Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 255 – Eylül 2026      Büyükada’da Bir Psikocoğrafya Denemesi-II

Büyükada’da Bir Psikocoğrafya Denemesi-II

Yüksek Mimar


Geçen ayki yazımda bahsetmiş olduğum psikocoğrafya pratiği ile yaşadığımız mekânı deneyimlemeyi bu kez Büyükada özeli üzerinden örneklerle ele almaya çalışacağım  …..
Büyükada’da yürümek yalnızca çevreyi doğayı ve mimarisini görmek yapıları sokakları tanımak değil, mekanların hafızalarda bıraktığı izlerin peşine düşmek, tarihin ve yaşanmış olguların algısıyla buluşabilmemiz olmalıdır.

Peki bunu ne şekilde sürdürebiliriz. İlk yazımda ayrıntılı ve felsefi kökenine de değindiğim gibi     “Flanör” duygusunu yakalamak, o serbest akışa kendimizi bırakmak, savrulmak, duyuların ve duyguların peşinde çevreyi algılama çabası göstermek bize bu akışı sağlayacaktır.

De Quincey’nin gece seyahatlerinden Breton ve Aragon’un sürrealist gezintilerine, sitüasyonalist Derive’ye kadar yürüme eylemi hep var olmuştur.

Gerçekleşen bu yürüme eylemi kişinin kendine özgü kentsel ilişkisidir. Bu olgu algıyı yaratır ve yayaya karşı giderek her adımda deneyimlenen bir psikocoğrafya ilişkisine olanak sağlar.

Kişi günlük deneyimlerin sıradanlaşan monotonluklar halinde gelmesinden kaynaklanan sürecinin üstesinden gelmeye çabalarken, yaşanan deneyimlerin hepsi şehrin ya da bölgenin tam olarak algılanması ve gündelik akışın altında yatan gerçek doğayı ve rastlanabilen kültür katmanlarını gözler önüne serme çabasıdır.

Gelelim Adamız’a ve anakaradan bir şekilde kopup ilk adımlarımızı attığımızda anlamaya çalıştığımız duygularımız ile algı sınırlarımızın gündelik pratiğine.

Vapur iskelesinin çıkıp kalabalıklardan birkaç adım uzaklaşarak gürültünün arkada kaldığı ve sezgilerimizin bizi bir flanör misali yönlendirebileceği ada sokaklarının izni sürme bu yolculuğun ilk adımları olacaktır.

Yol boyu yürüdükçe bir çok ahşap yapı, köşk, bahçe, ferforje parmaklık, tuğla veya taş duvarlar gibi mimari ve yapısal bir çok elemanla karşı karşıya kalırız.
Bir köşkün bahçesinden veya bir pencere cephesinden bahçe duvarına , duvarından sokağa, sokaktan denize doğru bakarken aslında adanın zaman içinde geçirdiği dönüşümü de farklı farklı okumaya başlarız.
Yürüyüşünüzü önceden belirlediğiniz bir izlenimde ve programda sürdürmeyin, bir kokuya, gölgeye, hatta ağaçların ritmine ya da pencere kepenklerinin izlerine doğru savrulup yürüyün; yürüdükçe karşınıza çıkacak olan nesneler ve duyular size onlarca soru sunacaktır.

Neden bu ev burada, neden bu sokak böyle kıvrılıyor, cumbasının mimari özelliği nedir hangi dönem yapılmış olabilir, kimler yaşamış olabilir, bu kıvrılan sokağın arkasındaki bahçe nereye açılıyor, neden bu sokak bahçe ile kapanmış diğerleri açılmış,
Bunca farklı cins çam ağacı nasıl da aynı bölgenin florasını oluşturuyor mevsimin değişimleri ile ada florası acaba nasıl değişiyor.

Önce mimozalar ardından papatyalar daha sonra zakkumlar, yaseminler, begonviller sonra ıhlamur ağaçları sonra meyve ağaçları, ortancalar, ardı ardına adeta sıralanmış gibi süreler dahilinde geliyor. Her biri zamanını doldurunca yapraklarını adanın toprağıyla paylaşıyor.
Hangi mevsim gezecek olursak olalım bir öncesinin izlerini, önceki floranın kokusunu çam ağaçlarının kabuklarını ahşap balkon küpeştelerinin üzerine sarılmış sarmaşıkları görüyoruz. Her birinin adı ve tadı farklı.
Sokak aralarındaki karşılaşıp selamlaştığımız insanlar burada nerede oturuyorlar, hangi sokak geçmişin hangi olgusunu taşıyarak adlandırılmış, tanıdık yüzler selamlaştığımızda bize hangi duygularla sesleniyor…

Bu soruların kesin cevaplarını aramak yerine aralarındaki ilişkileri hissetmeye ve duygularınızı anlamaya çalışırsanız, Adamız bir gezi rotası olmaktan çıkar; zamanın ve doğanın önayak olduğu ortak yaşamın mimarını daha iyi anlamış hatta hissetmiş olursunuz.

Bunlar artık sizin için aldığınız solukla hafızanızda üst üste binmiş olduğu mekânsal bir hikâyeye dönüşür.

Belki bir flanör’ün tadabileceği en güzel deneyim de budur.

Ada sokaklarında yürürken bugün büyük ölçüde görünmez olmuş bir hayatın izlerini de takip ediyor gibi düşünebilirsiniz.

Ona göre şehir köy kasaba yalnızca binalardan, caddelerden ve meydanlardan oluşmaz. Her sokak, her geçit ve her mahalle farklı bir ruh hâli yaratır.

Dar ve karanlık bir sokakta tedirginlik hissedersiniz, geniş bir meydan, orman, sonsuz ufuk, deniz, tepe, özgürlük hissi verebilir…

Önceden belirlenmiş rotaları terk ederseniz, alışkanlıklarını askıya alır, yaşam alanınızın çağrısına kulak verir, duyularınızın yönlendirmesiyle, sokakların size nereye çektiğini gözlemlerseniz, algınızın ve duygularınızın nasıl da farklı bir farkındalık kazandığını görebilirsiniz.


Bir zamanlar bu sokaklardan geçen Rumlar’ın konuşmaları, çocukların oyunları, kiliseye giden insanların ayak sesleri; Aya Yorgi Manastırı’ndan ormana yayılan çan sesleri, bahçelerden yükselen yemek kokuları ve özellikle yazlık hayatın hareketliliği bugün farkına vardığımız yapıların içinde bir tür mekânsal hafıza olarak kalır.


Karşımıza çıkacak olan bir ahşap kapı, sokağın kamusal hayatı ile evin öznel dünyası arasında bir eşiktir. Ardındaki bahçe, balkon, veranda pencere ise ailenin komşularla sokakla ve doğayla kurduğu ilişkinin parçalarıdır.
Karşınıza bir pencereden başını uzatan bir kedi ile karşılaşabilirsiniz ya da evin içinden gelen birkaç piyano notası ile heyecan duyabilirsiniz. İlerlerseniz, farkına bile varmadan mimoza kokularının sizi sürüklediği küçük bir patika yolla karşılaşabilirsiniz.
O kokuyu sürerek yolun acaba nereye çıkacağı hakkında hayaller kurabilirsiniz o yolda ilerlerken kaç ayrı çam tipinin art arda bu adada kendini varettiğini görürsünüz.

Karşılaştığınız sokaklarda pencerelerde balkonlar ve bahçelerde, aslında kendilerine gündelik bir alışagelmiş hayat ağı oluşturan insanlar, birbirini görür selamlar konuşur, çocuklar sokaktan sokağa bahçelerden orman yoluna bisikletleriyle geçerken sokakların yalnızca ulaşım için kullanılan bir boşluk olmayıp, toplumsal hayatın bir sahnesi olduğunu fark edersiniz. Büyükada’da bunla sıkça karşılaşabilirsiniz; sokaklar birbirini takip etmez birbirlerinin içinden geçer hatta kesişirler. Her geçilen sokak sizi çam ormanlarına doğru tepelere, tepelerdeki yaşamlara, mezarlıklara, sessizliğe, rüzgâra, denizin kokusuna ve manastırların çan seslerine doğru götürür.
Yollarda sokak isimlerinin adlandırıldığı ilginç tabelalarla karşılaşırsınız, yolunuzda bir cami vardır, sokak cami üstü ya da cami altı, Şehbal, Çarkıfelek, Yaverbey, Gülistan, Pancur, Misak sokak gibi sokak isimleriyle karşılaşırsınız. Bunlar orada yaşanmışlıkların ve kültürel hafızanın izleridir. Bu sokaklar arasında dolaşır sezgisel bir yol izlerken belki her gün kullandığınız o sokakların çok dışında bambaşka yollardan giderken algıladığınız farklı nesneler farklı duygular ile savrulur gider farklı olgularla karşılaşırsınız.

Flanör burada güzergahı yeniden kurmaya çalışmaz, daha incelikli bir şey yapar: içgüdüsel olarak bu günün sessizliğin içinde geçmişin seslerini arar; karşılaştığınız her doku size geçmişle bugün arasındaki duyguyu hissettirir. Adımladığınız her mesafe size geçmiş izlerin hikayesini sorar—belki bir bahçedeki yaşlı ağaç, belki duvarın üstündeki eski bir taş, belki artık kullanılmayan bir kapı tokmağı ve üzerindeki baş harfler… Hepsi de onlarca yıl öncenin orada yaşamış aile hayatının anlattığı simgesel bir bakıştır. Burada bir zamanlar nasıl bir hayat vardı, kimler hangi şarkıları söyler, hangi bayramları kutlarlardı, bu hafıza kırıntılarını aralamak, anlamaya çalışmak bu soruların peşinden yürümektir.

Ve bu adada atılan adımlar da sizi siz yapan ve kendinizle buluşturan önemli bir eşiktir.

Bunlar oralarda yaşanmış insanların hikayeleridir. Ve bir süre sonra fark edersiniz ki adanın yapıları, mimarisi, esnafı, florası, hayvanları, sesleri aslında orada yaşamış insanların biyografisinin sessiz bir tanığıdır.

 


Yayınlanma Tarihi: 09 Eylül 2026  /  Son Güncellenme: 09 Eylül 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.