Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 251 – Mayıs 2026      Adalı Gezginler’in Sri Lanka Seyahati – II

Adalı Gezginler’in Sri Lanka Seyahati – II


II. Bölüm | İlk bölümü okumak isterseniz buraya tıklayınız!

6. GÜN / 08 MART / KANDY-NUWARA ELIYA

Geçen sayıda Sri Lanka’nın eski başkenti kutsal şehir Kandy’de kalmıştık. Buda’nın dişinin bu şehirde olması şehri dinsel açıdan çok önemli kılıyor. Kahvaltıdan sonra Kandy’den ayrılıyor yemyeşil dağlara doğru yola koyuluyoruz. Havası ve manzaralarıyla Sri Lanka’nın en popüler tatil beldesi olan Nuwara Eliya’ya gidiyoruz. Yol üzerinde çay plantasyonları ve dünyanın en iyi çayının üretildiği bir çay fabrikası ziyaret ediliyor. Burada çay üretiminin bütün safhalarını anlatıyorlar. Fabrikada saf Seylan çayının tadına bakıp kutu kutu çay alıyoruz. Nuwara Eliya, dünyanın en iyi kalitedeki çay üretiminin yapıldığı Sri Lanka’nın kalbi durumunda. Seylan çayı dünyaca ünlü ve dünyanın en temiz çayı olarak kabul ediliyor. Yamaçlarda yemyeşil çay çalıları, bazen berrak, bazen puslu tepeler, zaman zaman gördüğümüz çay toplayıcıları ile şahane manzaralar unutulmaz. Sri Lanka’daki çay çalıları 600 ila 1200 metre arasındaki yüksekliklerde büyüyorlarmış ve yüksek rakım, doğrudan güneş, sıcaklık ve toprak türü nedeniyle çayın lezzeti dünya çapında. Sri Lanka’nın en yüksek dağı Pidurutalagala Dağı’da burada. Yol boyunca elinde çiçek buketi taşıyan bir çocuk yokuş yukarı otobüsümüzle yarış ediyor. Satıcı çocuktan alınan çiçekler ile kadınlar günü kutlanıyor, teşekkür ediyoruz. Ayrıca Nuwara Eliya, Güney Asya’nın en güzel golf alanlarına sahipmiş. Yemekten sonra gölde botlar ile bir gezinti yapıyoruz. Akşam yemeği ve geceleme otelimizde. Beş yıldızlı Grand Hotel Nuwara Eliya otelinin bulunduğu bina eskiden İngiliz valiye aitmiş. Son derece şık ve zarif İngiliz tarzı iç dekorasyonu, aynı tarzda bahçe alanları ile göz dolduruyor. Akşam yemeği sonrası dinlenme salonundaki canlı müzik tam da keyfimize göre. Dans edip, eğleniyoruz.

7. GÜN / 09 MART / NUWARA ELIYA-ELLA-YALA

Kahvaltının ardından önce otobüs ile daha sonra tuktuklara binerek yaklaşık iki saat gidiyoruz, Ella’da yemyeşil çay tarlalarının arasına gizlenmiş, etkileyici mimari yapısıyla Birinci Dünya Savaşı başlarında İngiliz mühendisler gözetiminde yerel işçiler tarafından kısıtlı imkanlar ile, zorlu koşullarda, taşlardan inşa edilen ikonik Demodara Dokuz Kemerli Köprüsü’nü görmeye gidiyoruz; üstünden geçen demiryollarında yürüyor ve köprüde treni karşılıyor, bir sürü fotoğraf çekiyoruz. Tren ağır ağır ilerlerken turistlerin kapılardan sarkması emek veren Sri-Lankalı işçilere duyulan saygının coşkulu bir göstergesi gibi. Bazılarına göre adı “Gökyüzündeki Köprü” olan bu viyadük köprü, çevresindeki bitki örtüsü ile bir tablo görüntüsünde. Köprüyü gördükten sonra hem yerli hem de yabancı turistlerin tercih ettiği sevimli Ella Kasabası’na gidiyor, yemek yiyor, alışveriş yapıyoruz. Ara duraklarda daima çay satın alıyoruz. Dünyanın en güzel çayının üretildiği ülkeden alınacak en isabetli seçim bu çünkü…

Burada yerel bir restoranda yediğimiz öğle yemeğinde artık alışabildiğimiz çeşitler yine bol acılı ve baharatlı. Yemek, tropikal meyveler ve dondurma ile sonlanıyor. Bu gezide bol bol taze meyve ve dondurma yedik. Dondurmaları ve meyveleri çok sevdim çok lezzetliydi. Gezinin ardından 2 saat yol giderek Yala bölgesine geliyor ve buradaki otelimize yerleşiyoruz. Beş yıldızlı Double Tree by Hilton Weerawila. Otelin yemyeşil bahçesinde, kenarında bar bulunan geniş havuzunda yolculuğumuzun yorgunluğunu atıyor, şık restoranında akşam yemeğimizi yiyoruz. Resort otel ahşap dekorasyon elemanları, modern stili ve yeşili kucaklaması ile çok keyifli. Bahçe dışına gezintiye çıkan arkadaşlarımız, “Timsahlara karşı dikkatli olunuz“ yazısını görünce geri dönüyorlar. Erken yatmalıyız, sabah gün doğumunda yola çıkıp safariye gideceğiz.

8.GÜN / 10 MART / YALA-GALLE

Sabah erkenden, saat beş gibi, yanımıza yemek için bir şeyler alıp, yaban hayatını gözlemlemek üzere Yala milli parkında Jeep Safari’ye çıkıyoruz. Park, vahşi hayvan çeşitliliği ve özellikle dünyadaki en yüksek leopar yoğunluğuna sahip olması sebebiyle turistler tarafından oldukça ilgi görüyormuş. Kapıda bizi tavus kuşları karşılıyor. Sabahın meltem rüzgarlarını andıran ılık serinliğinde, ilginç şekilleri ile uzaktaki kayalık tepelerin ardından, günün ilk ışıklarının ortaya çıkışını izliyoruz. Engebeli yollarda hoplaya zıplaya giden cipimizde, sabah sessizliğini bozan kuş seslerini dinlemek, ufak göletlerin timsahlarını, yalnız ağaçlarını, sık ormanın manzaralarını görmek, büyüleyici. Afrika safarilerindeki gibi yırtıcı hayvanlar ile burun buruna gelemedik ama harika manzaralara, pek çok ilginç çeşitte kuşa rastladık. Arada birkaç geyik ile tembel bir fil, maymun ailesi de gördük. En çok da mandalarla karşılaştık. Şoförümüz, arkadaşların çamura saplanan cipini kurtardı. Büyük hayvanları pek de göremedik diye sızlanırken, kamp çıkışındaki müzede dünyadaki milli parklarda bulunan en fazla Leoparın burada olduğunu öğrenince şaşırdık. Bir hafta önce turistler bir sürü leopara rastlamışlar burada. Videosunu izleyince, leoparları görmemek şans mı şanssızlık mı bilemedik:) Yala Milli Parkı, iki yüz on beş adet kuş türüne ev sahipliği yapıyormuş, bunlardan yedi tanesi ise sadece Sri Lanka’da bulunan endemik türlermiş. Parkta bulunan memeli türlerinin sayısı ise kırk dörtmüş. Hiç de azımsanmayacak sayılar yani. Sonuçta, günün ilk ışıklarında çıktığımız safariden büyük keyif alarak döndük. Neşe içinde kahvaltımızı yaptık. Yemyeşil tabiatın içinde havuz keyfimizi yaptık. Balkonda irice bir iguana ile karşılaşıp selamlaştık, nasıl davranacağımızı bilemezken o da bizden korkup yolunu şaşırdı sağa sola çarptı ve kaçtı.

Otelde öğle yemeği yedikten sonra Sri Lanka’da deniz tatili yapmak isteyenler için en popüler destinasyon olan Galle bölgesinde deniz kenarında konaklama yapacağımız otelimize doğru yola çıkıyoruz.

Yol üzerinde denizin içinde tahta direklere tünemiş ve Sri Lanka’nın ikonik bir manzarası haline gelen Sırık balıkçılarını gözlemlemek üzere sevimli bir sahil kasabasına uğruyoruz. Sri Lanka’nın Galle bölgesindeki cambazı andıran balıkçıları maddi imkansızlıklardan sandal alamamak ve sahil şeridinin çok dalgalı olmasından dolayı bu yöntemi geliştirmişler. Deniz zeminine yerleştirdikleri uzun sırıklara tırmanıyor ve üzerine çıktıkları ufak bir dala oturarak oltalarını denize bırakıyorlar. Böylelikle dalgalardan yukarıda balıklarını yakalıyorlar.

Ardından deniz kaplumbağalarının rehabilite edildiği bir merkeze giderek bilgi alıyoruz. Burada yaralı ve sakat kaplumbağalar tedavi ediliyor. Tehlike altındaki yumurtalara ev sahipliği yapılarak çıkan yavrular biraz büyüyünce denize salıveriyorlar. Buradaki kumsallarda ve denizde çok sayıda deniz kaplumbağası insanlara yakın yaşıyormuş.

Konakladığımız beş yıldızlı Radisson Blue otelimiz, Hint okyanusun kenarında ve masmavi denizin incecik kumları dövdüğü sahili ile pastoral bir manzaraya sahip. Yerleştikten sonra doğrudan plaja koşuyoruz. Denizde tehlike durumunu gösteren kırmızı bayrağa aldırmadan kendimize uygun bir minik girintide Hint Okyanusu’nun sularına kendimizi bırakıyor, ilerideki kayalıklarda patlayan dalgaların gücüne direnmeye çalışarak farklı bir deniz tecrübesi yaşıyoruz. Aslında buralarda 2004 yılında Hint Okyanusunda meydana gelen 9,2’lik depremin etkisi ile oluşan yirmi metrelik dev dalgaların kıyıya vurması ile çok büyük bir tsunami felaketi yaşanmış. Harika gün batımının denizin üstüne indiği, palmiye ağaçları ile süslü bu tropikal sahil, beyaz köpüklü mavi denizi ile şu an çok masum görünüyor.

9.GÜN / 11 MART / GALLE

Kahvaltının ardından Sri Lanka’nın ana liman kenti olarak kullanılan ve Unesco kültür mirası listesindeki tarihi şehir Galle’i keşfe çıkıyoruz. Galle şehir turunda Portekiz ve Hollanda’lılardan kalma kolonyal binaları, şehir surlarını, Galle kalesini ve şehrin simgesi durumundaki deniz fenerini görüyoruz. Üç tarafı denizle çevrilmiş doğal bir liman kenti olan Galle, Avrupalılar tarafından birçok kez işgale uğramış. Liman bölgesinde birçok kafe, restoran ve hediyelik eşya dükkânı ve çay evleri var. Eski şehrin sokaklarında şık dükkanlar, galeriler sıra sıra dizilmişler. Plajlar dünyaca meşhur ve halk  buralardan denize giriyor. Cuma camii Müslüman nüfusa hitap ediyor ve mimarisiyle dikkat çekiyor. Ramazan ayında olduğumuz için oruçlu Müslümanlar, erkenden yerlere örtülerini sermiş, ezan okunmasını bekliyorlardı. Şehre ikonik tarihi kapıdan giriliyor. Budistler’in ibadet ettiği Stupa ve tarihi Hollanda Reformist Kilisesi kendi cemaatlerini ağırlıyor. Burada Hollanda’nın köklü bir tarihi var. 17. yüzyılda, kolonyal dönemde, Portekiz ve Hollandalılar kale surlarını inşa etmişler. Avrupalılar’ın, Asya’da kalan en eski kale surları imiş. Çok iyi korunmuş durumda ve denizden gelen saldırılara karşı yaptırılmış. Hollandalılar ile hala iyi ilişkiler içindelermiş. Saat kulesini ise İngiliz’ler inşa etmiş. 1966’da turizm başlıyor. Tamil gerillaları ile yapılan iç savaş yüzünden bir dönem sekteye uğruyor, 2004 tsunamisi ile zor günler yaşanıyor. 2009’dan itibaren yeniden turizm canlanıyor. Çok şık oteller yapılıyor. Lezzetli ve taze deniz mahsulleri ile de ünleniyor. Meydanlardaki dev Banyan ağaçlarının kökleri dallarına, dalları köklerine kavuşmuş, çok farklı bir görüntü oluşturuyor.

Biz Galle şehrinde iken, şehrin biraz açığında, Çin’e petrol taşımakta olan İran bandralı bir gemiye Amerikan saldırısı oldu. Mürettebat Sri Lankalılar tarafından kurtarılıp Galle’deki bir hastaneye yerleştirildi. Biz, olayın farkına varmazken İstanbul’dakiler bizi merak etmişler. Galle’de alışveriş ettiğimiz satıcılar, bindiğimiz tuktuk sürücüleri de Türk olduğumuzu öğrenince savaştan etkilenip etkilenmediğimizi merak edip, sorular sordular. İki uzak ülke insanları olarak birbirimizi merak edip, gündemi paylaştık. Akşamüstünü otelin plajında güneşlenerek ve bulabildiğimiz en güvenli minik koyda yüzmeye, neşe içinde güçlü dalgalar ile baş etmeye çalışarak geçiriyoruz. Son gecemizde ise Galle’de, eski şehirde, ışıklı bir pub’da, sohbet edip sıcak gecenin rehavetini yaşıyoruz, sonra da tuktuklara binerek otelimize geri dönüyoruz.

10.GÜN / 12 MART / GALLE-COLOMBO-ISTANBUL

Kahvaltıdan sonra Sri Lanka’nın en büyük şehri ve başkenti Colombo’ya doğru yola çıkıyoruz. 16. yüzyıla kadar küçük bir liman kenti olan bölge şu an başkente ev sahipliği yapıyor. Şehir turu yapıyoruz. Kriket oyunu revaçta olduğundan bu şehirde pek çok kriket sahası var. Lotus şeklindeki yüksek televizyon kulesi her yerden görülüyor. Şehir yarım milyon nüfusa sahip. Şehrin bir bölgesi Köle adası olarak anılıyor. Modern binalar, gökdelenler, İngilizler’in yaptığı, White House benzeri Parlamento binası gördüklerimizden. Turistik bir şehir değilmiş. 1948’de Sri Lankalılar’ın bağımsızlığını kazanmasına atıfla bağımsızlık meydanını, başkanlık konutunu görüyoruz. Kırmızı Camii nar şeklinde minareleri ile Hint mimarisini yansıtıyor; Pettah mahallesinde ve üç bin kişi kapasiteli. Çok renkli Hindu tapınağının önünden geçiyoruz. Şehir, küçük bir balıkçı kasabasıyken 1505’te Portekizliler’in ulaşmasıyla ve İngiliz İdaresi sırasında önemli limanlardan birine dönüşüyor ve gitgide büyüyerek bugünkü halini alıyor. Şehrin her yerinde koloni dönemlerinden kalma Portekiz, Hollanda ve İngiliz mimarisiyle karşılaşmak mümkün. 100 yıllık saat kulesi, Pettah çarşısı, Bandaranaike Anıtı, Uluslararası Konferans Salonu görülmesi gereken yerler arasında. Şehir turu sonrası yediğimiz bol çeşitli ve uluslararası yemekleri de içeren lezzetli öğle yemeğinin ardından şehirde alışveriş için serbest zaman veriliyor. Serbest zaman sonrası akşamüstü grupla buluşarak İstanbul’a dönüş için hava limanına transfer ediliyoruz.

22:00 – 04:35 Colombo – İstanbul uçuşu

11. GÜN / 13 MART / 04:35 İSTANBUL’A VARIŞ

Çay, tarçın, zencefil ve bin bir çeşit baharat kokulu yemyeşil tabiatı, masmavi denizi, palmiye ağaçlarının süslediği kumsalları, inançları, tapınakları, esmer, sempatik insanları ile Hint Okyanusu’nun incisi, Hindistan’ın gözyaşı  gibi sıfatlar ile anılan bu nadide  tropikal ada ülkesine yaptığımız seyahat, en güzel anılarımız arasında yer almayı  kesinlikle hak ediyor…

 


Yayınlanma Tarihi: 09 Mayıs 2026  /  Son Güncellenme: 09 Mayıs 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.