Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 257 – Kasım 2026      Büyükada Rıhtımının Yapılışı ve Joseph Baudouy

Büyükada Rıhtımının Yapılışı ve Joseph Baudouy

Y. Mimar


Kaynak: Gülersoy, Çelik  (1997) Büyükada: Dün / Yesterday, Çelik Gülersoy Vakfı, İstanbul

Büyükada vapurundan indiğimizde önümüzde açılan meydanı ve kıyı boyunca uzanan yolu, adanın sanki hep var olmuş parçaları gibi görürüz. Oysa bugün üzerinde yürüdüğümüz rıhtımın gerisinde, denizden yer kazanılan, ulaşımın ve gündelik hayatın yeniden düzenlendiği bir yapım öyküsü vardır. Bu öykünün önemli isimlerinden biri, Joseph Baudouy adlı Fransız girişimcidir.

Osman Öndeş’in Marius Michel Paşa ve deniz fenerleri üzerine yazısı, Osmanlı kıyılarındaki büyük altyapı girişimlerine dikkatimizi çekiyor. Ece Önder’in Büyükada ve Baudouy üzerine çalışması ise bu geniş hikâyenin Ada’ya uzanan bağlantısını görünür kılıyor. Önder, Uğur Yapıcı’nın araştırmasına dayanarak Baudouy’nin (Bodvi şeklinde okunur) Michel–Collas ortaklığında hissedar olduğunu; ilk paylaşımda Collas’ın dört, Michel’in üç, Baudouy’nin iki dokuz pay aldığını aktarıyor. Böylece Büyükada’nın rıhtımıyla Osmanlı fenerlerinin hikâyesi, yalnızca benzer işler üzerinden değil, aynı girişim çevresindeki kişiler üzerinden de buluşuyor.

Baudouy, 1819’da Fransa’nın Narbonne kentinde doğmuş, 1879’da İstanbul’da ölmüş ve Feriköy Katolik Mezarlığı’na defnedilmişti. Fenerler İdaresi’ndeki görevinin yanında gayrimenkul yatırımlarıyla da ilgileniyordu. Büyükada’daki girişimini anlamak için, onun kişisel faaliyetleri kadar Ada’nın o sırada yaşadığı değişime de bakmak gerekir.

Düzenli vapur seferleri Ada’ya ulaşımı kolaylaştırırken yolcu sayısı arttı, yeni sayfiyeler ve konaklama yerleri ortaya çıktı. Kumsal tarafındaki Hora ve Pancos İskelesi çevresinde yoğunlaşan eski merkezin karşısında, Panayia Kilisesi çevresi ve Macar bölgesi önem kazanmaya başladı. Eski iskelenin yetersizliği, Adalıların yeni bir yanaşma yeri istemesine yol açıyordu. Önder’in derlediği Osmanlı arşiv kayıtları, 1850’lerden itibaren süren talepleri, ruhsat girişimlerini ve inşaatın önüne çıkan engelleri gösteriyor.

Baudouy’nin rıhtım ve iskele girişimi bu ihtiyaca karşılık verdi. Aya Yani ile Panayia kiliseleri arasındaki sahilde arsalar edinerek kıyıyı doldurttu; yeni iskeleyi, rıhtımı ve çevredeki yapıları birbiriyle ilişkili bir yerleşim odağı olarak geliştirdi. Millas’ın Hasiotis’ten aktardığı anlatıda, kendi kaynaklarıyla yapılan iskele ve rıhtımın, Baudouy’nin mülklerinin değerini yükseltme amacı da vurgulanır. Kamunun ulaşım ihtiyacı ile yatırımcının kazanç beklentisi aynı kıyıda buluşmuştu.

Yani adanın kuzey kıyılarının imarını planlayan güç bu girişimcilerin adanın geleceğine ilişkin gördükleri ışıktı. Bu bölge yakın bir zamanda çok rağbet görecek bir bölge olabilirdi. Anakaradan daha iyi bir yolcu taşımacılığını adaya getirmek, yeni bir iskele yapmak ve denizden kazanılmış alanlar yaratmak ve bu alanların mülkiyetini edinmek doğruydu. Bu alanlar önemli yatırım alanlarıydı.

Bazı kaynakların 1867’ye tarihlediği bu girişim için, Önder’in aktardığı 13 Nisan 1869 tarihli Levant Herald haberi yeni taş iskelenin hazırlıklarından söz eder. 11 Mayıs tarihli haber, rıhtımın yaz sezonuna yetişemeyeceği kaygısını taşır. 29 Temmuz tarihli sayı ise Macar’daki iskelenin tamamlandığını ve bunun kurban kesimi ve gazinoda çalınan müziklerle kutlandığını bildirir. Bu son tarih, açılış gününü kesin olarak belirlemese de iskelenin o tarihte tamamlanmış olduğunu gösteren somut bir haber izidir.

Rıhtım çevresine verilen débarcadère, yani “rıhtım” (tam çeviri karaya çıkma yeri) adı, buranın yeni işlevini anlatıyordu. Yolcu vapurdan iniyor, iskele yoluyla meydana ulaşıyor; kahvehaneler, gazinolar ve oteller bu hareketi karşılıyordu. Baudouy’ye atfedilen iki gazino, beş kâgir ev ve büyük bir otel, kıyı düzenlemesinin çevresinde gelişen yapılaşmayı gösterir. Ancak bu yapıların adları ve yerleri konusunda anlatılar tam olarak örtüşmez. Önder de eski harita ve kartpostalları karşılaştırırken bazı yapıların Baudouy’ye aidiyetini kesinleştiremediğini belirtir.

Yeni kıyı yalnızca yolcu taşımacılığına hizmet etmiyordu. İskele yanındaki küçük Kantarocak limanı,[1] yüklerin tartıldığı ve taşındığı ayrı bir çalışma alanıydı. Böylece aynı sahilde gezinti, alışveriş, konaklama ve yük taşımacılığı bir araya geliyordu. 1869’daki kayık yarışlarının düzenleme komitesinde Baudouy’nin da yer alması, onun Ada’nın sosyal hayatına katılımını gösteren başka bir ayrıntıdır.

Bu ilk düzenleme ile bugün gördüğümüz iskele binasını birbirinden ayırmak gerekir. Ahşap iskele binasının yerini 1914–1915’te Mihran Azaryan’ın tasarladığı kâgir yapı aldı. Sonraki dolgu ve yenilemeler de kıyıyı değiştirdi fakat vapur, iskele yolu, meydan ve kıyıdaki buluşma yerleri arasındaki ilişki aynıydı.

Büyükada rıhtımının tarihi, bir yapının nasıl inşa edildiğinden daha fazlasını anlatır. Adalıların ulaşım talepleri, yabancı sermaye, mülkiyet ve sosyal hayat burada birbirini etkilemiştir. Bugün kültürel mirastan, sit alanı olmaktan söz ederken ve kıyı boyunca yürürken korumamız gereken mirasın, yalnızca tek tek binalardan oluşmadığını denizle ilişkimizi ve karşılaşmalarımızı biçimlendiren bu mekânsal bütünlüğün Ada’nın tarihi olduğunu hep hatırlamak durumundayız.

Kaynak : SALT Araştırma kütüphanesi

Kaynak notları:

Bu yazının ana kaynağı: Ece Önder, Büyükada’nın 19. Yüzyıldaki Modernleşme Sürecinde bir Fransız Yatırımcı Olarak Joseph Baudouy’nin Rolü, İTÜ MIT521 Mimarlık Tarihinde Sayısal Araştırma Yöntemleri dersi kapsamında hazırlanmış çalışma, 21 Ocak 2026, 22 sayfa. Önder’in kullandığı birincil belgeler bu taslak için ayrıca asıllarından incelenmemiştir.

[1] Büyükada, 19. yüzyılın ikinci yarısında düzenli vapur seferlerinin başlamasıyla hızla büyüyen, ticari hareketliliği artan bir liman haline geldi. Adadan dışarıya gönderilen veya adaya dışarıdan (özellikle İstanbul anakarasından) mavnalarla getirilen bütün ticari malların (yağ, un, odun vb.) vergilendirilmesi ve kontrol edilmesi gerekiyordu.

İşte bu amaçla, o dönem sahil şeridinde yer alan küçük kapalı limanın içine devlet kontrolünde resmî bir büyük terazi düzeneği (kantar) kuruldu. Bu kantardan sorumlu olan, vergi toplayan ve ölçüm yapan görevlilerin / esnafın toplandığı bu kurumsal merkeze de Osmanlı idari dilinde Kantar Ocağı veya halk arasındaki adıyla Kantar Ocak denmiştir. Yani isim, tamamen oradaki “resmî tartı işlerinin yürütüldüğü idari/ticari merkez” işlevinin dilsel bir tanımıdır.


Yayınlanma Tarihi: 06 Kasım 2026  /  Son Güncellenme: 06 Kasım 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.