Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 252 – Haziran 2026      Nasıl Geçti Habersiz

Nasıl Geçti Habersiz


Başlığı görünce ne düşündünüz? Sizce habersiz geçen ne? Hemen söyleyeyim: yıllar. Tıpkı malum şarkıdaki gibi, “o güzelim yıllarım… Peki durup dururken nereden esti şimdi bu nostaljik konu? Durup dururken değil tabii. Mayıs ayında, bilmem kaçıncı doğum günüm vardı. Ki artık kaçıncı olduğunu söylemekten hiç hoşlanmıyorum. Öyle oluyormuş demek yaş ilerledikçe… Gençlik yıllarında her aldığımız yaşa sevinirdik hani ve de her bir doğum günümüzü eşle dostla kutlardık. Yıllar geçtikçe bu kutlama meselesi önemini kaybettiği gibi, canım teknolojim sayesinde alabildiğine kolaylaştı ve zenginleşti. Ki bu hiç tatmin etmeyen bir zenginlik…

Eskiden o malum gün yalnız yakınlarınca bilinirdi, akılda tutulurdu. Günü geldiğinde hatırlamak önemliydi. Şimdiyse herkesin doğum gününü dünya âlem biliyor. Akılda tutulması da şart değil, sosyal medya tepemize vura vura hatırlatıyor nasılsa. Kutlamak da kolaylaştı, küçük bir mesaj, bir emoji gönderivermek yetiyor. Bu ‘emoji’ kelimesine de dilimiz nasıl alıştı değil mi? Bütün gün teşekkür ettim durdum mesajlara, hem de ülkeler arası… Avustralya’dan bile kutlama mesajı geldi.

Şimdi karşımda olsanız kesin sorardınız “Peki o gün ne yaptın?” diye. Cevap: Hiç. Hem de hiç hiç… Akşama kadar evde tek başıma oturdum. Bu tek başınalık beni üzdü mü? Kesinlikle hayır. Belki sinir etti biraz ama hiç üzmedi. Biliyor musunuz, küçükken her doğum günümde mutlaka beni ağlatacak bir şey olurdu. Artık kademsizlikten miydi gereksiz duygusallık mıydı, büyük beklenti miydi nedeni… Hatırlamıyorum. Annem hep “Hah, ağla ağla ki bütün yıl ağlayasın” derdi. Yıllar geçtikçe beklentiler mi azalıyor nedir, öyle şeyler çok gerilerde kaldı. Bu yaşlarda aklımdan geçen tek şey, ömürden bir yıl daha eksilmesi.

Gelelim en çok sorulan soruya: kaç yaşında oldun? Ne sinir şeymiş meğer. Ki bana pek sık sorulur, tipimle yaşımın orantısızlığından mıdır nedir… Hem de olur olmaz zamanlarda. Ve de bu soru bana hep pek sevdiğim ve çoktan kaybettiğim birini hatırlatır. Sevgili dostum, rahmetli Vefa Zat. Öldüğünde şimdiki yaşımdaydı. Rahmetli kayınpederimin sahibi olduğu Bilecik Rakısı’nın izini araştırarak bana ulaşmış, defalarca röportaj yapmış, sonra da hazırladığı Rakı Ansiklopedisi’nde bana da yer vermişti. Her neyse konum bu değil.

Sevgili Vefa Zat’la pek sık görüşürdük o dönemde. Bir gün birlikte yemek yediğimiz bir yerde, onu tanıyanlardan biri yaşını sormuştu. Cevabı o kadar ilginçti ki akabinde onunla ilgili bir yazı yazmıştım gazetede. ‘İnsan Yaşı’ koymuştum başlığını. Giriş kısmı konumla doğrudan bağlantılı. Tam bu gün onu da anmak geldi içimden.

Yazım şöyle başlıyor: “Kaç yaşındasınız? Diye sordular bir dostuma, benim yanımda. ‘Hangi yaşımı öğrenmek istiyorsunuz?’ dedi gülümseyerek. Pek şaşırdı soruyu soran. ‘Öyle ya, kimlik yaşım var, asıl yaşım var, hatta içimdeki çocuğun yaşı var’ diye esprili bir edayla devam edince benden yaşlı olan dostum, diğeri de espriye espriyle karşılık verdi ve ilginç bir sohbet havasına girildi bir anda. Bense o andan sonra, genelde sohbete katılıyor göründüysem de takılıp kaldım ilk cevaba ve ekledim durdum içimden kendi kendime sahip olduğum yaşları.”

Şimdi size de sahip olduğum yaşları söyleyeyim diyorum ki siz de kendinizinkileri düşünün bari. Hissettiğim yaş, gönül yaşım, duygu yaşım, özendiğim yaş, göründüğüm yaş, zeka yaşım, ruh yaşım… Daha çok var ama saymıyorum ve en önemlisini ön plana alıyorum: İçimdeki çocuğun yaşı. Israrla koruyup üzerine titrediğim içimdeki çocuğun yaşı.

Hepsi başka ama hepsi benim. Sizinkiler de öyledir ama eminim dikkat bile etmezsiniz. Mesele farkındalıkta sanırım, dikkat etmekte. Hayatın getirdiklerine, sahip olduğumuz her yaşın algısıyla, bilgisiyle ve de duygusuyla bakabilmekte. Yoksa takılır kalırız beden yaşımıza, anlamsızca eskir gideriz ‘iş bitsin’ gibi yaşayıp bitiririz ömrümüzü.

Vallahi dostlar ben bu konuda destanlar yazabilecek kadar çok fikir sahibiyim. Çoook düşünmüşüm… Hepsini yazmaya kalksam sayfalar yetmez. İyisi mi son söz olarak “İçinizdeki çocuğu sakın öldürmeyin” deyip konuyu bağlayayım. Ve de her doğum gününüzde bir yıl daha yaşlanmış olduğunuzu aklınıza bile getirmeyin.


Yayınlanma Tarihi: 08 Haziran 2026  /  Son Güncellenme: 08 Haziran 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.