Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 251 – Mayıs 2026      Ne Oluyor Bu Çocuklara?

Ne Oluyor Bu Çocuklara?

Uzman Psikolojik Danışman  - Çift/Aile ve Çocuk Ergen Terapisti


Fotoğraf: Tuğba Tekerek/DW

Günlerdir süregelen, okullardaki şiddet olaylarına hepimiz istesek de istemesek de tanık olduk. Çocuklar neden bunu yaptı, nasıl yaptı, ailesi vs. üzerinden çok şey söylendi. Peki biz tanık olanlara, toplumun geri kalanına neler oldu farkında mıyız? Tanıklığın travmasını hiç duymuş muydunuz? Yani olaya tanıklık edenlerin de travmatize olması hâli. Büyük bir toplumsal infial yaşandı. Hatta bu yazı kaleme alınırken dahi Diyarbakır’da maalesef benzer bir olay gerçekleşmekteydi. Tanık olduğumuz bu olaylar günlük hayatımızın rutinini ve ezberini bozuyor. Bizde olmaz dediğimiz şeylerin pekâlâ bizde de olabildiğini görüyoruz. Güvenlik algımız yerle yeksan oluyor.

Travmaya tanıklık edenlerin de bazı durumlarda mağdurlar kadar etkilendiğini söyleyebiliriz. O okullardaki çocukların, okul çalışanlarının, velilerin, haberleri izleyenlerin, hepimizin ne hissettiğimizi konuşmak o kadar önemli ki… Eğer bunlar konuşulmaz ve halı altına süpürülürse koca bir fil toplumun böğründe bir süre oturur ve “yok ki yok ki, la la la” şeklinde bir süre idare edebiliriz. Hele bizim adamız gibi göreceli olarak daha korunaklı, güvenli ilçelerde kendimizi daha iyi bile hissedebiliriz. Sonra günler, aylar geçer ve yeni bir haber daha alırız. Ve zemin yine kayar ayağımızın altından. Önce inkâr, sonra öfke, depresif karanlık duygu durumları ve en zoru da çaresizlik içinde debelenir dururuz. E tamam anladık tanıklığın travması da, peki ne yapalım? Ne yapabiliriz ki? Çaresizlik insanı ümitsizliğe sürükler. Ama herkes kapısının önünü süpürebilirse umut artar. Hepimizin bildiği ama bahanelerle uygulamadığı bazı önlemler alabiliriz mesela:

  • Anne baba isek çocuklarımızın gözlerine daha çok bakıp, değerli olduklarını hissettirebiliriz. Ama o içi boş, paragraf cümlelerle değil. Çocuklar sahiciliği çok iyi ayırır. Gerçek ilişki kurabilmek kendimize dürüst olmakla başlar.
  • Yedin mi, giydin mi, hele hele ders çalıştın mı yerine önce “bugün nasıldı günün” ya da “nasılsın” diyebilmek (hemen yanıtlamazsa vazgeçmeyin önce kendimizden başlayarak “ben nasıldım bugün” sohbetleriyle başlayarak) Çocuğumuza iyi miras güzel bir sohbetten fazlası değil inanın. Asıl bunu unutmayacaklar.
  • Yapamadığı değil yapabildiği konulara dikkat çekip, yapamadıklarını nasıl geliştirebileceği üzerinden sohbet etmek. Nasihat vermek yerine “ne yapmak isterdin” sorusunu sorabilmek.
  • Çocuklar uyanıkken ebeveyn olarak TEZ zamanda cep telefonlarımızı elimizden bırakalım. Bu hem ailenizin hem sizin zihinsel sağlığı için çok önemli. Siz elinizden düşürmedikçe çocuğunuzdan yakınamazsınız. Hele ada gibi bir yerde yerine koyacak pek çok şey varken.
  • Çocuklar bol bol aktiviteye yönlendirilmeli. Adada voleybol, futbol, su sporları, çocuk orkestrası, kütüphaneler vb. çokça imkânımız var. Aktif ve disiplinli şekilde spora ve sanata devam eden çocuktan korkmayın. Ama canı sıkılan çocuğa da aktivite bulacağım diye zorlamayın. Zira sıkılan can iyidir. Bırakın biraz da sıkılsın, siz illa bir şey bulmaya çalışmayın. Bu şekilde yaratıcılığı artar.
  • Okulla ve öğretmenle ilişkiniz güçlü olsun Ne yaptığını bilin ama öğretmeni de boğmayın.
  • Veli WhatsApp gruplarını kapayın. Gerekirse göze alıp, hiç katılmayın. Bu sizi daha kötü ebeveyn yapmaz inanın. Veli görüşme saatleri yoksa bunu talep edebilirsiniz. Öğretmenler yeterince yoruluyor. Siz tek çocukla zor baş ederken onlar en az yirmi, otuz çocukla saatlerce birlikteler. Bir de velilerle uğraşmamalılar. Hayatın her yerinde sınır önemli. Okullar velinin değil çocuklar ve öğretmenlerindir. Çocuk zorbalığa uğramıyorsa ve sıra dışı bir şey yaşamıyorsa lütfen o kadar da içinde olmayın. Tabi bu bir sistem problemi aynı zamanda. Sistem aileyi çok fazla içeriye sokuyor. Ama veliler bunu reddedebilirler.
  • Ergenlikle ilgili lütfen kitaplar okuyun, podcastler dinleyin. Ebeveynliğin tek bir elkitabı ve kılavuzu yok elbette. Ancak yeni dünya düzeninde çocuk yetiştirmek gerçekten gitgide zorlaşıyor. Tehlikeyi sadece dışarıda aramamak lazım. Ekran kullanımında aile koruma paketi, sınırlı internet, gittiği yerlerle ilgili önden bilgi almak, arkadaşlarının ailelerini tanımak vb. önlemler gerekiyor. Bunları yaparken de arkadan iş çevirmeden, açık iletişimle ve bildirerek ikna ederek, işbirliği ile denetimli kontrol önemli. Hatta bazı bilgisayar oyunlarını arada sırada beraber oynamak, teknoloji jargonuna hâkim olmak, nasıl oyunlar oynadıklarını deneyimlemek hem onunla vakit geçirmek hem de o dünyayı tanımak adına çok önemli.
  • Kendini korumak, hayır deme becerileri, sağlıklı arkadaş ilişkileri ve duygularını kontrol edebilme becerileri vb. konularda küçük yaştan itibaren masal kitapları, öyküler, filmler vb. ile interaktif sohbetler yapmanız çocuğu güçlendirir. Çok güzel kaynaklar var, biraz ilgilenip araştırınca karşınıza çıkacaktır. Önemli olan bunları izlerken ve okurken üzerine konuşabilmeyi, sohbet edebilmeyi rutin haline getirebilmektir.
  • Eleştirel medya okuryazarlığı gitgide daha önem kazanıyor. İzlenilen herhangi bir haberin, programın, dizinin içeriğini birlikte eleştirebilmek, neden beğenip neden beğenmediğinizi karşılıklı konuşabilmek çocuklara geniş açıdan bakabilme becerisi kazandıracaktır. Bir şeye körü körüne inanmanın getireceği zararları şimdiden konuşabilmek çocuğun olumsuz etkilenmesini azaltır.

Fotoğraf: Tuğba Tekerek/DW

Bu liste uzar gider. Anlayacağınız üzere buraya kadar önleyici koruyucu ruh sağlığı üzerine yapılabilecek temel şeyleri sıraladık. Ama en çok altını vurguladığımız şey farkındaysanız aile iletişimini güçlendirmek. Herkesin elindeki cep telefonu ile bir köşeye çekildiği aile denkleminde, çocuk illa şiddet gösterecek ya da şiddete maruz kalacak diye bir şey yok elbette. Ancak yalnız, mutsuz, dikkati azalmış, odaklanamayan, duygularını kontrol etmekte zorluk çeken, mutsuz bireylere dönüşmeleri o kadar kolaylaştı ki.

Şu sıra olan bitenleri görmesin duymasın derken de bazen dengeler şaşabiliyor. Biz de insanız ve ne diyeceğimizi ne yapacağımızı şaşırabiliyoruz. Olan biten her şeyi okulda illa arkadaşlarından ve kontrolsüzce duyabiliyorlar. Bu durumda, etkilenmesin diye duyurmamaya çalıştığımız şey maalesef daha sansürsüz bir şekilde çocuğa ulaşabiliyor. Onun yerine önce sizden duyması genelde daha iyidir. Mümkün olduğunca görüntülerin çocuklar tarafından izlenmemesi taraftarıyız. Çünkü şiddet bulaşıcıdır ve çocuklarda ve özelikle ergenlerde çok çekici hale gelmektedir. Kimlik bulma sürecinde olan bir gencin negatif rol modeli bu tür olaylar ve kişiler olmamalı.

Biz ebeveynlere, eğitimcilere, herkese çok fazla iş düşüyor. Kulağımızı, gözümüzü dört açmamız, kapsayıcı ama net bir duruş sergilememiz, nasihat vermekten çok anlamaya, dinlemeye, değerli hissettirmeye daha fazla özen göstermemiz hepimize iyi gelecek.


Yayınlanma Tarihi: 09 Mayıs 2026  /  Son Güncellenme: 09 Mayıs 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.