Paylaş
Tüm Sayılar      2022      Sayı 204 – Haziran 2022      Pityusa’nın Hazinesi

Pityusa’nın Hazinesi


25 Şubat 2006 Cumartesi günü Büyükada’da İGDAŞ’ın kazı çalışması sırasında kepçeye takılan bir küp kırılır. İşçilerden Battalgazi Turgut, sikkeleri görüp “Altın var” diye bağırınca üç bine yakın Osmanlı sikkesi, çalışanlar ve Büyükada halkı tarafından yaklaşık on dakika içinde yağma edilir. Mahalleli ve işçiler olayı saklayınca, polis yağmayı birkaç gün sonra öğrenir, kapı kapı dolaştıktan sonra söz konusu binlerce sikkeden toplayabildiği hepi-topu yüz kırk dokuz adet sikkeyi İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne teslim eder.[1]

İşin ilginç yanı, bu Adalar’daki ne ilk ne de son definedir keşfedilen. Bugün Arkeoloji Müzeleri’nde “Büyükada Hazinesi” adı altında sergilenen ve müze koleksiyonundaki en değerli hazinelerinden biri sayılan sikkeler, 1930 yılında adanın Aya Nikola mevkiinde ortaya çıkarılır. 

Sikkelerin mevcudiyetini Adalar’la ilgili herhangi bir turistik siteyi ziyaret ettiğimizde okusak da, hangi koşullarda bulunduklarına ve ne anlam taşıdıklarına dair pek bir bilgiye rastlayamıyoruz. Böylesi bir koleksiyonun nasıl keşfedildiğini merak ettiğimden konuyla ilgili kısa bir ön araştırma yaptım, karşıma meskukatçı (nümizmat) Kurt Regling’in 1931 yılında Berlin’de yayınlanmış Der griechische Goldschatz von Prinkipo (Prinkipo’nun Yunan Hazinesi) başlıklı minicik bir kitabı çıktı. Ankara’da bir sahafta bulduğum bu fasikülden hallice eseri hemen edinip okumaya koyuldum. 

Kurt Regling Kimdir?

1876 Kasım’ında Berlin’de askeri şura üyesi bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Regling, Berlin Üniversitesi’nde tarih eğitimi aldıktan sonra antik sikkeler konusunda uzmanlaşmış, 1918 yılında askeri görevinden izin aldığı bir dönemde, Müze-i Hümayun’daki sikke koleksiyonunu derleme görevine getirilmiş. “Bitmez tükenmez çalışkanlığını takdir eden Türkler’in şaşkınlığına rağmen, kendisine verilen görevi görece çok kısa bir sürede ifa etmiş ve çalışmalarını 1924’de İstanbul’a yaptığı son ziyaretinde tamamlamıştı,” diye yazıyor Arthur Suhle 1935’de Regling hakkında yayınladığı makalesinde. [2]

Amerika, İngiltere ve Kıta Avrupa’sının çeşitli ülkelerinden ziyaretine gelerek sikke konusundaki uzmanlığından yararlanmak isteyenleri asla geri çevirmeyen, dünya çapındaki pek çok sikke koleksiyonun derlenmesinde de önemli pay sahibi olan Regling, Müze-i Hümayun sikke koleksiyonu ile uğraşırken, beklenmedik bir gelişme daha olur ve Büyükada’da tesadüf eseri muazzam bir sikke koleksiyonu keşfedilir. Müze-i Hümayun yetkilileri de bir kez daha Regling’in kapısını çalarlar. 

Büyükada Hazinesi

Der griechische Goldschatz von Prinkipo’nun giriş bölümünde Adalar’ın tarihi ve konumu konusunda kısa bilgiler sunan Regling, Antik Çağ’da, Bizans döneminde gözde bir sürgün yeri olan Adalar’ın en eski adının Δημουησοι (Dimonisi/Şeytan Adaları) olduğunu, bunların en büyüğünün adının da Pityusa ve Prinkipo’dan sonra Büyükada’ya evrildiğini, 1930’da da dünyaya büyük bir hazine sunduğunu anlatıyor okuyucularına. Gerisini Regling’in kaleminden okuyalım: 

“Hazine, 18 Şubat 1930’da Aya Nikola adlı Rum mezarlığından pek de uzak olmayan bir yerde -Prinkipo adasının güneydoğusunda, mezarlığın yaklaşık iki-üç km kuzeyinde, denizden çok da uzak olmayan- çalılıklarla kaplı ekilmemiş bir tarladan geçen ana yolun doğu tarafı üzerinde bulunur. Sikkeler iki taş arasında, herhangi bir gemi izi olmaksızın, yaklaşık otuz cm derinliğinde, yani neredeyse yüzeyde ortaya çıkar. Bulanlar ise bu alandan bahçeler için taze toprak getiren Halid ve Abdullah adlı iki işçidir; arazi ise Hüseyin adında bir kişi tarafından kiralanmaktadır. Buluntu haberini alan Hüseyin, derhal gerekli incelemeleri yapmak üzere Emniyet Müdürlüğü II. Şube Müdürü (ve oğlu) Ali Rıza’ya haber verir. Kısa bir süre sonra, on bir madeni para gün ışığına çıkarılır. Halid’in aldığı yarının çoğunu (kırk yedi parça ve herhangi bir süslemeye sahip olmayan çok basit işçilikli bir altın yüzük) Rahman adlı bir bahçıvana doksan Türk lirasına (yaklaşık yüz seksen RM[3]) sattığı da ortaya çıkar. Bu sikkeler Aya Nikola bahçesinin yakınında, Rahman’ın sakladığı bir çalının altında bulunur. Geri kalan sikkeler de Halid (otuz yedi adet) ve Abdullah (yüz adet) tarafından aynı bahçenin yakınında saklandıkları çalılardan çıkarılır. Daha sonra yapılan araştırmalarda bahçıvan Rahman’da on parça daha bulunur (toplam iki yüz yedi). Polis idaresi tarafından bir araya getirilen altın yüzük ve sikkeler 23 Şubat 1930’da müzeye teslim edilir. Bu değerli hazineyi ortaya çıkaran Emniyet Müdürü Ali Rıza, eski eser kanunu gereği, hazinenin toplam değerinin %20’sini nakit olarak almıştır.”[4]

Konstantiniyye gazeteleri hazine konusunu hemen haber yapar, ancak yanlışlıkla buluntu Bizans altın sikkeleri olarak adlandırılır. Kitabında iki yüz yedi sikkenin her birini tek tek mercek altına alarak detaylı bilgilerini meraklılarıyla paylaşan Regling, hazinenin aslını görememekten duyduğu üzüntüyü dile getirir; gözlemleri macuna çıkartılmış izlerle sınırlı kalmıştır ve daha ziyade fotoğraflardan yapılan illüstrasyonlar için yeterli değildir. Yine de Regling, bulunur bulunmaz yetkililerin bu altın hazineye el koymasına çok sevinmiştir; “Sevgili dostum” dediği, dönemin İstanbul Müzeleri Genel Müdürü Halil Edhem Bey’e, halefi Asis Bey’e ve Müdür Dr. Arif Müfid Bey’e teşekkürlerini sunar yazısında. Hazinenin bulunmasından kısa bir süre sonra, 1935’de de hayata gözlerini yumar. 

Define, Definecilik…

“Ülkemizde sikke orijinalliğinin tespitinde tahribatsız arkeometrik yöntemlerin kullanımı yok denecek kadar azdır,” diye yazıyor Batman Üniversitesi öğretim üyesi Mahmut Aydın[5]. Türkiye’de defineciliğin artık neredeyse kurumsallaştığına dikkat çeken ve bunun da ülkenin bir ayıbı olduğunu ifade eden Serkan Ocak ise 3 Mart 2019’da Hürriyet’te yayınlanan makalesinde, “Son zamanlarda yeniden hararetle tartışılır oldu definecilik. En önemli sebebi, bu konuda bir de derginin çıkmış olması. Cinlerden işaretlere kadar pek çok başlığın yer aldığı dergide, antik dönemde kullanılan dayanıklı Horasan harcının nasıl kırılacağına kadar bilgiler de bulunuyor” diye ekliyor Define adlı dergiyi edinip eni-konu inceledikten sonra.[6] Define dergisinin Genel Yayın Yönetmeni ile yaptığı görüşmeden okurlarına şu bilgiyi de aktarıyor Ocak: “Türkiye’de elli bin arkeolog varsa yedi-sekiz milyon da defineci var.”

Kazsak mı?

İstanbul’un “taşı toprağı altın” klişesi boşuna dolanmamış yıllardır dilimize. Yine de, özellikle Büyükada’yı bir “define adası” olarak düşünmek bugüne kadar hiç aklıma gelmemişti. Buna güvenip arka bahçeyi kazmaya girişmemek lazım elbet. Çevresel ve tarihi tahribat bir yana, altın sikke ya da define bulacağım derken en iyi ihtimalle bir kanalizasyon borusu patlatıp, büyük masrafa girer insan! Türkiye’deki yirmi bir maddelik Define Arama Yönetmeliği’ne göre işin usulü de belli: İzinsiz define avına çıkanlar, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 74. Maddesi uyarınca üç aydan iki yıla kadar hapis ile cezalandırılıyor. 

Osmanlı’dan bu yana hâlâ antik sikkeler konusunda parmakla gösterilecek kadar az uzmanın bulunduğu ülkemizde Kurt Regling’in yaptığı detaylı çalışma ciddi önem taşıyor kuşkusuz. Gönül isterdi ki gün gelsin, Ada’nın bu değerli hazinesi bir sergi vesilesiyle de olsa bulunduğu topraklarda görücüye çıksın. 

Belli mi olur? 

[1] https://www.hurriyet.com.tr/gundem/buyukada-da-defineye-hucum-4004418

[2] Arthur Suhle, “Kurt Regling” Berliner Museen, 56. Jahrg., H. 4. (1935), s. 76-79, Staatliche Museen zu Berlin — Preußischer Kulturbesitz, https://www.jstor.org/stable/4237894.

[3] Reichsmark 1924-48 arasında Batı Almanya’da kullanılan para birimi (Y.N.).

[4] Der griechische Goldschatz von Prinkipo, Kurt Regling. Berlin, Weidmanche Buchhandlung 1931, s.1-3. (Çeviri: Melis Şeyhun)

[5]https://www.researchgate.net/publication/265694758_Bizans_Donemi%27ne_Ait_Altin_Sikke_Orijinalliginin_Tespitinde_Tahribatsiz_Arkeometrik_ve_Gorsel_Analiz_Yontemlerinin_Kullanilmasi

[6] https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/serkan-ocak/define-avina-ciktim-bizans-sikkesi-buldum-41135038


Yayınlanma Tarihi: 02 Haziran 2022  /  Son Güncellenme: 06 Haziran 2022


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.