Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 252 – Haziran 2026      Sakinşehir Olma İsteğinde Adalar

Sakinşehir Olma İsteğinde Adalar


Türkiye’de sakinşehir ‘macerasını’ anlattığım ilk yazıda, ilk sakinşehir Seferihisar’ın yakın tarihini özetlemiştim. Kısa süredeki yoğun nüfus artışı ve sonuçlarını aktarmıştım ve diğer yirmi yedi sakinşehirde şimdilik böyle bir eğiliminin görülmediğini, bunun nedenlerini irdelemenin yararlı olacağını söylemiştim.

Seferihisar’ın İzmir Çeşme yarımadasında birlikte yeraldığı tüm beldeler de son yirmi yılda benzer bir nüfus baskısı yaşadılar. Bunda İzmir’in Türkiye’de özellikle görece daha az baskılı bir yer olması, yaşam tarzına müdahale kuşkusunun daha az tedirginlik yarattığı, kadın-erkek ilişkilerindeki görece denge vb etkili oldu. Özellikle de emeklilik sonrası için ya da ‘beyaz yakalı’ işlerde umulan mutluluğun bulunamaması durumunda ‘kıra’ dönüş istekliliği bu nüfus akışının sosyoekonomik tabanını oluşturdu.

Yerel yönetim konusunda Türkiye’nin tarihsel tedirginliği, Avrupa Yerel Yönetim Şartına karşı duyulan kuşkular, belediye yönetimlerinde oldum olası, sadece rant konusuna ağırlık vermeyi zaten kanıksanır kılmıştı. Hiçbir eğitim kurumunda yerel yönetim alanında kapsamlı bir dal oluşturulmamış olması, parti okulu adı altında yapılan çalışmalarda da sadece seçim kazanma yollarına yoğunlaşılması, rantla yatıp rantla kalkan belediyeciliği vazgeçilmez tek yol olarak topluma benimsetmişti.

Seferihisar’da da yaklaşık 10 yıl önce bilinçli ya da kendiliğinden biçimde, belediye yönetimince, ‘Seferihisar Türkiye’nin yükselen yıldızı, en çok değer kazanan ilçesi’ tanıtımına yol verilmesi, bunun yerel ve kısmen ulusal basınca da köpürtülmesi ile ne yazık ki bir anlamda ‘vahşi batıya akın’ filmlerinde gördüğümüz bir süreç başladı.

2026 Seferihisar Merkez

2009 Seferihisar Merkez

Önce üç kat sınırlaması delindi, sonra tarım arazileri ya da turizm alanlarının imarı için yasal olmayan yollar meşrulaştırıldı, Teos antik kenti nedeniyle 1980 başlarında çok geniş bir alanda başlatılan sit uygulaması metrekare ve derece azaltmalarıyla ciddi şekilde delindi…sonuçta ilk yazıda verdiğim resmen altmış beş, fiilen yüz bin nüfusa ulaşıldı.

Buna hükümetin TOKİ alanındaki yanlış iştahı da eklenince, gece uydu resimlerinde Çeşme Yarımadası’nda çok büyük bir alanı boşluksuz dolduran bir çarpık kent ortaya çıktı. Kentin su, atıksu, elektrik, gaz olanakları on yıl önceyle aynı kaldı. Yol, otopark planlaması yapılmadan imar planları oluştu ve akan nüfusun çok büyük bölümünün en az bir otoya sahip olması da tuz biber ekti. Zaten araçsız yaşamak için olması gereken toplu taşımanın hemen hemen hiç olmaması, İzmir’e ulaşımın, ki merkezden merkeze elli km’dir, iki saati bulması, resmi ‘tamamladı’.

Bu hızlı özetleme sadece nüfus konusunu anlatıyor. Buna, kentte son yıllarda açılan zincir marketler bolluğu eklenince, konunun bir diğer vahim yanı da beliriyor. On yıl öncesinde ciddi bir yerel tarım bölgesi iken şimdi neredeyse alametifarika enginar ve mandalinanın bile bölge dışından gelir olması, işyeri olarak sayıları aylar içinde onlarca artan “emlak danışmanlıkları”, kafeler, pet shoplar, berber ve kuaförler, ama neredeyse sıfırlanmış olan zanaat dükkanları, mesela onarım için terzi ya da ayakkabıcı vb bulunamaması, zaten üretim kaliteleri çok kötü olan binalar ve aralarında geçilmez haldeki yollar ile bir sakinşehirin nesi olmamalı diyebileceğimiz her şeyi bulundurması, sadece on yılı aldı.

Bu yazdıklarım elbette sakinşehir unvanının sonucu değil, ama bu hızda ve olumsuzlukta olması için bu unvan reklam unsuru etkisi yaptı.

Şimdi, nasıl düzeltilebilir konulu konuşmalar bile yapılamıyor, zaten bu unvanın artık iade edilmesi de sakinşehir ilkeleri için gerekli.

Bu on yılın günahları aslında tümüyle ortak, hiç kimse masum değil, hiç kimse sadece yerel yöneticileri suçlayarak kendisini arındıramaz.

Aynı olumsuz süreç Adalar için de yaşanabilir mi?

Bu soruya yanıtım, hemen yakın çevrenize bakın, neler görüyor neler duyuyorsunuz olacak. Örneğin, yılan hikayesine dönen Ruhban Okulu açılışı için zaman zaman beliren “umutlar” hemen adada rant değerlerinin artacağı sözleri ile birleşmiyor mu? Bunun benzeri sözler ve hayaller hep uçuşmuyor mu?

Sığacık 2026

Sığacık 2009

Peki İstanbul’un keşmekeşinin hemen dibinde bir sakinşehir, nasıl bir reklam özü olur? Aklıma Asteriks’in Tanrılar Şehri kitabı geliyor, Sezar’ın İÖ 50’de bir türlü başemediği Galya köyünü alt etmek için Romalılar’a pazarladığı Tanrılar Şehri. Temel söylemi Roma’nın keşmekeşinden kurtulup huzur ve sakinliğe kavuşulmasıydı.

Adalar da bir Seferihisar ya da Tanrılar Şehri olabilir. Bence çok dikkat edilmelidir.


Yayınlanma Tarihi: 08 Haziran 2026  /  Son Güncellenme: 08 Haziran 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.