Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 257 – Kasım 2026      Denizin Ortasında Denize Hasret Bir Ada: Heybeliada

Denizin Ortasında Denize Hasret Bir Ada: Heybeliada

Burgazada Mahalle Meclisi Katılımcısı


Adalar’ın da ülkeler gibi yükselme ve gerileme dönemleri var. Son iki yüz yıla baktığımızda bunu açıkça görebiliyoruz. Ülkenin ekonomik, özellikle de siyasal kırılma dönemleri, Adalar’ın nüfusunu, toplumsal yapısını doğrudan etkiledi. Ama bütün Adalar bu değişimleri aynı biçimde mi yaşadı? Her adanın kendine özgü bir hikâyesi var. Kimi daha hızlı yükseldi, kimi daha ağır geriledi. Üstelik Adalar’da farklı etnik ve dinsel toplulukların bir arada yaşamış olması, bu değişimleri çok daha katmanlı, kimi zaman da dramatik hâle getirdi.

Peki, bu yükseliş ve gerilemelerden geniş bir zamanda etkilenen ada hangisiydi? Uzun yıllar boyunca Heybeliada. Çünkü diğer adalarda bulunmayan önemli bir ayrıcalığa sahipti. Bir zamanlar Deniz Harp Okulu, Rum Ticaret Okulu, Papaz Okulu, Deniz Lisesi ve sanatoryum gibi büyük eğitim ve sağlık kurumları vardı. Bu kurumlar yalnızca eğitim ve sağlık hizmeti vermiyor, adanın ekonomik ve toplumsal hayatını da besliyordu.

Deniz Harp Okulu ülkenin dört bir yanından öğrenci alıyordu. Liseler diğer adalardan gelen öğrencilere de eğitim veriyordu. Rum Ticaret Okulu ise 1941 yılına kadar açıktı. Üstelik yalnızca Türkiye’den değil, başka ülkelerden de öğrenci kabul ediyordu. Papaz Okulu da 1971 yılına kadar eğitimini sürdürdü; onun öğrencileri arasında da yurt dışından gelenler vardı. Bir de sanatoryum bulunuyordu. Ülkenin kendi alanında en donanımlı sağlık kurumlarından biriydi.

Bütün bunlar ne anlama geliyordu?

Heybeliada diğer adalar gibi yalnızca yazın canlanan, kışın kendi içine çekilen bir sayfiye yeri değildi. Yılın on iki ayında yaşayan, üreten, ziyaretçi ağırlayan bir adaydı. Okullar, hastane, öğrenciler, öğretmenler, hastalar, aileler, yakınlar… Bütün bu insanların adaya geliş gidişleri canlı bir sosyal ve ekonomik ortam yaratıyordu.

Özellikle oteller için bu kurumların önemi büyüktü. Çünkü adaya gelenler yalnızca öğrenciler ya da hastalar değildi. Onların aileleri, yakınları ve ziyaretçileri de geliyordu. Kalacak yere ihtiyaç duyuyorlardı. Oteller doluyor, çarşı hareketleniyor, esnaf kazanıyordu. Bir kurumun varlığı, böylece kendi sınırlarının çok ötesinde bir hayat yaratıyordu.

Sonra ne oldu?

Kurumlar birer birer kapandı ya da işlev değiştirdi. İlk bakışta bu değişikliklerin bazıları önemsiz görünebilir. Sonuçta bir okulun yerini başka bir okul aldı. Ama gerçekten aynı şey miydi bu?

Örneğin Rum Ticaret Okulu’nun yerini Deniz Lisesi aldı. Bina yine eğitim amacıyla kullanıldı, öğrenciler yine geldi. Fakat iki okulun ada hayatıyla kurduğu ilişki aynı değildi. Rum Ticaret Okulu’nda okuyan öğrencilerin aileleri adaya geliyor, otellerde kalıyor, çarşıya çıkıyordu. Okulla ada arasında gündelik hayatın içinde gelişen bir ilişki vardı.

Deniz Lisesi’nde ise durum farklıydı. Öğrencilerin adayla bağı çok daha zayıftı. Ailelerin otellerde konaklaması da eskiye oranla oldukça sınırlıydı. Hatta 1980’li yıllarda Deniz Lisesi öğrencilerinin ada çarşısında dolaşmaları, bir kafede oturmaları bile yasaktı. Düşünebiliyor musunuz? Adanın ortasında bir okul vardı ama öğrencileri adanın gündelik hayatına katılamıyordu.

Ardından Papaz Okulu kapandı. 1971 yılına gelindiğinde Heybeliada için bir başka önemli kayıp yaşandı. Papaz adayları yalnızca Türkiye’den değil, başka ülkelerden de geliyordu. Aileleri, yakınları, ziyaretçileri için ada otelleri önemli bir konaklama yeriydi. Okulun kapanmasıyla birlikte oteller en önemli müşteri gruplarından birini kaybetti.

Sonra Deniz Harp Okulu Tuzla’ya taşındı. Deniz Lisesi de kapandı. Böylece Heybeliada’yı diğer adalardan ayıran büyük eğitim kurumları birer birer ada hayatından çekildi.

Kayıplar bununla da bitmedi. 2005 yılında sanatoryum da kapandı. Bir zamanlar ülkenin en donanımlı sağlık kurumlarından birine ev sahipliği yapan ada, bu önemli işlevini de yitirdi.

Üstelik mesele yalnızca kurumların kapanması değil. Heybeliada bir başka özelliğini de giderek kaybediyor: Denizle ilişkisini.

Bir ada için bundan daha büyük bir çelişki olabilir mi?

Denizin ortasında yaşıyorsunuz ama denize ulaşmakta güçlük çekiyorsunuz. Heybeliada’nın kıyılarının büyük bölümü halka kapalı. Denize girmek diğer adalara göre çok daha zor, çok daha zahmetli. Öyle ki denize rahatça ulaşabilmek için tekne alan insanlardan söz ediliyor.

Heybeliada’nın son iki yüz yıllık hikâyesi, yalnızca kurumların kapanmasının değil, bir adanın toplumsal ve ekonomik hayatının nasıl değiştiğinin de hikâyesi. Bir zamanlar eğitim ve sağlık kurumlarıyla yılın on iki ayı yaşayan, diğer adalardan farklı bir canlılığa sahip olan Heybeliada, bugün bu ayrıcalıklarının büyük bölümünü kaybetmiş durumda. Üstelik kaybettiği yalnızca okulları, hastanesi ve onların yarattığı ekonomik hayat değil; denizle kurduğu ilişki de giderek zayıflıyor. Denizin ortasında, denize hasret bir ada…


Yayınlanma Tarihi: 06 Kasım 2026  /  Son Güncellenme: 06 Kasım 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.