Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 250 – Nisan 2026      Bir Adalının Tiyatro Sezonu

Bir Adalının Tiyatro Sezonu


Adada yaşamak bazı şeyler için bedel ödemek demek gibi geliyor bana. Yani şehre inmek, dönmek, mesafeler, motora yetişmek vs. Anlamlı bedeller ödemek güzeldir. Ne için gidiyoruz şehre, ne ödüyoruz bedel olarak?  Bunlar bazen çok zorlayıcı olabiliyor. Önüne engeller koyabiliyor, “Otur otur oturduğun yerde” diye konfor alanından çıkartmadığı olabiliyor aklın.

Son yıllarda bu engelleri görmezden gelerek müthiş bir tiyatro izleme zevkine ulaştım. Önceleri ayda birdi ayda ikiye çıktı. Sonra haftada bir derken şimdilerde haftada iki, hatta üç tiyatro izlemeye iniyorum şehre. Bunu yaparken de gece kaçta döneceğim, son vapura yetişip yetişemeyeceğim o kadar önemli oluyor ki! Şahane bir oyun izlemiş oluyorum; alkışlar vs ama benim gözüm kapıda. Bazen ikinci alkışı beklemeden fırlayıp çıkmak moduna geçiyorum, oyunu sindiremeden. Bunu göze alabilmek önemli.

Ben bir amatör seyirciyim. Ama amatör bir seyirci olarak diyebilirim ki Türk tiyatro tarihi değişiyor ve buna tanıklık etmek büyük bir lezzet, müthiş bir zevk. Çünkü pandemiden bu yana özellikle özel tiyatrolarda tek kişilik oyunlar zirve yaptı, çok fazla tiyatro kuruldu. Eskiden bu kadar çok tek kişilik oyun olmazdı. Prodüksiyon, dekor vs giderler açısından da tek kişilik oyunlar tercih ediliyor olabilir. Ama bu durum aynı zamanda o tek kişinin yeteneklerini de bütün yönleriyle görmemizi sağladı.

Ağırlıklı olarak ödüllü oyunlar izliyorum. Bu oyunlardaki performanslar inanılır gibi değil. Birçoğunu da ekranlarda görmüyoruz aslında. Şahane çok kişili oyunlar da izliyorum elbette. Ama tek kişilik oyunlar müthiş bir şölen. Bazen oyun metni çok iyi olmuyor ama oyuncu o kadar iyi oynuyor ki metin gölgede kalıyor. Bazen de metin muhteşem oluyor ama oyuncu götüremiyor. Bazen de prodüksiyonda bir sıkıntı oluyor. Oyuncular çok iyi, metin çok iyi ama nasıl oluyor da olmuyor.

Acaba çok üst üste çıktım adadan, yorgunum ve anlamadım mı dediğim zamanlar da olmuyor değil. Gece 12 vapuruyla dönerken, yatağa giriş 1.30. İşte bu bedel bazen yorduğu için beğenmemiş olabilir miyim derken de bulabiliyorum kendimi. Ama sonra düşününce daha önce izlediğim iyi oyunların çıtamı yükselttiğini, kolay beğenmekten kaçındığımı fark ediyorum. Eşim bile bana inanmıyor bazen, bu kadar iyi oyun olamaz, bir yerde biter diyor. Yıllardır tiyatro izleyicisiyim. Hayır, bitmiyor, artıyor. İnsanı çok sevindiren şeylere tanıklık etmek bu. Dediğim gibi her oyun çok iyi değil, hatta bazen iyi de değil. Sadece seyirlik. Bu da kabul edilebilir. Büyük bir emek var, o tarzı sevenler var. Ama bunu söyleyebilmek için de görmek, izlemek gerek.

Bedelden söz etmişken bunun bana ne ifade ettiğini kısaca açıklamam gerekir. Dünyada insanların karşı karşıya olduğu sayılamayacak kadar çok kötülük var. Bu kadar kötülük arasında “insanı, insana, insanla, insanca anlatan bir sanat olarak tiyatro” öne çıkıyor. Kötülüğü (aslında insanın her halini) bize sahnede bütün canlılığıyla anlatıyorlar, yüzleştiriyorlar. Ama günün sonunda perde kapanıyor. Bitiyor ve kapanıyor. Bu beni çok rahatlatıyor. Oyunları müthiş duygular içinde izliyorum, “vay be! “diyorum. Hele iyi oyunsa “bu neydi şimdi” diye şaşırarak, hayranlık duyarak çıkıyorum. O perdenin kapanması beni rahatlatıyor, çünkü gerçek dünyada o perde kapanmıyor.

Burada bu yıl izlediğim onlarca oyun arasından seçtiğim tavsiye listemi de yazayım.

* Eylül / Aslında yeni bir oyun değil. Ödül üstüne ödül aldı. Bir trans bireyin hayatı. Ama nasıl şahane bir oyunculuk.

* Harika Şeyler Listesi / O arkadaşımı da bunu da götüreyim derken yıllar içinde beş kere gitmişim bu oyuna. Tertemiz bir oyunculuk, yarı interaktif. Ama içerik o kadar güzel ve umut verici ki. Hayatın basit mutluluklarının aslında ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.

* 84 90 62 74 Old Fools / Son bir yıldır üç farklı demans konulu oyun izledim. Hepsi çok benzer bir yerden gidiyor, çerçeve aynı. Ancak buradaki nefes nefese performans asla kaçırılmamalı. Oyuncular ertesi gün hayata nasıl devam ediyorlar dedirtti bana. O kadar. Ha müthiş bir sevgi hikâyesi aynı zamanda, onu da atlamayalım.

* Canavar / Ağır bir çocukluk travması, taciz. Üç oyuncu da hiç birbirinin önüne geçmeden, rol çalmadan öyle güzel oynuyorlar ki. Konu en acısından da olsa tiyatronun sihri bu sanırım, acıklı ve hüzünlü güldürmeler var. İçinize öküz oturtuyorlar ama hiç ağırınıza gitmiyor o öküz.

* Herkes Kocama Benziyor / Tanıdık bir kadın öyküsü. Şarkılı türkülü. Hazin bir öyküyü hafifletici, sindirtici bir tema olmuş müzik. Karakter şahane türkü söylüyor, kafası kızdıkça canı acıdıkça, coştukça söylüyor. Oyunun bir parçası bu türküler.

* Toz / Yeni bir oyun değil ama başrolde Zerrin Tekindor olunca yazmadan edemedim. Yine bir kadın öyküsü. Öykü içinizi paramparça etse de çok tanıdık gelse de oyunculuğu alıp evde bir yere saklamak istiyorsunuz, bitmesin istiyorsunuz, unutmamak istiyorsunuz.

* Nokta / Bana göre son yılların en iyi çıkış yapan oyuncularından. İki yıl önce Bernarda oyununda izleyip sesine de oyunculuğuna da hayran olduğum ve takibe aldığım oyuncunun yeni oyunu. Elbette yine tek kişilik dev kadro ve kadın öyküleri.

* Babamı Kim Öldürdü / Tek kişilik oyunlardan biri daha. Bu sefer oyuncu erkek. Konu erkeklik meselesi üzerinden ayrımcılık. Metin çok çok kuvvetli. Ama ne oyunculuk.

* Gözbağcı / Tek kişilik bir oyun, kadın. Şaşırdık mı hayır. Basit gibi görünen aslında şahane bir metnin şahane oynanmış, şahane yönetilmiş bir oyunu desem ne anlaşılır bilmiyorum. Ama gencecik pırıl pırıl bir oyuncu. Ağzından çıkan cümleler bir çocuğun ağzından çıkar gibi dökülüyor. Kırılgan, saf, komik, hayalperest.

* Sevgili Arsız Ölüm Dirmit / Nezaket Erden. Son zamanların en iyi oyuncularından. Dizilerde yeni yeni görünüyor. Ama sahnede izleyin lütfen. Yine tek kişilik bir kadın oyunu. Alın bu oyunu ve oyunculuğu ders olarak sosyoloji, psikoloji, tiyatro vs bölümlerinde gösterin.

* 9/8 lik Kıyamet / İklim krizinin vurduğu bir dünyada, kıyamet gibi acayip bir şey olmuş. Bir oğlan Diyar. Elinde darbukası ile tam bir hikâye anlatıcısı. Oyuncuya da yazara da dikkat. Zaten ödül avcısı oyun.

* Beyoğlu’nda Gizli Kanto / Müzikli danslı komedi oyunlarını sevenler için. Çok emek verilmiş bir prodüksiyon. Komedyenlik herkesin yapabileceği bir tarz değil. Bu oyunda epey iyi oyuncu var. Tuluat geleneğinden gelen neşeli bir seyirlik oyun.

Elimin freni yok; yazdıkça yazasım geliyor eski, yeni ne varsa. Bunlar hâlâ sezonda. Ödenekli tiyatrolarda her zaman bilet bulamıyorum. Dahası izleyip de buraya sığdıramadığım çoook oyun var paylaşmak istediğim. Ama şimdilik bu kadar olsun.

Adadan gidip gelmeler sadece bir formalite. Ben de genç bir izleyici değilim. Sabah erkenden işe başlamak zorunda kalabiliyorum. Yorgun oluyorum. Ama ona rağmen izlediğim şey beni öyle götürüyor ki bir süre. Bu benim tutkum. Herkesin dünyadaki kötülüklerle ve tanık olduğu şeylerle baş etme mekanizması farklı. Benim dengelenmemi sağlayan, ruhsal bağışıklığımı artıran şeylerden birinin de bu performansları izlemek olduğunu düşünüyorum. Onun için saatler öncesinden yola düşmek, gecenin bir vakti güzelim Adamıza geri dönmek, o bitmek bilmeyen merdivenleri inip çıkmak koymuyor. Zaten koymasın da. Acaba şımarıklık mı olurdu öbür türlüsü? Türkiye’nin en güzel yerlerinden birinde yaşıyoruz. O kadar da şanslıyız ki, eve kaç olursa olsun vapurla dönme lüksü, mis gibi kokularla, kedisi köpeğiyle, martısıyla, yağmur yağıyorsa kirpisiyle karşılanmak. Aslında kendi güvenli alanımıza, cennetimize dönüyoruz her seferinde yeniden. Onun için çok değiyor…


Yayınlanma Tarihi: 09 Nisan 2026  /  Son Güncellenme: 09 Nisan 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.