Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 254 - Ağustos 2026      Yıllar Önce Basında Adalar

Yıllar Önce Basında Adalar


Savaşın etkilerinin günlük hayatta derinden hissedilmesine karşın İstanbul’da ve Adalar’da yaşam yaz normalinde
seyrediyor gibi görünüyor.

Gazeteler Adalar’da özellikle tatil günlerinde yaşanan kalabalık haberleriyle dolu. İzdihamın getirdiği sorunlarla nasıl
başa çıkılacağına ilişkin yazılar da gazetelerden eksik olmuyor. Savaş nedeniyle bazı ürünlerde yaşanan yokluk ve bunun
sonucunda ortaya çıkan karaborsa olayları ile mücadeleye ilişkin haberler gazetelerde başköşeyi işgal ediyor. Bu kadar
olumsuzluk arasında kağıt sıkıntısı nedeniyle dört sayfaya kadar düşen gazetelerde magazin haberleri eksik kalır mı?
Tabii ki hayır! Gazeteci Fikret Âdil’in Yörük Ali Plâjı ile ilgili yazısı o günlerin magazin anlayışını da gayet güzel
yansıtan, zarif dokundurmalarla dolu bir yazı. Keyifle okuyacağınızı umuyoruz.

Aynı zamanda İstanbul’un imar planı için görevlendirilmiş olan Prost’un Büyükada’nın imar planına yönelik önerileri de
gazetelerde yer alıyor. Ada’ya yeni iskeleler, gezinti alanları, gazinolar, eğlence mekânları yaratılmasını öneren plan
teklifleri de ilginizi çekecektir.

1941 Ağustos ayının gazetelerindeki gezimize buyurun…


Yörük Ali Plâjı
Yazan : Fikret Âdil

Adalar deyince derhal akla Büyükada, Büyükada deyince de Yörükali gelir. Büyükadaya Prinkipo denildiği zaman Yorgoli
ismiyle anılan bu çam limanında eskiden de deniz hamamı vardı ve meşhurdu. Geçen seneler, Büyükada ve diğer adlardan
Yörükaliye küçük bir vapur işletiliyordu. Bu sene de bu vapur işliyeceği haber veriliyor, hattâ tarifesi de yapılmıştır.
Yalnız vapurun yanaşacağı iskele henüz hazır değildir. (1). Bu itibarla Yörükali plâjına gitmek gerek İstanbuldan gerek
Adalardan ve hattâ bizzat Büyükadadan külfetli oluyor.

İstanbuldan gitmek için köprüden vapura binmek lâzım. Vapur ücreti gidip gelme 40 kuruştur. Plâja, en azı yarım saat bir
yürüyüşü ve yaz mevsiminde âmansız olan ada güneşine tahammülü göze alırsanız bedava varırsınız. Aksi takdirde seksen
kuruş araba parası vermeniz icap eder. Duhuliye olarak on beş kuruş verirsiniz. Soyunmak için bir kabine alınırsa buna
25 kuruş ilâve etmek icap eder.

Hülâsa, yalnız vapur, araba, plâj duhuliyesi olarak Köprüden Yörükali plâjına gidip gelme asgari iki yüz elli kuruş
lâzımdır. Yâni üniversite mezunu olup baremin onuncu derecesiyle kendisine maaş bulabilmiş bir bahtiyar, ayda bir sefer
bu seyahati ihtiyar edecek olsa, aldığı maaşa göre bir günlük iaşe ve ibate masrafını buraya vermiş olur.

Fakat buna rağmen, Yörükali plâjı boş değildir, bir hayli müşterisi vardır. Orada bayağı günler, küçük çocukların ve
daimi flörtlerin hâkimiyeti görünür. Pazar günleri bu iki unsur kaybolur, yerlerini büyük çocuklara geçici flörtlere
bırakır.

Büyükada Musevi unsurunun hâkimiyetinden şikâyet ediliyor. Şikâyet edenlerin çokluğuna bakılırsa gayri Musevi unsur
ekalliyettedir denilemez. Nitekim, bu, Yörükali plâjında da görülüyor. Vakıâ kulağıma oldukça bozuk fransızça konuşan
bir takım gençlerin sesleri geldi amma, birbirlerine hitaplarından isimlerinin (Demir), (Adnan), (Vedat), (Rıfat) gibi
Türk isimleri olduğunu da duydum. Meselâ bunlardan biri arkadaşına, fransızça olarak:

  • . Herifin beyaz mayosuna bak…

Dedi. Gösterdiği yere baktım. Filhakika beyaz mayolu biri vardı. Beyaz bezden yapılmış bir mayo. Giyilişi de garip.
Yanlarında yırtmaçlar var, eski korsalar gibi, deliklerden geçirilmiş birer lâse ile sıkılıyor. Herkes bilir ki, yünden
gayri beyaz kumaşlar şeffaf olur ve bununla denize girmek bir nevi tezahürdür.

Beyaz mayonun sahibi de denize girip çıkmış bulunuyordu. Kumral bir delikanlı… oldukça nazarı dikkati celbediyor.

*

Yanıbaşımda kalın bir ses:

  • Birader, dedi. Pariste bile beyaz don ile suya girilmez. Polis gelir çıkarır.

Dönüp baktım. Sesin sahibi “Afrodit” davasının kahramanı Esat Mahmut Karakurttu. Kendisine Büyükadanın Don Juan’ı lâkabı
da verilmiş olan daima şen muharrir – muallim – avukat tenine ve soyadı olarak aldığı hayvanın rengine uygun bir mayo
giymişti. Haklı infiali acaba bir rekabet endişesinden mi geliyordu? Zannetmem. Çünkü vücudünün muhtelif yerlerinde bir
takım işaretler. Don Juanlıkta kendisinin rakipsiz olduğunu bütün nazarlara isbat ediyordu.

Karakurt plâja gelenleri misafir kabul eden ev sahibi gibi karşılıyordu. Kendisini tanımam, ve şöhreti herkesçe malûm
olmasa plâjın sahibi zannedilebilirdi. İşte şimdi de küçücük bir yavruyu elinden tutmuş denize sokuyor dikkatle
baktığımı görünce:

  • Ne yapalım, dedi, kendimizi alıştırmağa çalışıyoruz.

Demek yakında Karakurdun izdivaç merasimine şeref vermemizi rica eden bir davetiye almağa intizar edebiliriz.

Plâjın ailelere mahsus locaları tarafında gözlerime tanıdık bir sima ilişti: Orhan Seyfi.. Yanında Yusuf Ziyayı aradım.
Yoktu. İki hafta için kafese girdikten sonra suya da girmekte mahzur görmiyen “Akbaba” nın yarısı Suadiye cihetinde
imiş.

Yörükali plâjının ortasında küçük bir incir ağacı vardır. Yaprakları altında cennetten koğulan ecdadımızın her milletten
ve cinsten torunları görülüyor. İsviçreli sakallı bir profesör.. Bir Fransız profesöriyle refikası.. Plâja lido havası
vermek istiyen bir Rus bayan… Büyük Millet Meclisimizden Hariciye, Ziraat ve Maliye işlerimizle meşgul üç mebusumuz…
Üniversite mümessillerimiz.. Dişlerimizi çürümekten başımızı ağrımaktan koruyan ilaçlar hazırlıyan bir genç müteşebbis..
Amerikadan getirdiği güzel mayolarla nazarı dikkatiçeken ve tercüme romanları ile tanınmış bir kadın muharririmiz..
Denizin Yörükalide mi, Karşıyakada mı daha sıcak olduğunu münakaşa eden İzmirliler grupu ve bir takım yaramazlardan
mürekkep aynı zamanda bir de filoya sahip “Adalılar çetesi” sonra küçükler, dadıları, civar adlardan sandalla gelmiş
tunç vücutlu gençler… Mülteci Yugoslavlar ve bütün adayı kendine hayran etmiş bir Çekoslovak kadın..

*

Büyükada Yörükali plâjından gayri Maden cihetinde ve Klüpte de denize girilir. Maden ciheti hemen hemen metruk gibidir.
Klüpte ise denize girebilmek için âza olmak lâzımdır. Lâkin âzalardan bir çoğu da Yörükaliye gelmeği tercih ediyorlar.
Galiba deniz Klüp tarafında daha soğuk. Her halde öyle olacak ki, Adanın diğer taraflarında herkes sıcaktan şikâyet
ederken Klüpte oturan şair Mitat Cemal sarı pardesüsünü üzerinden eksik etmiyor ve katiyyen denize girmiyor.

  • Bu notlar yazıldığı tarihte Yörükaliye işlemiyen vapur 2 Temmuzdan itibaren işlemiye başlamıştır. (TAN)

Tan, 13 Ağustos 1941, Çarşamba


Şehir Haberleri
Büyükadanın imar planında neler var?
Nizam ve iskele boyunda iki büyük rıhtım ve iskele meydanında modern bir otel inşa edilecek

Büyükadanın imar planına aid tetkiklere devam edilmektedir. Şehircilik mütehassısı Prost, dün alâkadar belediye
memurlarile birlikte Büyükadaya gitmiş ve imar projeleri etrafında mahallinde tetkiklerde bulunmuştur.

Prost bu tetkikler neticesinde, Büyükadanın imar projelerine bazı ilâveler yapılmasını muvafık görmüş, bu vaziyeti bir
raporla belediyeye bildirmiştir.

Ezcümle, Adada birisi Nizam, diğeri de şimdiki iskelenin bulunduğu yerde olmak üzere iki rıhtım inşa edilecektir.

İskele önüne büyük bir meydan açılacak ve meydanın karşısına modern bir otel inşa edilecektir.

Diğer taraftan, Adada bulunan bütün yollar yeniden tamir edilmek suretile genişletilecek ve asfalta çevrilecektir.
Yolların iki tarafına palmiye vesair yola gölge veren Akdeniz mıntakası ağaçları dikilecektir. Prost bilhassa Adadaki
sayfiye evlerinin hususi plânlarla bahçelikler içinde inşasını tavsiye etmektedir. Ada sahillerinde gazino, diğer
eğlence yerleri ve plâjlar çoğaltılacaktır.

Prostun yeni raporu Vali ve Belediye Reisi Dr. Lütfi Kırdarın tasdikini müteakib kat’i şeklini alacaktır.

Son Posta, 24 Ağustos 1941, Pazar


Bir çırpıda
Büyükada ve Santa Katalina

Büyükadanın imar plânı etrafında tedkikler devam ediyor. Hatta dün şehircilik mütehassısı Prost’un da iştirakile
Büyükadada bir de toplandığını gazetelerde okuduk .

Ne yazık ki şimdiye kadar Büyükada gibi âdeta bir rüya dekorunu andıran bir yerin, bir şehrin hayatı üzerinde nasıl
mühim bir rol oynıyacağını hiç düşünmemişiz. Bunu anlatmak için bir misal ele alacağım:

Birleşik Amerika cümhuriyetleri batı kıyısının en büyük şehirlerinden olan Los Angeles’in tam karşısında “Santa
Katalina” isminde bir ada vardır. Büyük Okyanus üzerindeki bu ada bütün Amerikada pek meşhurdur. Los Angeles’e adımını
atan herkese gidip görmek için iki yeri tavsiye ederler: Hollywood’a ve Santa Katalina adasına…

Bu ada çok güzel bir yerdir. Manzarası harikulâdedir. Fakat tabiat oraya Büyükada kadar cömerd davranmış değildir,
hayir… Büyükada oradan çok güzeldir. Lâkin buna rağmen Santa Katalina o hale getirilmiştir ki bugün Los Angeles
şehrinin hayatında en büyük hareketi uyandırmıştır. Kaliforniya’nın en güzel eğlenecek ve dinlenecek yerlerinden biri de
şimdi muhakkak ki orasıdır. 40 sene evvel bu adada iki balıkçı kulübesi varmış. Halbuki bizim Büyükada, Santa
Katalina’yı gölgede bırakacak vaziyettedir.

İmar ve güzelleştirme meselesinde Büyükadayı başlı başına ve yekpare bir mevzu olarak ele almak lâzımdır. Böyle tabii
güzellikten yana pek zengin olan yerlerde bilhassa adalarda “taraş” denilen şeyin güzelliği katiyen inkâr edilemez.
Netekim Santa Katalina’da harikulâde nefis taraslar vardır. Ve bunlar, tabiatiyle pek büyük taraşlardır. Ve guruba,
tulûa doğru yapılmıştır.

Bu gibi yerlerde en ehemmiyet verilecek şey asri konforla, tabii güzelliği gelin güvey etmeyi bilmektir. Yani asfatle,
güzel ağacı, güzel manzarayı birleştirmesini becermektir.

Bundan başka bir yer ne kadar dinlenmeğe ve eğlenmeğe mahsus olursa olsun şehre olan mesafesinin mümkün olduğu kadar
kısaltılmasına çalışılmalıdır.

Halbuki bugün Büyükada şehirden çok uzaktır. Bu mesafeyi kısaltmak elzemdir.

Santa Katalina adalarına 15 dakikada bir tayyare seferleri vardır. 24 saat bilâfasıla…

Tabii böyle bir şey düşünecek değiliz. Lâkin normal günler gelince – eğer adaların çok canlı bir hale gelmesini
istiyorsak – buraya çok süratli vapurlar koymak, mesafeyi hiç değilse yarıya indirmek lâzımdır.

Hikmet Feridun Es

Akşam, 21 Ağustos 1941, Perşembe


ŞEHİR HABERLERİ
Adanın imarı
Nizamda ve Madende iki yeni iskele inşa edilecek

  1. Prost, Adanın imar projesini mahallinde tedkik etmiştir. Adada yeniden iki iskele yapılması kararlaştırılmıştır.
    Bunların biri Nizamda diğeri de Madende olacaktır. B. Prost ayrıca iskeleyi ve etrafını büyük bir meydan haline
    ifrağ ediyor. Meydanın karşısına gelen kısımda modern techizatı havi bir otel inşa edilecektir. Bütün yollar
    tamir edilecek ve genişletilecektir. Evlerin bahçelikler içerisinde olmasına bilhassa itina edilecek, sahilde
    gazino ve eğlence yerleri çoğaltılacak, plâj sayıları arttırılacaktır.

Akşam, 24 Ağustos 1941, Pazar


Büyük Adanın imarı
Şehircilik mütehassısı tarafından hazırlandı

İstanbul belediyesi Büyükadanın imar plânları üzerinde meşgul olmaktadır. Şehircilik mütehassısı Prost bundan bir kaç
gün evvel yanında belediye imar müdürü Hüsnü Kesercioğlu, belediye daimi encümen azasından Refik Ahmet Sevengil ve Avni
Yağız olduğu halde Adaya giderek Adanın imarı için hazırladığı plânı mahallinde tedkik etmiştir. Büyükadada belediye
büyük ve modern bir otel yaptırmayı kararlaştırmıştır.

Otel adanın manzara itibarile en güzel mahallinde yapılacak ve İstanbulda bulunan otellerin en konforlusu olacaktır.

Diğer taraftan adanın yollarının yeniden tanzim olunması kararlaştırılmıştır. Mevcut asfalt yollar tamir olunacak ve
bunlara yenileri ilâve olunacaktır.

Adada, belediye bugünkülere ilaveten iki plâj daha yapacaktır.

Yeni Sabah, 25 Ağustos 1941, Pazartesi


GÜNÜN TENKİTLERİ
Pazara dair
Vapurlardan şikâyet
YAZAN: SELÂMİ İZZET SEDES

Pazar gezmelerinden bu sene şikâyet edildiği kadar hiçbir sene şikâyet edilmemişti. Gün geçmiyor ki, meslekdaşlardan
biri nakil vasıtalarındaki izdihamdan ve eğlence yerlerinin konforsuzluğundan “Aman!..” diye yaka silkip haykırıyor.

Nakil vasıtalarındaki izdihamın önüne geçmek bugün için imkânsızdır; fakat bir kere daha yazdığımız gibi – ıztırabı
hafifletmek için mümkün olan tertibat da alınmıyor ve bilhassa Denizyolları şikâyetleri duymamazlıktan geliyor.

Halbuki, Kadıköy, Adalar, Yalova hatlarına işliyen vapurların bakımı, titizliği, enerjisi ve gayreti ile tanınmış
İbrahim Baybora’nın idaresine yakışmayacak bir hal almıştır; bu itibarla şikâyetlere asıl o idarenin kulak vermesi
lâzımdır. Vapurlar pistir, değil gelip beş dakika sonra tekrar hareket eden vapurların kamarası, yolcu almak için bir
çeyrek, yirmi dakika bekliyen vapurların kamaraları bile yolcu çıktıktan sonra süpürülmemekte, yeni yolcular âdeta bir
çöplüğe girmektedir. Kahve çay fincanları pistir, yeni vapurlar müstesna, diğerlerinin kahve ocakları iğrençtir; birçok
vapurların büfelerinde buz yoktur, bu yaz günlerinde müşterilere yedi buçuk kuruşa sıcak su satılmaktadır. Köprüden
Adalara hareket eden vapur yarım saat evvelinden iskelede beklediği halde üstüste biriken yolculara kapılar vapurun
hareketine beş dakika kala açılmaktadır; Yalovadan Adalara sebze taşıyan vapurlarda kaptanlar iskelelere muvazi yanaşmak
zahmeti olmasın diye; sebze küfeleri mevki geçidine doldurulmakta, ön tarafa yükletilmemektedir ve hâlâ denkler,
sandıklar, yükler yolculardan evvel ve yolcularla beraber vapura girmektedir; bilet memurları, afili berberlerin makas
şıkırdatmaları gibi, bilet zımbalarını şıkırdatarak dolaşmaktadırlar, yanlışlıkla ikinci mevki yerine birinciye oturmuş
olan yolculara ters muamele edilmekte, âdeta kovarcasına yerlerine gitmeleri ihtar olunmaktadır. Muhterem İbrahim
Baybora’nın tebdili kıyafet edip bu hallere şahit olmasını ne kadar isterdim.

Pazarın mühim ıztıraplarından biri de at yarışlarıdır, bu da ayrı bir mevzu. Yarına görüşürüz.

İkdam, 29 Ağustos 1941, Cuma


Günün Tenkitleri
Adalara, vapurlara, yüklere, pire ve tahtakurularına dair
Yazan: Selâmi İzzet Sedes

Bizde, bir ikisi müstesna, Şekspir tercümelerinden bahseden bir arkadaş:

  • Sen şu Şekspirin büyüklüğüne bak ki, bu tercümeler bile onu küçültemedi! demişti.

Siz de şu bizim Adaların güzelliğine bakınız ki, Belediyenin senelerce devam eden lâkaydîsi bu güzelliği ihlâl edemedi.

*

Adalarda imar faaliyeti Nevzat Tandoğanın zamanında başlamış, o Adalardan ayrıldıktan sonra bu faaliyetin humması
durulmuş, bu durgunluk devresi hayli uzun sürdükten sonra Adalar yeniden Belediyenin gözüne girmiye başlamıştır.

Düne nazaran Adalar bugün çok daha bakımlıdır. Adalarda, bir hayli yol yapılmış, elektrik ve su verilmiş, temizliği de
gözetilmiştir; fakat bütün bunlara rağmen Adalara arzu edildiği kadar bakılamamaktadır.

Dün tesadüfen Belediyenin faal ve gayyur Reis Muavini Lûtfi Aksoya Büyükadada rastladım ve sevinçle:

  • Aman dedim, nasıl bir zamanlar Üsküdarı eline aldınsa, nasıl Topkapı haricini benimseyip ağaçlamakla işe
    başladınsa Adalara da el koy!..

Lütfi Aksoy teftişe çıktığı mıntakalarda titiz bir ev kadını gibi dolaşır, yol kenarına birikmiş süprüntüden, kahvecinin
şeker hokkasındaki karıncaya kadar her şeyi görür. Adalarda da böyle sıkı bir teftiş yaptı, bütün noksanları ve elzem
olan namevcutları tesbit etti.

Adalarda temizlik amelesi ihtiyaca hiç de kâfi değildir, Ada ahırlarını, araba durak yerlerini kokudan ve sinekten
korumak için ilâçlamak ve bu ilâcı sokakların sulandığı sulara da karıştırmak lâzımdır. Ada yollarına çöp sepetleri
koymalıdır. Yürükali plâjı kâfi değildir, Adada halk için ucuz bir plâj daha yapmak gerektir. Bir de ahır meselesi
vardır. Adaların köşksüz cihetlerinde büyük ahır inşası şarttır. Hususi ve umumî bütün hayvanlar bu ahırda
toplanmalıdır, köşk bahçelerindeki ahırlar kaldırılmalıdır. Büyükadada büyük tur yolu yapılmalıdır.

Biz bu ihtiyaçları kavrayıp tesbit eden Lûtfi Aksoyla görüştükten sonra Adaların bir kat daha yüzleri güleceğine kanaat
getirdik ve sevindik.

*

Bu münasebetle Denizyollarından bir temennide bulunacağız: Büyükada iskelesini boyatsın, halâyı ıslah etsin, memur
odalarını düzeltsin ve Yalovadan yükletilen küfe ve sepetleri vapurların giriş çıkış geçitlerine, ayak altına
yerleştirmesin ve vapurlarda pire ve tahta kurusu peyda olduğunu alâkadar makama bildirmiyen alâkadar memurları da
bundan dolayı cezalandırsın.

İkdam, 2 Ağustos 1941, Cumartesi


HADİSELER KARŞISINDA
ADALARDA MERASİM

Pazarları, Adalardan İstanbula dönen yolcuların rahat rahat vapura girmelerini temin için, bazı tedbirler alındı. İskele
üzerinde yolcu teşyi etmek yasak.

Fakat, ben, esasen, can ve gönülden Adada yolcu teşyi edenler bulunduğunu tahmin etmiyorum. Çünkü, sayfiyedekileri
rahatsız etmekten başka birşey yapmıyan misafire iskele üzerinde tekrar:

  • “Efendim. yine buyurunuz, bekleriz” demeğe, insanın dili nasıl varır?.

AHMET RAUF

Son Telgraf, 1 Ağustos 1941, Cuma


OKUYUCU MEKTUPLARI
Vapur durup yolcu alır mı?

Bir okuyucumuz yazıyor:

“30 Temmuz 941 Çarşamba akşamı, Köprüden Büyükadaya 19 u 15 geçe hareket eden Direk vapurda halkı heyecana sevkeden,
sinirlendiren bir hâdise oldu:

Vapurumuzun kalkma zili çalarken sancak tarafımıza ecnebi bandıralı bir motör yanaştı. Vapurdan motöre veya motörden
vapura binenler oldu. Bu aktarmadan sonra vapurumuz hareket etti. Sarayburnuna kadar motörle vapur arasında bir yarış
başladı. Sarayburnuna gelince vapurumuz durdu. Halk korku içinde yerlerinden fırladı. Bizimle yarış eden ecnebi
bandıralı motör vapura yanaştı. Motörle vapur arasında gene aktarma başladı. Lüks mevkie iki ecnebi bayan geldi. O anda
orada bulunan kahveciye sorduk. Kahveci bayanları gösterip:

  • Bunlar, dedi. Vapurun motörden daha evvel gideceğini anlamışlar, motörden vapura bindiler.

Bizim bildiğimiz umumi nakil vasıtaları mecburi bir sebeb olmadan bir iki kişinin hatırı için istasyon, iskele olmıyan
yerlerde durmazlar, Yolcu indirip bindirmezler. Halk bir kaza oldu diye boş yere heyecana kapıldı.

Bunu gördükten sonra, bu sıcakta köprüye kadar yürümeğe ne lüzum var; Sarayburnunda bir sandala biner, vapurumuzu
bekler, kaptana bir işaret verip koca gemiyi durdurur, oradan rahatça bineriz. Böyle şey bir yerde görülmemiştir. Nazarı
dikkati celbetmenizi rica ederiz.

Son Posta, 2 Ağustos 1941, Cumartesi


Dikkatler:
Ada vapurunda bir bardak su yok!

Denizyollarının diğer vapurlarını bilmiyorum, fakat Adalara işliyenlerinde geçen gün bir şişe gazoz veya bir bardak su
bulmak mümkün değildi. Vapur büfelerini idare edenleri kontrol eden yok mu? Şehrimizde su veya gazoz buhranı olduğundan
haberdar değiliz. Her şey gibi bunlar da bol. Vapur yolcusu istediği zaman neden bu cehennem sıcağında bir bardak buz
gibi soğuk su bulamasın?

Akşam, 6 Ağustos 1941, Çarşamba


Dağarcık
Su gibi aziz olsunlar!

Dün şerbetten bahsetmiştim, bugün de sudan bahsedeceğim: Son günlerde bazı su meraklıları, daha doğrusu ağızlarının
tadını ve canlarının kadrini bilenler, susadıkça öyle rastgele yerden su içmiyor, güvendikleri sucudan içmek için
dakikalarca yol yürüyorlar. Şimdi buna beni de alıştırdıkları için ben de öyle yapıyor, susayınca Taşdelenin,
Göztepenin, Karakulağın, Çağlıyanın, Kanlıkavağın hakikisi hangi sucuda ise üşenmeyip oraya kadar taban tepiyor ve
suyumu orada kana kana içiyorum. Dün masa başında bu meseleyi konuşurken bizim İkdam mürettiplerinden Hikmet Cansever
dedi ki:

  • Madem ki siz bu kadar iyi su meraklısısınız, şu halde bir pazar Heybeliadaya gidin de oradaki Sanatoryom yolunda
    satılan sulardan bir için!

Sorduk:

  • Orada ne suyu satılıyor?

Gülerek anlattı:

  • Ne suyu olacak, tuzlu su! Geçen pazar Sanatoryomla iskele arasında masalar üzerinde su satan suculardan birer
    bardak su içelim dedik, içtik. Fakat bu içtiğimiz sular maden suyu gibi tuzlu idi. Satanlara bu ne suyu böyle!
    diye sorduk, halis ayazma suyu cevabını verdiler. İyi su diye İstanbulda Terkos veya sarnıç suları içenler
    hallerine yine bin şükretsinler, ya geçen pazar bizim Heybelide içtiğimiz tuzlu ayazma suyundan içseler ne
    yapacaklar?

Ayranın tuzlusu içerken, bazan hoş kaçar amma bu Ağustos sıcağında suyun da tuzlusu içilir mi? Eğer bizim mürettibin
dediği doğru ise lstanbuldaki sucuların bir kısmı halis memba suyu yerine, bağrı yanıklara Terkos ve sarnıç suları
dayarlarken Heybeliadanın Sanatoryom yolunda pazar günü suculuk yapanlar da Yakacık veya Kayışdağı yerine, galiba,
Çamlimanının deniz suyunu dayıyorlar. Ne diyelim, eskiler, böyle sıcaklarda kendilerine birer bardak su verenlere:

  • Su gibi aziz ol! derlermiş.

Hileli su satanlara aynı duayı biz edelim.

İkdam, 7 Ağustos 1941, Perşembe


İZDİHAMA KARŞI ÇARE

Yaz gelince, Ada, Boğaz, Kadıköy vapurlarının izdihamından bahsedilir. Hakikaten, bin ayak, bir ayak üstündedir. Tramvay
sahanlığı, pazar dönüşleri vapurları yanında, kocaman meydan haline geliyor.

Bu halin önüne geçmek için ne yapmalı?. Pazarları böyle uzak yerlere gidenler, dönmemeli, gece yatısı misafirliğinde mi
kalmalı?. Fakat, o zaman da, sayfiyeye başını dinlemeğe gidenlerin evi, ayni izdihama sahne olur. İster misiniz,
sayfiyede evi olan herkes, pazarları bir misafir kabul edecek, diye bir nizam çıksın!.

AHMET RAUF

Son Telgraf, 3 Ağustos 1941, Pazar


Birimizin Derdi Hepimizin Derdi
Büyükada Lüks(leri)

Büyükada Tepeköyünde oturan bayan Muazzez yazıyor:

Adamızın hemen meskûn hemen her tarafı elektriğe kavuştuğu ve ana kablo da evlerimizin pek yakınından geçtiği halde
maalesef henüz biz bu medeniyet ışığından istifade edemedik. Geceleri aydınlık içinde yüzen, pırıl pırıl yerleri tepeden
seyredip içimizi çekiyoruz!.

Mahallemizde birkaç lüks feneri ile yollar aydınlanmaktadır. Fakat bu fenerler ekseriya saat 22.30, 23 te kendiliğinden
sönmekte bazan da saat 22 de yakılmaktadır!..

Bizim elektrikten istifade etmemizin teminini Belediyemizden rica ederken bu yapılıncaya kadar bari lükslerin yakılması
işinin intizama konulmasını istirham ederim.

SON TELGRAF – Muhterem okuyucumuzun bu haklı dileğini ehemmiyetle Belediye Reisliğinin ve Elektrik İdaresinin nazarı
dikkatine koyuyoruz.

Son Telgraf, 31 Ağustos 1941, Pazar


Adalarda fiat kontrolu
Bazı ihtikâr vakaları tesbit ve failleri adliyeye verildi

Fiat murakabe teşkilâtı memurları dün ve evvelki gün Adalarda sıkı bir kontrol yapmışlardır. Heybeli, Burgaz ve
Büyükadadaki satış yerlerinde perakende fiatler gözden geçirilmiş ve bazı ihtikâr vakaları tesbit edilerek suçluları
Adliyeye teslim edilmiştir. Adalarda bilhassa gaz yağı, arpa, sabun, mısır gibi maddeler üzerinde fazla ihtikâr
yapıldığı anlaşılmıştır.

Akşam, 27 Ağustos 1941, Çarşamba


Adalarda elektrik fiatı

Burgaz ve Kınalıada hususi elektrik tesisatile tenvir edilmektedir. Bu tenviratı idare edenler Belediyeye müracaatla
elektrik fiatlarının artırılmasını istemişlerse de belediye bunu reddetmiştir.

Cumhuriyet, 1 Ağustos 1941, Cuma


Adalarda teftişler

Belediye reis muavini Lütfi Aksoy birkaç gündenberi Adalar kazasında muhtelif belediye işlerini tedkik etmektedir. B.
Lütfi Aksoy bilhassa ekmek ve francala işlerile meşgul olmuştur. Adalar kazasında pişkin ve tam vezinli ekmek ve
francala imal etmeyen bir fırıncı yıldırım cezasına çarptırılmıştır. Belediye reisi muavini, Adalardaki Belediye
bahçelerinin tekrar tanzimi işile de meşgul olmuş, buralara sıralar konulmasını alâkadarlara bildirmiştir.

Akşam, 3 Ağustos 1941, Pazar


Adalarda teftişler

Belediye Reis Muavini Lûtfi Aksoy dün Büyükada ve Heybeliada ile Burgaz ve Kınalı adalarına giderek yapılacak yolları ve
diğer ihtiyaçları tesbit etmiştir.

Diger taraftan müstakil ve hususî santrallarla çalışmakta olan Burgaz ve Kınalıadada elektrik kilovat ücretlerine zam
yapılması talebi reddolunmuştur.

İkdam, 2 Ağustos 1941, Cumartesi


Adalarda ihtikâr kontrolü
Dün bir çok suçlu adliyeye teslim e dildi

Fiat Mûrakabe Teşkilâtı memurlerı dün ve evvelki gün Adalarda sıkı bir kontrol yapmışlardır. Heybeli, Burgaz ve
Büyükadadaki satış yerlerinde perakende fiatlar gözden geçirilmiş ve bazı ihtikâr vak’aları tesbit edilerek suçluları
adliyeye teslim edilmiştir.

Adalarda bilhassa gazyağı, arpa, sabun ve mısır gibi maddeler üzerinde fazla ihtikâr yapıldığı anlaşılmıştır.

İkdam, 27 Ağustos 1941, Çarşamba


Adalarda sıkı bir beledî teftiş yapıldı
Belediye Reis Muavini yıldırım cezası verdi

Belediye Reis Muavini Lütfi Aksoy dün Büyükada ve Heybeli de teftişler yapmıştır. Ani ve sıkı yapılan teftişlerde her
iki Adadaki plâjlar, gazinolar, fırınlarla yollar, bahçeler ve temizlik faaliyeti esaslı bir şekilde kontrol edilmiştir.
Temizlik işleri memnuniyeti mucip bulunmuştur.

Büyükadada fırıncı Yani Yuvanakinin çıkardığı ekmekler hamur ve fena görülmüş, yıldırım cezası verildiği gibi yevmiye
istihkakı olan undan 5 çuvalının cezaen kesilip, diğer fırına verilmesi emrolunmuştur.

Her iki Adadaki belediye bahçelerinin tezyini ve halkın oturması için yeni sıralar konulması bildirilmiştir.

Lütfi Aksoy Heybeliada rıhtımının tamir olunarak buradaki sahile müvazi istirahat sıralarının çoğaltılıp boyatılmasını
da kararlaştırmış ve kazanın diğer beledî işlerini tetkik etmiştir.

Son Telgraf, 2 Ağustos 1941, Cumartesi


Önümüzdeki 3 Ay İçinde İstanbulda Yapılacak Yollar

Her işin inşaat müddeti azami uç ayı tecavüz etmediğine göre bu seneki tahsisatımızı teşrinievvel sonuna kadar sarf
etmiş ve yol mesaimizin neticelerini bu müddet zarfında elde etmiş bulunacağız. Bu yıl yapılacak ve yapılmasına
başlanmış olan yollar şunlardır:

ADALARDA: Kınalıada rıhtımının beton yolu ile Büyükadada Sakarya ve Lâlahatun, Heybelide Han, Kuyubaşı, Belediye,
Burgazda İçyalı yollarının şoseleri üzerine asfalt yaptırıyoruz.

Tan, 9 Ağustos 1941, Cumartesi


BÜYÜK ADADA BİR HIRSIZLIK
Efendisinin 450 lirasını çalan Hacer İzmir vapurunda yakalandı
Merhametli ev sahibi pişman olup ağlıyan hizmetçiyi affetti ve para verdi. Fakat…

Büyükadada evvelki gün bir hırsızlık vak’ası olmuştur:

Büyükadada iskele civarında oturan M. Baharın hizmetçisi 27 yaşında Ciddeli Hacer Efendisine ait 450 lirayı gizlice
çalarak akşam üstü İstanbula kaçmıştır!..

Ev sahibi ancak ertesi sabah parasının çalındığının farkına varmış ve hemen polise başvurarak keyfiyeti bildirmiştir. M.
Bahar Hacerin şehrimizden kaçması ihtimaliyle ve yanına verilen sivil memurlarla evvelâ Haydarpaşa İstasyonuna gitmiş,
orada bulamamıştır. Tophane, Sirkeci ve Galata rıhtımlarını da dolaşmışlar ve nihayet Haceri İzmire hareket edecek olan
vapurun güvertesinde bulmuşlardır!… Hacer efendisini görünce hemen kendiliğinden paraları çıkarmış, ağlıyarak teslim
etmiştir. Yalnız içinden 15 lirasını önce sarfettiğini, Galatada bir otelde kaldığını söylemiştir. Genç kadının
ağlamalarından müteessir olan M. Bahar onu affederek şahsi hakkından vaz geçmiş ve 2,5 lira da para vermiştir. Hakkında
Hukuku Umumiye namına takibata devam olunan Hacer Sultanahmet Sulh Ceza Mahkemesince tevkif olunmuştur.

Son Telgraf, 12 Ağustos 1941, Salı


Üç Yaralama vak’ası

(..)

BİR ÜÇÜNCÜSÜ DAHA

Büyükadada İskele caddesindeki Belediye gazinosunda çalışan 16 yaşındaki Mehmet ile ayni yerde çalışan Akif adında
birisi kavga etmiş, Akif Mehmedi kırık bir şişe parçası ile kolundan yaralamıştır.

Yaralı tedavi altına alınmış Akif yakalanmıştır.

Yeni Sabah, 3 Ağustos 1941, Pazar


SPOR
Deniz ve at yarışları
Heybeli – Burgaz arasındaki yarışa 141 sporcu girdi. At yarışları da heyecanla takib edildi

Eminönü Halkevi tarafından tertib edilen Burgaz – Heybeli arasındaki yüzme yarışı 141 yüzücünün iştirakile fevkalâde blr
mükemmeliyet içinde yapılmıştır. Bu rakam, uzun mesafeli yüzme yarışlarının bir rökoru olmuştur. Yarışı pek büyük bir
kalabalık takib etmiştir. Beykozdan İbrahim 35 dakikada birinci, Beykozdan Vedad ikinci, Galatasaraydan Kemal üçüncü
olarak bitirmiştir. Birinci gelene bir kupa verildiği gibi, en çok yüzücü ile iştirak eden Galatasaraya da bir kupa
hediye edilmiştir. Birinciden on beşinciye kadar derece alan yüzücülere de madalyalar verilmiştir.

Cumhuriyet, 18 Ağustos 1941, Pazartesi


SPOR
Burgaz -Heybeli yüzme müsabakası

Eminönü Halkevi 17 Ağustos Pazar günü, Burgaz ile Heybeli plâjı arasında bir yüzme müsabakası tertib edecektir.

Bütün teşekkül ve yüzücülere açık olan gerek ferd ve gerekse takım halinde iştirak edilebilecektir.

Yarış Burgaz adası iskelesinden başlıyacak, Heybeli plâjında nihayetlenecektir.

Yarışın mesafesi 1200 metredir. Müsabakanın kaydi 15 Ağustosta kapanacaktır.

Müsabaka kaydolacakların Eminönü Halkevine müracaatları lâzımdır. Müsabakaya takım halinde en fazla yüzücü ile iştirâk
eden teşekküle bir kupa, ferden iştirâk edenlerden on beşinciye kadar madalya ve birer diploma verilecektir.

Bu müsabaka her sene tekrar edilecek ve üç sene ayni muvaffakiyeti gösteren teşekküle Eminönü Halkevi şildi
verilecektir.

Yüzme yarışına saat 11.30 da başlanacaktır. Ayrıca gene Halkevi tarafından 7 Eylülde dört ada arasında kadın ve
erkeklere mahsus olmak üzere kürek yarışları yapılacaktır.

Son Posta, 14 Ağustos 1941, Perşembe


Boğaziçi Heybeli arası yüzmeleri

Eminönü Halkevi tarafından tertib edilen Burgaz – Heybeli arasındaki  mukavemet yarışına dün 141 yüzücü iştirak
etmiştir.

Baştan, nihayete kadar pek zevkli bir şekilde takib edilen yarışı Beykozdan İbrahim 35 de yüzmeğe muvaffak olmuştur.

Beykozdan Vedad ikinci, Galatasaraydan Kemal üçüncü, Beykozdan Bedri dördüncü, Galatasaraydan Ziya beşinci olmuştur.

Birinciye bir kupa, en çok yüzücü ile iştirak eden Galatasaraya da bir kupa verilmiştir. Birinciden on beşinciye kadar
madalyalar verilmiştir.

Son Posta, 18 Ağustos 1941, Pazartesi


Heybelide tanzim edilecek çamlık

Heybeliadada papas mektebi altındaki çamlığın belediyece düzeltilerek buraya yeniden çam fidanları dikilmesi
kararlaştırılmıştır. Ayrıca burada bir de kır gazinosu yapılması düşünülmektedir.

Son Telgraf, 3 Ağustos 1941, Pazar


Burgazda bir çam yangını bastırıldı

Dün Burgaz adasındaki çamlıklarda bir yangın olmuştur. Kalpazankaya tarafındaki çamlar atılan bir sigaradan tutuşmuş, 9
çam ağacı yandıktan sonra söndürülmüştür.

Son Telgraf, 4 Ağustos 1941, Pazartesi


Büyükadadaki konferans

Yardımsevenler Cemiyeti Büyükada şubesi tarafından evvelki gün saat 17 de iskele üstündeki Parti salonunda bayanların
yurt müdafaasındaki hizmetini tebarüz ettiren bir konferans verilmiştir.

Son Telgraf, 10 Ağustos 1941, Pazar


Burgaz’da bir mikdar fundalık yandı

Dün Burgaz adasında Kalpazan Kaya denilen mevkide çamlar arasına atılan bir sigaradan yangın çıkmış ve bir mikdar çam
ağaciyle bir kısım fundalık yandığı halde ateş itfaiye tarafından söndürülmüştür.

Akşam, 4 Ağustos 1941, Pazartesi


Heybeliada Kızılay Cemiyetinin bugünkü büyük balo ve müsameresi

Kızılay Cemiyeti Heybeliada şubesi, faaliyetini çok genişletmiştir. Bu münasebetle de bu akşam Heybeli Plâj Gazinosunda
mükellef bir balo ve müsamere tertip etmiştir.

Bütün hayır sevenler, Adalılar bu emsalsiz eğlence ve şefkat gecesini sabırsızlıkla beklemektedirler.

Son Telgraf, 2 Ağustos 1941, Cumartesi


Heybeli Kızılay cemiyetinin yıllık balosu

Kızılay cemiyeti Heybeliada şubesi, faaliyetini çok genişletmiştir. 2 ağustos cumartesi gecesi Heybeli Plâj ve
gazinosunda çok mükellef bir balo ve müsamere tertib etmiştir. Bütün hayırseverler, Adalılar bu emsalsiz eğlence ve
şefkat gecesini büyük bir sabırsızlıkla beklemektedirler.

Akşam, 1 Ağustos 1941, Cuma


Heybeli Kızılayının yıllık balosu

Kızılay cemiyeti Heybeliada şubesi, yıllık balo ve müsameresini bu gece Heybeli plâj gazinosunda verecektir.

Son Posta, 2 Ağustos 1941, Cumartesi


Deniz Klübünden:

Her sene mevsim münasebetile verilmekte olan balonun bu sene mehtaba tesadüf eden 9 Ağustos 941 Cumartesi akşamı saat 22
verilmesi kararlaştırılan baloyu teşrif edecek davetliler meyanında şehirde ve Adalarda ikamet edenlerin avdetlerini
temin etmek üzere muayyen saatlerde Modadan hareket edecek motörlü vesait tedarik edilmiştir.

Tan, 6 Ağustos 1941, Çarşamba


Devlet Deniz Yolları İşletme Umum Müdürlüğü İlanları
Yürükali plâj ve Adalar-Anadolu zikzak seferleri

Yürükali plâj – Adalar – Bostancı – Maltepe zikzak seferlerine 2/8/941 cumartesinden itibaren tarife mucibince
başlanacaktır.                                        (6563)

Akşam, 2 Ağustos 1941, Cumartesi


Devlet Denizyolları işletme U. M. ilânları

13 ağustos 1941 tarihinde saat 15 te yapılacağı ilân edildiği halde yazılı vaktinde talibi çıkmıyan Burgazadası vapur
iskelesi tamiratı eksiltmesi kapalı zarf usulile 21 ağustos perşembe günü saat 15 te yapılacaktır. İsteklilerin yevmi
mezkûrda kapalı zarfları saat 14 e kadar Alım Satım Komisyonu Reisliğine tevdi etmeleri.                   (7175)

Cumhuriyet, 18 Ağustos 1941, Pazartesi


BÜYÜKADADA SATILIK KÖŞK

Çankaya caddesinde iki katlı 12 odalı banyo, sarnıç ve terkos suyu bulunan bir köşk acele satılıktır. Mercanda
örücülerde 6 numaraya müracaat Telefon: 23032

Akşam, 9 Ağustos 1941, Cumartesi


Ölüm

Karamürsel mensucat şirketi emektar veznedarı

BAY NISIM FRESKO TAZE

kısa bir hastalıktan sonra vefat etmiştir. Cenazesi 24 Ağutos 1941 tarihine müsadif pazar günü saat 11.30 da Büyükada
Musevi sinagogundan kaldırılacak ve cenazeyi hamil motör saat 14.30 da Karaköyde Mehmet Ali Paşa hanı önünde motör
iskelesine yanaşacak, cenaze oradan Arnavutköy Musevi mezarlığına nakil ve tedfin olunacaktır.

Tanrıdan rahmet dileriz.

Cenaze servisi Moskoviç

Yeni Sabah, 24 Ağustos 1941, Pazar


Yayınlanma Tarihi: 05 Ağustos 2026  /  Son Güncellenme: 05 Ağustos 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.