Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 250 – Nisan 2026      Schlumberger’nin “Prens Adaları”

Schlumberger’nin “Prens Adaları”

Yüksek Mimar


Gustave Léon Schlumberger (1844-1929) arasında yaşamış ve Paris’te tıp eğitimi almış bir doktordur. 1870 Alman-Fransız savaşında sıhhiye biriminde görev alarak üstün hizmet onuru ile ödüllendirilmiş, özellikle Bizans tarihi ve Haçlı Seferleri üzerine çalışmalarıyla tanınan önemli bir tarihçidir. Araştırmalarında Haçlılar ile erken Bizans nümizmatik veriler üzerine akademik araştırmaları ile tanınır.

Gustave Schlumberger İstanbul’a 1880’li yıllarda gelmiş ve Prens Adaları ile yakından ilgilenmiştir. Adalar’a yapmış olduğu yolculuklarında bir Bizans tarihçisi olarak özellikle İstanbul’un Bizans dönemine ait izlerini yerinde incelemeği amaçlamıştır.

Bu kapsamda Prens Adaları’nı da ziyaret ettiği ve Adalar’daki Bizans kalıntıları, manastırlar ve sürgün hayatı üzerine gözlemler yaptığı bilinmektedir. Adaların Bizans döneminde sürgün yeri olarak kullanılması, Manastırlardaki keşişlerin gündelik hayatı ve manastır kültürünü incelemiştir. Bu süreç içinde Büyükada ve diğer adalardaki dini yapıları da yerinde ziyaret etmiştir. Schlumberger’in bu konuda çokça seyahat notları ve Prens Adaları adıyla yayınlamış olduğu önemli bir kaynak kitabı vardır.

Schlumberger’in Prens Adaları’na ilgisi, onun Bizans dönemine duyduğu derin merakla doğrudan ilişkilidir. Çünkü söz konusu adalar, Bizans İmparatorluğu sırasında özellikle imparatoriçeler ve prensler için sürgün yerleri olarak kullanılmıştır. Bunun yanı sıra aynı zamanda manastır yaşamının önemli merkezlerinden biri olduğu ve politik entrikaların “sessiz inziva” işlevi olduğu bilinir.

Schumberger yazılarında adaların hem tarihsel hem de “inziva ve sürgün mekânı” olarak taşıdığı sembolik anlamı araştırmış bulguları Bizans tarihine referans olmuştur. Bu özelliğinin altında onun tarihçi ve bilim insanı kimliği ön plana çıkar. Bu yüzden Prens Adaları’na dair anlatıları daha çok, Bizans kaynaklarının yorumlanması ve bunların tarihsel analizi ile akademik çevrelere aktarması şeklindedir.

Schlumberger’in seyahat notları ve tarihsel analizlerinde Prens Adaları, melankolik ve tarih yüklü mekânlar olarak betimlenir. Harabeler, manastırlar ve eski Bizans izleri üzerinden geçmişin izini sürer. Özellikle anlatısında Büyükada ve Heybeliada’da, Bizans dönemine ait dini yapılar ve sürgün hikâyeleri önemli bir yer tutar.

8. yüzyılda hüküm süren İmparatoriçe İrini, Bizans tarihinde oldukça güçlü ve tartışmalı bir figürdü. Hırslı ve mağrur tariflenen İmparatoriçe oğlu VI. Konstantinos’u tahttan indirerek tek başına iktidarı ele geçirmişti. Ancak entrikalar Bizans Oyunları ile elde edilen bu güç uzun sürmedi. 802 yılında saray darbesiyle tahtan devrildi ve sürgüne gönderildi. İlk olarak Prens Adaları’ndan biri olan Büyükada’daki Aya Yorgi Manastırı’na kapatıldı. Politik gücünden arındırılıp saray ihtişamından tamamen uzaklaştırılarak burada bir rahibe gibi yaşamaya zorlandı. Daha sonra iktidarı alan imparator sürgünü daha da ağırlaştırılarak Midilli’ye gönderildi ve orada hayatını kaybetti.

Adalı Dergisi Ekim 2022 sayısında etraflıca yer alan[1] bu hikâye, Schlumberger’in yazılarında Prens Adaları’nın Bizans için nasıl bir işlev gördüğünü açıkça ortaya koyar. İktidar mücadelesini kaybedenlerin görünmez edildiği tam bir izolasyon alanıydı; bu açıdan da manastırlar, sürgünün hem ceza hem de “ruhsal arınma” aracı olma niteliğini de beraberinde getiriyordu.

Adalar’daki Manastırlar:

Aya Yorgi Manastırı / Büyükada

Kökeni Bizans dönemine yaklaşık 10. yüzyıla uzanan adaların en bilinen ve bugün hâlâ kullanılan manastırıdır. Hem Hristiyanlar hem de Müslümanlar tarafından sık ziyaret edilen dilek ve adak merkezidir. Zirvedeki konumu nedeniyle “inziva ve tefekkür” mekânı olarak kullanılmıştır. 23 Nisan tarihi Manastır’ın isim günüdür.

Aya Nikola Manastırı / Büyükada

Denizcilerin koruyucu azizi Aziz Nikolaos’a adanmış ve Bizans döneminde özellikle denizciler ve sürgünler için dua yeri olmuş olan manastırdır. Günümüze kalıntılar halinde olup restore edilmiş bir yapı olarak adanın denize yakın Aya Nikola mevkiindedir.

Hristos Manastırı / Heybeliada

“İsa Manastırı” anlamına gelen Bizans döneminde önemli bir teolojik eğitim ve inziva merkezi olan manastırdı. Daha sonra Heybeliada Ruhban Okulu bu alan üzerinde kurulmuştur. 1970’li yıllara kadar din adamlarının yetiştiği önemli bir merkez haline gelmişti.

Aiya Triada Manastırı / Burgazada

Baba, Oğul, Kutsal Ruh “Kutsal Üçleme”sine adanmış olup daha çok inziva ve sessiz yaşamı tercih eden keşişlerin mekânı olarak kullanılan ve Bizans döneminde adanın ruhani kimliğini belirleyen yapılardan biridir.

Prens Adaları adı ile de bilinen Marmara Adaları’nın Bizans döneminde bir sürgün yeri olarak kullanıldığını ve iktidarı korumak adına Prens, Prenses ve patriklerin buraya sürüldüğünün tarihsel anlatımını içeren Schlumberger’in bu kitabı, Türkçe’ye ilk kez 1937 yılında Naci Yüngül tarafından çevrilmiş ve kitap “İstanbul Adaları” adıyla Eminönü Halkevi Dil, Tarih ve Edebiyat Şubesi yayını olarak basılmıştı. Artık ancak tozlu sahaf raflarında bulunabilen Prens Adaları 2026 Ocak ayında Köprü Kitap Yayınevi’nden yayınlanarak okuyucularla buluştu. Yazarının oldukça akıcı, anlaşılır bir dilde yazdığı kitabı Burhan Yentürk Fransızca aslından çevirdi.

Kitabın tanıtım yazısından bir alıntı paylaşmak yerinde olur: “İstanbul`un Adaları tüm güzellikleri ve ihtişamıyla değil, aynı zamanda Bizans döneminde sürgüne gönderilen ve ölümlerine kadar sefil bir hayat yaşamaya mahkum edilen imparatorları, kraliçeleri ve prensleriyle de ünlüdür. Bundan dolayı adalara, ‘Prens Adaları‘ adı da verilmiştir. Bizans tarihi, kanlı ihtilaller ve siyasi entrikalarla doludur. Onlarca yönetici Adalar`da inşa edilen manastırlarda ya gözlerine mil çekilmiş veya gözden uzak bir yaşama sürgün edilmiştir. Kitapta, İstanbul adalarının güzellikleri yanında Bizans ihtilalleri de anlatılmıştır. Dünyanın hiçbir köşesi, üzüntü verici felaket hikayeleri, insan gururunun boşluğuna ait korkutucu olaylar bakımından burası kadar zengin değildir.”[2]


[1] https://adalidergisi.com/tum-sayilar/2022/ekim-sayi-208/imparatorice-irene-ve-buyukada-kadinlar/

[2] https://www.kitapyurdu.com/kitap/istanbul-adalari/398614.html?srsltid=AfmBOopEQGj0JTp47eLKUdE3wZKF1GQ5ZpBhZ2iC5vWUXMRRhzsVCV9-


Yayınlanma Tarihi: 09 Nisan 2026  /  Son Güncellenme: 09 Nisan 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.