Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 256 – Ekim 2026      “Marabetler” de Gidiyor!

“Marabetler” de Gidiyor!


Marabetlet Evi - Bugünkü görünüm - C Moris Sarfati

Avusturyalı Rahibeler, Burgazada’nın Tepesindeki Asırlık köşklerine ve Ada’ya veda ediyor…

Tüm İstanbul Adaları’nda olduğu gibi, Burgaz’da da köklü değişiklikler yaşanıyor… Küçük olmasına karşın, inanılmayacak derecede çok kültürlü bir nüfusu barındıran bu adamıza örneğin “Boğaziçi Almanları”, Katolik Levantenler ve Aşkenaz Yahudileri’nin giderek veda ettikleri gibi, bir zamanlar kız okullarıyla, bugüne dek ise hastaneleriyle bilinen Avusturyalı “Sen Jorj” Rahibeleri (Ada halkının dilinde “Marabetler”) de ayrılıyor, İndos tepesindeki köşklerinde neredeyse yüz yirmi beş yıl sürdürmüş oldukları Ada komşuluklarından…

Bir dönem daha kapanıyor…

Şişli’de kurulu asırlık Fransız La paix (Lape) Hastanesi’nden Fransız “Merhamet Rahibeleri”nin ayrılmasından birkaç yıl sonra, Avusturya Sankt Georg (“Sen Jorj”) Hastanesi’ndeki rahibe topluluğu da, Graz’daki merkez yönetimi tarafından geri çağırıldı. Bunun nedeni, rahibelerin yaşlarının ilerlemesi ve görevli oldukları hastanenin giderek sorunlu hale gelen ekonomik durumuydu. Birkaç kuşağın müdavimi olduğu, başarılı polikliniği ile Beyoğlu-Galata arasındaki halkın da sık sık uğradığı bu sağlık kurumunun başka yollarla devam ettirilme girişimleri veya başka bir kilise topluluğuna devredilmesi mümkün olmamıştı.

Hastanenin kapanmasıyla, bina İstanbul Latin Katolik Episkoposluğu’nun (LKE) mülkiyetine geçti. Aynı şekilde, Avusturyalı “Merhamet Rahibeleri”nin Burgaz adasındaki mülkü de LKE’nin kontrolüne geçiyor… Bu bağlamda, Burgazada’ya başka bir rahibe topluluğunun taşınması ve şapelin geleneksel yazlık Pazar Ayinleri için kullanılmaya devam etmesi planlanmaktadır.

Veda ettiğimiz bu sevimli komşularımızı burada anmak, yanı sıra bağlı oldukları topluluğun tarihçesinin altını da çizmek istedim…

1625 yılında Paris’te Aziz Vincent de Paul tarafından kurulmuş olan Congrégation de la Mission (“Özgörev Topluluğu”), yoksul kişilere yardımda bulunacak rahiplerin yetiştirilmesini üstlenmişti. Bu topluluk, Aziz Lazarus’a adanmış bir manastırda konuşlanmış olmasıyla, bugün kısaca anıldıkları Lazarist adını almıştı… Avusturya’daki tarihi merkezleri ise Graz kentindedir.

İstanbul’daki Lazarist papazlar, 1862 yılında Galata’daki St.Benoit manastırında Almanca faaliyet görmeye ve bunun üzerinden yirmi yıl geçmeden, kuruluşu 14. yüzyıla kadar dayanan St.Georg Kilisesi’ni devralmalarıyla, bağımsız biçimde çalışmaya başlamışlar… O yıllarda aynı isimli hastane ve okulun da kurulması sonucu, papaz, rahip, hekim ve öğretmenlerin yazlık ihtiyacını karşılamak üzere 1895 yılında Burgazada’da bir ev kiralanmıştı. Avusturyalılar bu yazlık yaşamı pek beğendiklerinden, 1900 yılında bir Osmanlı vakfından satın aldıkları, Ada’nın tepesine yakın ormanlık arazide, bugün de kullanılan büyük yazlık evlerinin inşasına koyuldular. Rahiplerin arasında duvarcılık, dülgerlik ve marangozluk gibi zanaatlar oldukça yaygın olduğundan, tüm inşaat işlerini bizzat kendileri yapmışlardı! Aralarında Herrenhaus (“Beylerin Evi”) olarak bilinen bu yapı, tüm Ada’ya hakimdir – ancak “Bayraktepe” denilen yükseltide (yanlış biçimde) “Alman Evleri” olarak bilinen iki bina ile karıştırılmamalıdır. Yeri gelmişken şunu da belirtmeliyiz ki, 2003 büyük orman yangınında kül olan (ve ardından nedense yeniden dikilen) bu iki evin aksine, çalışmaya başlayan otomatik su püskürtme cihazları sayesinde rahiplerin evi ayakta kalabilmiştir!

Avusturyali Rahipler Evi Herrenhaus Jorj Kazar

Manastır bahçesindeki çocuklar…

Lazaristler’in bir yan kuruluşu olan Filles de la Charité (“Yardımlaşmanın Kızları”), “muhtaç ve dışlanmış kişilerde mevcut olan Mesih İsa’ya, alçakgönüllü bir ruhla, sadelikte ve Hristiyan sevgisi ile hizmet için çağrılmış” olduklarını ilan ederler (web sayfaları www.bhsgraz.at/de’den alıntıdır). Bu rahibeler, İsa sevgisiyle ilk adımı atmakla, derin dua uygulamaları ile ortak yaşamlarında birbirleriyle yardımlaşarak, kardeşlik içinde ruhsal ve her türlü insani ihtiyaca dikkat ederek yaşamaktadırlar. Dünya kiliseleri ortamında “apostolik” amaçlı bir cemaat olarak tanınıp, günümüzde beş kıtanın doksan üç ülkesinde çalışmalarını sürdürüyorlar.  Türkiye’de son olarak İstanbul St. Georg Avusturya Hastanesi’nde hizmet vermekte olan dokuz rahibe bulunmaktaydı.

Avusturyalı rahibelerin Burgaz’daki yazlık evleri, “Erkekler Evi”nin birkaç yüz metre ilerisinde, İndos mevkiine daha yakındır… Buradaki ilk ahşap bina, gene 20. yüzyılın hemen başlarında, 1902/1903 yıllarında inşa edilmiştir. Bulunduğu arazi, o yıllarda Başrahibe olan Annunziata Bauer’in varsıl tüccar kardeşinin bir armağanıydı. O zamanki St. Georg Kız Lisesi’nde ders veren otuz beş-kırk kadar rahibenin yazlık evi olarak düşünülen bu bina, aralarından bazılarını yaz-kış ayları boyunca da Ada’da kalmaya özendirmişti…

1940 yılında aynı arazide, bu kez St.Georg Hastanesi’nde hemşirelik yapan rahibeler için ayrı bir yazlık ev ilave edildi. 1950’li yıllarda ise lise rahibelerinin kaldığı ahşap bina küçük geldiği için, bitişiğine daha büyük bir taş bina ve bunun dışında, yine aynı arazide yazlıkçılara kiraya verilmek için birkaç küçük ek bina daha inşa edildi.

Hastane Hemşireleri Yazlık lojmanlarının önünde en solda Pamukteyze olarak bilinen Luciana Hemşire

2021 yılında yayımlanan Canlı Bir Etnografik Müze başlıklı Burgazada kitabım[1] için söyleşide bulunduğumuz Burgazadalı Keldani dostumuz Nur Pahiya Mörer, ömrünün ilk on dört yılını (1958-1972), komşularıyla ortak mutfak ve WC’leri olan bu binalarda yazlıkçı olarak geçirdiğini anlatır. Bu bahçede yazlık kiralayan Rum, Bulgar, Keldani, Ermeni, Levanten, Maltalı ve Alman asıllı ailelerin çocukları, hiçbir millet farkı bilmeden/gözetmeden yıllar boyunca arkadaşlık yapmışken, kimileri halen Burgaz’da oturmaktadır. Gazeteci-yazar Burhan Arpad da 1960’lı yılların başlarında ailesi ile dört yaz boyunca burada oturmuştu. İki oda bir balkonlu daire kiralamış olan ailenin büyük oğlu Ahmet Arpad’ın o yıllardan çok güzel anıları kalmıştır. 2019’da Burgazada’ya geldiğinde, bir araya getirdiğimiz eski çocukluk arkadaşı Kaptan Yılmaz Sezgün ile neredeyse altmış yıl sonra yeniden buluştuğunda, karşılıklı olarak bu anılarını tazelediler…

Binaların hemen altındaki arazide tarım ve hayvancılık yapan rahibeler, inek, domuz ve tavşan da yetiştirerek, kâh Ada’daki kendi, kâh hastane ve okulun gereksinimlerini bu yoldan karşılamaktaydılar. Ne var ki zaman içinde bu çalışmalar verimliliğini yitirdiğinden, onlardan vazgeçilmiş, o arazi de daha sonra zaten millileştirilmişti.

Lazaristler’in o dönemdeki Başrahibi Franz Kangler’in aktardığı şu anekdot ise, o dönemi gözler önüne seriyor: Rahibelerin biri, Ada’ya yeni bir inek getirmek için, köprüden kalkan ilk sabah vapuruna binmeden, “sinek” için bir bilet almak istemiş, bunun üzerine kendisine biletçi tarafınca gerekli zoolojik açıklamalarda bulunulmuştu! 

Pek Sevilen Pazar Ayinleri

Ahşap binada bulunan küçük kilisedeki Pazar Duaları, Ada’da oturan birçok yazlıkçıyı bir araya getirmekteydi. Bu gelenek, geçtiğimiz yaz aylarının sonuna dek sürmüştü; Temmuz ve Ağustos aylarının her Pazar günü saat 9:15’te çanlar duyulur ve ardından dualar yapılır, örneğin Nur Pahiya Mörer dostumuz da bunlardan uzak kalmamaya gayret ederdi!

Burgazada Katolik Kilisesi iç görünüm

Söyleştiğimiz Rahibe Petra Pronegg, bu ayinlere yazlıkçılardan Katolik Rum ve Ermeni, Keldani, Süryani, Alman ve Avusturyalılar’ın dışında, o sıralarda Burgaz’da bulunan kimi turistlerin, zaman zaman ilgi duyan Müslüman ailelerin dahi katıldığını, dua sonrasında içilen sabah çayında hoş sohbetlerin geliştiğini nakletmişti… Dualar için, Cumartesi günleri Ada’ya gelip, belki de denize girdikten sonra geceyi Herrenhaus’ta geçiren Avusturyalı veya Alman Lazarist bir papaz hazır bulunurdu.

Burgazada Deniz Kulübü’nün batısında denizin üstünde yer alan ve “Marabetler Banyosu” diye bilinen rahibelere ait özel “deniz hamamı”, 1970’lerin sonunda meydana gelmiş olan şiddetli bir lodos fırtınasında yıkılmıştı. Bu yapının yeniden kurulması için o zaman izin alınamadığından, rahibeler artık günün çok erken veya geç saatlerinde, sahil boşaldığında denize girebiliyordu… Bugün artık pek kullanılmayan “marabet” sözcüğü, eski Ermenicede rahibe anlamını taşır ki, yine eski bir Ermeni atasözü şöyledir: “Bulamayınca bir Garabet[2], hırsından oldu marabet!”

2020’li yılların başında St. Georg Avusturya Hastanesi’nde çalışan dokuz rahibe kalmıştı. Bunların yedisi idari işlerde, ikisi kayıtlı hemşire olarak servis vermekteydi. İdari görevlerde bulunan rahibeler, aynı zamanda adadaki evlerin de yönetimini üstlenmişlerdi. Günlük işleri, yaz-kış orada oturmakta olan bir bekçi/bahçıvan ailesi yürütmekteydi. Pazar Ayinleri’nin dışında her yılın 15 Ağustos tarihinde bir “Üzüm Kutsama Günü” düzenlenir ve oraya gelenlere, özel olarak kutsanmış yerel üzümlerden dağıtılırdı. St. Georg rahibelerinin asal amaçları, yüz yirmi yıllık bir geçmişi olan bu evlerdeki yaşamlarını ve büyüklerinin geleneklerini sürdürebilmekti. Bir arzuları da Hristos Tepesi’ndeki tarihi ve gök kubbesine yakın Ortodoks Rum Mezarlığı’nda, Burgazada’da yaşamış Avusturyalı Katolikler için ayrılan küçük bölüme gömülmek olmuştu…

Hristo Tepesindeki Rahibeler Mezarı …ancak bu dilekleri, ne yazık ki artık gerçekleşemeyecek!

***

“Marabetlerin” Burgaz’dan ayrılmaları, Ada halkı arasında çeşitli rivayet ve komplo teorilerine dahi yol açmış – ki bunlar, “mülk satıldı”dan, “Ortadoğu ve Afrika’dan gelecek göçmenlere bir yurt” türündeki kestirmelere kadar uzanıyor…

İyi haber alan kaynaklardan ise, köşk ve şapel ile yönetimlerini devralmış olan İstanbul Latin Katolik Episkoposluğu’nun buraya, 1988’de Arjantin’de kurulmuş olan “Rab’in ve Matara’daki Bakire’nin Hizmetkarları Cemaati”ne bağlı Brezilyalı rahibelerinin yerleştireceği öğrenilmiştir – ve bu bağlamda, dua ve ibadete adanmış, “derin düşünceli” bir manastır hayatı sürecekleri var sayılmalıdır… Umudumuz, pek sevilen Pazar Ayinleri’nin de sürdürülmesi olsun!

Herrenhaus olarak bilinen rahiplerin görkemli köşkü ve üzerinde bulunduğu araziye gelince – aynı kaynaklara göre, oralarda şimdilik “hiçbir değişiklik” görünmüyor…

Avusturyalı Rahibe ve Hemsireleri Toplu Halde 1940’lar


 

[1] R.Schild: Canlı Bir Etnografik Müze – Burgazadası, Adalı Yayınları, 2021 (ikinci basım: 2023)

[2] Garabet: Yaygın bir Ermeni erkek adı


Yayınlanma Tarihi: 07 Ekim 2026  /  Son Güncellenme: 08 Ekim 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.