
Halit Akçatepe (Osman) Tarık Akan (Ahmet), Hüsnü Öztürk Arşivi
İlkbaharın gelişiyle Marmara Adası’nın dağları çiçek açar ve gözü alabildiğine zümrüt yeşiline bürünür. Yılın büyük bir bölümünde esen gündoğusu Poyraz rüzgârı yerini güneyli esen rüzgârlara bırakır. Deniz ise daha sakin, kıpırtısız bir hal alır. O vakit içlerinde fırtınalar kopar adalı balıkçıların. Kılıç zamanı gelmiştir ve deniz daha bir davetkâr görünür gözlerine Nisan ayı ile birlikte. Marmaralı balıkçılarda keyifli bir telaş göze çarpar ilk bakışta. Kılıç balığı avlamak için Saroz Körfezi’ne, Gökçeada’ya gidiş hazırlıkları yapmaya başlarlar vakit kaybetmeden.
Av mevsiminin başladığı ilk günlerde şansları yaver giderse eğer ‘Yaman Koray’ın Marmara Adası’nda kılıç balığı avcılığı yapan insanların hayatını anlattığı Deniz Ağacı adlı romanının girişindeki gibi bir manzara karşılar balıkçıları:
“Güneş tam tepelerindeydi. Deniz dümdüzdü. Pırıl pırıl yanıyordu. Maviden çok beyazdı. Parlak hareketsiz bir beyaz. Güneşe dönmüş kocaman bir aynaydı deniz. Senenin bu ilk sakin gününde; ısınmak, canlanmak için serilmiş yatıyordu sanki…”[1]
Yaman Koray’ın bu muhteşem romanı Sadık Şendil tarafından senaryolaştırılarak 1974 yılında yönetmenliğini Orhan Elmasın üstlendiği Kanlı Deniz adıyla beyaz perdeye aktarılmıştı. Filmde birbirinden değerli birçok Yeşilçam oyuncusu bulunuyordu. Başrolleri ise Tarık Akan, Hale Soygazi ve Orçun Sonat paylaşıyordu.
Yeşilçam’ın pek bilinmeyen ama konunun meraklıları tarafından defalarca izlenen ‘Kanlı Deniz’ filmine dair Marmaralılar’ın hatırlarında çokça sahne belirir. Kadrosunda birbirinden değerli sinema ve tiyatro emekçisinin yer aldığı filmde dikkat çeken diğer isimler ise şöyleydi: Halit Akçatepe, İhsan Yüce, Leman Akçatepe, Mümtaz Ener, Leman Çidamlı ve Tekin Akmansoy. Film balıkçılık yaparak geçimini sağlayan Ahmet ile öksüz Meryem’in aşklarını konu edinmişti. Halit Akçatepe kaleme aldığı anılarında filmden şöyle bahsetmekteydi: “Kanlı Deniz emeklerini denizden çıkaran insanların öyküsünü anlatıyordu. Kılıç balığı avcıları ve onların tertemiz, duygu dolu yaşamları…” Çekimler kırk üç gün gibi uzun bir süre devam etmiş. Orhan Elmas ve Hale Soygazi güneş çarpmasından hasta olmuşlardı. [2] Bütün bu güçlüklere rağmen Kanlı Deniz 1 Kasım 1974’te vizyona girmişti.
Sahnelerin büyük bölümü deniz üzerinde ve seyir halinde çekilmiş, günün iklim koşullarına göre epey zorlanılmıştır. Çekimler esnasında kullanılan tekneler H. KILIÇ, Hasan-Aziz-Hüsnü Kılıç’a, KADERİM: Tonyalı Mehmet Yayla’ya, ERHAN: Osman Ensert’e, KILIÇ: asıl adı Nurdan olup Osman Ensert ve kardeşlerine aittir. Filmde Nurdan Motorunu Hilmi Ensert kumanda etmiştir. Kör diye horlanan balıkçının kullandığı sandalda isim yoksa da, Halil-İbrahim-Erdoğdu Ertaş kardeşlerin sahibi oldukları sandal olduğu düşünülmektedir. Dümende ise Torlak Reis namıyla anılan İbrahim Ertaş kameraya yansımaktadır.”[3] H.KILIÇ adlı tekneyi de yine tekne sahiplerinden merhum Aziz Kılıç kullanmıştır. Ahmet ile Meryem evde yemek yerken duvarda asılı duran mercan, belki de Deniz Ağacı romanına bir gönderme niteliğinde idi.
Balıkçı Ahmet, ortağı Hüseyin denize çıkamaz olunca kardeşi Osman’ı yanına dümenci alır. Vurdukları ilk kılıç balığını güverteye aldıklarında kılıcın güzel ve kocaman gözlerine şaşkınlıkla bakan Osman’ı farkedince, “gözlerine bakma Osman, kılıç gözünden ölür” der. Hakikatten de zıpkını yedikten sonraki ilk şokun ardından ayıldığında adeta şövalye misali saldırganlaşan bu güzel balığın gözündeki ışıltının sönmesiyle öldüğüne şahit olunur.
Kanlı Deniz filmi, Gündoğdu köyünden görüntülerle başlar, bu köyün âdeti beyaz tülbentli kadınları kapı önlerinde sohbet ederken, çocuklar tenekeden gemiler yüzdürmektedir kıyıda. İskelede ise, denize açılmadan önceki son hazırlıklarını yapan kılıç avcıları gözlemlenir. Tüm bu sahnelere Mikis Theodorakis’in ‘Serpico’ adlı film müziği albümünün giriş parçası eşlik eder. Filmin ilerleyen sahnelerinde Thedorakis’in ‘State Of Siege’ adlı başka bir film müziği albümünden ezgiler işitilmektedir. Marmara Adası’na dair yaptığım koleksiyonun en gözde parçalarından biri de bu sinema filminin VHS kasetidir.
Toksözler’in tuzlu balık mağazasını gösteren sahnede Hale Soygazi tıpkı harçlıklarını çıkaran diğer Marmaralı tuzlu balık emekçisi kadınlar gibi, başında yemeni tuzlu hamsi ançüezi hazırlarken kameralara yansır. Bu sahnede iki yıl önce vefat eden, rahmetli Deniz dayımın eşi Yengem, Necmiser İşseven de yer alır.

Sinema sahnesi Hale Soygazi ve Tarık Akan (Hüsnü Öztürk Arşivi).
1970’li yılların Marmara’sında adalıların en önemli eğlence ve sosyalleşme alanlarından biri de yazlık sinemalardı. Sinemacı-makinist Halil Yalçın film makinesinin başında görülürken, film başlamadan önce içeride Orhan Gencebay’ın Gönül şarkısı çalmakta, izleyiciler tahta sandalyelerde oturmaktadır. Sinema sahnesini yansıtan fotoğrafta da Tarık Akan’ın önündeki sırada başı arkaya dönük küçük çocuk ise, Paşa Zula Restoran’ın sahibi Adnan Organ’dan başkası değildir.
İstinora Sabah Volisi kitabının yazımı esnasında Marmara Adası’nın balıkçılık kültürünü çalışırken Deniz Ağacı romanında yazarın kullandığı imgeleri incelemiş, romanın çözümlemesini yapmıştım. Örneğin romanda işlenen karakterlerin hemen hemen hepsi, Marmaralı simalardan esinlenmiştir: Kılıç balığı avcısı Aziz’in babası romanda Fuat Reis adıyla yer alır. Filmde ise bu karakter, Hamdi Reis adıyla işlenmiştir. Gerçek hayatta Hamdi Reis, Marmara’ya 1920’li yılların başında iskân edilen, Karadenizli gırgır takımına sahip yörenin namlı balıkçılarından biridir. Adada sevilip sayılan bir isim olmakla beraber İstiklal Madalya’lı, koyu bir Halk Partili’dir. Romanda Fuat Reis gaddar, tefeci Demokrat Partili bir ağa olarak betimlenmişse de, filmde yerel isimleri ön plana çıkarmak gayesiyle Fuat Reis, Hamdi Reis adıyla karşımıza çıkar. Tonyalı, romanda sadece lakabı ile anılan usta bir olta balıkçısı, Tonyalı Mehmet’ten başkası değildir. Çok iyi bir sıcak demirci de olan Tonyalı Mehmet’in eğe ile yaptığı kılıç zıpkınlarının günümüz teknolojisiyle dahi yapılamadığı Marmaralı balıkçılar tarafından anlatılagelmiştir. Çiftli zıpkını yine Tonyalı Mehmet zanaatkârane bir şekilde üretmiştir. Kuduz, aile kökleri Sinop Ayancık’tan Marmara Adası’na gelip yerleşen Hafız Bey’in tuzladığı balıkların avcısı, Hüseyin Reis’in oğlu Mustafa Denizyaran’dır. Av esnasında her şeyin komutlarına uygun ilerlemesini isteyen her reis gibi biraz asabidir Kuduz Mustafa Reis de. Ancak anlatıldığı üzere ‘Kunduz gibi’ yakıştırmasıyla suya dalıp ağlarını takıldığı taştan kurtaran Mustafa Denizyaran’ın Kunduz olan lakabı, halk dilinde zamanla Kuduz olarak telaffuz edilir olmuştur. Filmde Öksüz Meryem’in Amcası rolünde İhsan Yüce’yi görmekteyiz. Veli Reis de Marmara Adaları’nın namlı Kaptanı Veli Yakar’ın adına ithafen seçildiği muhakkak. Kanlı Deniz filmi özünde Deniz Ağacı romanından yola çıkarak senaryolaştırıldığı için bütün öykü zaman darlığından tam olarak işlenememişse de varsıl ağa rolündeki Hamdi Reis ile fakir balıkçı Veli Reis’in ölen kardeşinin emaneti Meryem hakkında aralarında gelişen diyalog, 1970’li yılların politik atmosferinden de etkilenerek bir nevi eserin politik anlatısına bir göndermedir.
“… Bana bak Veli Reis, sen bizi bilirsin benim oğlum tuttuğunu koparır, zira benden öyle görmüştür… Sizi bilirim Hamdi reis paranız var gücünüz var arkanız dayınız var. Ama biz de kendimize göre biziz işte, siz de bizi bilirsiniz!”
Hamdi Reis’in oğlu Aziz de öksüz Meryem’e aşıktır ve Ahmet’le aralarında kıyasıya bir mücadele başlar. Romanda ve filmde işlenen önemli bir hikâye de bacağı kesilmek zorunda kalan ve amansız bir hastalıkla boğuşan balıkçı Hüseyin karakteridir. Yaman Koray Marmara Adası’ndaki balıkçıların öykülerinden epey etkilenmiş ve romanında sıkça yer vermiştir. Bunlardan biri de Mehmet Yıldırım’ın vatani görevi esnasında yaşadığı bir kaza sonrasında bozulan sağlığı ile ilgilidir. İstanbul Anadolu Kavağı’nda askerliğini yaptığı esnada kıyıya yakın bir yerde oynaşan kefal balıkları avlanmak istenirken birkaç dinamit atılmıştır suya. Komutanın emriyle suya dalarak ölen balıkları toplamak üzere üç asker seçilir. Ancak dinamitlerden birinin patlamadığını fark eden Ahmet Pehlivan suya girmeyi reddetmiş[4], diğer iki asker suya atlamışlardı. Her ikisi de sudayken patlayan dinamit nedeniyle dipteki asker vefat etmiş, satıhta dışarı çıkmak üzere hazırlanan Mehmet ise yaralanmıştı. Patlamanın suda yarattığı basınçla bacak kemikleri zedelenmiş, zamanla ayakları tutmaz olmuş, kangrene dönünce de bacağı kesilmişti. Adalıların yüreğini dağlayan bu hazin hikâye, yöre halkı tarafından bilinen, dilden dile dolaşan ve çok üzüntü veren yaşanmış bir olaydır. Askerlik sonrası çileli bir hayat süren bu talihsiz genç, yaşadığı rahatsızlıklar nedeniyle 8 Kasım 1960 tarihinde vefat etmiştir.[5] Yaman Koray da romanında balıkçı Hüseyin karakteriyle bu acılı olayı işlemiştir. Filmde ise Hüseyin’i Marmaralı Yeşilçam oyuncusu Altan Bozkurt canlandırmıştır.
Altan Bozkurt

Altan Bozkurt (Erkan Bozkurt Arşivi)
Hüseyin karakterini canlandıran, Babamın da arkadaşı olan Altan Bozkurt, 5 Eylül 1946 tarihinde Marmara Adası’nda doğmuştu. Otuzdan fazla sinema filminde rol almış bir aktördü. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk balıkçılık mektebinde bir süre öğrenim gören Polis İsmail Bozkurt’un da oğluydu. 1968 yılında Ses Dergisi’nin açtığı yarışmaya katılmış ve ikinci olmuştu. Sonrasında 1975 yılına dek sürecek sinema kariyeri başlamıştır. Sinemanın ardından Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi mezunu olan Bozkurt, profesyonel iş hayatını tercih etmiş ve tanınmış büyük bir holdingde dış ticaret müdürlüğü yaptıktan sonra emekli olmuştur. Vefatından birkaç sene önce adaya geldiğinde Yeşilçam’ın renkli gözlü jönüyle tanışmış, sohbet etmiştim. Tanışmamızdan birkaç sene sonra ise Altan Bozkurt 29 Haziran 2020 tarihinde İstanbul’da yetmiş dört yaşındayken yaşamını yitirmişti.[6] Kendisini de saygıyla anıyorum, ışıklar içinde olsun.

Ahmet, kaderlerini değiştirecek o son kılıcı vurmadan az önce (Hüsnü Öztürk Arşivi).
“Kılıç Balığı kış aylarını derin suda geçirir, havaların ısınmasıyla birlikte ılıklaşan yüzeye çıkar. Görülebilmeleri için deniz koşullarının iyi olması, balıkçı tabiriyle havanın limanlık başka bir deyişle de çarşaf gibi olması gerekir. Çünkü kılıç balığı bir elin parmakları kadar yelesini su üstüne çıkarır ve suyu çize çize yüzer. Balıkçılar Kılıç’ın bu davranışına su yapıyor derler. Yavaş ve kıvrak hareketlerle yüzer. Bazen yeleyle birlikte kuyruğunun uç kısımları da yüzeyde görünür. Bu duruma balıkçılar; balık yele kuyruk yol yapıyor der. Yele kuyruk yol yapan balık da genellikle müsait av verir. Balıkçılar, metrelerce ötede bu kuyruk ve yele izlerini büyük bir dikkatle takip ederler.
Kılıç avında önemli bir kural vardır. Bütün balıkçılar bu kurala uyarlar… Kalas’a çıkmış adamın balığına dokunulmaz. Yani Kılıç balığını görüp zıpkın atmak için Kalas üzerine çıkılmış ise, balık onu ilk görene ait kabul edilir. Bu balığı gören bir başka tekne sözü geçen balığa doğru hamle yapmaz, yoluna devam eder.”[7]

Mümtaz Ener ve Orçun Sonat, Kanlı Deniz 1974 (Hüsnü Öztürk Arşivi)
Filmin son sahnesinde, bir önceki avda yaralanan Osman’ın (Halit Akçatepe) kıyafetlerini giyerek Ahmet’le balığa çıkan Meryem’in (Hale Soygazi) de sandalda olduğunu gören Aziz (Orçun Sonat), Kılıcı attığı zıpkınla vuran Ahmet’in (Tarık Akan) üstüne tekneyle giderek zıpkını isabet ettirir ve Ahmet suya düşer. Meryem de can havliyle sevdiği adamı kurtarmak gayesiyle suya atlar. Bu sırada kıskançlıktan deliye dönen Aziz, birini vurmuş olmanın verdiği huzursuzlukla olay yerinden kaçar. Ancak kaçış esnasında Ahmet’in vurduğu kılıç balığının sırtındaki zıpkına bağlı ip, Aziz’in teknesinin pervanesine dolanır. Denizde yüzen aşıkları ‘Kör’ lakabıyla anılan balıkçı kurtarır. Denizin ortasında Hamdi Reis’le Aziz’in tekneleri borda bordaya gelir fakat Aziz dikkatsizliği nedeniyle suya düşer. Bu sırada tayfası tarafından pervaneye sarılan ip kesilirken, yaralı hayvan sırtındaki zıpkın yarasıyla denize düşen Aziz’e doğru hamle yapar. Yaralı kılıç balığı gagasıyla Orçun Sonat (Aziz)’ı teknesinin bordasına mahmuzlar! Uzun yıllar kâbuslarımıza giren ve maket bir köpek balığıyla çevrilen Jaws filmi bile henüz yansımamıştır beyaz perdeye. Oysa Kanlı Deniz filminde izleyenleri dehşete düşüren bu son sahne, Et ve Balık Kurumu Soğuk Hava Deposu’ndan alınan donmuş gerçek bir kılıç balığıyla çekilmiştir. Ve bu büyük kılıç balığı, H.KILIÇ motorunun sahipleri Aziz-Hüsnü Kılıç ve usta zıpkıncıları Âlim Mustafa (Mersin) tarafından Saros’da avlanmıştır.

Gündoğdu köyü iskelesi, son sahne Kanlı Deniz 1974 (Hüsnü Öztürk Arşivi)
Marmara Adası’nın yüzyıllardır süregelen balıkçılık kültürünün bir yansıması olan kılıç avına giden tekne sayısı ve balıkçı taifesi her geçen gün azalmakta, dededen toruna aktarılan balıkçılık mesleği ekonomik imkânsızlıklar, çevre kirliliği ve iklim değişikliği sebebi ile tükenişe doğru sürüklenmekte. Balıkçılık kültürünün en önemli taşıyıcısı ve aktarıcısı konumundaki reisler de her geçen gün azalırken yerel ve sözlü tarih çalışmaları ise daha da kıymetlenmekte. Bu vesileyle “Kanlı Deniz 1974” makalemi İstinora Sabah Volisi kitabına anlatılarıyla katkı sunan ve 31 Mart 2026 günü ansızın kaybettiğimiz merhum Ali Özkaya’nın oğlu balıkçı reisi nam-ı diğer Çompor Mustafa Özkaya’ya ithaf ediyorum. Işıklar içinde olsun…

Balıkçı Reisi Mustafa Özkaya (25 Mart 2023) H. Can Yücel Arşivi.
Kaynakça: İstinora Sabah Volisi Marmara Adası’nda Balıkçılık, H. Can Yücel (2024), Komediye Adanmış Bir Ömür Halit Akçatepe, Ali Can Sekmeç (2011). Erkan Bozkurt Arşivi, Hüsnü Öztürk Arşivi, Erkan Bozkurt, İsmail Mersin, Mehmet Yıldırım, İbrahim Yıldırım, Mehmet Pehlivan, Ayşe Pehlivan anlatımları.
[1] Deniz Ağacı, Yaman Koray (1962)
[2] Komediye Adanmış Bir Ömür Halit Akçatepe, Ali Can Sekmeç (2011).
[3] İstinora Sabah Volisi Marmara Adası’nda Balıkçılık, H. Can Yücel (2024)
[4] Mehmet, Ayşe Pehlivan anlatımlarından.
[5] İsmail Mersin ve Cemil Reis’in oğulları İbrahim, Mehmet Yıldırım anlatımlarından.
[6] Erkan Bozkurt anlatımlarından.
[7] İstinora Sabah Volisi Marmara Adası’nda Balıkçılık, H. Can Yücel (2024)
Yayınlanma Tarihi: 09 Nisan 2026 / Son Güncellenme: 09 Nisan 2026
Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.
Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.
Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.