Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 255 – Eylül 2026      “Burgazada Üçlemesi” Hakkında

“Burgazada Üçlemesi” Hakkında


Geçtiğimiz Temmuz ayında Adalı Yayınları’nın okurlarına sunduğu “Burgazada Üçlemesi”nin son kitabı Adalılar, ‘İkonlar’ ve Mekânlar kitabının yazarı Robert Schild, 3 Eylül tarihli Cumhuriyet Gazetesi KİTAP ekindeki söyleşide “…sizi bu Adayı üç ayrı kitap boyunca anlatmaya yönelten temel düşünce neydi?” sorusuna şu yanıtı veriyor: 

Neredeyse kırk yıllık Burgazadalı’yım… Daha buraya geldiğimiz ilk yazdan başlayarak, bu 1.5 kilometre karelik toprak parçasının üstünde, özellikle yaz aylarında yirmiyi aşkın değişik etnik ve dini halk topluluklarının bir arada huzur içinde yaşadıklarını görünce, bu birliktelik ilgimi çekti. Çok geçmeden bu konuda makaleler yazmaya başladım – bunların ilki, 1998 yılında Tarih Vakfı’nın çıkardığı saygın İstanbul Dergisi’nde yayımlandı. Başlığı “Canlı Bir Etnografik Müze” idi – ki ondan 23 yıl sonra kaleme aldığım ilk Burgazada kitabımın adı da bu olacaktı! Ardından aynı konuyu irdeleyen iki kitap daha geldi işte – çünkü bu olgu, bu kucaklayıcı birliktelik, sanırım yerküremizde tektir; onu bir çeşit “Osmanlı Tortusu” olarak adlandırıyorum ve kesinlikle belgelenmesi/kitaplaştırılması gerekiyordu! 

Bu sayımızda, o son kitap ile “Burgazada Üçlemesi” hakkında basında yayımlanmış olan üç ayrı yazıdan bölümlere yer verdik… 

“K” Kitap, Kültür, Yaşam Dergisi’nin Ağustos sayısında Faruk Şüyun, kitabı şu yetkin cümleleriyle tanıtıyor:

Araştırmacı-yazar Robert Schild, yıllara yayılan sözlü tarih çalışmalarıyla Burgazada’nın seslerini, renklerini ve giderek silikleşen toplumsal hafızasını kayıt altına alıyor. Schild’in 2021’de yayımlanan ve 2023’te ikinci baskısı yapılan Canlı Bir Etnografik Müze: Burgazadası adlı eseriyle başlayan çalışma, Burgazadalı Olmak, Bir Ayrıcalıktır: 1940’lardan Günümüze Burgaz Anıları ile surdu; Temmuz 2026’da yayımlanan Burgazada: Adalılar, “İkonlar” ve Mekânlar ile bir üçlemeye dönüştü.

Bu külliyat yalnızca geçmişte kalmış bir İstanbul semtini anlatmıyor. Aynı zamanda farklı dillerin, dinlerin ve hayat tarzlarının birbirine temas ederek oluşturduğu “adalılık” kültürünün izini sürüyor.

(…)

Schild’in kitabında “ikon” sözcüğünün tırnak içine alınması boşuna değildir. Burada söz konusu olan kişiler, herkesçe tanınan büyük tarihsel kahramanlardan çok, belirli bir topluluğun hafızasında simgeleşmiş insanlardır: Balıkçılar, esnaf, kahveciler, din görevlileri, sporcular, yazarlar ve öğretmenler… Onların her biri adanın görünmez tarihinin taşıyıcısıdır.

Robert Schild’in çalışmasının en güçlü yanı, anlatılan insanlara dışarıdan bakan mesafeli bir araştırmacı olmakla yetinmemesi. Schild de bu hafızanın içindedir; görüştüğü kişilerin bir bölümünü yıllardır tanıyor, anlattığı mekanların çoğunda yaşamış, dolaşmış veya yaşananlara tanıklık etmiş. Bu yakınlık, metne sıcaklık ve ayrıntı kazandırıyor.

Kuşkusuz sözlü tarih, hatırlamanın seçici doğasını da beraberinde getirir. Aynı olay farklı kişilerce başka turlu anımsanabilir; zamanla gerçek ile söylence birbirine karışabilir. Fakat

Schild’in yaptığı, bu farklı sesleri tek bir kesin hükme indirgemekten çok, yan yana getirerek ortak bir hafıza alanı kurmak. Fotoğraflar, belgeler, dipnotlar, bibliyografya, isim ve mekân dizinleri de kişisel anlatıları daha geniş bir tarihsel çerçeveye yerleştiriyor.

Bu nedenle kitapların akademik araştırmalar için sunduğu malzeme kadar yeni kuşak Burgazadalılar’a yaptığı çağrı da önemli: Aile hikayelerini kaydetmek, eski fotoğrafları arşivlemek, henüz hayatta olan tanıkların sesini duyurmak…

Schild’in külliyatı ilk bakışta geçmişe duyulan özlemin urunu gibi görülebilir. Oysa kitaplar yalnızca kaybolmuş güzelliklere yakılmış bir ağıt değildir. Asıl mesele, geçmişteki birlikte yaşama deneyiminden bugüne ne kaldığını ve nelerin yeniden kurulabileceğini düşünmek.

Bugün yoğun günübirlik ziyaretlerin, motorlu araçların, betonlaşmanın ve tüketim kültürünün baskısı altındaki Burgazada hala güçlü bir toplumsal hafızaya sahip. Ancak bu hafıza kendiliğinden yaşamaz; anlatılması, kaydedilmesi ve yeni kuşaklara aktarılması gerekir.

Robert Schild’in üç kitaplık çalışması, Burgazada’nın kaybolmaya yüz tutmuş insanlarını, seslerini ve mekanlarını kalıcı bir hafıza haritasına dönüştürüyor. İstanbul’u, denizi ve insan hikayelerini sevenler kadar, bu şehirde farklı kimliklerin bir arada nasıl yaşayabildiğini -ve bu birlikteliğin hangi tarihsel kırılmalarla zedelendiğini anlamak isteyenler için de değerli bir kaynak sunuyor.

Burgazada bu kitaplarda yalnızca geçmişin güzel bir dekoru değil; hatırlayan, yaralanan, değişen ve bütün kayıplarına rağmen anlatmayı sürdüren canlı bir özne.

***

28 Ağustos tarihli Oksijen Gazetesi’nin O2 ekinde Hülya Çelik her üç kitaba aşağıdaki gibi değinmekte:

Bugünkü konuğumuz Burgazada. Robert Schild’in tanımıyla “geçmişin seslerini fısıldayan, her köşesinde bir insanın izini saklayan, çocukların kahkahalarından torunların anılarına uzanan bir hikayeler adası”. Ada kültürü, çok kültürlülük ve özellikle de Burgazada üstüne yaptığı çalışmalarla tanıdığımız, Avusturya asıllı Türk araştırmacı-yazar Robert Schild, Burgazada’yı odağına aldığı üçlemesini geçen ay tamamladı. (…)

2021’de yayımlamış ilk çalışması Canlı Bir Etnografik Müze – Burgazadası için yazar “Bu kitap Burgazada’ya bir ilanı aşk olacaktı” diyor ama kitap, bir değil 99 kişilik bir ilanı aşka dönüşüyor. Genişliği iki kilometre kareyi bile bulmayan bu küçücük kara parçasında 20’yi aşkın etnik dini kökenin bir arada huzur içinde yaşaması çok etkiliyor Schild’i ve adayı bir canlı müze olarak yorumluyor. Burgazada hakkında yazmaya nasıl başladığını yazardan dinlemek istedim ve şöyle anlattı: “Bundan 40 yıl kadar önce Burgaz’da ilk yaz aylarımızı geçirdiğimizde, Ada’nın sokaklarında halen tek tük Rumca konuşmalar duyulması, Adalar’daki tek cemevinin oradaki varlığı, keza örneğin Karay Yahudi aileler veya Keldani kökenliler, Ortodoksların yanı sıra özellikle Katolik Ermeniler gibi, kitabımda belirttiğim diğer halk grupları ile arkadaşlıklarımın gelişmesi, yola çıkış noktamı belirledi diyebilirim.” Kitapta ansiklopedik bilgileri mümkün olduğunca kısa ve akıcı tutarak Avusturyalı Mühlbauer Ailesi, yönetmen Nilüfer Uzunoğlu gibi isimlerle yaptığı röportajlar eşliğinde anlatıyor bize adanın kültürel mozaiğini Robert Schild.

İkinci kitap olan Burgazadalı Olmak Bir Ayrıcalıktır – 1940’lardan Günümüze Burgaz Anıları’nda (2024) bizi yine adanın tanıkları bekliyor. Bu kez en genci 31 yaşında olan, eski ve yeni kuşaktan adalılarla konuşmuş Schild. Adalı yaşam tarzına dair unutulmaya yüz tutmuş tüm detayları bir arkeolog gibi yüzeye çıkarırken; Balkan Naci İslimyeli, Tilbe Saran gibi sanatçılar, doğma büyüme adalılar, adalı sporcular olmak üzere 63 kişiyle konuşmuş. Hepsinin ortak cümlesi ise şu: “Burgazadalı olmak bir ayrıcalıktır!” Tilbe Saran’ın sözleriyse incecik bir sızı bıraktı burnumda: “Bir ömür geçti. Dostlar gitti. (…) Orman yandı, deniz kirlendi ama, hâlâ sığınağımız güzel adamız.”

Serinin son kitabı Burgazada – Adalılar, “İkonlar” ve Mekanlar ise, geçen günlerde gene Adalı Yayınları tarafından yayımlandı. Burada yine tanıklar eşliğinde ama bu kez daha tarih odaklı bir Burgazada anlatıyor yazar. Kitabın ortaya çıkışını sorduğumda, şöyle yanıtladı beni: “Bu kitabım, ilk iki çalışmamın devamı sayılır… Etnografik/dini çeşitlilik ve sözlü tarih uygulaması yoluyla toparlanmış anıların ardından, Burgaz’ın unutulmayan ve unutulmaması gereken nice kişilikleri hakkında, toplam 49 adalı dostumdan derlediğim anlatıları içeriyor.”

(…) Robert Schild’in çalışmaları, Burgazada tarihinin unutulmaya yüz tutmuş kişileri ve mekanları için kuşkusuz büyük bir şans. Bunu, son kitabın önsözünü kaleme alan, Adalar Müzesi kurucusu Halim Bulutoğlu da şu sözlerle dile getiriyor: “Schild’in sözlü tarih çalışmaları, müze bünyesinde oluşturduğumuz Adalar arşivine ya da veri tabanına müthiş bir destek sağladı. Şimdi bu üçleme, onu daha da geliştirmiş olacak.”

Yazıyı kapatmadan, üçlemenin yayıncısı Adalı Yayınları’nı da anmak isterim. Robert Schild’in Burgazada üçlemesinin ikinci kitabı, 22 yaşındaki yayınevinin 80’inci kitabı. Adalar Vakfı, Adalar Müzesi, Adalı Dergisi ve Adalı Yayınları aynı çatının altında, Adalar kültürünü ve tarihini ayakta tutmak, hafızayı zamanın elinden kurtarmak için çalışmaya devam ediyor.

*** 

Kültür-Sanat çevrelince pek benimsenen EK Dergi’nin 27 Ağustos sayısında ise Coşkun Şen  özellikle son kitabı aşağıdaki bigi  tanımlıyor  (https://ekdergi.com/robert-schild-yeni-kitabi-burgazada-adalilar-ikonlar-ve-mekanlar/ ).

Robert Schild, “Burgazada Üçlemesi” adını verdiği kitaplarla, Burgazada’nın adeta bir hafıza arkeoloğu misali eskiyi kazıyarak eski adalıların anılarını, duygularını yeniden yaşatma misyonunu edinmiş olduğunu görüyoruz. Bizler gibi ada sevdalısı insanlar ise, bu anıları okuyup o sokaklara veya mekânlara her adım attığında geçmişi hayal etmiş oluyor. Robert’in ilk iki kitabı, 2000’li yıllarda, daha Adalar Müzesi yokken başlatılan sözlü tarih çalışmalarının çok ileri bir adımı olmuş.

Sözlü tarih, yazılı kaynaklarda, gazete arşivlerinde ya da resmî kayıtlarda yer almayan, çoğu zaman görünmez kalan deneyimleri gün yüzüne çıkarır. Bu yönüyle geleneksel tarih yazımının ötesine geçerek olayların içinde yaşamış bireylerin sesini duyurur. Belirli dönemlerde, belirli mekânlarda ve belirli toplumsal çevrelerde yaşamış insanların anlatıları sayesinde, resmî belgelerde bulunmayan kişisel öyküler, duygular ve bakış açıları kayıt altına alınır. Sözlü tarih, canlı hafızayı beyin kıvrımlarında kaybolmadan önce yakalayıp saklar; bununla da kalmaz, toplumsal hafızayı korur ve kuşaklar arası aktarımı güçlendirir.

Kitap, kapağındaki fotoğrafıyla başlayan birinci bölümü ve onu takip eden 11 bölümden oluşuyor. 1970’lerde Burgazada’ya akademisyen akınından bahsederken, ilerleyen bölümlerde Rum ve Bulgar kökenli ustalardan başlayarak İstanbul’un pek ünlü çikolatacı, pastane ve şarküteri mağazalarının sahipleriyle içki üreticilerine kadar uzanan öyküler bulunmakta… Hatta okurken Baylan Pastanesi, Royal, Elit, Mabel ve Golden çikolatalarının sahiplerinin bile Burgazadalı olduklarını öğrendikçe çok şaşıracaksınız.

Kitabın adında da geçen “Burgazada’nın İkonları” bölümü ise bir zamanlar her Burgazadalının bir anısı olduğu Turgut Egemen’in hayvanat bahçesi ile başlıyor. Günaydın gazetesi sahibi Haldun Simavi’nin kızının evinde beslediği ve baş edemediği iki aslan yavrusunu Burgazada’daki hayvanat bahçesine bağışlamasıyla çok ilginç öyküler gerçekleşiyor. Deniz Kulübü’nün de yeri Burgazada için çok mühim. Burada düzenlenen yarışmalar, etkinlikler ve kulüpteki enteresan insan manzaraları da kitabı sürükleyici, bazen de tebessüm ettiren bir hâle getiriyor.

E tabii Burgazada olunca en ikonik karakteri Madam Martha da çokça yer kaplıyor kitapta. Renkli karakteri ve adına verilen Madam Martha Koyu’nun öyküsü ve ada ziyaretçilerinin az bildiği bir başka koy olan Mimi Koyu’ndan da bahsedilmiş.

Okudukça çok insan, çok anı yükleyen bir kitap bu. Tanımadığınız birçok insana ve anıya dokunuyorsunuz. “Geçmişte Burgazada’da yaşasaydım keşke” duygusu çokça kere hissettiriyor kendini. Şimdilerde gezip nefes aldığımız, terapi gibi arındığımız adamızın öyküleriyle daha da nezaketli adımlar atmayı yeğliyorsunuz. Eğer bir hoyratlığınız varsa, durup tekrar bir kendinizi dikkatli olmaya sevk ettiriyor bu kitap sayesinde diyebiliriz.

Sonuçta bugün gezinti yaptığımız bu sokaklarda Genco Erkal da dolaşmış, Tilbe Saran da. Kitabın içinde çok ama çok insan portresi var ama okudukça pek sıkmayan ve akıcı bir dili var kitabın. Bu nedenle Burgazada’ya gelmeyi düşündüğünüzde bu kitabı okuyup tekrar gelin derim.

Geçmişte hayvanat bahçesi olan yerdeki cemevinde belki bir çay içersiniz ya da Kalpazankaya’nın güzel manzarasında güneşi batırırken benim gibi kuşların göçlerine rastlar, gazeteci Ali Gevgilili’nin kızı Elif’in kitapta yer alan uzunca Burgazada hakkındaki şiiriyle güne veda edersiniz…

***

Her üçü de ADALI YAYINLARI’nda yayımlanmış bu kitaplar,

indirimli olarak şu siteden edinilebilir:

www.adaliyayinlari.com


Yayınlanma Tarihi: 08 Eylül 2026  /  Son Güncellenme: 08 Eylül 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.