
Ester Gidon Apartmanı, ön cephe (Çağdaş Kaya, Ekim 2023).
1) Bir “Teslis” Olarak Büyükada, Mateo Kaçopulos ve Apartman
Başkalarını hangi ölçüyle yargılarsanız, siz de aynı ölçüyle yargılanırsınız.
Başkasının küçük kusurunu görüp kendi büyük hatanızı görmemek neden?
Değerli olanı bunu anlayamayacak kişilere sunmayın; çünkü onu küçümseyebilirler.
— Mateo 7:2-6 (Matta İncili, “Dağdaki Vaaz” bölümü)[i]
Büyükada’da Donanma Sokak ile Güzeller Sokak’ın kesişiminde yer alan, ada sakinlerinin belleğinde “merdivenli bina” olarak imlenen ve resmi ismi “Bayan Ester Gidon Apartmanı” olan yapı, Adalar’ın göz ardı edilmiş modernist konutlarından biri olarak varlığını sürdürmektedir. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mimarlık Fakültesi’nden 1953 yılında mezun olan, Rum yüksek mühendis mimar Mateo Kaçopulos (1929, Kadıköy-2012, Atina) tarafından 1974-1975 yılları arasında tasarlanan, inşai hesaplamaları yapılan ve uygulaması gerçekleştirilen apartman, yarım asrı deviren yaşam öyküsü ve özgün mimari karakteriyle Büyükada’nın mimarlık envanterini oluşturan önemli bir yapı olmakla birlikte değeri ihmal edilmiş, yaşayan bir mirastır (Görsel 1).
Üretken bir mühendis-mimar, göz ardı edilmiş bir modern apartman ve Büyükada arasındaki bağ, yaratıcı özne, bedenleşmiş yapı ve nüfuz eden kentsel/kırsal bağlamın bir araya geldiği bir tür “mimari teslis” olarak okunabilir. Buradan hareket edildiğinde, Mateo Kaçopulos’u ve Ester Gidon Apartmanı’nı kaleme almak, bir keşif ve sahneleme girişimiyle birlikte, modern mimarlık tarihinin çoğu zaman görünmez kalan katmanlarını belgeleyen bir kayıt pratiği olarak da ele alınmaktadır. Amaç, kanıksanmış kentsel dokunun içinde neredeyse fark edilmeden varlığını sürdüren bir yapıyı ve üreticisini yazı aracılığıyla görünür kılmak ve onları yerleşik modern mimarlık anlatılarıyla aynı düzlemde düşünerek mimarlık tarihyazımının sınırlarını genişleten bir okuma sunmaktır. Bu anlamda metin, yazmanın kendisinin bir var etme ve kayda geçirme eylemi olduğu fikrinden hareket etmektedir çünkü mimarlık, yalnızca inşa edilerek değil, aynı zamanda yazılarak da kamusal hafızaya dahil olmaktadır.
Mimari teslis metaforundaki üretken özne Mateo Kaçopulos (Görsel 2), hem mühendis hem mimar olmasının getirdiği yetkinlikle sadece Büyükada’da ve İstanbul’da değil, Ankara, Kocaeli, Konya, Samsun, Zonguldak gibi birçok ilde, konut, fabrika, askeri tesis, yurt, hastane, çarşı, depo, fakülte gibi farklı işlev ve tipolojideki pek çok yapının tasarım ve uygulama projelerini, kontrol ve şantiye şefliği kalemlerini gerçekleştirmiş, yarışma dereceleri almıştır. Bununla birlikte ülke içinde ve dışındaki birçok başka mimarlık ofisi ve inşaat şirketleriyle iş birliği yapmış ve hem mühendislik hem de mimarlık bağlamında farklı birçok ülkede ortak çalışmalar gerçekleştirmiştir. Önceleri Beyoğlu, Asmalı Mescit’teki Nil Han’da bulunan, daha sonra Taksim, Meşelik Sokak’a taşınan “Mateo Kaçopulos Mimarlık Bürosu” isimli ofisindeki yıllarında “münferit bir müelliflikle” tasarladığı Ester Gidon Apartmanı, Büyükada’nın çok kültürlü etno-dinsel yapısıyla, özgün coğrafyasıyla, kentsel ve mimari formasyonuyla, sakin ve yavaş yaşam, güçlü komşuluk ilişkileri ve komün hayat gibi gündelik hayatın sosyal dinamikleriyle bağ kuran bir yapıdır.

Görsel 2: Mateo Kaçopulos (Kaynak: İTÜ ARI Yıllığı 1952-1953).
Kaçopulos’un mimarlık repertuarı çerçevesinde, Büyükada’nın mimarlık stokuna verdiği katkılar arasında bulunan Ester Gidon Apartmanı, Maden Mahallesi içindeki konut dokusunda -eski adıyla, adını Hamidiye Camisi’nden alan “Camii Mevkii”nde-, ağırlıklı olarak 20. yüzyıl boyunca gelişim göstermiş yapılı çevrede bulunmaktadır. Bu bölge, Büyükada’nın kanonik sayfiye anlatısını oluşturan köşk ve konaklar ile bahçeli ve havuzlu villa tipolojisiyle şekillenmiş yapıların baskın bir şekilde yer aldığı, bu baskın dokuya apartmanların da eşlik ettiği bir çevre özelliği taşımaktadır. Böyle bir doku içerisinde yapı, 1970ler içerisinde üretilmiş modern apartman tiplerinin ilklerindendir. Bununla birlikte yakın çevresinde bulunan Kumsal Mevkii ve Tepeköy Mevkii’nin 1970-1980ler aralığında, konut yerleşimleriyle birlikte apartmanlaşma sürecinin de tanıklarındandır. Modern mimarlık akımının yaklaşık 1920-1980 aralığına tekabül ettiği göz önünde bulundurulduğunda, 1984 yılında Adalar’ın sit alanı ilan edilmesiyle yapı faaliyetlerinin büyük ölçüde durması, bu dönemde Adalar’da üretilen yapıları bir tür “son modernler” statüsüne yerleştirmiştir. Dolayısıyla Ester Gidon Apartmanı, Büyükada’nın modern mimarlık tarihi içinde bir “son dönem tanığı”dır.
Apartmanın hikayesi, Büyükada’nın önde gelen Musevi mimarlarından olan ve zaman zaman işverenlik rolü de üstlenen Davit Gidon’un, eşi Ester Gidon’a ithafen on iki dairelik bir apartman yapısı yaptırmak istemesi ve apartmanı Kaçopulos’a ısmarlamasıyla şekillenmiştir (Görsel 3). İnşa sürecinde Büyükadalı kalfalarla çalışılan ve Davit Gidon ile Mateo Kaçopulos’un Büyükada’da gerçekleştirdiği mimarlık iş birliklerinden biri olan apartman, modern mimarlık anlayışının sade, şık, geometrik, rasyonel ve işlevsel yaklaşımlarını taşımakta, bu tutumlar yapının bütüncül kütlesinden, doluluk-boşluk oranlarından, yataylığın ve düşeyliğin vurgulandığı cephe şemasından, planimetrisinden ve de arkitektonik elemanlarından okunabilmektedir. Sokak sınır çizgilerinin hizasına paralel olacak şekilde geriye çekilerek tasarlanmış yapı, bu uygulamayla bir kısa bir de uzun olmak üzere iki açılı kol oluşturan yekpare bir kütleye ve kendisini çevreleyen bir bahçeye sahiptir. Bu açılı kollar, plan şemasında da açılı duvarlar ve hacimler oluşturmuştur (Görsel 4).

Görsel 3: Kaçopulos tarafından tasarlanan apartman logosu.
1970’li yılların diliyle “apartıman” (Kaçopulos, 1974).

Görsel 4: Yapıdan fotoğraflar (Çağdaş Kaya, Ekim 2023).
Modern mimarlığın çizgilerini güçlü bir şekilde yansıtan apartmanın, bir yandan da komün yaşam ölçeğindeki alışılmadık ve farklı mekânsallıklar arayışında olan varlığı, ortaklaşan ve ayrıklaşan ilişkiler olarak önemlidir. Bu noktada, yapının ilk etkileşimde en çok dikkat çeken unsuru olan merdivenler ve balkon/teraslar, eşzamanlı olarak güçlü estetik karakterini ve gündelik kullanım biçimini yaratmaktadır. Yapının konvansiyonel anlamda merkezi bir düşey sirkülasyon çekirdeğinin ve ortak hollerinin bulunmayıp katlardaki her dairenin bağımsız/müstakil girişlerinin olması ve bu mekânsallığın salt merdivenlerle yaratılmış olması yapının esas imgesini oluşturmakla birlikte, hem deneysel hem de nitelikli bir işlevsellik doğurmaktadır. Bu girişimle birlikte dairelere ulaşan merdiven sahanlıkları hem salonların balkonu/terası hem de açık giriş holleri olarak çalışacak şekilde tasarlanmış ve de doğrudan sokaklara ve bahçeye bağlanan bir “merdivenler kurgusu” yaratılmıştır. Merdivenler ve balkon/teraslarla oluşturulan bu kurguda, farklı kotlardan bir “görme ve görülme” etkileşimi oluşmaktadır. Her dairenin mutlaka bir terası/balkonu ve/veya arka balkonu bulunmakla birlikte tasarımda açık alan ve iç-dış birlikteliği özellikle vurgulanmıştır. Tüm bu tasarım kurgusuyla birlikte yapının yataylığı kat döşemeleri, kirişler, korkuluklar ve balkonlarla, düşeyliği ise yoğun bir şekilde merdivenlerle desteklenerek dengelenmiştir. Yapının bütün bu karakterinden hareketle, tasarım kurgusunu “on iki daireli apartman” olarak betimlemek yerine, “bir araya getirilmiş on iki müstakil konut” şeklinde yorumlamak daha doğru bir tasvir olmaktadır. Üst üste yerleştirilmiş bu on iki müstakil hacim, kendisini oluşturan elemanların tekil olarak okunabildiği bir “asamblaj estetiği” sunarken öte yandan birbirine bütünüyle angaje olmuş, iç içe geçmiş, “yekpare bir organizma” imgesi de üretmektedir. Yapı, bu anlamda “oyuncul” bir gündelik yaşam sunarken estetik kurgusu ise bir spekülasyon olarak Hollandalı sanatçı Maurits Cornelis Escher’in (M. C. Escher) Relativity adlı paradoksal mimari yapısındaki merdivenleri ve farklı seviyelerden görme-görülme biçimlerini çağrıştırmaktadır (Görsel 5).

Görsel 5: M. C. Escher, Relativity, 1953, litografi/taş baskı.
Apartmanın mekânsal deneyimini güçlendiren yapı elemanları ve malzemeleri olarak mermer kırıklı terrazzo karo mozaikler; şeftali, bordo, bej, kiremit, eflatun şeklinde giden renk skalası, sarı ve mor soyut desenli seramik cephe kaplaması, ızgara/kafes biçimli kapılar, alüminyum pencere ve kapı doğramaları, pembe ve mor renkli pleksi plastik balkon korkulukları ve kehribar rengi, telli buzlu cam balkon paravanları, tasarım kurgusunu besleyen, görsel ve dokunsal bir harmoni sunmaktadır (Görsel 6).

Görsel 6: Apartmanın yapı elemanları ve malzemeleri (Çağdaş Kaya, Ekim 2023).
Apartmanın tasarım kurgusu, sokaklara açılan birden fazla kapısı olmasına sebebiyet vermekte, böylelikle bir dönem yapının adres ve numarataj bağlamında da karmaşık bir numaralandırma edinmesine neden olmuştur. Bugün ise bu esprili karışıklık, yapının sadece “bina numarası ve daire numaraları” şeklinde numarataj almasıyla kolaylaştırılmış olup yapı bu şekliyle tüm daireleri mesken edilmiş şekilde kullanılmaktadır.
2) Modern Mimarlık Tarihyazımıyla İlişkilenme: “Deneysel, Oyuncu, Alternatif”
Modern mimarlık akımı, 20. yüzyılın büyük bir bölümünde tüm dünyaya yayılan baskın bir paradigma olarak hem teorik hem de pratik anlamda kentleri ve yapıları şekillendirmiştir. Bu zaman aralığında üretilmiş yapıları ve mimarlarını ele alan modern mimarlık tarihyazımı içinde erkini ve şöhretini inşa etmiş, “yıldız mimar” olarak lanse edilmiş, kanonikleşmiş birçok mimar-müellif ve mimarlık yapısı bulunmakla birlikte, unutulmuş, göz ardı edilmiş, kanıksanmış mimarlar ve üretimleri de bulunmaktadır.
Göz ardı edilmişlik bağlamından hareket edildiğinde yazının epigrafında da vurgulanan, güncel çevirilerde Mateo (Matta) İncili 7:2-6’da formüle edilen ölçü ve yargı ilişkisi, bu metinde bir ahlaki uyarı olarak değil, tam da modern mimarlık tarihyazımının kurucu problemi olarak ele alınmaktadır. Mateo Kaçopulos’un ismiyle kurulan bu küçük tesadüfi bağ burada vurgulanırken Ester Gidon Apartmanı, ihmal edilmiş mimari değeriyle birlikte, bu göz ardı eden bakış rejiminin nasıl üretildiğini de görünür kılan bir vaka olarak ele alınmaktadır. Mimarlıkta bu tutum, yapıyı değerlendirirken kullanılan ölçütlerin salt bir nesnellik değil, bizzat değerlendiren kişinin konumuna bağlı bir inşa olabileceğini hatırlatmakta; böylece modern mimarlık tarihyazımı, yalnızca eserlerin değil, onları okuma biçimlerinin de sorgulandığı bir ölçü rejimine dönüşmektedir.
Bir kent mekânının mimarlık tarihini yazarken bütüncül, çoğul ve eşitlikçi bir ele alıştan söz etmek, her türden müellifi (mimarlar, mühendisler, şefler, kalfalar, işçiler, yapı ustaları, işverenler, meslek dışı bireyler vb.) ve mimarlık nesnesini (farklı dönem ve üsluptan yapılar, mimarsız mimarlıklar, harabe yapılar, sundurma/çatkılar, mekânsal elemanlar/yapısal ögeler, yok olmuş/hayalet yapılar vb.) belgeleyerek kayıt altına almakla mümkün olabilir. Bu sebeple güncel mimarlık araştırmalarında “alternatif tarihyazımları”, yerin bilgisini üretmek ve yapılı çevrenin bütününe dair içgörü kazandırmak adına sıklıkla ele alınan yaklaşımlardan biri olmaktadır. Kasıtlı veya bilinçsiz bir şekilde seçmeci ve dışarıda bırakıcı yaklaşımlar, yapıları “hızlıca” kategorize edip belgelerken gözden kaçanlara tarihyazımında yer vermemektedir. Bu bağlam içerisinde Ester Gidon Apartmanı sadece Büyükada konut dokusunun içinde fiziksel olarak “kenarda/köşe bir parselde” kalmamakta, modern mimarlık tarihyazımında da teorik bağlamda unutulmuş bir “köşede/marjinde” durmaktadır. Bu noktada apartmanın modern mimarlık tarihyazımı için önemi ve değerlendirilmesi kavramsal, estetik/işlevsel, sosyokültürel ve kullanım değeri/teknik bağlamlarda ele alınmalıdır[ii].
Mimarlığın arkitektonik elemanlarından biri olan merdivenin alışılmadık kullanımı önderliğinde oluşan ana tasarım kurgusu ve mekân kurucu girişim hem işlevsel, hem estetik, hem de kavramsal bağlamda yapının bütünü için deneysel ve oyuncu bir modernizm olarak değerlendirilmelidir. Ada ölçeği dışında İstanbul anakarasında da deneysel ve oyuncu bağlamda eşdeğer örneklerin az bulunması, yapıyı kendine has bir dereceye yerleştirmekle birlikte eşzamanlı olarak bir yapı elemanını da yüceltmektedir. Bu deneysellik, daha sosyal ve kamusal, dışa dönük, açık ve havadar, kullanıcı odaklı, sokak ve muhit ile olan iletişimi ve ilişkiyi güçlendiren, bununla birlikte özerk/bireysel alanları da vurgulayan ikili bir tasarım yaklaşımı olarak yorumlanmalıdır. Bu tasarım kurgusunun, Büyükada gibi küçük ölçekli bir kentsel/kırsal mekânda görme-görülme biçimleri, açıklık-kapalılık, kamusallık-mahremiyet eksenlerinde komün yaşam etkileşimini de vurguladığı söylenmelidir.
Yapının az bilinen bir mimarın üretimi olmasının ve Adalar ilçesinde konumlanmasının, Büyükada’nın yapı stoku açısından kıymeti apaçıktır. Türkiye mimarlığını farklı dönem ve üsluplarda şekillendiren çok katmanlı mimarlık ortamı içerisinde Rum mimar Mateo Kaçopulos’un modern mimarlık bağlamında kendine özgü bir aktör olarak öne çıkması, kültürel ve toplumsal açıdan önem taşımaktadır. Yapının işverenliğini üstlenen Musevi mimar Davit Gidon ile kurduğu işveren-tasarımcı ilişkisi de dönemin çoğul kültürel yapısının mimarlık üretimindeki yansımalarından biri olarak değerlendirilebilir. Apartmanın fiziksel varlığı ve karakteri neticesinde Büyükada halkı tarafından “merdivenli bina” olarak anılması ve işaret edilmesi, yapının kentli belleğinde edindiği köklü yeri de vurgulamaktadır. Yapının halihazırda tüm potansiyelleriyle kullanılıyor oluşu ve olumlu kullanım değerlendirmeleri, yapısal ve fonksiyonel anlamda hala nitelikli oluşu ve büyük ölçüde bileşenlerini korumuş olması kullanım değeri/teknik bağlamlarda önemli olup sürdürülebilirlik nosyonuyla da ele alınmalıdır.
Ester Gidon Apartmanı’nın, Türkiye modern mimarlık kanonu bağlamındaki özgün varlığının, karakteristik özelliklerinin ve yaşamöyküsünün yapıyı, “kendini okutan ve yorumlatan” bir teorik zemine yerleştirdiği söylenmelidir. Tüm bu olgular, Adalar’ın çoğul katmanlılığı içerisinde “niş ve alternatif” bir modern mimarlık okumasına imkân tanımaktadır.
Dolayısıyla apartman, Büyükada’nın modern mimarlık yapı stokunda benzersiz bir mimarlık ürünü olarak kaydedilmeye değerdir.
3) Open House İstanbul (OHİ) Festivali’nde Ester Gidon Apartmanı
Ester Gidon Apartmanı, kayda geçirerek sunmak ve değerlendirilen bütün bu mimari niteliğini gün yüzüne çıkarmak adına “Open House İstanbul (OHİ) Festivali” kapsamında ele alınmıştır. İstanbul’un yapılarının hikâyeleriyle keşfedildiği “Open House İstanbul”, ilki 1992 yılında Londra’da gerçekleştirilen ve 2010 yılında küreselleşerek “Open House Worldwide”a dönüşen ağın bir uzantısı olan, bu sene 7-10 Mayıs 2026 tarihlerinde, ilk defa İstanbul’da gerçekleşmiş bir mimarlık ve kent festivalidir[iii]. Genellikle kamusal erişime kapalı olan yapılar ve özel mekânların açıldığı ve gezildiği, bu yapıların akademisyenler, mimarlar, tarihçiler, yapı sahipleri ve gönüllü mimarlık öğrencileri tarafından hikayelerinin anlatıldığı, anlatımlara paralel olarak eşlik eden seminerler, atölyeler ve kent yürüyüşlerinin de bulunduğu festivalde, mimarlık ile kent üzerine kültür, bilgi, farkındalık ve merak kazandırmak hedeflenmektedir. 2026 yılında Beyoğlu ve Büyükada’dan seçilen toplam kırk dört yapı arasında Ester Gidon Apartmanı’na da yer verilmiş ve sunulmuştur (Görsel 7).

Görsel 7: Open House İstanbul (OHİ) kitabında Ester Gidon Apartmanı bölümü (Çağdaş Kaya, Mayıs 2026, s.60).
Alışılmış kanonların dışında kalan varlığıyla yapı, hem mimarların hem de mimarlık dışı alanlardan katılımcıların soru ve yorumlarıyla açılarak zenginleşmiştir. Apartmanın ön cephesinin baktığı Donanma Sokak’ta “açık hava dersi” formatında gerçekleştirilen anlatım ve karşılıklı etkileşim sonrası yapı, mimari karakteri, yaşam öyküsü ve kent mekânı, modern mimarlık, Büyükada, etno-dinsel zenginlik, gündelik yaşam kültürü gibi ilişkilendiği unsurlarla birçok bireyin hafızasında yer etmiş bulunmaktadır.
Fethi Okyar Köşkü (Sedad Hakkı Eldem, 1938), Hamaratlar Evi (Emin Necip Uzman, 1942), Rıfat Yalman Evi (Abdurrahman Hancı & Turgut Cansever, 1952), Villa Sadıkoğlu (Emin Necip Uzman, 1953), Kaldam Evi (Edmond Sarfati, 1955), Anadolu Kulübü Yeni Otel Binası (Turgut Cansever & Abdurrahman Hancı, 1957), Rıza Derviş Villası (Sedad Hakkı Eldem, 1957), Zavaro Apartmanı (Edmond Sarfati, 1970ler) gibi sıklıkla Büyükada’nın ana akım modern mimarlığının kanonik yapıları olarak addedilen, bahsedilen, yazılan ve çizilen majör figürlerinin yanında, yapılı çevreyi oluşturan minör mimarlıklar da kent belleğinde ve yerin bilgisini üretmekte böylelikle önem kazanmaktadır.
Sonsözde, şu noktayı bir öngörü olarak belirtmek mümkündür: oyuncul ve sürprizli bir modern mimarlık yapısı olan Ester Gidon Apartmanı ve Mateo Kaçopulos’un vizyonu, mimarlık ve kent bağlamında farkındalık ve içgörü kazandırmaya devam ederek yaşayacak ve daha birçok ihmal edilmiş, hak ettiği değeri görmemiş, saklı, varlığı bilinmeyen modern yapının araştırılmasına, gün yüzüne çıkarılmasına ve mimarlık tarihyazımında yer almasına ilham olacaktır.
Teşekkürler:
Bu araştırmanın gerçekleşmesinde bana yardımcı olan birçok kahramanı anmak isterim. Öncelikle sözlü tarih çalışmalarındaki büyük desteği, cömert paylaşımları ve değerli katkılarından dolayı Sevim İnan’a teşekkürü borç bilirim. Mateo Kaçopulos’un mimarlığıyla ilgili bilgi paylaşımı ve doğrulamalar için yüksek mühendis ve mimar Marianna Kaçopulos’a;m,imar, şehir plancısı ve mimarlık tarihçisi Dr. Savvas Tsilenis’e ve inşaat mühendisi Anastas Hontropulos’a en içten teşekkürlerimi sunarım. Ester Gidon Apartmanı ve Mateo Kaçopulos ile ilgili araştırmalarım vesilesiyle tanışma şansını yakaladığım, Mateo Bey’in kızı Marianna Hanım’a, tüm açıklığıyla sunduğu güven ve verdiği motivasyon dolu katkılar için ayrıca müteşekkirim.
Notlar:
[i] “Tanrı’nın hediyesi” anlamına gelen “Mateo” ismiyle ilk karşılaşmam, 2005 yılında Latin sanatçı Thalía’nın “El Sexto Sentido” (İspanyolca: Altıncı His) albümünün kartonetinde yer alan, illüstrasyonlarla bezenmiş “Mateo 7:2-6” ifadesiyle gerçekleşti. Bu ifade; ne anlama geldiğini merakla araştırırken Matta İncili’nin “Dağdaki Vaaz” bölümünün bir kısmı olduğunu ve komün yaşam ile yargıya dair etik değerleri vurguladığını öğrenmemle, zihnimin bir köşesinde hep yer aldı. Ester Gidon Apartmanı ise çocukluğumdan beri hep bildiğim ve önünden geçtiğim bir yapı olmakla birlikte yıllar sonra mimar gözüyle daha detaylı irdelemek istediğim bir araştırma nesnesine dönüştü. Nihayetinde, tesadüf ile tevafuk arasında gidip gelen bu sarkaçtan bahsetmemek, bu yazıyı eksik bırakacaktı. Özetle; Mateo Kaçopulos ile tanışma fırsatı yakalayamasam da kendisinin, Ester Gidon Apartmanı’nın, El Sexto Sentido albümünün, İncil referansının ve de modern mimarlık tarihyazımının buluşarak kümeleştiği bu “takımyıldızını”, kendi ölçeğimde dolaylı ve sürpriz bir karşılaşma olarak yorumluyorum.
[ii] Ester Gidon Apartmanı, bahsi geçen bu değerlendirmelerle, “Docomomo Türkiye”de yer almıştır. Bkz: Kaya, Ç. (2023). “İstanbul Bayan Ester Gidon Apartmanı”. Docomomo Türkiye Poster Sunuşları: Türkiye Mimarlığında Modernizmin Yerel Açılımları XIX. 24-25 Kasım 2023. URL: https://www.docomomo-tr.org/etkinlikler/poster-sunuslari/turkiye-mimarliginda-modernizmin-yerel-acilimlari-xix-2023-cevrimici
[iii] “Open House İstanbul (OHİ)” kapsamında; değerli hocam Öğr. Gör. Dr. Çiğdem Eren; meslektaşlarım Aleyna Alan, Begüm Bayraktar ve Melda Osmanoğlu, ekonomist/sivil toplum yöneticisi Nişvan Kabakcı ile girişimci/küratör Dila Kabakcı’dan oluşan koordinasyon ekibini anmak ve kendilerine içten teşekkürlerimi iletmek isterim. Ester Gidon Apartmanı ile birlikte diğer tüm yapıların detaylı bilgisi, listesi ve gerçekleştirilen etkinlikler için: https://openhouseistanbul.org & https://www.instagram.com/openhouseistanbul/
Yayınlanma Tarihi: 08 Haziran 2026 / Son Güncellenme: 08 Haziran 2026
Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.
Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.
Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.