Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 255 – Eylül 2026      Kargaburnunun İki Ucunda Geçmiş ve Şimdi

Kargaburnunun İki Ucunda Geçmiş ve Şimdi

Burgazada Mahalle Meclisi Katılımcısı


Adalar Müzesi, İBB Miras ve İBB Kültür iş birliğiyle düzenlenen Kemal Gökhan Gürses’in “Geçmiş Zaman Kargaları” sergisi,  3 Eylül’de Taş Mektep’te açıldı. Sergiye eşlik eden kitap da Adalı Yayınları tarafından yayımlandı. Farklı dönemlerden seçilmiş Ada görüntüleri, Gürses’in karga figürleriyle yeniden kuruluyor. İlk bakışta geçmişe dönük bir görsel anlatı gibi duran serginin asıl meselesi ise geçmişi göstermekten çok, zamanlar arasındaki sınırları bulanıklaştırmak gibi görünüyor.

Sanatta zaman çoğu kez bir katman olarak karşımıza çıkar. Eski bir fotoğrafa baktığımızda kıyafet, otomobil, vapur, mayo ya da bir binanın cephesi bize hemen “Bu başka bir zamandı” der. Geçmişle şimdi arasında belli bir mesafe vardır. Geçmiş Zaman Kargaları’nda ise bu mesafe giderek kayboluyor. 1921 ile 2021 arasında yüz yıl var ama serginin içinde bu yüz yıl düz bir çizgi halinde ilerlemiyor. Görüntüler sanki aynı uzun günün farklı saatlerinde yaşanmış gibi yan yana geliyor. Geçmiş bugünün içine girerken, bugün de geçmişin içinde görünmeye başlıyor.

Bunu mümkün kılan en güçlü unsur kuşkusuz kargalar. İnsan yüzlerinin yerini alan siyah karga başları, kişileri kendi dönemlerinden bir ölçüde koparıyor; ama bedenleri, giysileri, hareketleri ve mekânları yerli yerinde bırakıyor. Tarih orada duruyor, fakat ağırlığını biraz kaybediyor.

Sergideki sivri karga gagaları ister istemez “kargaburnu”nu da düşündürüyor. O aletin dar aralıklara giren, ulaşılması güç yerlere uzanan ince ucu gibi Gürses’in kargaları da zamanın aralarına giriyor; geçmişle şimdiyi tutup birbirine yaklaştırıyor.

1945 tarihli Heybeliada sahnesinde dört kadın, “Şöyle güzel bir banyonun tam vaktidir diyerek kendilerine kuytu bir yer buluyor. “Kimi vakit sükût en yüksek sedadan daha kıymetlidir cümlesi ise bizi bir anda 1945’ten çıkarıyor. Dört kadın 1945’te mi denize bakıyor, geçen yaz mı, yoksa gelecek yaz mı? Mayolar dönemi ele veriyor; karga yüzleri ise zamanı yeniden karıştırıyor.

Belki bunu en iyi anlatan sahnelerden biri de vapurdaki yolcular. “Suya giremesek de deniz havası almak için Adalar imdada yetişiyor!” diyen İstanbullular’ın hafta sonunda Adalar’a akını hangi yılın hikâyesidir? Geçmişin mi, bugünün mü? Vapurlar değişiyor, kıyafetler değişiyor ama İstanbul’dan Ada’ya kaçma isteği pek değişmiyor. Kargaburnu iki zamanı birden kavrıyor; geçmişi şimdiye, şimdiyi geçmişe doğru çekiyor. Ada’da bu yakınlık zaten yabancı olduğumuz bir duygu değil: aynı vapura, aynı iskeleye, aynı yokuşa bakarken geçmişle şimdiyi kaç kez birlikte yaşamıyor muyuz?

Bu yüzden Geçmiş Zaman Kargaları’na yalnızca geçmişi bugüne taşıyan bir sergi demek eksik kalır. Burada geçmiş bugüne gelmiyor sadece, bugün de geçmişe doğru uzanıyor. 1942, 1945 ya da 2021 birbirinden kopuk tarihler olmaktan çıkıp aynı uzun anlatının içinde yan yana geliyor.

Belki de serginin en ilginç tarafı burada. Bize “Ada eskiden nasıldı?” diye sordurmaktan çok, başka bir soruyu akla getiriyor:

Gerçekten ne kadar değiştik?


Yayınlanma Tarihi: 08 Eylül 2026  /  Son Güncellenme: 08 Eylül 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.