Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 253 – Temmuz 2026      Yüz Yirminci Yılında Büyükada Anadolu Kulübü’nün Mimarlığını Yeniden Hatırlamak: Bir Retrospektif Denemesi

Yüz Yirminci Yılında Büyükada Anadolu Kulübü’nün Mimarlığını Yeniden Hatırlamak: Bir Retrospektif Denemesi


Görsel 1 - Büyükada Anadolu Kulübü'nün denizden silueti (Kaya, 2016).

Büyükada’nın ikonik yapı komplekslerinden biri olan Anadolu Kulübü, katmanlı tarihi, kurumsal geçmişi, köklü hafızası ve tüm bunlara ev sahipliği yapan mimari karakterleriyle bugün faaliyetlerine devam eden canlı bir mirastır. 1906 yılında İngiltere’de bulunan İngiliz Yat Kulübü’nün (British Yacht Club) bir şubesi olarak bugünkü alanında Prinkipo Yat Kulübü (The Prinkipo Yacht Club) ismiyle kurulan ve sonrasında 1926 yılında Atatürk’ün girişimleriyle Ankara’da kurulan Anadolu Kulübü’nün “ada şubesi” olarak hizmet veren Kulüp, bu sene ontolojik olarak yüz yirminci, kurumsal olarak ise yüzüncü yaşını kutlayarak bir asrı tamamlamış bulunmaktadır.

Kuruluşundan bugüne su sporları, kürek ve yat yarışlarına ev sahipliği yapan Kulüp, yüzyılı aşan yaşamöyküsü boyunca eğlence ve kültür hayatına da hitap eden bir oluşum olarak, yapılarıyla, geçirdiği restorasyonlar ve çeşitli mekânsal düzenlemelerle, ağırladığı kişilerle ve yarattığı hatıralarla katmanlaşarak bugünkü mekânsal belleğini ve mimari karakterini oluşturmuştur.

Kulübün ev sahipliği yaptığı sosyal ve kültürel bağlam, eklektik ve kanonik mimarisiyle kurulmaktadır (Görsel 1). Bugün kulübün mimari karakterlerini ve arka plandaki öykülerini yeniden görünür kılmak, yapılı çevreye dair farkındalık ve içgörüyü pekiştirmek adına önem taşımaktadır.

Günümüzün 23 Nisan Caddesi (eski adıyla “Grand Rue Madjar” [Fr: Büyük Macar Caddesi]) aksında konuşlanan 27.000 m2 büyüklüğündeki kulüp yerleşkesi, beş ana binadan (Sarı Ev, Tarihi Köşk, İkiz Evler, Yeni Otel Binası, Plaj Binası) ve çeşitli destek mekânlarından oluşmaktadır. Kulüp bünyesindeki yapıların mimari karakterleri, tarihsel süreçteki katmanlaşmayla birlikte Büyükada’daki birçok yapı gibi eklektik ve özgün bir şekil alarak arka planında politik, ticari, beşeri ve sosyolojik bağlamları okumaya imkan veren bir altlık sunmaktadır.

1906’da İngiliz Yat Kulübü’nün kurulduğu yapı olan “Sarı Ev”, diğer adıyla “Lébbé Evi”, kulübün ilk binasıdır. Cephesindeki plasterler, kat silmeleri, söveler, kemerli pencereler ve iç mekândaki iyonik ve dorik başlıklı kolonlar, kemerli tavan ve bitkisel motifli bezemelerle neo-klasik mimarlığı anımsatır. Vitraylarında oluşturulmuş geometrik dilimler ve yedi adet ışını bulunan güneş sembolleri, 19. yüzyıl İngiltere’sinin “topraklarında güneş batmayan ülke” sıfatını temsil eden muhtemel detaylardır (Görsel 2).

Görsel 2: Sarı Ev ve detaylar (Kaya, 2016).

Kulübün simge binası olan ve girişinde konumlanan Tarihi Köşk (Eski Bina veya Beyaz Köşk), eklektik üslubuyla Büyükada siluetinde doğal peyzaj arasından yükselen karakteristik bir imge oluşturur (Görsel 3). Çatısının yüksek eğimi ve biçimi İngiliz Viktorya mimarisini yansıtmakta, cephesinde yer alan geometrik elemanlar ve yalın süslemeler ise ampir üsluba atıfta bulunmaktadır (Genim, 1994).

Görsel 3: Tarihi Köşk (Kaya, 2016).

Büyükada’nın hayalet yapılarından olan, 1850-1905 yılları arasında faaliyet göstermiş, dönemin kartpostal ve eski fotoğraflarında boy gösteren meşhur Giacomo Oteli’nin ve otele ait olan Comidas Malikanesi’nin yanmasından üç sene sonra kalan taş temellerin üzerine inşa edilen Tarihi Köşk (Tuğlacı, 1989; Zarifi, 2005), bugün Giacomo’nun mirasını yaşatmaktadır. Giacomo Oteli’nin bulunduğu bölge, döneminde “oteller bölgesi”ydi ve Hotel Des Etrangers (Etranje Oteli), Hotel Calypso (Akasya Oteli), Hotel Splendid (Splendid Palas) otelleriyle önemli bir kültürel ve turistik aks oluşturuyordu. Bu aksa 1908 yılında Tarihi Köşk’ün de eklemlenmesiyle, bugünün Büyükada’sında aynı atmosferin sürdürüldüğü görülmektedir.

İstanbul Ansiklopedisi’nde “Kuleli Bina” ve “Büyük Bina” olarak yer alan Tarihi Köşk (Aslan & Akbay), birçok yayında ve ana akım medyada Anadolu Kulübü’nü temsil eden yapı olmuştur. 1928 yılından itibaren yazlarının bir kısmını Büyükada’da geçiren Atatürk, her ziyaretinde Tarihi Köşk’ün 25 numaralı odasında kalmıştır ve bu oda bugün olduğu gibi korunmaktadır. Günümüzde Tarihi Köşk’ün giriş katı kamusal ve kültürel etkinliklere de ev sahipliği yapmaktadır.

Kulübün bir diğer ana yapısından olan İkiz Evler (tarihsel süreçteki diğer adlarıyla Castelli Evleri, Cavuris’in Evleri ya da İş Bankası Evleri), Anadolu Kulübü’nden önce veraset ve satış yollarıyla el değiştirdiği için tarih çizgisinde çokça isim değişikliğine uğramıştır. 20. yüzyıl başına tarihlenen evler İtalyan bir mimara yaptırılmış olup ampir, art nouveau ve eklektizmi harmanlayan geometrik elemanları ve neo-gotik ile Viktorya mimarlığını anımsatan çatı ve konsollarıyla öne çıkmaktadır (Görsel 4).

Görsel 4: İkiz Evler (Kaya, 2016).

Birbirinden farklı dönemlerde inşa edilen bu yapılar, dönemlerinin mimari eğilimlerini yansıtan tekil mimari nesneler olmanın ötesinde; Büyükada’nın değişen toplumsal, kültürel ve mekânsal katmanlarıyla sürekli etkileşim içinde şekillenen Anadolu Kulübü belleğinin mekânsal izleri olarak okunabilir. Söz gelimi, 20. yüzyıl ortasına gelindiğinde kulüp yönetimi, artan ihtiyaçları doğrultusunda yeni bir otel yapısı yaptırmak istemiştir. Bunun üzerine 1950 yılında ulusal bir mimari proje yarışması düzenlemiş ve açılan yarışmayı Türkiye modern mimarlığının önde gelen mimarlarından olan Turgut Cansever ve Abdurrahman Hancı ikilisinin tasarımı kazanmıştır. 1957 yılında tamamlanan “Yeni Bina”; sade, işlevsel ve rasyonel şeması, birimsel geometrisi ile modern mimarlığın uluslararası üslubunu yansıtmakta olup sadece kulüp açısından değil Türkiye modern mimarlık stoku açısından da mekânsal, yapısal ve estetik bağlamda önemli bir yere sahiptir. Otelin arka cephesinde kullanılan, Cansever’in başka yapılarında da izine rastlanan, geleneksel Türk mimarlığına referans veren güneş kırıcı ahşap kafesler bulunmaktadır. Yapının çatısında ise merdiven boşluğunu örterek onu vurgulayan hiperbolik çatı örtüsü, yapıyı simgeselleştiren bir diğer detaydır (Görsel 5). Kulübün tasarım sürecini yarışma yoluyla şekillendirmesi, bugün de önemini koruyan çoğulcu ve demokratik mimarlık kültürünün erken ve dikkate değer örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Görsel 5: Yeni Otel Binası ve detaylar (Kaya, 2016).

Yeni Bina’nın projelendirme ve inşaat aşamalarında Cansever ve Hancı’nın yanında çalışan mimar Ertur Yener; on senenin ardından 1961’de, yine kulübün açtığı ikinci bir mimarlık yarışmasını kazanmış ve plaj yapıları ile sahil düzenlemelerinin müellifi olmuştur. Yener’in kıyı ve yamaç bölgeleri için öngördüğü gece kulübünü, havuzları, kabin ve duş birimlerini, personel odalarını, gezinti alanlarını içeren proje 1968 yılında tamamlanarak kulübün son yapısı olmuştur (Görsel 6). Plaja hizmet veren bu kulüp yapısı, geleneksel Türk mimarlığının “T plan” şemasının modernist bir yorumu olarak görülmektedir (Özer, 1966). Yener’in deniz çizgisine paralel ilerleyen yatay tasarımı; 1937 yılında hastalığı ilerleyen Atatürk için plaj seviyesi ile kulüp bahçesindeki bağlantıyı sağlayabilmek amacıyla inşa edilen özel asansörün düşey çizgisiyle de bir harmoni oluşturmaktadır.

Görsel 6: Plaj yapısı ve çevresi (Kaya, 2016).

Anadolu Kulübü; barındırdığı farklı mimarlık üsluplarındaki yapıları, Büyükada’nın yapılı ve doğal çevresiyle olan etkileşimi ve gündelik hayatı ile mimari bir okuma yapmaya imkan sunmaktadır. Kulüp; 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Avrupası’nda başlayan La Belle Époque (Fr: Güzel Çağ) yaşam tarzının Osmanlı Devleti’ndeki tezahürüne, batılılaşma hareketlerine, moderniteye ve Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş değişim ve dönüşümlerine, kurucularının ve kullanıcılarının yaşam ve anılarına şahitlik eden bir bellek mekânıdır. Kulüp bünyesinde cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, milletvekilleri, akademisyenler, sanatçılar ve birçok farklı meslekten duayen kişiler gerek kurucu, yönetici ve danışman, gerekse de misafir olarak bulunmuştur. Bu nedenle Anadolu Kulübü’nün mimarlığı, yalnızca tek tek yapıların biçimsel özellikleri üzerinden değil; farklı dönemlerin, kullanıcıların ve yaşam pratiklerinin üst üste yazıldığı katmanlı bir mekânsal anlatı olarak değerlendirilmelidir. Bugün bu anlatıyı yeniden hatırlamak, yalnızca Anadolu Kulübü’nün tarihini değil; Büyükada’nın mimari belleğini ve ülkenin çağdaşlaşma serüvenini de yeniden okumaya imkân vermektedir. Böylesine zengin bir spektrum içinde kulübün mimari, politik, beşeri/sosyolojik, kültürel ve de nostaljik katmanlarla kendi mekânsallığını ve zamansallığını, bir diğer deyişle tarih çizgisinden bugüne gelen “uzam”ını oluşturduğu söylenmelidir. Birçok devrin hem inşasında hem de temsiliyetinde kurucu rol üstlenen Anadolu Kulübü, bu katmanlı uzamını bugün de yaşatabiliyor olmasıyla, kent belleğinin güçlü bir bileşeni olarak yeni hikayeler yaratmaya devam edecektir.

 

Notlar:

  • Bu yazı, yıllar önce yürütülen araştırma ve ortak üretim sürecini yeniden hatırlamanın yanı sıra, Anadolu Kulübü’nün mimarlığını bugünden yeniden okumaya yönelik bir davet niteliğinde kaleme alındı. Büyükada Anadolu Kulübü’nün hafızası, tanıklıkları ve anekdotları için bkz: Doral, M. N. (Ed.) (2020). Anılarla Anadolu Kulübü. Ankara: Anadolu Kulübü Yayınları. Kulübün kurumsallaşma tarihi ve mimari karakteri ile ilgili detaylı araştırma için bkz: Kaya, Ç. (2020). “Bir Mimarlık Müzesi: Büyükada Anadolu Kulübü”. Anılarla Anadolu Kulübü (M. N. Doral, Editör), ss: 46-63. Ankara: Anadolu Kulübü Yayınları.
  • “Anılarla Anadolu Kulübü”, 2016-2020 yılları arasında farklı kuşaklardan, mesleklerden ve ülkelerden geniş bir ekibin ortak emeğiyle ortaya çıkan uzun soluklu bir üretimdi. Bu yazı vesilesiyle özveri ve heyecanını hep canlı tutan ekibimize teşekkürlerimi iletmek isterim. On yıl önce başlayan bu yolculuk; sonraki yıllarda yeni yayınlar, seminerler ve toplantılarla çoğalarak yaşamaya devam etti. Bu metin de bu sürekliliğin küçük bir retrospektifi olarak görülebilir.
  • Yine kitap sürecinde Anadolu Kulübü’ne tanıklık etmiş birçok kişiyle sözlü tarih görüşmeleri yapıldı. Bunlardan biri Ağustos 2016’da kulüp bahçesinde tanıştığım, Anadolu Kulübü’ne dair çocukluk anılarını ve sanat yaşamından kesitleri büyük bir içtenlikle benimle paylaşan sevgili Ayla Algan’dı. İki yıl önce kaybettiğimiz Algan’ı ve o sohbeti bu yazı vesilesiyle sevgiyle anıyorum.
  • Büyükada Anadolu Kulübü, Adalar’ın kanonik mimarlık örneklerinden biri olarak “Open House İstanbul (OHİ) Festivali” kapsamında 8 Mayıs 2026 tarihlerinde açık hava dersi formatında sunulmuş ve festival kitapçığında yayınlanmıştır.

 

 

Kaynakça ve Bibliyografya:

  • Anadolu Kulübü Binası. (1959). Arkitekt Dergisi, c: 1959-02, no: 259, ss: 45-52.
  • Aslan, Ö. & Akbay, H. (1973). “Büyükada Anadolu Kulübü”. İstanbul Ansiklopedisi (Reşad Ekrem Koçu, Editör), Cilt: 6, ss: 3202-3203.
  • Genim, S. (1994). “Anadolu Kulübü”. Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Cilt:1, s: 253. İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları.
  • Goloğlu, M. (1981). Atatürk ve Anadolu Kulübü. Ankara: Ajans-Türk Matbaacılık.
  • Özer, B. (1966). “Büyükada’da Anadolu Kulübü Plaj Tesisleri”. Mimarlık Dergisi, Cilt: 4, No: 38, ss: 19-21.
  • Tuğlacı, P. (1989). Tarih Boyunca İstanbul Adaları, Cilt: 1, ss: 228-229 ve 478-514. İstanbul: Cem Yayınevi.
  • Zarifi, Y. L. (2005). Hatıralarım: Kaybolan Bir Dünya İstanbul 1800-1920. İstanbul: Literatür Yayınları.

Yayınlanma Tarihi: 09 Temmuz 2026  /  Son Güncellenme: 09 Temmuz 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.