Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 251 – Mayıs 2026      Adalar Kentsel Tasarım Rehberi

Adalar Kentsel Tasarım Rehberi


Adalar Tasarım Rehberi Ne İçin Var?

Adalar’ın geleceğine ilişkin tartışmalar, yalnızca fiziksel çevrenin nasıl düzenleneceğiyle değil müşterek yaşam alanlarının nasıl korunacağı, yönetileceği ve birlikte üretileceğiyle de ilgilidir. Bu nedenle kentsel tasarım rehberleri, yalnızca teknik belgeler olmanın ötesinde, yerel katılım kültürünü geliştirme ve ortak bir yönetim deneyimi oluşturma araçları olarak da önem taşırlar.

19 Nisan 2026 tarihinde Adalar Kent Konseyi Mimarlık Kültürü ve Şehircilik Çalışma Grubu tarafından düzenlenen “Adalar Kentsel Tasarım Rehberi: Yönetim, Uygulama ve Değerlendirme Çalıştayı” bu çerçevede önemli bir buluşmaya dönüştü. Akademisyenler, mimarlar, şehir plancıları, yerel inisiyatifler ve Adalılar’ın katılımıyla gerçekleşen çalıştayda, Adalar Kentsel Tasarım Rehberi’nin yalnızca bir koruma metni değil, aynı zamanda katılımcı, şeffaf ve sürdürülebilir bir yönetim modelinin başlangıç zemini olup olamayacağı tartışıldı.

Aşağıda yer alan metin, çalıştay boyunca dile getirilen görüşlerin, önerilerin ve tartışmaların bir değerlendirme notu niteliğinde derlenmiş hâlidir. Bu notların, Adalar’ın kültürel peyzajını korumaya yönelik daha geniş bir ortak düşünme ve birlikte üretme sürecine katkı sunmasını umuyoruz.

Adalı Dergisi

 

Adalar Kentsel Tasarım Rehberi
Yönetim, Uygulama ve Değerlendirme Çalıştayı
19 Nisan 2026

Adalar Kent Konseyi
Mimarlık Kültürü ve Şehircilik Çalışma Grubu  

Tasarım Rehberleri

Kentsel tasarım rehberleri, çok önemli katılım araçlarıdır. Bir bölgede yaşayan, çalışan toplulukların kendi kullandıkları müşterek alanlar, yaşam çevreleri üzerinde söz sahibi olmalarını, yönetimlerin onları korumaya, geliştirmeye dönük gerçekleştirecekleri faaliyetlerin önceden bilinmelerini, müzakere edilmelerini ve gözden geçirilmelerini sağlayan araçlardır.

Tasarım rehberleri ile yönetimler müştereklerle ilgili çok aktörlü, çok katmanlı, çok öncelikli konular için bir çerçeve oluşturmakla kalmazlar, kendi faaliyetlerini de tanımlamış, esaslara bağlamış olurlar.

Bu esaslar donmuş olarak kalamayacakları ve hayat devam ettiği için süreç odaklı bir yönetim planlarının ve organlaşmasına ihtiyaç duyulur.  Böylece yönetim faaliyetleri etkili, gelişmeleri düzenleyici ve kural koyucu hâle gelir, katılım boyutu kazanır.   Gerçekte yasal gücü bulunan kararlardan daha etkili, daha katılımcı araçlar olarak kullanılabilir. Tasarım rehberleri kültürel kimliğin, doğayla ilişkilerin korunmasında yönlendirici oldukları gibi yönetimler, sivil toplum arasında yerelde iş birlikleri gerektirirler.  Ayrıca başka yerel deneyimlerle, uluslararası koruma sözleşmeleriyle ve farklı köprüler kurmayı, paylaşımlar yapmayı sağlayacak içtihatlara, uygulama örneklerine uzanabilirler.

Kentsel tasarım rehberleri birinci düzeyde “ürün geliştirme” bazında restorasyonlara eşlik eden fikirler ve yeni ürün tanımları getirebilir. Bunlar söz gelimi yer döşemeleri, duvar tipolojileri olabileceği gibi kullanılacak araçlar gibi hareketli unsurlar da olabilir.

İkinci düzeyde bunların bağlamsal ilişkilerini analiz eder ve tanımlar. Bu ilişkiler daha çok planların konusudur ve bunlar olmadan hedefler belirlenemez.

Üçüncü olarak lokasyonlara, yere özgü mikro-bölgeleme yöntemleri ve kriterleri getirir. Bunlar kentsel tasarımların hangi ilkeler ve öncelikler gözetilerek yapılacağını belirler. Bu üç düzey arasındaki ilişkiler çok aktörlü ve çok katmanlı bir yönetim planı içinde aktörleri, rolleri, eylemleri, proje yönetimi unsurlarını ve yöntemlerini tanımlar.

Katılımcılık mekanizmalarının, pratiklerinin geliştirilmesinde yerle temas eden, karşılıklı olarak öğrenmeyi ve iletişim içindeki toplulukları yönetimlerle birlikte yeni bir eşiğe taşımayı hedefleyen bu katılımcılık mekanizmalarının günümüzün sorunlarını aşmak için yaşamsal bir değerlerinin olduğu söylenebilir. Bunlar olmadan günümüzde katılımcılık adına yapılan toplantılar bu çalıştayda da dile getirildiği gibi yalnızca analizlerin yapıldığı aşamayla sınırlı kalıyor. Çoğu zaman paydaşlardan da “görüş aldık” demek için yapılıyor. Ama paydaşların asıl üretime katkıları olmuyor. Yaşam çevreleriyle ilgili nihai kararların alındığı süreçler, çalışmalar, yani “asıl işin mutfağı” denilebilecek bölümler karanlıkta kalıyor.  Kararların alındığı süreçler bu nedenle katılıma kapalı kalıyor. Çoğu zaman bağımlı profesyoneller, yetkililer yaratıcı süreçlerin nasıl katılıma açılacağını, fikir üretiminin nasıl çok yönlü geliştirileceğini de bilmiyorlar. Bu yüzden planlama süreçleri teknokratik görünümden bir türlü kurtulamıyorlar. Resmi taraf ile çıkar grupları karşı karşıya kalıyorlar, bürokratik bir şekilcilikle tanımlanan kamusal alanlar boşluğa dönüşüyor ve işgale uğruyor. Müştereklerle ilgili bilgi yönelimli süreçler eksik kalıyor, kurallar, gelişmeler, uygulamalar kamusal nitelik kazanamıyor.

Bu nedenle Adalar Tasarım Rehberi müşterek alanları birlikte koruyabilmek, düzenleyebilmek ve kullanabilmek için birlikte bir yönetim deneyimi geliştirme fırsatı olarak görülmesini öneriyoruz ve bu çalıştayları bu amaçla düzenliyoruz.

Adalar Tasarım Rehberi bir yönetim planı hazırlama deneyimi fırsatı olarak görülmeli

19 Nisan Pazar günü Kent Konseyi Mimarlık Kültürü ve Şehircilik Çalışma Grubu, “Adalar Kentsel Tasarım Rehberi’nin Yönetimi ve Değerlendirilmesi” başlığını taşıyan bir çalıştay düzenledi. Geçtiğimiz sayıda da belirttiğimiz gibi, Adalar Kentsel Tasarım Rehberi 2023 yılında Bölge Koruma Kurulu tarafından onaylanmıştı. Ancak rehberdeki şemada sürecin nihai aşamasına kadar dahil oldukları gösterilen paydaşların ve Adalılar’ın durumdan haberdar olması, ancak Büyükada öngörünüm bölgesindeki gezinti yolunda başlayan yıkım ve düzenlemelerle gerçekleşti.

Çalışma Grubu davet metninde, Tasarım Rehberi’nin yerel iş birlikleri ve müzakerelerle ortaklaşa oluşturulan kurallar çerçevesinde müşterek alanları düzenleyebilmek adına çok önemli bir çalışma olduğunu vurgulayarak Büyükada öngörünüm bölgesindeki gezinti yolu ile çevresindeki restorasyon ve kentsel tasarım projelerinin bu rehbere göre uygulanmasının, Adalar için ilk pilot deneyim fırsatını oluşturacağının ve bir örnek teşkil edeceğinin altı çizildi.

Düzenlenen oturumun açılış konuşmasında, Mengü Şeker çalıştaya ilgi gösteren ve emek veren katılımcılara teşekkür ettikten sonra, Kent Konseyi’nin bu çok yönlü ve çok taraflı çalışmada önemli bir işlev üstlenebileceğini, bu sürecin bir başlangıç teşkil ettiğini belirtti.

Önal ise önceki toplantılarda da gözlemlediği üzere, bu tür konulara ilgi gösteren geniş bir topluluk olduğunu vurguladı. Bu katılım enerjisinin başarılı bir deneyim için önemli bir fırsat olduğuna işaret eden Önal, toplantıya şehir dışından gelerek katkı sunan uzmanlara ve tüm katılımcılara teşekkür etti.

Çalıştayın giriş bölümünde Doç. Dr. Oya Akın, kentsel tasarım rehberlerinin farklı ölçeklerde soyut bilgiler içeren genel çalışmalar olmadığını, aksine yere özgü nitelikler taşıması gerektiğini belirtti. Her adanın kendine has farklılıkları ve özellikleri olduğuna dikkat çekerek, bu bağlamda Adalar Tasarım Rehberi’nin “yere özgü” bir karakterde olması, her ada ve hatta her alt bölge için ayrı ayrı çalışılması gerektiğini vurguladı. Kıyılar, sokaklar, meydanlar, aydınlatma ve yer döşemeleri gibi konuya özel tematik tasarım rehberlerinin de hazırlanabileceğini belirterek öncelikle bir üst başlığın belirlenmesi gerektiğine işaret etti. Kıyı bölgesinin denizle olan ilişkisinin çok yönlü ve sosyalleşme açısından son derece değerli olduğunu ifade eden Akın buna karşılık doğanın “sessiz bir aktör” olduğunu, kimi bölgelerin ise hatalı bir yaklaşımla âtıl alanlar veya boşluklar olarak görüldüğünü söyledi. Oysa doğa ile kültürün birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayarak bu alanlara dair bilgimizi ve yaşayanların bakış açısını daha eşitlikçi bir zeminde kurmak için kamunun rolünün ve işleyişinin hayati önem taşıdığının altını çizdi.

Kentsel tasarım alanında kapsamlı araştırmaları bulunan YTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kılıç İstanbul’daki kıyıların büyük bir bölümünün doldurularak veya düzenlenerek “doğal kıyı” olma özelliğini yitirdiğini, bu alanların ancak otuzda birinin doğal halini koruyabildiğini belirtti. Adalar’ın bu açıdan büyük bir istisna teşkil ettiğine dikkat çeken Kılıç, kıyıların yüzde yetmişinin hâlâ düzenlenmemiş (doğal) durumda bulunduğuna işaret etti.

Hukuki statülerin belirlenmesi noktasında, “Sahil Şeridi” ile “Kıyı Şeridi” tanımları arasında kavramsal bir ayrım yapılmamasının yarattığı sorunların altını çizen Kılıç Adalar Tasarım Rehberi’nde kıyı alanlarına dair yeterli veri sunulmadığını ifade etti. Ayrıca Yassıada örneğine değinerek adanın geçmişte yürürlükte olan bir uygulama imar planı bulunmaksızın imara açıldığını ve bu durumun koruma yasalarına açıkça aykırı olduğunu belirtti.

Restorasyon alanında uluslararası projelerde deneyimli bir mimar olan Yaman İrepoğlu rehberin en başından itibaren uzmanlar ve yerel temsilcilerle birlikte hazırlanması gerektiğini vurguladı. Katılımın yeterince sağlanamadığını ifade ederek oysa bu çalışmanın müşterek alanları birlikte ele almak adına çok kıymetli bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

Adalar’ın sıradan bir kentsel yerleşim alanı olmadığını hatırlatan İrepoğlu ana hedefin Adalar’ın dinginliğini korumak, olası gelişmelerin yönünü belirlemek ve bu sürece net sınırlar koymak olması gerektiğini belirtti. Rehberin sadece basit bir yönerge ya da durağan bir karar metni olmadığını, rehberin ayrıntılı, sürekli güncellenen araştırmalarla gözden geçirilmesine ihtiyaç bulunduğunu ve AB uygulamalarında olduğu gibi misyon odaklı bir yapının şeffaflık içinde görev alması gerektiğini bu çalışmanın yaşayan, sürdürülebilir bir model oluşturma meselesi olduğunu vurguladı.

Adalar hakkındaki araştırmaları ve çok yönlü deneyimleriyle tanıdığımız İTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Şentürer, geçmiş dönemde Adalar Kent Konseyi Çalışma Grubu’nun koordinatörlüğünü yürüttüğünü hatırlattı. Bu süreçte Belediye Başkanı’nın da katılımıyla geniş kapsamlı toplantılar yapıldığını, hazırlanan Koruma Amaçlı İmar Planları’nın tartışmaya açıldığını ve bazı oturumlara merkezi yönetim ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı temsilcilerinin de katıldığını belirtti.

Bu tür çalışmaların her şeyden önce sürdürülebilir bir “model” oluşturmaya ihtiyaç duyduğuna işaret ederek, sürecin yerel bir planlama ofisi aracılığıyla yürütülmesinin gerekliliğini vurguladı. Ayrıca, bu yapının bir enstitü gibi bağımsız bir kurumsal kimliğe nasıl kavuşturulabileceği üzerinde önemle durulması gerektiğinin altını çizdi.

Oturumda söz alan katılımcılar, görüşlerin kayda geçmesinin, sonuçların ortaklaşa hazırlanmış bir not olarak yönetime sunulmasının ve kamuoyuna ilan edilmesinin yararlı olacağını ifade ettiler.  Çalıştayda üzerinde durulan katılım modelini tartışmak ve öneriler geliştirmek için  Çalışma Grubu’nun destek veren katılımcılarla iletişimini geliştirecek, düzenli kılacak bir çerçeve oluşturucu topluluk olarak bir “Misyon Grubu” oluşturulması önerildi. Çalışma Grubu ile birlikte hareket eden bu “Misyon Grubu”nun, önümüzdeki süreçte Koruma Amaçlı İmar Planları ve Tasarım Rehberi çalışmaları kapsamında daha geniş bir paydaş topluluğuyla birlikte hareket etmeyi hedeflediği de dile getirildi.

Bu çalıştaya verdiğiniz destek için Adalılar adına teşekkür ediyor misyon odaklı bir eylem planı niteliği kazanacak olan notları gözden geçirerek katkılarınızı bizlerle paylaşmanızı diliyoruz.


Yayınlanma Tarihi: 09 Mayıs 2026  /  Son Güncellenme: 09 Mayıs 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.