Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 251 – Mayıs 2026      Sakinşehir İsteğinde Adalar

Sakinşehir İsteğinde Adalar


Sakinşehir Cittaslow, 1999’da oluşmuş bir kent birliğinin adı. İtalya’da, 80’lerin ortalarında Dünya’da esen Teacher rüzgarları ile Fiat’ın Çin’ e taşınması planları ve sonuçlarına bir kentin verdiği cevap. Türkiye’ye Seferihisar ile geliyor, o zamanki belediye başkanı Tunç Soyar fikri ve çabasıyla. Şimdi yirmi sekiz beldeye ulaşmış durumda.

Bu yazıda ilk sakinşehir olan Seferihisar üzerinden bir değerlendirme okuyacaksınız, Adalar ilçemizin bu konudaki istekliliğine düşünsel soru işaretleri oluşturabilmek için.

Yirmi sekiz beldenin sakinşehir olması öncesi ve sonrasını hızla gözden geçirdim. Seferihisar dışında ciddi bir değişim gözlenmiyor. Nüfusları hemen hemen aynı ya da genel eğilime göre hafif artış var. Kent halkı mutluluk araştırmaları yapılmadığı için ülkemizde, bir şey söylemek olanaklı değil. Kent tarihi ve kültürü ile ilgili çalışmaları desteklediğine ilişkin somut veri yok. Turizme ve dolayısıyla kent gelirine katkısının olduğu kuşkusuz, ama sözgelişi işyerleri ve gelişmeler için pek katkısı olduğu söylenemez.

Cittaslow aynı zamanda yeme/içme kültürü ve üretimi için de bir model olarak başlamış. Sonradan Slowfood hareketi ayrıca yürümeye devam etmiş. Bugün Dünya’da çok sayıda ülkede yapılanması var, Türkiye’de de çalışmaları sürüyor. Bunun en temelinde yerel besin maddelerinin öncelenmesi, en çok elli kilometre çapındaki alandan tedarik mekanizmasının oluşması, üretme ve hazırlama teknolojilerinde yerele ve sağlıklıya önem verilmesi gibi başlıca maddeler belirlenmiş, uygulamaya konulmuş.

Sakinlik Öncesi

Şimdi 2009’dan beri sakinşehir olan Seferihisar örneğine bakabiliriz. Çünkü diğer yirmi yedi beldeden epey farklı sonuçları yaşamış bir kent.

2009’da yirmi sekiz binlik nüfusu ile Seferihisar merkezi çok da büyümemiş, köyleri öne çıkan bir belde. Merkeze yedi kilometre uzaktaki mahallesi Sığacık, o dönemde tarihsel dokusunu önemli ölçüde korumuş bir kale köyü.

Sakinşehirin görünür yüzü olarak doğal biçimde öne çıkan Sığacık, kaleiçinin hızlı elden geçirilmesi ve sakinşehir normlarına yönelik, mesela kadın üretici pazarı vb. girişimlerle hızla parlayıp, Seferihisar için vitrin olma niteliğine kavuşmuş.

Sonraki yıllarda, Sığacık vitrini ile Seferihisar önemli bir emekli nüfus baskısına uğramış. 2025’de kayıtlı nüfusu altmış bir bin. Gerçek nüfus için seksen-yüz bin telaffuz ediliyor. Yaz nüfusu içinse üç yüz binlere uçuşuyor.

Sığacık 2016’da otuz pansiyon ve yüz yirmi yataklı bir köy. Hemen yanında üç büyük turizm kuruluşu var. 2025’de yatak sayısı bin beşyüzü aşmış durumda. Kayıtdışı kiralama alanları bunu dahil değil.

Seferisar’da gıda ile ilgili konularda bu yıllarda önemli bir ilerlemeden söz etmek mümkün değil. Zeytinyağı ve şarap için ciddi işler yapıldığını belirtmek gerek. Şimdilerde beş bağ ve şarap üretim noktası var. Zeytinyağı için de hem butik hem endüstriyel kapsamda yatırımlar yapılmış durumda.  Ama yerel ürünlerin desteklenmesi, geliştirilmesi konularında adım atıldığını söylemek epey zor. Yerel ürün olan mandalinanın katma değer yaratır hale getirilmesinde yaşanan gelgitler, tedarik/lojistik konularında hemen hiç adım atılamamış olması, bölge lokantalarının bu konuda hemen hiç çaba göstermemesi, genel özetleme kapsamında hemen söylenebilecekler arasında.

Sakinşehir fikrinin Torino’da çıkması, yöre insanlarının ekonomik darboğaza girmesine çözüm için olmuştu ve epey işe yaramıştı. Seferihisar’da yukarda sözünü ettiğim “emekli nüfus” akışı, tam tersi baskılara neden oldu. Kiralar, mülk bedelleri çok ciddi yükseldi. 2010’ların ilk yarısına kadar yine de süren yerli üretici ürünlerinin bölge satışı hemen hemen sıfırlandı. Hal ürünlerine kapılar sınırsızca açıldı. Büyük market sayısı izlenemez oldu. Küçük satıcılar alandan hemen hemen tamamıyla silindi.

Bugün

Bu anlattıklarım elbette Seferihisar örneğinde gerçekleşti. Mesela 2020’de sakinşehir olan Köyceğiz’de henüz bu yönde bir değişme yok. Ciddi biçimde izlemeye, gözlemeye devam edeceğim bir yer. Çünkü orası da Seferihisar ile coğrafi olarak birçok benzerlik gösteriyor. Belde merkezi ülkemiz için henüz pek ilgi çekmeyen göl kıyısında, ama mesela Dalyan gibi çok popüler bir yerin çok yakınında. Eğer bu anlattığım olumsuzluklar orada yaşanmazsa, sakinşehir fikri için bir şans hâlâ var demektir.

Adalar’da bu anlattığım olumsuzluklara geçit verilmeyebilinir mi, bence asıl üzerinde durulması gereken konu bu, eğer şu anda kayıtlı nüfusu on sekiz bin, yaz nüfusu seksen bin olan ve tatil günlerinde ciddi bir kalabalık sorunu yaşayan beldede, eğer pek çok yönden Seferihisar nitelikleri görülebildiği için, benzer gelişme yaşanırsa, sakinşehir kattıklarından çok fazlasını götürecek demektir.

Bu konuda gelecek sayıda somut örneklerle düşünmeye devam edeceğim.


Yayınlanma Tarihi: 09 Mayıs 2026  /  Son Güncellenme: 09 Mayıs 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.