Paylaş
Tüm Sayılar      2023      Sayı 211 – Ocak 2023      Ölümsüz Ada Şarkılarının Bestekarı Yesari Asım Arsoy

Ölümsüz Ada Şarkılarının Bestekarı Yesari Asım Arsoy


18 Ocak 1992 yılında, doksanlı yaşlarında hayatını kaybettiğinde ardında çoğu aşkla, tutkuyla, sevgiyle, dolu iki yüz elliye yakın eser bırakan Yesari Asım Arsoy ölümsüz Ada şarkılarının da bestekarı. Heybeliada’da yaşayan Ahmet Rasim’in yeğeni olan Yesari Asım Arsoy’un yolu erken yaşlarında adalar ile kesişiyor ve o unutulmaz eseler gönlümüze, dilimize kazınıyor.

Solak olduğu ve udu sol elle çaldığı için “Solak-Yesârî ” lakabıyla anılan Asım bey, Yunanistan Droma’da doğmuş, orta okuldan sonra ailesinin yeniden Türkiye’ye dönmesi ile Adapazarı’nda büyümüştür. Özel sektörde farklı işlerde çalışan Yesari Asım Arsoy’un çocukluğundan beri ilgilendiği musiki ile anılması otuzlu yaşlarında Columbia müzik ile plak anlaşması yapmasından sonra başlıyor.

“Çamlarda şafak rengi gibi gönlüme aktın” , “Alsam adanın dilberini çamlara gitsem” , “Ada günden güne âhûlara mesken oluyor”, “Biz Heybeli’de her gece”, “Adalar’dan bir yâr gelir bizlere”

Biz Heybeli’de her gece mehtaba çıkardık

Sandallarımız neşe dolar zevke dalardık
Saz seslerinin sahile aksettiği demler
Aah o demler, ah o demler
Sandallarımız neşe dolar zevke dalardık
Zevke dalardık

Dinlemek için : https://www.dailymotion.com/video/x16781z

Adalardan bir yâr gelir bizlere

Aman Allah gözlere bak gözlere
İpek çorap varsın düşsün dizlere
Hoş yaratmış Allah pek şirindir billâh
İşvebazdır vallah çapkınlardan kolla

Adaların ıssız tenha yolları
Boynumda kaldı o yârin kolları
Menekşeden biçilmiştir şalvarı

Dinlemek için: https://www.dailymotion.com/video/x16zf2s

Ölümünün otuz birinci yılında onu ve adalara bıraktığı o unutulmaz melodileri, sözleri, şarkıları anmak için bir yazı hazırlıyordum. Hakkında yazılmış eski yazıları yeniden okurken karşılaştığım “Gençliğinde tanıştığı ancak farklı dinlerde olmaları nedeniyle ailesinin onay vermediği için adalı bir Musevi olan Suzan Hanım ile ancak yetmişli yaşlarını ortasında evlenen Yesari Asım Arsoy, kavuşamadığı aşkına ithafen yazdığı o ada  şarkıları…” ardındaki hikayeye ulaşmak için “göle maya” çaldım.

Yesari Asım Arsoy’un kardeşinin oğlu Yeşilçam’ın altın çocuğu Göksel Arsoy’a sorabilsem, Suzan hanımı, aşklarını adayla olan bağlarını anlatan bir yazı yazabilmek istiyor ancak nasıl ulaşacağımı bilemiyordum ki, zayıf da olsa bir iz buldum. Göksel Arsoy’un oğlu Gökhan Arsoy’un eşi sağlıklı beslenme uzmanı Taylan Kümeli’nin sitesindeki adrese yazarak beni araması için maili eşine iletmesini rica ettim. Ve bir gün sonra telefonum çaldı. Arayan Gökhan Bey’di. Adalı Dergisi adına yazmak istediğim yazıyı ve sorularımı iletince, babası ve annesi ile görüşerek aile hatıralarını bizimle paylaştılar.

Her ne kadar Suzan Hanım’ın adalı olduğu ve tüm ada şarkılarının o kavuşulmayan aşka yazıldığı olasılığındaki romantizm çok etkileyici olsa da, ölümsüz ada eserlerinin ardında Yesari Asım Arsoy’un kişiliği ve yaratıcılığı yatmakta.

Ufak tefek, sakin mizaçlı, iri renkli gözleri ile ailedeki herkesin sevdiği Suzan Hanım ile Asım Bey gençliklerinde tanışıyorlar. Asım Bey birkaç yıl süren bir evlilik yapsa da, Suzan Hanım ilerleyen yaşlarında hayatlarını birleştirene kadar hiç evlenmiyor ancak bundaki sebep farklı dinlere mensup olmaları değil de Yesari Asım Bey’in yaşama, yaratana duyduğu derin aşk ve yaratıcılığı. “Kısa bir süre için bile gördüğü tüm güzelliklere hitap ederken bir dörtlük yazabiliyordu Asım Amca. Fatih’ten sonra kardeşleriyle taşındıkları Erenköy’de tren istasyonuna yakın oturuyorlardı. Bazen trene binip sahil boyu giderken yazardı o sonra bestesini yaptığı dizeleri, bazen de yolda gördüğü belki kısa bir selamlaştığı bir kadına hitaben. Güzel bakar, güzel görürdü. Biraz çapkın, biraz gönlü zengin. Belki de bu yüzden Suzan Yenge ile daha durgun yaşlarında evlendiler kim bilir” diyor Gökhan Arsoy, büyük amcasını anlatırken. Bu görüşmemizdeki en şaşırtıcı bilgi Suzan Hanım’ın sandığımız gibi adalı olmamasıydı. Hiç adalı olmadığı, adada oturmadığı, adalarla tanışmasının ise Asım Bey’den sonra olduğunu aktarmalarıydı.

“Suzan Yenge özel bir kadındı, sakin, huzurlu kibar bir hanımdı. Asım dayımın vefatından bir süre sonra, evde duran bestelerin ‘sizlerde kalması daha uygun olacak’ diye ailesine, bizlere verdi. Asım Bey radyoda kendi eserini seslendiren birini dinlediğinde eğer hoşuna gitmeyen bir yönünü duyarsa telefonunu bulup arar, çok kibarca hatasını belirtir ve telefonda doğru şekli ile önce kendi sonra okur sonra beraber okurlardı.”

Sesinin rengi, genişliği, ifade tarzı, üslubu ve insana tesir etmesi açısından mükemmel diye nitelenen 1991 yılında ” Devlet Sanatçısı ” unvanınla ödüllendirilen Yesâri Âsım’ın, “Şöhret âfettir, ben meşhur olmaktan ziyade sanatkârım” dediği belirtilmekte. Bazı kaynaklarda Heybeliada’da olduğu yazılsa da kabristanı Karacaahmet mezarlığında bulunmakta,  Heybeliada Deniz Harp okulu karşısındaki parkta bir heykeli yer almaktadır.

Aile anılarını bizlerle paylaşan Gökhan ve Gürsel Arsoy ile sesime kulak vererek mesajımı ulaştıran Taylan Kümeli’ye teşekkür ederim.


Yayınlanma Tarihi: 05 Ocak 2023  /  Son Güncellenme: 05 Ocak 2023


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.