Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 253 – Temmuz 2026      Zeyyat Selimoğlu’na Çiçekli Dağ Sokağı’ndan Bir Selam…

Zeyyat Selimoğlu’na Çiçekli Dağ Sokağı’ndan Bir Selam…


“Bir Ada Soyunuyor” öyküsünün yer aldığı Soyunanlar kitabı.

Heybeliada’nın en güzel sokaklarından biri olan Çiçekli Dağ Sokağı’nın önünden her geçişimde Zeyyat Selimoğlu’nu hatırlarım. Uzun yıllar bu sokağa yakın bir evde yaşayan, 30 Haziran 2000’de vefat ettiğinde Heybeliada Mezarlığı’na defnedilen yazar ve çevirmen Selimoğlu’nun, “Çiçekli Dağ Sokağı” adlı öyküsünün kimi satırları geçer aklımdan. Bahar aylarında sokağın merdivenlerinin arasından boy gösteren papatyalarla birlikte, “Kır çiçekleri şairlerin çiçeği değil midir, ey papatyalar?” diyen bir ses duyulur: “Şair şöyle bir duralar, düşünür, kendini tutamayıp yanındaki arkadaşının koluna sarılır, coşkuyla bağırır: Çiçekli Dağ Sokağı!”

Direğin Tepesinde Bir Adam, Kıçüstünde Toplantı ve Koca Denizde İki Nokta adlı öykü kitaplarıyla tanıdığım, Almancadan çevirilerini okuduğum Zeyyat Selimoğlu, Türk edebiyatında deniz teması dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biri. Halikarnas Balıkçısı sürgün gittiği Bodrum ve civarındaki sünger avcılarını, Sait Faik Abasıyanık Burgazada’yı ve balıkçıları, yakın denizleri yazarken, Zeyyat Selimoğlu uzak denizlere açılanları, gemi insanlarını yazmıştır. Geçimlerini denizden sağlayanlar, denizle gökyüzünün, iki maviliğin arasında sıkışıp kalanlar, doğanın gücüyle mücadele edenler, mavi bir ıssızlığın ortasındayken karayı özleyenler, karaya ayak bastıklarında ne yapacaklarını bilemeyip tekrar gitmeyi bekleyenler…

Çiçeklidağ Sokağı Heybeliada

Zeyyat Selimoğlu’nun deniz insanlarına odaklanması rastlantısal değildir. Yazarın hem annesi hem de babası Karadenizlidir, babası deniz ticaretiyle uğraşan bir iş adamıdır. Hukuk eğitimi alan Selimoğlu babasının isteği üzerine onun işini devralır, gemiyle aylar süren uzun seferlere çıkar. Karadan uzak kaldığı deniz yolculukları, onun bu işi bıraktıktan sonra yazacağı hikâyelerin konularını oluşturacaktır.

Ege denizini fettan, uçarı, cömert ve neşeli bir kadına benzeten yazar, Akdeniz’i yaşlı, bilge ve sevecen bir kadın olarak tanımlar. Aile köklerinin olduğu Karadeniz ise “haşin, esmer bir erkek”tir ona göre. “Sık sık baş kaldırır. Kabına sığamaz ve yıllardır geçim derdi çekmiş bir erkek ki, suratı kırışıklıklarla çizilmiştir. Gergin sinirlerini hep yanında gezdirir. Telleri gerilmiş bir kemençe gibidir.”

Selimoğlu, Doğan Hızlan’ın deyişiyle, “deniz insanının, gemide dört duvar arasındaki yaşamını ve yaşantısını dile getirdi, onların karaya vurduktan sonraki tedirginliklerini, burukluklarını, alışamamışlıklarını hikâyeleştirdi.”

Gemi çalışanları, kaptanından tayfasına en sahici halleriyle yer alır Selimoğlu’nun öykülerinde. Coşkulu, tutkulu, bildiğinden şaşmayan, inatçı insanlardır çoğu. Kavgaları, korkuları ya da hayalleri gemideki günlük yaşamın içinde olup bitenlerle, diyaloglar üzerinden aktarılır, kişilerin iç dünyaları ve karakterleri bu diyaloglarla görünür hale gelir. Öykü karakterlerinin sosyal konumlarına ve yaşadıkları yöreye uygun, doğal konuşmaları, yazarın diyalog kurmaktaki ustalığının örnekleridir.

Necatigil arşivinden imzalı Kıçüstünde Toplantı ilk baskı, e yayınları, 1971

Zeyyat Selimoğlu “Rize’nin köylerinden” başlıklı yazısının, Cumhuriyet gazetesinin 1949-1950 Yunus Nadi Armağanı’nda birincilik kazanmasıyla edebiyat dünyasına adım atmıştır. İlk kitabı Kavganın Sonu ve Başı 1955’te yayımlanır. Bu kitabı uzun bir aradan sonra, 1969’da gelen Direğin Tepesinde Bir Adam izler. Ardından kısa aralarla on iki öykü kitabı daha çıkarır, çeşitli ödüller alır. Öykülerinin yanı sıra Tutkunun Köşeleri adlı bir romanı, anı ve çocuk kitaplarıyla Almancadan çok sayıda çevirisi de vardır.

1936-1944 arasında Alman Lisesi’nde öğrenci olan Selimoğlu, bu döneme dair tanıklıklarını Yeni Defterden Eski Deftere adlı anı kitabında dile getirmiştir. Tüm dünyayı altüst eden İkinci Dünya Savaşı’nın atmosferi, bu okulu da etkilemiştir kuşkusuz. Atatürk ve Hitler portrelerinin karşılıklı asılı olduğu sınıflarda Nazilerden yana olan öğretmenlerle yapılan dersler, görev süresi bitip Almanya’ya geri dönenlerin savaşta can verdiğine ya da kurşuna dizildiğine dair haberler, yasaklı yazarlar…

Necatigil arşivinden imzalı Kıçüstünde Toplantı ilk baskı, e yayınları, 1971

Ne var ki, öğrencilerine gizlice “Stefan Zweig’ı da okuyun!” diye fısıldayan bir öğretmenleri de vardır. “Biz derslerde okutamıyoruz ama bulun, okuyun…”

Böylelikle Selimoğlu çağdaş Alman edebiyatını keşfedecek, yazarlığının yanı sıra savaşın sona ermesiyle ilk örnekleri görünmeye başlayan yıkıntı edebiyatının önde gelen isimlerini okuyarak Heinrich Böll, Günter Grass, Siegfried Lenz gibi yazarların eserlerini dilimize kazandıran titiz bir çevirmen olarak da tanınacaktır.

Selimoğlu’nun deniz öykülerini okuduğum yıllarda, yaz aylarını Heybeliada’da geçirdiğini ve “Çiçekli Dağ Sokağı” adlı bir öyküsü olduğunu bilmiyordum, çok sonraları adada yaşamaya başladıktan sonra öğrendim. Üyesi olduğum Kütüphane Derneği’nin, adalı yazarların yaşadıkları evleri kayıt altına alarak ada hafızasında kalıcı kılmayı hedefleyen çalışmalarına ilkin Zeyyat Selimoğlu’yla başlamış, 6 Mayıs 2017 günü Refah Şehitleri Caddesi, 110 numaradaki evine plaket koyarak küçük bir etkinlik düzenlemiştik. O sıralar Selimoğlu’nun daha önce okumadığım kitaplarını da okuma fırsatı buldum. Gemi insanlarının, deniz emekçilerinin anlatıcısı olarak tanıdığım yazarın, adadan esinlendiği, ada insanlarıyla ve doğasıyla kurduğu bağları ya da kimi gözlemlerini konu edinen epey öyküsü vardı. “Otello Abdi ile Desdemona Despina” ve “İki Sap Yasemin”; ada yangınına bir ağıt niteliğindeki “Ertesi Gün Ayda Yürüdüler”; Türkü Rumu, Müslümanı Hıristiyanı hep birlikte aynı kaderi paylaşan yoksul balıkçıların yaşamına ilişkin trajikomik ögelerle kurulmuş “Balıksızlar”; farklı bir bağlamda yine trajikomik diyebileceğimiz “Mezarcı Yorgo’nun Almanya Çapkınlığı”, “Denizlerin İstanbul” bu öykülerden sadece birkaçı.

Ancak baştan sona Heybeliada’nın başrolde olduğu bir öyküsü var ki, yeri çok farklı. Soyunanlar kitabında yer alan “Bir Ada Soyunuyor” adlı bu öykü, bizi 70’li yılların ada mekânlarıyla, insanlarıyla, doğasıyla ve deniziyle buluştururken, her şeyin her an değiştiği, hızla tüketildiği günümüz dünyasında tanıklıkların ne kadar önemli olduğunu da düşündürüyor. Öyküde sözü edilen Neşet’in Gazinosu, “vitrininde her türlü sakatatın sallandığı” ciğerci, simit fırını, “tavanından sucuklar sarkan” ve deprem olduğunu bu sucukların sağa sola sallanmasıyla anlayan mezeci, bakkallar ve manavlar, faytonlar ve faytoncular artık hayatımızda olmasalar de, Selimoğlu’nun tanıklıkları üzerinden hatırlatıyorlar kendilerini.

Heybeliada, iskeleye ayak bastığımız anda karşımıza çıkan görüntülerle karşılıyor bizi. Yol aldıkça soyunuyor; sokakları, binaları, çarşısı, esnafı ve yerleşik halkıyla, günübirlik gelip gidenleriyle belgesel niteliği de olan bir panorama çiziyor. Öyküyü unutulmaz ve biricik kılan ise diyaloglardaki sahicilik ve üslubundaki ince ironi elbette…

Zeyyat Selimoğlu’nun evine yerleştirilen plaket

Soyunanlar kitabındaki tüm öyküler “soyunmak” kavramı üzerine. Selimoğlu üç farklı karakteri ve bir adayı, soyunmuş olarak, en sahici, gerçek halleriyle aktarıyor bu öykülerde. Dışardan görünenle yetinmeyip içeriye bakıyor. “Bir Dede Soyunuyor” adlı öyküde namazında niyazında aksakallı bir yaşlı adamın karanlık geçmişine, “Bir Büyük Soyunuyor” adlı öyküde politikacıların kirli yüzüne, bin bir entrikanın döndüğü politika dünyasına yelken açıyoruz. “Bir Terzi Soyunuyor” adlı öykünün kahramanı Dimo, işini bilen sevimli, yarı bilge Rum terzi, yazarın sevgiyle yaklaştığı bir karakter. Adalarda ve   yaşamımızda gitgide eksilen Rumlardan izler taşıyan terzi Dimo ve mezarcı Yorgo tiplemeleri, bizi hem gülümsetiyor hem de hüzünlendiriyor.

 

 

Yazarın ölümünün ardından yazdığı bir yazıyı şöyle bitiriyordu Hilmi Yavuz: “Zeyyat Selimoğlu öldü. Yeri, kalbimizdeki Çiçekli Dağ Sokağı’dır…”

Ölümünün 26. yılında Zeyyat Selimoğlu’na Çiçekli Dağ Sokağı’ndan bir selam da bizden olsun. Değerli anısına sevgiyle, saygıyla…


Yayınlanma Tarihi: 09 Temmuz 2026  /  Son Güncellenme: 09 Temmuz 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.