Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 253 – Temmuz 2026      Bir Etkinlikten Fazlası

Bir Etkinlikten Fazlası


Büyükada, Yavuz Saraçoğlu, MŞÇ Koleksiyonu

Adalar’da tartışmalar çoğu zaman olaylardan daha hızlı yayılır. Küçük bir coğrafyada yaşıyor olmanın kaçınılmaz sonucudur bu. Bir haber, bir söylenti ya da sosyal medyada paylaşılan tek bir fotoğraf saatler içinde büyür, eksilir, çoğalır, biçim değiştirir. Birkaç gün sonra ise çoğu zaman geriye tartışmanın kendisi kalır, neden başladığı ise unutulur.

Geçtiğimiz ay düzenlenmesi planlanan kurumlardan bağımsız, “özel” bir Ferrari Concours d’Elegance organizasyonu da böyle oldu. Henüz gerçekleşmeden, otomobillerden çok daha büyük bir tartışmanın merkezine yerleşti. Sosyal medyada kısa sürede iki karşıt görüş oluştu. Bir yanda bunu Adalar’ın uluslararası tanıtımına katkı sağlayacak prestijli bir organizasyon olarak görenler vardı. Diğer yanda ise, bunun Adalar’ın kimliğine zarar vereceğini düşünenler.

Görsel: Aaron Goodwin, Courtesy of the Valletta Concours

Oysa iki tarafın da yüksek sesle konuştuğu yerde, asıl konuşulması gereken konu çoğu zaman sessiz kaldı.

Öncelikle şunu teslim etmek gerekir: Concours d’Elegance, otomobil yarışlarıyla karıştırılmaması gereken, dünyanın birçok ülkesinde otomotiv tarihini, tasarımını ve restorasyon kültürünü öne çıkaran saygın bir organizasyon biçimidir. Planlanan etkinliğin de Adalar’ı uluslararası platformda görünür kılmayı amaçladığı, hatta bunun yanında Adalar’a katkı sağlayabilecek bir bağış mekanizması oluşturma düşüncesiyle kurgulandığı ifade edildi. Bunlar küçümsenecek hedefler değildi. Niyetin iyi olduğuna inanmak için de yeterli neden vardı.

Ancak kültürel miras yönetiminde belirleyici olan yalnızca iyi niyet değildir; koruma politikalarının temel sorusu “Bugün ne olacak?” değil, “Bugün alınan karar yarın hangi kapıları açacak?” sorusudur.

Bugün tek seferlik olduğu söylenen bir istisna, yarın başka organizasyonlar için emsal oluşturabilir. Bugün yalnızca birkaç otomobil konuşulur, yarın farklı markalar, farklı etkinlikler ve yeni talepler gündeme gelir. Koruma ilkeleri tam da bu nedenle istisnalar üzerinden değil, süreklilik üzerinden değerlendirilir.

Bugün Adalar yalnızca İstanbul’un sayfiye kültürünü temsil eden özel bir coğrafya olmanın çok ötesinde. Aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Listesi adaylığı sürecinde olan, evrensel değeri kabul edilmiş bir kültürel peyzaj. Böyle bir statüye aday olan yerlerde temel ölçüt, yalnızca tarihî yapıların korunması değil, onları anlamlı kılan yaşam kültürünün, doğal çevrenin ve gündelik hayatın bütünlüğünün korunmasıdır.

Adalar’ı benzersiz kılan yalnızca denizi ya da mimarisi de değil elbette. Motorlu taşıtlardan büyük ölçüde arınmış ulaşım kültürü, yüzyıllar boyunca oluşmuş çok katmanlı toplumsal yapısı, farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşayabildiği tarihsel dokusu, insan ölçeğinde şekillenmiş kamusal yaşamı ve son derece kırılgan doğal ekosistemi onu dünyanın sayılı yerleşimlerinden biri hâline getiriyor. Bu yüzden mesele hiçbir zaman salt “yirmi beş otomobil” olmamalıdır. Asıl mesele, bu yaşam kültürünü geleceğe taşıyacak ilkelerin korunmasıdır.

Üstelik konu yalnızca fiziksel etki de değildir. İçinde yaşadığımız çağ, artık yalnızca ürünlerin değil, deneyimlerin de tüketildiği bir çağ. Kentler ve tarihî alanlar, ziyaretçilere “daha önce yaşanmamış”, “benzersiz” ve sosyal medyada paylaşılabilir deneyimler sunma yarışına girmiş durumda. Bir mekân giderek kendi tarihinden çok, orada üretilebilecek görüntülerle değer kazanıyor.

Oysa kültürel mirasın mantığı bunun tam tersidir.

Bir tarihî alanın görevi, her seferinde daha çarpıcı etkinliklere ev sahipliği yapmak ya da fotoğraflanması cazip bir sahne oluşturmak değil, kendi özgün karakterini gelecek kuşaklara aktarabilmektir. Çünkü her “ilk”, her “istisna” ve her “bir kereden bir şey olmaz” yaklaşımı, uzun vadede o özgünlüğü biraz daha aşındırma riski taşır. Koruma tam da bu nedenle kısa vadeli görünürlük ile uzun vadeli sürdürülebilirlik arasında hassas bir denge kurmayı gerektirir.

Bu nedenle tek seferlik de olsa motorlu araçların adaya girmesi yalnızca lojistik bir karar değildir, aynı zamanda güçlü bir simgesel mesaj üretir. Dışarıdan bakıldığında oluşacak algı, “Demek ki gerektiğinde motorlu araçlar da girebiliyor” olacaktır. Oysa koruma çoğu zaman tam da bu algıları yönetebilme meselesidir.

Tartışmalar sırasında sosyal medyada sıkça dile getirilen bir başka itiraz da şuydu: “Adalar babanızın bahçesi mi? Size ne? Ne güzel organizasyon işte…”

Hayır, Adalar kimsenin özel bahçesi değildir. Tam tersine, kimsenin olmadığı için hepimizin ortak emanetidir. Kültürel miras alanları üzerinde yaşayan insanlar o mirasın sahibi değil, geçici emanetçileridir. Bugün alınan kararların etkisi yalnızca bugünü olduğu kadar henüz doğmamış kuşakları da ilgilendirir. Bu nedenle koruma, bireysel beğenilerin ya da anlık heyecanların ötesinde kamusal bir sorumluluktur.

Bu tartışmanın belki de en önemli sonucu, Adalar’da sivil toplumun güçlü bir refleks gösterebildiğini ortaya koyması oldu. Farklı görüşler dile getirildi, kaygılar ifade edildi, alternatifler önerildi ve sonunda organizasyon gerçekleşmedi. Bu süreç, katılımcı yönetim anlayışının ve sivil toplumun yapıcı katkısının önemini yeniden hatırlattı. Koruma yalnızca kamu kurumlarının görevi değildir, burada yaşayan, çalışan ve bu kültürel mirası sahiplenen herkesin ortak sorumluluğudur. Adalar’ın geleceğine ilişkin kararların da bu ortak akıl ve ortak deneyim ışığında şekillenmesi gerekir.

Bütün bunlar, Adalar’ın uluslararası ölçekte tanıtılmasına karşı çıkıldığı anlamına gelmiyor kuşkusuz. Tam tersine, Adalar’ın dünyaya anlatacak çok güçlü hikâyeleri var. Belki de mesele, nasıl anlatılacağı.

Eğer gerçekten Adalar’a yakışan uluslararası bir organizasyon tasarlanacaksa, bunun adanın kendi tarihinden ve kimliğinden beslenmesi çok daha anlamlı olacaktır. Kanımca Büyükada’nın bugün giderek unutulan denizcilik ve yelken kültürü, uluslararası ölçekte anlatılabilecek en güçlü miraslarından biridir. Anadolu Kulübü’nün öncülü olan Prinkipo Yacht Club, yalnızca bir spor kulübü değil, Doğu Akdeniz’in önemli yelken merkezlerinden biriydi.

Prinkipo Yacht Club Arması

Bugün bu mirasın yeniden görünür kılınacağı uluslararası bir regatta ya da tarihî yelken kültürünü merkeze alan bir organizasyon, yalnızca dikkat çekici bir etkinlik olmakla kalmaz, aynı zamanda Adalar’ın tarihine gerçek anlamda saygı duruşu niteliği de taşır. Böyle bir organizasyon, motorlu araçları değil rüzgârı, gösteriyi değil denizcilik kültürünü, geçici bir deneyimi değil kalıcı bir hafızayı öne çıkarır. Uluslararası görünürlük de tam olarak böyle inşa edilir: Bir yerin kimliğini askıya alarak değil, onu görünür kılarak.

Adalar kendini tanıtacaksa, bunu motor gürültüsüyle değil, rüzgârın sesiyle yapmalıdır.

Büyükada’da ilk yelkenli sandal yarışlarının da yapıldığı kürek yarışları. Kaynak: Adalı Dergisi

Bu sayıda söyleştiğim Robert Schild, yıllardır Burgazada’nın hafızasını oluşturan insanları, mekânları ve hikâyeleri büyük bir sabırla kayıt altına alıyor. Zira bir yer, yalnızca binalarıyla değil, onları anlamlı kılan yaşam kültürüyle var olur. Son günlerde yaşanan bu “Ferrari” tartışması da bize aynı gerçeği yeniden hatırlattı. Korumaya çalıştığımız şey yalnızca birkaç sokak, birkaç yapı ya da birkaç ağaç değil, Adalar’ı dünyada başka hiçbir yere benzemeyen bir yer hâline getiren yaşam biçimi aslında.

Bu yüzden esas mesele, tek bir organizasyona “evet” ya da “hayır” demekten ziyade her yeni öneride kendimize şu soruyu sormak:

Bu karar, Adalar’ın hafızasını güçlendiriyor mu; yoksa onu biraz daha silikleştiriyor mu? Nitekim koruma, geçmişi dondurmaktan ziyade geleceği, geçmişe yakışır biçimde kurabilmektir.

Unutmayalım: hafızasını kaybeden yer, eninde sonunda kimliğini de kaybeder.


Yayınlanma Tarihi: 09 Temmuz 2026  /  Son Güncellenme: 09 Temmuz 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.