Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 252 – Haziran 2026      Adayı Gezginler’in Günübirlik İstanbul Turları 3-4-5

Adayı Gezginler’in Günübirlik İstanbul Turları 3-4-5


Mihrimah Sultan Camii

Vefa, Süleymaniye, Zeyrek

Gezgin grubumuzla, sabah saat 10.00’da İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nin arka tarafında, Vezneciler’de buluşarak İstanbul’un en eski semtlerinin birinin sokaklarında dolaşmaya başlıyoruz. Bu sokaklardaki ahşap evler İBB tarafından onarılmış.

Molla Zeyrek ten İstanbul   

Vefa Bozacısı tarihi duraklarımızdan ve 1876’dan günümüze Osmanlı’da esnaf kültürünü yaşatıyor. Gezinin “hafıza mekanlarından biri Şehzade Camii ve Parkı. Cami Mimar Sinan’ın “çıraklık eseri”. Şehzade Mehmet’in hikâyesini rehberimiz Ergican Acarbaş’tan dinliyoruz. Zeyrek-Vefa arasında yaşanan büyük Vefa yangınları 1660’da ahşap evleri ile İstanbul’un üçte ikisinin yok olmasına sebep oluyor. Molla Gürani Camii (Vefa Kilise Camii) Bizans’tan Osmanlı’ya devşirilen bir yapı. Medrese kültürü İlmiye sınıfının tarihteki önemini gösteriyor.

Daha sonra sokaklardaki ilginç tekkelerin ve küçük mescitlerin önünden geçiyoruz. Günlük hayatın nostaljik izleri bizi zamanda geriye götürüyor. Atıf Efendi Kütüphanesi bir Osmanlı vakıf kütüphanesi. Kitap kültürü ve Osmanlı eğitim hayatı bu semtlere damgasını vurmuş. Şimdilerde bazılarında eski İstanbullular’ın bazılarında ise düşük gelirli Suriyeli veya Afgan kökenlilerin yaşadığı sokaklar aslında geçmişin derin bir entelektüel birikimini barındırıyorlar. İBB’nin koruma ve renovasyon projesine emek verip, acılar çekenlere selam olsun. Umuyorum başladıkları işleri yakın gelecekte bitirecekler.

Birbirinden farklı yerel lezzetler (özellikle doğu ve güneydoğu Anadolu’ya ait) satılan Fatih Kadınlar Pazarı, Roma İmparatorluğu zamanında inşa edilen ve döneminin en önemli eserlerinden biri olan Valens (Bozdoğan) Su Kemeri’nden başlayarak Zeyrek’e doğru uzanmakta. Bu arada İstanbul’un en eski itfaiyesinin önünden geçerken pazarın ismi konusunda çeşitli rivayetleri dinliyoruz. Kadınlar Pazarı’nın olduğu bölgede Osmanlı devrinde kadın esirler satılırmış. Diğer bir rivayete göre ise Kadınlar Pazarı adını zamanında buradan sadece kadınların alışveriş yapmasından dolayı aldığıdır. Son rivayet ise eskiden Eminönü’nde bulunan sebze ve meyve halindeki ürünlerden zenginlere satılamayacak durumda olanların burada satılmasıymış.

Çarşının büyük bir kısmını lokantalar oluşturmakta ve bu lokantalarda Güneydoğu Anadolu Mutfağı’nın birbirinden lezzetli yemekleri servis edilmekte. Kadınlar Pazarı’nda büryan kebabı, içli köfte, perde pilavı usulüne göre yapılmakta. Ayrıca lezzetli yemeklerin uygun fiyatlarla satılıyor oluşu da bu çarşının çok tercih edilme sebebiymiş. Bir İstanbullu olarak adını duyup da ilk kez geldiğim bu çarşı meğerse uluslararası bir üne sahipmiş. Burada lezzetli bir mola veriyoruz.

Ortodoks Kabristanı

Daha sonra Tarihi Yarımada’daki Zeyrek Koruma Alanında bulunan Haliç’e hâkim bir yamaç üzerindeki (Pantokrator Manastırı) Molla Zeyrek Camiine gidiyoruz. Caminin önündeki tesisin terasından aziz İstanbul’u seyrediyoruz.

Zeyrek semtindeki Pantokrator Manastırı, Ayasofya’dan sonra Bizans İmparatorluğu tarafından inşa edilip günümüze ulaşan en büyük Bizans dini yapısı olarak kabul ediliyor. İki kilise ve ortada bir şapelden oluşuyor. Güney kilise evrenin hâkimi Pantokrator İsa’ya, kuzey kilise şefkatli Meryem’e, ortadaki kısım baş melek Mikail’e adanmış.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u fethinin hemen ardından dönemin ünlü ilim adamı Molla Zeyrek’e burayı medrese olarak kullanması için tahsis etmiş. Böylelikle burası Osmanlı dönemine ait ilk eğitim kurumu olmuş, uzun yıllar hem medrese hem cami olarak kullanılmış. 1766 yılındaki depremde büyük hasar gören yapı, o dönemde yapılan restorasyonla bugünkü hâlini almış ve sadece cami olarak kullanılmaya devam etmiş.

Çırçır semtinin yokuşlarından aşağıya doğru inerken burnumuza taş fırınlarda pişen taze ekmek kokuları geliyor. Deniz seviyesindeki bir mahalle kahvesinde tavşan kanı çaylarımızı içiyoruz. Gezi sonunda Kadir Has Üniversitesi Kampüsü olan ve 1884’de Alexandre Vallaury tarafından inşa edilmiş ünlü Cibali Tütün Fabrikası Müzesini gezip, tütün işçilerinin siyah beyaz fotoğraflarını, çeşitli üretim aletlerini ,eski sigara kutularını seyrediyoruz ve daha sonra evlerimize doğru yola çıkmak üzere dağılıyoruz…

Zeyrek Manastır Camii

Adayı Gezginler’in Günübirlik İstanbul Turları 4

Selimiye’den Üsküdar’a, oradan da Kuzguncuk’a

Grubumuz saat 10.00 da Çiçekçi otobüs durağında buluşuyor.

Programa Çiçekçi Küçük Selimiye Camii önünden başlamamızın nedeni oradaki Şeyh Ali Behçet Efendi Türbesi ve II. Mahmut dönemiyle olan ilgisi. Buranın Nakşibendi tarikatının asıl başlangıç yeri olduğunu, zatın da tarikatın ilk Hocaefendi’si olduğunu öğreniyoruz. Çiçekçi, şairlerin, yazarların buluştuğu Çiçekçi Kahvehanesi ile ünlü ancak bina çoktan yıkılmış, kaybolup gitmiş.

Doğancılar Parkı

Sonra Karacaahmet Mezarlığı’nın köşesinden I. Ordu, Selimiye Kışlasına doğru yöneliyoruz. Kışla ilk olarak III. Selim tarafından inşa edilmiş. Bestekâr Avni Anıl sokağını geçtikten sonra III. Selim’in Barok üslupta yaptırdığı Büyük Selimiye Camii ve Külliyesine varıyoruz. Selimiye mahallesi aynı zamanda Osmanlı döneminde saraya kumaş dokuyan tezgâhları ile de ünlü. Nadide saray kıyafet desenlerinin numuneleri Yıldız Sarayı müzesinde görmüştüm. Yazık olmuş unutulmuş ve kaybolmuş bu harika atölyeler.

Harem İskelesi Caddesi’nden Karlık bayırına doğru sapıyoruz. Solumuzda muhteşem bir İstanbul manzarası. Önde Kız Kulesi arkada Topkapı, Ayasofya, Sultanahmet ve diğerleri, çocukluğumun ve genç kızlığımın geçtiği semtin anılarımdaki manzarası. Meğer gezimize katılanların pek çoğunun gençlik anıları da bu semte aitmiş…

Selahattin Pınar Sokağı’na girince müzik cep telefonundan ayarlanıyor. Değerli bestecinin eserlerini dinleyerek yola devam ediyoruz. Üsküdar’da yaşamış bestecilerden Şekip Ayhan Özışık, Avni Anıl ‘dan da söz ediliyor. Üsküdar, ses ve saz sanatkarları, bestekarları, ressamları ile ünlü kadim bir semt. Hoca Ali Rıza tablolarında kendi semtini nasıl da güzel resmetmiş. Süheyl Ünver suluboyaları ile semti kitabına aktarmış.

Kuzguncuk üstlerinden

Sokağın sonundan Paşakapısı’na dönüyoruz. Tarihi cezaevinden kimler gelip kimler geçmiş. Doğancılar Parkına yöneliyoruz. Hazerfan Çelebi, Galata Kulesinden Doğancılar’a uçmuş.

Gezimizin önemli duraklarından birisi de 16 .yüzyılda yaşamış ve padişahların kendisine danıştığı ünlü mutasavvıf Aziz Mahmut Hüdai Hazretleri türbesi.

Üsküdar Meydanı’na inerken sağımızda Mimar Sinan Çarşısı ve başka camiler de var. Meydanda ise Valide-i Cedid Camii, yanında III. Ahmet çeşmesi ve Mihrimah Sultan Camii’ni görüp Hanım Sultan hikâyeleriyle  öğle yemeği molası için Üsküdar’ın tarihi Kanaat Lokantası’nda, Osmanlı Mutfağı tatmaya gidiyoruz.

Üsküdar’da yemeğimizi yedikten sonra otobüslerle Kuzguncuk’a geçiyoruz.

Kuzguncuk

Sahilde Surp Lusaroviç Kilisesine bir göz atıp, Perihan Abla sokağında Meraklı Melahat’ın şaşkın bakışları altında ilerliyoruz. İleride, bu semte büyük emeği geçen Mimar Cengiz Bektaş’ı evinin önünde andıktan sonra Kuzguncuk’un şirin çarşısında dolaşıyoruz.

Bereketli sokakta Simotis apartmanının ilginç ön cephesi. Refika’nın Mutfağı derken bostanın arkalarına kadar yürümüş olduk. Tenekeci sokak ve Simitçi Tahir’in şirin ahşap evlerinin arasından geçerek geri dönüyoruz.

Selimiye Camii

Bu defa biraz yokuş çıkıp Rum Mezarlığı’na bir göz atıp Marko Paşa’nın köşkünün önünden geçip, Müşir Mehmet Ali Paşa’nın kızları ve o ailenin ünlü fertlerinin (Ali Fuat Cebesoy, Oktay Rifat, M. Ali Aybar gibi) doğup büyüdükleri mekanları gördükten sonra Nazım Hikmet’in “Teyzemin adı Sare, onu gören kalpler olur pare pare” dizelerini o teyzenin evinin önünde okuyarak turu bitiriyoruz.

Adayı Gezginler’in Günübirlik İstanbul Turları 5

Üsküdar’dan Anadolu Kavağı- Sarıyer-Beşiktaş’a Motorla Boğaz Yalıları

Saat on bir civarı grubumuz Üsküdar’da Anadolu Kavağı vapur iskelesinde buluşup, rehberimizden kulaklıklarımızı alıp 11:35’te kalkacak motorumuza biniyoruz.

Üsküdar’dan Anadolu Kavağı’na giderken önce Tütün Deposu göze çarpıyor. Fethi Paşa korusunun sahilinde kendi adıyla anılan yalısı ve Şevket Paşa Yalısı var. Köprüye gelmeden, uzakta meşhur Cemil Molla Köşkü. Köprüden sonra Beylerbeyi Sarayı birçok hikayesiyle kendini bize sunuyor. Hamid-i evvel Camii ve Mabeyincibaşı Faik Bey yalısı ve birkaç başka yalıdan sonra Çengelköy’e doğru ilerliyoruz. Ünlü Sadullah Paşa Yalısı hazin hikayesiyle bizi bekliyor. Devamında Bostancıbaşı Abdullah Ağa yalısı var. Kuleli Askeri Lisesi’nin önünden geçtikten sonra Vaniköy açıklarındayız…

Burada Mahmut Nedim Paşanın, Serasker Rıza, Evrenosoğlu Hamid Bey ve Recaizade yalılarını sayalım. Hepsinin ayrı ayrı hikayeleri var.

Geldik Kandilli’ye. Tepede Kandilli Kız Lisesi (Adile Sultan Sarayı), sahilde Neslişah Sultan Yalısı, arkası Cemile Sultan korusu, Ostrorog ve Abut Efendi yalıları.

Cephesi en geniş yalı Kıbrıslı Yalısı ve Küçüksu Kasrı. “Gidelim Göksu’ya alem-i ab eyleyelim”… Anadolu Hisarı’nda  Komodor Remzi Bey ve Bahriyeli Sedat Bey yalıları. Boğazın en eski yalısı Amcazade ve Hekimbaşı yalılarından sonra ikinci köprünün altından geçiyoruz.

“Körfezdeki dalgın suya bakarken” geldik Kanlıca’ya. Kadri Paşa, Ethem Pertev ve Saffet Paşa yalıları. Kanlıca’nın son yalıları Yedi-Sekiz Hasan Paşa, Ahmet Rasim Paşa Yalıları ve Çubuklu’ya geldik. Tepede Hidiv Kasrı. Paşabahçe ve Beykoz yalılarının ardından Anadolu Kavağı’na varıyor ve güzel bir balık lokantasında yemeğimizi yedikten ve biraz dinlendikten sonra dönüşe geçiyoruz.

Motorumuz 15:30’da. Bu seferde Avrupa yakasındaki yalılardan semt semt bahsedeceğiz…

Sarıyer’den sonra Büyükdere’de  ilk göze çarpan şimdi Sadberk Hanım Müzesi olan Azaryan Yalısı ve yanında muhteşem İspanyol Sarayı ve Fuat Paşa Yalısı… Tarabya koyundan geçerken Fransız ve Alman elçiliklerinin yazlık saraylarını görüyoruz. Huber Yalısı da buralarda, Avusturya Elçilik Sarayı ile Yeniköy’e varmış oluyoruz. Buranın en önemli yalıları Dadyan, Sait Halim Paşa, Kara Todori, Şehzade Burhanettin, Afif Ahmet Paşa yalıları diyebiliriz. İstinye koyunun iki ucunda yer alan Recaizade ve Deli Fuat Paşa yalılarından da bahsedelim. Emirgan’dan geçerken Şerifler Yalısı ve Balta Limanında Reşit Paşa yalısı (Kemik Hastanesi) ilginç hikayeleri olan yalılar. Rumelihisarı ve Aşiyan mezarlığını takiben Yılanlı Yalı’nın önünden geçerek Bebek’e varıyoruz. Burada şimdi Mısır Konsolosluğu olan Emine Valide Paşa Sarayı önemli bir yer tutuyor. Arnavutköy’ün bitişik yalılarını izleyerek Kuruçeşme Ortaköy arasındaki Hanım Sultan Sarayları’ndan da bahsedeceğiz. Şirin Ortaköy camiinden sonra da Feriye ve Çırağan Sarayları açığından Beşiktaş’a ulaşacağız.

Boğaz turu dönüşü Beşiktaş İskelesi’nden

Böylelikle usta İstanbul Rehberimiz Ergican Acarbaş’ın titizlikle oluşturduğu ve kaleme aldığı program dahilinde ve anlattığı mekân ve insan hikayelerini de dinlediğimiz, Adalı Gezginler’in 2025 -2026 Sonbahar, Kış ve İlkbahar Sezonunda Adalar Çocuk Orkestrası yararına yapmış olduğu günübirlik İstanbul gezileri Boğaz Turu ile bitmiş oluyor.

Yeni sezonda İstanbul’un farklı noktalarını keşfetmek için yeniden buluşmak üzere herkese keyifli yazlar…


Yayınlanma Tarihi: 08 Haziran 2026  /  Son Güncellenme: 08 Haziran 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.