Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 249 – Mart 2026      Milyonlara Ulaşan Büyükada Hikâyeleri

Milyonlara Ulaşan Büyükada Hikâyeleri


Deniz Görkem Kaya son aylarda Instagram’da Büyükada’yı anlatan videolarıyla dikkat çeken bir isim. Kimi zaman sabah vapuruna yetişirken, kimi zaman kışın boş sokaklarında yürürken, kimi zaman da adanın köşkleri arasında dolaşırken çektiği kısa videolar milyonlara ulaşıyor.

Deniz’in, Büyükada ile bağı sosyal medya paylaşımlarında ibaret değil, çok daha eskiye dayanıyor. Ailesinin Büyükada’daki varlığı üç kuşak öncesine uzanıyor. Anneanne tarafı Orbaylar, dede tarafı ise Bakiler. Azerbaycan’dan önce Sivas’a daha sonra da Büyükada’ya göçmüşler. Oturdukları evin sokağının isminin “Orbaylar Çıkmazı” olması da bu yüzden, sokaktaki evlerin büyük bir bölümünde aile fertleri yaşıyor.

Deniz’in annesi Taş Mektep mezunu. Liseyi ise Heybeliada’da okumuş. Aile uzunca bir dönem yaz-kış adada yaşıyorlar. Daha sonra annesi ve dayısının üniversiteye başlaması nedeniyle Üsküdar Salacak’ta küçük bir ev alınıyor ve hayatın merkezi İstanbul’a kayıyor.

Bugün otuz iki yaşında olan Deniz’in çocukluğu iki dünya arasında geçiriyor: Kışları Üsküdar ve yaz aylarında ise Büyükada. Hafızasında o günlerden kalan birçok hatıra var. Mesela evin kapısındaki anahtar. “Bizim evde anahtar hiç kapıdan çıkmazdı,” diye anlatıyor. “Haziran’da adaya gelince kapıya takılan anahtar, Eylül ayına kadar kalırdı. Kapıyı kilitlediğimizi hiç hatırlamıyorum.” Çocuk gözüyle dev gibi görünen faytonları çeken atların nal sesleri, sokakta top peşinde koşarak, denizde yüzerek geçen günler, farklı dinlerin ve kültürlerin iç içe yaşadığı bir mahalle hayatı. O zamanlar o kadar sağlam temelli arkadaşlıklar kurulmuş ki bugün aynı insanlar hâlâ en yakın dostları.

Aslında uzun yıllar boyunca Büyükada, Deniz için daha çok yazlık bir yer olarak kalıyor. Ta ki pandemi dönemine kadar. Kapanmalarla birlikte şehirde kalmak yerine adaya daha sık gelmeye başlıyor. Bahçeyle uğraşmak, ateş yakmak, bitkilerle ilgilenmek derken giderek ada yaşamını daha çok sevmeye başlıyor. Bir süre sonra fark ediyor ki artık İstanbul’dan çok burada yaşamaya başlamış. “Biraz öze dönüş gibi oldu,” diyor. “Büyüklerimiz burada nasıl yaşamış, nasıl bir hayat kurmuş… Onu anlamaya başladım ve bu hayatı çok sevdim.”

İngilizce-Uluslararası İlişkiler mezunu ama dalında bir kariyer peşinde koşmak yerine kendi sevdiği işleri yapmayı tercih etmiş. Lise yıllarında başladığı radyoculuk hevesi, sonraki yıllarda mesleği olmuş. 2016 yılında Cem Hakko’nun genç yetenekler arasından Türkiye’nin yeni radyo-televizyon sunucusunu seçmek için düzenlediği yarışmaya katılarak aldığı birincilik sonrasında radyoculuk hayatı başlamış. Halen Fenomen Radyo’da program yapıyor, aynı zamanda sunuculuk ve seslendirme alanında da çalışmaya devam ediyor. İş temposu çok yoğun, o nedenle haftada birkaç gün İstanbul’da kalsa da fırsat bulduğu her an yine Büyükada’ya dönüyor.

Sosyal medyada milyonlara ulaşan hesabının hikayesi ise kız arkadaşı ile sabah erken bindiği Paşabahçe vapuru ile başlıyor. “Adadan işe gitmek nasıl bir şey?” diye kısa bir video çekiyor, Instagram hesabında paylaşıyor. Ve o video bir anda yayılıyor, milyonlarca kişi tarafından izleniyor. Hatta gazeteden arayıp, kendisiyle röportaj bile yapıyorlar, paylaşımı bu kadar ilgi gördüğü için.  Kendisi de çok şaşırıyor bu işe. “Sonra fark ettim ki adayı böyle anlatan kimse yok. Ben adayı dışarıdan gelen biri gibi çekmiyorum. Burada yaşıyorum. İnsanlar merak ediyor adada yaşamak nasıl bir şey diye, ben de onu göstermeye çalışıyorum.” diye anlatıyor başarısının sırrını.

Son üç ayda profilini ziyaret eden kişi sayısı on altı milyonun üzerine çıkmış. Fırtınada çektiği videosu ise iki milyon beş yüz bin kez izlenmiş. Takipçi sayısı da aynı hızla artmış. Bugün hesabını yalnızca adaya gelenler değil, İstanbul’un farklı semtlerinde yaşayan ve adaya merak duyan binlerce insan izliyor. Kaya bunun nedenini “tamamen organik” bir kitleye bağlıyor: “Takip eden insanlar gerçekten Adalar’daki yaşamı merak ediyor.”

Paylaşımlarında sürekli takipçileriyle konuşuyor. Soru soruyor, anket yapıyor: “Vapur fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?”, “Adaya geldiğinizde sizi en çok ne şaşırttı?”, “Restoranlarda neyi sevmediniz?” Bu sorular yalnızca sosyal medyada kalmıyor. Bir takipçisi bir şikayet yazdığında, mesela bir lokantada gördüğü muameleden memnun kalmadığını söylediğinde, Deniz bu eleştirileri iletiyor. Kendi ifadesiyle “esnafla müşterisi arasında bağlantı görevi de görüyor.”  Her gece uyumadan önce gelen mesajları okumak ve cevaplamak için iki saate yakın zaman ayırdığını söylüyor.

Paylaştığı hikâyelerde adada kendi yaşamını, kendi evinin bahçesini de anlatıyor. Ada evlerinin bahçeleri biraz hayatın uzantısı gibidir ya Deniz de zamanının önemli bir kısmını burada geçiriyor. Bazen kahvesini alıp bahçeye çıkıyor, bazen arkadaşları geliyor. Bahçede yetiştirdiği bitkilerle uğraşmayı seviyor, yaz akşamlarında ise küçük sofralar kuruluyor. Bütün bunlar olurken de bahçenin bir köşesinde muhakkak bir kamp ateşi yakıyor. Takipçileri için de bu sahneler adanın gündelik hayatına açılan küçük pencereler gibi.

Deniz Görkem Kaya’nın hesabını farklı kılan şeylerden biri de ticari paylaşım yapmaması.  Adadaki mekanlardan bahsederken isimlerini çoğu zaman özellikle söylemiyor. “Burası benim sevdiğim yerlerden biri,” diyor sadece. Onun için mesele daha çok bir hikâye kurmak ve onu anlatmak, böylece takipçileri ile iletişiminin de daha samimi olduğuna inanıyor.

Ancak sosyal medya şişede durduğu gibi durmuyor! Ulaştığı insan sayısı arttıkça bu işin sorumluluğunun da büyüdüğünü fark ediyor. Bir paylaşımı bazen milyonlarca kişiye ulaşmaya başlayınca artık daha dikkatli olması gerektiğine inanıyor. “Eskiden bir şey görür, çeker ve hiç düşünmeden paylaşırdım,” diyor, “Şimdi düşünüyorum. Ya yanlış bir şey dediysem, ya birilerini kırdıysam diye endişe duyuyorum.”

Eskiden “Adaları herkes bilmesin” diye düşünürken, şimdi ise bu düşünceden uzaklaşmış. “Kalabalıkların Ada’ya gelmesinden daha önce çok rahatsız olurdum. Hani insan çok sevdiği bir şeyi kendine saklamak ister ya bendeki de öyle bir duyguydu ama artık karşı değilim çünkü böyle düşünmenin yanlış olduğuna inanıyorum.” diyor. Buradaki güzellikleri herkesin görmesi gerektiğini düşünüyor şimdi. Ancak bir koşulla: Adaya gelenlerin buranın kültürüne, doğasına, hayvanlarına ve yaşam ritmine saygı duyması gerektiğini söylüyor. “İnsanlar adaya gelmesin demiyorum. Ama buraya gelenler adanın akışına uyum sağlamalı. Kültürünü, doğasını, ahengini bozmamalı.” Paylaşımlarında da tam olarak bunu anlatmaya çalışıyor.

Bir yanda üç kuşaktır süren bir aile hikâyesi, komşuluklar, sokaklar, köşkler. Diğer yanda telefon ekranlarından milyonlara ulaşan videolar. Deniz bunlardan çok daha fazlasını yapmak istiyor aslında, aklında birçok plan ve proje var, bunları gerçekleştirmek için de doğru zamanı bekliyor.

Ve sohbetimizi bitirirken ekliyor: “Büyükada bana çok şey verdi, öğretti. Sıra bende, ben de onun için elimden geleni yapmak istiyorum.”


Yayınlanma Tarihi: 08 Mart 2026  /  Son Güncellenme: 08 Mart 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.