kadınlar için yalnız 100 metro serbestle 3 metro trampletten atlama vardır.

Şarpiler arasında bir de yelken müsabakası yapılacaktır. Müsabakalarda birinci, ikinci ve üçüncü gelenlere birer madalya verilecektir.

Müsabakalara kayıd için her gün Heybeliada plâjına müracaat edilebilecektir.

Cumhuriyet, 24 Eylül 1937, Cuma


Adalar arasında yüzme müsabakaları 

Beyoğlu Halkevi tarafından tertib edilen dört ada arasındaki yüzme, yelken ve atlama müsabakalarının sonuncusu bu hafta Heybeliadada yapılacaktır.

Bu müsabakalar herkese açık olduğundan arzu edenler iştirak edebileceklerdir. Bu müsabakalar mevsimin son su sporları hareketleri olacağı için büyük bir rağbet ve alâka uyandıracağı tahmin edilmektedir.

Cumhuriyet, 29 Eylül 1937, Çarşamba


AKAY İşIetmesi Müdürlüğünden: 

Yürükali iskelesine 14 Eylül 1937 tarihinden sonra vapur uğramayacaktır. (5998)

Cumhuriyet, 9 Eylül 1937, Perşembe


Nişan Töreni 

Evvelki gün Büyükadada Anadolu klübünde çok samimi ve güzel bir nişan töreni olmuştur. C. H. P. Reis vekillerinden, İzmir mebusu Doktor Cemal Tuncanın kızı ve Doktor Arasın yeğeni Bayan Samime ile Doktor Tahirin oğlu, İktisat Vekâleti Teftiş Heyetinde Murakıp Komiser ve İktisat Doktoru B. Orhan Tahir Dümer nişanlanmışlardır. Merasimde Doktor Aras, Bay Şükrü Kaya, Londra Büyük Elçisi Bay Fethi ve diğer birçok zevat hazır bulunmuşlardır. Genç nişanlıları kutlular, saadet dileriz.

Tan, 1 Eylül 1937, Çarşamba


Yayınlanma Tarihi: 06 Eylül 2022  /  Son Güncellenme: 06 Eylül 2022


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.