Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 256 – Ekim 2026      Burgazada Sevdalısı Bir Ressam: Verjin Şapcı

Burgazada Sevdalısı Bir Ressam: Verjin Şapcı


Sonbaharın güzel bir gününde Büyükada vapurundan inip Burgazada iskelesinde Verjin’le buluşuyorum. Onun sevimli, güzel evine gidip çay ve kurabiye eşliğinde sohbete başlıyoruz.

AB- Aile öykün ile başlasak…

VŞ- Mütevazi bir ailenin evladı olarak mart ayında İstanbul’da doğmuşum. Babam ısmarlama erkek ayakkabısı yapardı. Annem ev kadınıydı, ailesi daha o on iki yaşındayken Elazığ’dan İstanbul’a gelmişler. Babamın ailesi ise Tekirdağlı’ydı. Babam annesini kırk iki yaşında kaybetmiş, ismi Verjin’miş, onun adını bana vermişler. Babam evlenmeden önce yedi sene Marsilya’da teyzesinde kalmış; annesi ölünce onu İstanbul’a çağırmışlar. Kendisi bir Fransız kadar akıcı ve güzel Fransızca konuşurdu. Daha sonra İstanbul’da anneme rastlamış ve evlenmişler. Annem İstanbul’u bırakıp Fransa’ya gitmek istememiş. Annem dirençli, güçlü, enerjik biraz da katı bir hanımdı. Babam ise melek gibi yumuşak kalpliydi. Babam müşterilerinin durumlarına bakar, sıkıntıda olanlardan ayakkabının değerinden daha az para alırdı, paraya hiç değer vermezdi. Ben kalbimi babamdan, gücümü ve direncimi annemden almışım. Annem, flört etmeye, geç saatte dışarı çıkmaya izin vermez, etraftan ayıplarlar derdi. Disiplinli bir hanımdı.

NB- İstanbul’da nerede otururdunuz?

VŞ- İstanbul’da önce Kumkapı’da, Gedikpaşa yakınlarında oturduk, daha sonra Pangaltı Bahtiyar sokağa geçtik. Meşhur şairimiz Zahrad’ın annesinin çok güzel bir bahçeli ahşap evi vardı, onun evinde kiracıydık; çok güzel günler geçirdim bu bahçede. Çocukluğum burada geçti. İlkokulu Kumkapı’daki Protestan okulunda okudum, daha sonra Avusturya lisesine devam ettim ve buradan mezun oldum. Maalesef yüksek tahsil yapamadım, eğer yapsaydım, psikoloji okurdum. Zahradlar’ın evinden sonra Osmanbey Baysungur Sokak’ta oturduk. Biz iki kız kardeştik, gençken çok güzel kızlardık. Ben sekreter ve tercüman olarak uzunca bir süre çalıştım, ailem ile oturduğum aynı apartmanda karşı daireyi satın aldım.

NB- Adalar ile tanışman nasıl oldu? Burada günlerin nasıl geçer? Eski ve yeni Ada günlerinde neler değişti?

VŞ- Adalar ile tanışmam elli küsur sene önce tüm aile Kınalıada’da yazlıkçı olarak oturmamızla başlar. Annem, babam, kardeşim (o arada kardeşim evlenmişti) ve eniştem de bizimle birlikteydi. Babamı altmış yedi yaşında kaybettik. Annem doksan dört yaşına kadar yaşadı. Kışlıkta annemle birlikte oturuyordum. Burgazada’ya kuzenimin arkadaşına gezmeye gelirdik. Bir tesadüf sonucu Burgazada’daki bu evi satın aldım. Otuz üç sene önceydi. O zamandan beri de Burgazada’da yaşıyorum ve çok seviyorum. Burgaz’a okullar kapanınca gelirim. Ekim başı dönerim. Benim gelişim adeta bir seremonidir: önce evimin önündeki çiçekleri yenilerim, gerekenleri İstanbul’dan taşırım, buradakileri düzenlerim, evimi temizler, boyarım ve yaz sezonuna hazırlarım. Burada çok iyi komşularım var. Çok yardımseverler. Yasemin başka türlü bir hanım, geçen gün beni palamut yemeğe çağırmıştı. Ben bir yönümle anneme benzemişim; annem evi çekip çevirendi, babamız her zaman merhametli yumuşak melek gibi bir adamdı. Ruhları şad olsun. Yaz boyunca güneşlenmeyi ve denize girmeyi çok severim. Gençliğimde çok güneşte kaldım, cildimi mahvetmişim, artık akşamüstüne doğru denize gidiyorum, yüzmeyi de çok seviyorum. Burgazada’nın her tarafını severim. Komşum Jale, sen bu adayı Rumlar zamanında görseydin der. Rumlar şık hanımlardı, akşamüzeri giyinir süslenir eşlerini, İstanbul’dan işten dönenleri karşılamak için iskeleye inerlerdi. Balolar yapılır, şıklık yarıştırılırdı. İskelede eş karşılama, ben adaya geldiğim yıllardan sonra da epeyce devam etti. Son yıllarda ise böyle bir şeyden kimsenin haberi yok maalesef.

AB- Verjin’ciğim aynen dediğin gibi, ben de adaya geldiğim ilk yıllarda ve hatta on beş-yirmi sene önceye kadar bu ritüel yapılırdı, maalesef unutuldu gitti. Akşamüstleri temiz pak giyinip, çocukları giydirip, iskeleye eşleri karşılamaya gitmek şimdi masal oldu.

VŞ- Burgazada’daki Ortodoks kilisesine, üzüm bayramına giderim. Ağustos ortasında oluyor. Günü her yıl oynar. Bahçede ikramlar yapılır, her Pazar günü ayin var, ben her zaman gidemiyorum, yetişemiyorum. Burgazada, Kınalı’ya göre daha güzel geldi bana. Aleviler, adalarını koruyorlar, çok fazla turist yok. Ara sıra İranlılar geliyor. Bizim denize girme yerlerimiz var, yemek de yiyoruz burada. Yıllar içinde tabii ki Burgazada’da diğer adalar kadar olmasa bile çok değişti. Eskiden bu kadar çok restoran yoktu. Nüfus bu kadar fazla değildi. Rumlar çok az kaldı. Faytonlar vardı. Komşuluk eskiden daha güzeldi; benim bir komşum vardı, Elanka, çok iyi bir komşuydu. Faytonları çok seviyordum. Bence faytonlar, Adalar’ın simgesidir. Bu yeni otobüsler adalara hiç yakışmıyor, hiç beğenmiyorum, çok büyükler, yolda yürüyemiyoruz; dediğim gibi Burgazada da çok değişti. Burada hala çok güzel köşkler, pek çok ünlünün evi var. Fazıl Say’ın evi, rahmetli Genco Erkal’ın evi vardı. Cem ve Lale Mansur’un evi, rahmetli Balkan Naci’nin evleri burada. Tüm adalarda zaten pek çok sanatçı yaşıyor. Adalar sanatçılara ilham veriyor sanırım.

Nazan Ölçer ile Sergisinde

AB- Biraz da sanat hayatından bahseder misin?

VŞ- Sanat hayatım eniştemin teşviki ile başladı, yetenekliydim. İş hayatını bırakıp, yedi sene İstasyon Sanat Evi’nde, Sabri Berker ile çalıştım. Sabri Berker çok değerli bir profesördü, Güzel Sanatlar fakültesinde hocaydı. Birlikte çok güzel anılarım var. Onu yemeğe davet ederdim annemle birlikte, bize gelirdi; birlikte çok anılar paylaştık. Kendisi Üsküplü’ydü, muhteşem bir hoca idi. Bir gün rapido çalışmalarımdan birini -evde çalışmıştım- atölyeye getirdim. “Kızım,” dedi “iyi ki sen kaknem birine âşık olmamışsın, resme âşık olmuşsun.” Hiç unutmam bu sözü. “Kendini resme verip böylece ressam oldun” dedi. Bir seyahate Santorini’ye gittim, kırk yıl önce filandı. Santorini’de dilim tutuldu. Arkadaşlarla gitmiştik, ben konuşamıyorum, hemen dedim resim yapmam lazım. İstanbul’a döndüğümde, harika bir seri çıkardım. Yurtiçi ve yurtdışında pek çok kişisel sergi açtım. Sergilerimin çoğu yurt dışında oldu. Atina’da, Viyana’da, Paris’te, Erivan’da, Avustralya Sidney’de (orada sekiz ay kalmıştım), İstanbul’da kişisel sergiler açtım. Son yıllarda Büyükada’da Adalar Kültür Derneği’nde sergi açıyorum. Nişantaşı’nda ve Ankara’da da sergilerim vardır. Güzel Sanatlar Birliği Resim Derneği ve başka sanatçı arkadaşlarla da karma sergilere katıldım. Ben yağlı boya ve pastel çalışırım. Kendime göre bir tarzım var. Resimlerimi bir vakfa bağışladım, çalışmaya devam ediyorum. Bu sene 7 Kasım’da İstanbul’da bir sergim var ve önümüzdeki yaz için de Büyükada’da Adalar Kültür Derneği’nde bir sergi günü aldım.

Patrik ile Sergisinde

AB- Verjin’ciğim evin tam bir sanat galerisi gibi, duvarlarında pek çok resmin ve afişin var.

VŞ- Evet aynı zamanda atölyem. Pastellerimi çoğunlukla burada, yağlı boyalarımı İstanbul’da yaparım. Adada çok mutluyum, keşke kışın da kalabilsem ama evim kışlık ev olarak müsait değil. Evimin önünü çiçeklerle donattım. Gezmeyi de çok severim şimdiye kadar pek çok ülke gezdim. Resim yapmak, gezmek, çiçekler ve Burgazada işte benim hayatım…

Burgazada 24 Eylül 2026


Yayınlanma Tarihi: 07 Ekim 2026  /  Son Güncellenme: 08 Ekim 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.