Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 252 – Haziran 2026      Yetimhane: Geçmiş, Hafıza ve Gelecek

Yetimhane: Geçmiş, Hafıza ve Gelecek


22 Mayıs 2026 akşamı Adalar Müzesi’nde açılan Büyükada Rum Yetimhanesi Sergisi, sıradan bir sergi açılışının ötesinde bir anlam taşıyordu. Yaklaşık yüz yirmi yıldır Hristos Tepesi’nde varlığını sürdüren, dünyanın en büyük ahşap yapıları arasında gösterilen Büyükada Rum Yetimhanesi’nin hikâyesi bu kez yalnızca geçmişi anlatmak için değil, geleceği üzerine birlikte düşünmek için gündeme geldi.

Sergi, ziyaretçilerini bu yapının tarihine olduğu kadar, onun çevresinde biriken hafızaya da davet ediyor. Arşiv belgeleri, fotoğraflar, kişisel eşyalar, sözlü tarih kayıtları ve görsel malzemeler aracılığıyla Yetimhane’nin farklı dönemleri görünür hale gelirken, yapı etrafında şekillenen insan hikâyeleri de yeniden hatırlanıyor.

Açılış gecesinde konuşan Patrik Hazretleri, Büyükada Rum Yetimhanesi’ni toplumun önemli anı mekânlarından biri olarak tanımladı. Serginin, geçmişte yaşanmış hayatları görünür kılarken aynı zamanda hatırlama sorumluluğunu da üstlendiğini vurguladı. “Hatırda tutmanın ve hatırlatmanın bir işçilik ortaya koyduğunu, anı kurmanın ve hafızaya kazımanın gönüllü olmaktan, emek vermekten geçtiğini söyleyebiliriz” sözleri, açılış akşamının anlamlı ve unutulmayacak cümleleri arasında yer aldı.

Konuşmasının devamında, sergide yer alan belgelerin ve eşyaların ziyaretçileri yalnızca bir yapıyla değil, o yapının içinde yaşamış insanlarla da buluşturduğunu ifade etti. “Burada sergilenen eşyalar ve arşiv belgeleri sayesinde o görkemli yapıda yıllarca birilerinin yaşadığına, paylaştığına, sevdiğine ve ayrıldığına tanıklık edeceğiz” sözleri, serginin temel yaklaşımını özetliyordu.

Patrik Hazretleri ayrıca, yapının 2010 yılında Patrikhaneye iadesinden sonra yürütülen koruma çalışmalarına değinerek, Yetimhane’nin uluslararası ölçekte görünür kılınması için verilen çabaları hatırlattı. Bu çalışmaların önemli bir sonucu olarak yapı, 2018 yılında Europa Nostra ve Avrupa Yatırım Bankası Enstitüsü işbirliğiyle hazırlanan program kapsamında Avrupa’nın en fazla tehdit altında bulunan yedi kültürel miras alanından biri olarak ilan edilmişti.

Açılışın ertesi günü ise Yetimhane’nin gelecekteki kullanımına ilişkin bazı açıklamalar kamuoyunda geniş yankı buldu. Patrik Hazretleri’nin Yunanca yaptığı konuşmada dile getirdiği değerlendirmeler, uzun yıllardır farklı çevrelerde sürdürülen koruma ve işlevlendirme tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Böylece sergi, beklenmedik biçimde, Yetimhane’nin geleceği üzerine yürüyen güncel tartışmaların da bir parçası hâline geldi.

Aslında serginin ortaya çıkardığı en önemli soru da burada yatıyor. Büyükada Rum Yetimhanesi nasıl korunacak? Hangi işlevle yaşayacak? Gelecek kuşaklara nasıl aktarılacak?

Bu soruların bugün için kesin cevapları bulunmuyor. Ancak serginin önemi biraz da burada başlıyor.

Nitekim, Adalar Müzesi tarafından yaklaşık bir yıllık bir süre için tasarlanan bu çalışma, yalnızca bir sergi olarak düşünülmemiş. Sergi, Yetimhane’nin tarihini görünür kılan bir başlangıç noktası olmanın yanında, yapının geleceğine ilişkin farklı görüşlerin bir araya gelebileceği ortak bir zemin oluşturmayı amaçlıyor.

Önümüzdeki aylarda düzenlenecek paneller, konferanslar, söyleşiler, sunumlar, sanatçı müdahaleleri ve farklı disiplinlerden uzmanların katılacağı etkinliklerle birlikte sergi yaşamaya devam edecek. Tarihçiler, mimarlar, koruma uzmanları, hukukçular, sanatçılar, kent araştırmacıları ve Adalılar aynı sorular etrafında yeniden buluşacaklar.

Bu yönüyle sergi, bir sonucun ilan edildiği yerden çok, bir düşünme sürecinin başladığı yer olarak görülebilir.

Yetimhane’nin geleceği teknik olduğu kadar toplumsal bir mesele. Koruma kararlarının, kullanım senaryolarının ve ekonomik modellerin tartışıldığı, farklı görüşlerin karşılaşabildiği bir kamusal zemine ihtiyaç duyulduğu açık. Adalar Müzesi’nin kurmaya çalıştığı şey de biraz böyle bir zemin.

Serginin küratöryel kurgusu Deniz Koç tarafından hazırlanırken, tarih araştırmaları Doç. Dr. Yaşar Tolga Cora ve Derya Koç’un çalışmalarıyla şekillenmiş. Yapının korunma sürecine ilişkin bölümler ise Yüksek Mimar Burçin Altınsay’ın katkılarıyla oluşturulmuş. Ortaya çıkan çalışma, yıllara yayılan araştırmaların, tanıklıkların ve birikimin ziyaretçilerle paylaşılmasına olanak sağlıyor.

Belki de serginin en değerli yanı burada ortaya çıkıyor. Yetimhane’yi yalnızca geçmişe ait bir yapı olarak ele almıyor. Onu, geçmişiyle, bugünüyle ve henüz verilmemiş kararlarıyla birlikte değerlendirmeye açıyor.

Hristos Tepesi’ndeki büyük ahşap yapı bugün hâlâ sessizliğini koruyor olabilir. Ancak 22 Mayıs akşamı açılan bu sergiyle birlikte, onun etrafında biriken hikâyeler, sorular ve olasılıklar yeniden konuşulmaya başladı.

Önümüzdeki bir yıl boyunca bu konuşmanın süreceği anlaşılıyor.


Yayınlanma Tarihi: 08 Haziran 2026  /  Son Güncellenme: 08 Haziran 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.