Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 249 – Mart 2026      Adalı Gezginlerin Günübirlik İstanbul Gezileri 2

Adalı Gezginlerin Günübirlik İstanbul Gezileri 2


“BULGUR PALAS’TAN SAMATYA’YA KÜLTÜR, TARİH VE LEZZET TURU”

1 Şubat 2026 saat 10.00’da Yusufpaşa tramvay durağında buluşan grubumuz, duayen İstanbul rehberimiz Ergican Acarbaş’tan kulaklıklarını alıyor.

Buluşma yerimizden yürüyüşe başlıyoruz. Önce Cerrahpaşa Camii’nin önünden geçiyoruz. Burası bir külliye olmasına rağmen Aksaray–Kocamustafapaşa yolu tarafından ikiye bölünmüş.

Hafif eğimli bir yoldan yürüyerek ulaştığımız Bulgur Palas, Kocamustafapaşa Tepesi’nde yer alan görkemli bir yapı. Dönemin Bolu Milletvekili Mehmet Habib Bey tarafından inşa ettirilmiş. “Bulgur Palas” adının kökeni, tahıl ticaretiyle zenginleşen Habib Bey’in “Bulgur Kralı” olarak anılmasına dayanmakta.

1912 yılında inşa edilen yapının İtalyan mimar Giulio Mongeri tarafından tasarlandığı, Vallaury tarafından tamamlandığı düşünülmekte. Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın dikkat çekici örneklerinden biri. Ancak konağın inşa sürecinde büyük bir maddi yük altına giren Mehmet Habib Bey, borçlarını ödeyememesi nedeniyle yapıyı 1926 yılında Osmanlı Bankası’na devretmek zorunda kalmış.

Uzun yıllar Osmanlı Bankası’nın arşivi olarak kullanılan yapı, 2001 yılında Osmanlı Bankası’ndan devirle el değiştirmiş. 2021 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alınarak kütüphanesi, çok amaçlı etkinlik alanları, sosyal mekânları ve seyir terasıyla 2024 yılında kamusal bir yaşam alanı olarak İstanbul’a armağan edilmiştir.

1878 yılında Bolu’da dünyaya gelen Mehmet Habib Bey, Harbiye eğitimini tamamladıktan sonra asker olarak Manastır’a tayin edilmiş. Burada İttihat ve Terakki Cemiyeti ile tanışmış, İsmail Hakkı Paşa ve Enver Paşa’ya yakın olmuş, Bolu ve Kastamonu bölgelerini örgütlemiş. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanının ardından yapılan seçimlerde Bolu Mebusu olarak Meclis’e girmiş.
“Milli Mahsulat”, “Milli Ekmekçiler” ve “Milli Kantariye” gibi şirketlerin İttihat ve Terakki mensupları tarafından kurulması, yönetime yönelik “millî burjuva” eleştirilerine yol açmış. Mehmet Habib Bey de bu dönemde ticarete girerek yerli sermaye girişiminin öncülerinden olmuş, bulgur, arpa ve buğday gibi hububat ticareti yapmış.

Millî Mücadele döneminde Anadolu’nun yokluk ve yoksulluk içinde bağımsızlık mücadelesi verdiği, İstanbul’un işgal altında olduğu zor günlerde, Mehmet Habib Bey’in görkemli şato görünümündeki konağı halkın tepkisini çekmiş.

Hemen karşı sokakta Bizans’tan kalan Arkadius Sütunu’nun kaidesi bulunuyor. Bir zamanlar burası, kadınların el emeği ürünler ve yiyecekler sattığı “Avrat Pazarı” olarak da anılıyormuş.

Sokağın sonunda Bayram Paşa Külliyesi yer alıyor. Medrese, sıbyan mektebi, tekke, türbe, sebil, çeşme ve dükkânlardan oluşan bu külliyenin banisi Vezîriâzam Bayram Paşa olduğundan onun adıyla anılmaktadır. Bünyesinde cami bulunmayan, XVII. yüzyıla özgü küçük ölçekli Osmanlı külliyelerinden biri olan bu yapıların, dönemin Hassa Baş Mimarı Kasım Ağa’nın eseri olduğu kabul ediliyor.

Yanında yer alan Haseki Hürrem Camii ve Medresesi geniş bir alana yayılmış. Cami, medrese, sıbyan mektebi, çeşme, imaret ve darüşşifadan oluşan külliye, Kanûnî Sultan Süleyman’ın ünlü hasekisi Hürrem Sultan adına, Mimar Sinan’ın hassa başmimarı olduktan sonra yaptığı ilk eser. XIX. yüzyıldan itibaren Haseki adıyla anılan Avratpazarı semtinde kurulmuştur. Evliya Çelebi, Seyahatnâme’sinde külliyenin burada yapılmasının Kanûnî’nin eşine gösterdiği bir incelik olduğunu yazar.

Böylesine tarihî bir alanda, olağanüstü kalitede ekler ve el yapımı çikolatalarıyla Perla Pastanesi karşımıza çıkıyor. Birbirinden güzel çikolatalardan ve taptaze koko kurabiyelerinden alıyoruz.

Sırasıyla Sinan’ın ilk eserlerinden biri olan, II. Bayezid’in veziri Koca Davut Paşa tarafından 1485 yılında yaptırılan Davut Paşa Camii ve Külliyesi’ni, ardından Rum Ortodoks cemaat için yaptırılmış Panayia Kilisesi’ni ve Ermeni cemaati için yaptırılmış Surp Agop Kilisesi’ni görüyoruz.

Bu semtlerde yoğun bir Balkan ve Kırım göçmeni yerleşimi olduğu için tatlı ve Çi börek mekanları oldukça fazla. Yavaş yavaş karnımız acıkmışken üstü açık bir Bizans Sarnıcı olan Çukurbostan’da duruyoruz. Rehberimiz, İstanbul’un Bizans zamanındaki sarnıçlarından bahsediyor. Açık sarnıçlar, bir nevi gölet gibi su biriktirme işlevi görüyormuş. Anlatım sonrası tarihi Çi börekçi Küçük Ev’in meşhur Çi böreklerini tadıyoruz. Tadı, tam da olması gerektiği gibi.

Altımermer caddesi yoluyla Kocamustafapaşa Son Durak’a giderken, Çevre Tiyatrosu ve Ramazan Efendi Camii yolumuzun üstünde. Ayrıca Merve Pastanesi, Tarihi Bozacı, Kırık Tabak Lokantası semtin tanınmış noktalarından. ”Develi Pide” de cıvıklı pide ve tahinli pide, fevkaladenin üstünde. Çi börekçide bunlardan da yiyebilmek için bir nebze az yemiştik, ki buna değdi doğrusu.

Gezimizin en önemli duraklarından biri olan Kocamustafapaşa Camii, halk arasında Sümbül Efendi Camii ya da Sümbül Efendi Türbesi olarak biliniyor. Doğu Roma döneminden kalma bir manastır olan yapının içinde, 6. yüzyıla ait parçalar ve sütun başlıkları bulunuyor. Özellikle Korint tarzı sütun başlıkları, İstanbul’daki erken Bizans mimarisinin karakteristik örnekleriyle benzerlik gösteriyor. Manastır, adını Bizans halkına Hristiyanlığı kabul ettirdiğine inanılan Hagios Andreas en te Krisei adlı havariden almış. Bizans’taki ikonoklazm hareketi sırasında iç mekândaki fresk ve ikonaların büyük bölümü tahrip edilmiş. Ayios Andreas Manastırı, II. Bayezid döneminde, 1486 yılında Sadrazam Koca Mustafa Paşa tarafından camiye dönüştürülmüş. Bu dönüşüm sırasında yapıya minber, mihrap ve ahşap eklentiler eklenmiş ayrıca cami çevresine Halvetî tarikatına bağlı bir tekke ve medrese inşa edilmiş. Kubbe dört sütuna yaslanıyor. Halvetî tarikatının Sümbülîye kolunun kurucusu olan Sümbül Efendi, cami çevresindeki dergâhta uzun yıllar irşad faaliyetinde bulunmuş. 1493 yılında vefat eden Sümbül Efendi’nin türbesi cami avlusunda yer almakta. Türbe ile şadırvan arasında koruma altına alınmış 500 yıllık bir selvi ağacı ve yanında beyaz mermerden yapılmış tarihî bir çeşme bulunuyor.

Kocamustafapaşa Camii’nin avlusunda, yaklaşık 2000 yıllık olduğu söylenen bir çınar ağacı bulunuyor. Rivayete göre bu ağacın altında Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in torunlarının kabirleri yer almakta. Ayrıca Konstantin’in Müslüman olduktan sonra Sarı Sıdıka adını alan, Katerina isimli kızının mezarı da avluda bulunuyor. Bu önemli yapının, kimi gerçeklere, kimi ise rivayetlere dayanan öyküsünü dinledikten sonra buradan ayrılıyoruz.

Samatya Meydanı’na varmadan önceki son durağımız Surp Kevork Kilisesi. Yapı, 11. yüzyıldan kalma eski bir Bizans kilisesi ve manastırının üzerine, 1866–1887 yılları arasında inşa edilmiş. Eski yapı Azize Meryem’e adanmış ve Konstantinopolis’in en önemli Rum Ortodoks kiliselerinden biriymiş. 1453’te Osmanlıların kenti fethinden sonra yapı, İstanbul’un Ermeni nüfusuna verilmiş, hatta bir süre İstanbul Ermeni Patrikhanesi olarak da kullanılmış. Hemen yanında, anaokulundan liseye kadar eğitim veren Özel Sahakyan Nunyan Ermeni Okulu bulunuyor. Samatya Surp Kevork Ermeni Kilisesi, Mektebi ve Mezarlığı Vakfı ise 1832 yılında Osmanlı Padişahı II. Murad Han’ın fermanıyla kurulmuş.

Son durağımız Samatya Meydanı. Lezzet turuna devam etmek isteyenler için Develi, Forsa, İkinci Bahar ve Kuleli gibi ünlü restoranlar burada yer alıyor. Develi’nin kapalı terasında, deniz manzarasına karşı yapılan hafif bir yemek ve sohbet molası, yeni başlayan yağmura rağmen içimizi sıcacık ısıtıp tüm yorgunluğumuzu alıyor.

Oradan hemen aşağıdaki istasyondan bindiğimiz nostaljik trenle Marmaray’a ulaşmak oldukça kolay. Toplu taşıma sayesinde trafiğe takılmadan evlerimize dağılıyoruz.


Yayınlanma Tarihi: 08 Mart 2026  /  Son Güncellenme: 14 Mart 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.