Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 249 – Mart 2026      Adalar’da Araç Sorunu: Yaya Kentinde Motorlu Araç Baskısı

Adalar’da Araç Sorunu: Yaya Kentinde Motorlu Araç Baskısı

Y. Mimar


Adalar’da son on beş gündür sokaklarda dört tekerlekli motorlu araç satışı teşhirlerinin ortaya çıkmasının tedirginliği ile yine aynı konulara, yani en başa döndük.

Adalar’da ulaşım meselesi uzun yıllar boyunca fayton sistemi üzerinden tartışıldı. Faytonların kaldırılmasının ardından ise tartışma farklı bir eksene kaydı: elektrikli bireysel araçlar. Bugün Adalar’daki temel sorun yalnızca bu araçların varlığı değil, bu araçların hangi ölçekte ve hangi sınırlar içinde var olabileceğidir. Başka bir deyişle sorun, hak sahipliği ile mekânsal kapasite arasındaki ilişkiyi doğru kurabilmektir.

Yürürlükteki İstanbul Büyükşehir Belediyesi UKOME kararları ve Adalar İlçesi Ulaşım ve Lojistik Yönergesi, bireysel elektrikli araç kullanımını belirli koşullara bağlar. Bu koşulların başlıcaları: Adalar’da ikamet etmek, altmış altı yaşından gün almış olmak veya engelli statüsünde bulunmaktır. Ayrıca ruhsatlı işletmelerin ticari faaliyetleri için araç kullanabilmesidir. Kamu hizmetleri de bu kategoriye eklenir. Bu çerçeve, ilk bakışta sınırlayıcı gibi görünse de Adalar’ın demografik yapısı dikkate alındığında potansiyel araç sahipliği havuzunun oldukça geniş olduğunu gösteriyor.

Adalar ilçesinin yerleşik nüfusu yaklaşık on sekiz bin kişi civarındadır. İstanbul Planlama Ajansı verilerine göre Adalar, İstanbul ilçeleri içinde en yüksek yaşlı nüfus oranına sahiptir ve altmış beş yaş üstü nüfus oranı yaklaşık %24–25 düzeyindedir. Bu oran yalnızca yaş kriteri üzerinden dahi yaklaşık dört bin kişilik bir potansiyel araç talebi anlamına gelir. Elbette bu kişilerin tamamı araç kullanabilir durumda değildir; sürücülük yetisi ve tercih faktörleri dikkate alındığında bu grubun yaklaşık bin beş yüz- iki bin kişilik bir kesimi fiilen araç talep edebilir.

Buna engelli nüfus eklenir. Türkiye ortalamasına göre nüfusun yaklaşık %6–7’si engelli statüsündedir. Adalar ölçeğinde bu oran yaklaşık bin iki yüz kişilik bir nüfusa karşılık gelir. Bunların yalnızca hareket kısıtlılığı bulunan bölümü bireysel araç talebinde bulunabileceğinden, bu kategori için yaklaşık dört ilâ altı yüz araçlık bir potansiyel talep öngörülebilir.

Bir diğer kategori ise ticari faaliyetlerdir. Adalar’da ruhsatlı işletmelerin sayısının yaklaşık dokuz yüz olduğunu tahmin edebiliriz. Her işletmenin araç kullanması beklenmez, ancak yük taşımacılığı ve servis gereksinimleri dikkate alındığında üç ilâ altı yüz arası ticari araç makul bir tahmin olarak kabul edilebilir. Buna belediye, sağlık ve güvenlik gibi kamu hizmet araçları da eklendiğinde toplam araç sayısının birkaç yüz daha artması kaçınılmazdır.

Bu veriler bir araya getirildiğinde Adalar’da potansiyel araç talebinin iki bin beş yüz-üç bin araç bandına ulaşabileceği görülür. Ne var ki mesele yalnızca hak sahipliği değildir. Asıl belirleyici olan, bu araçların Adalar’ın fiziksel mekânı içinde ne ölçüde barınabileceğidir.

Adalar’ın ana dolaşım ağı dört yerleşik ada üzerinde yaklaşık otuz kilometrelik bir yol sisteminden oluşur. Bu yolların tamamı araç dolaşımına eşit ölçüde uygun değildir. Yayalaştırılmış alanlar, dar sokaklar, kıyı yürüyüş güzergahları ve yoğun yaya kullanımı dikkate alındığında fiilen araç dolaşımına uygun ağın yaklaşık yirmi kilometre civarında olduğu varsayılabilir. Düşük hızlı (20 km/s) elektrikli araçların Adalar gibi birçok bisikletlinin, yayanın ve yüzlerce serbest hayvanın bulunduğu bu yollarda güvenli bir dolaşım düzeni içinde çalışabilmesi için araçlar arasında ortalama kırk-elli metre mesafe bırakılması gerektiği kabul edildiğinde, aynı anda dolaşımda bulunabilecek araç sayısı yaklaşık beş yüz-altı yüz araç civarındadır. Bu tespite dikkatinizi çekerim.

Tüm araçların aynı anda yola çıktığı düşünüldüğünde toplam araç stokunun sözkonusu limiti aşması, Adalar’ın dar yol sistemi ve yaya yoğunluğu açısından ciddi bir mekânsal baskı yaratmaya başlayacaktır. Başka bir ifadeyle Adalar yolları, güvenli ve sürdürülebilir bir dolaşım düzeni içinde en fazla birkaç yüz aracın eşzamanlı hareketini ve toplamda yaklaşık beş yüz-altı yüz araçlık bir sistemi kaldırabilecek ölçektedir.

Dolayısıyla Adalar’daki ulaşım tartışmasının temel düğümü burada ortaya çıkar. Hukuki olarak tanımlanan hak sahipliği, potansiyel olarak iki bin beş yüz-üç bin araçlık bir talep üretirken, adaların fiziksel yol sistemi yaklaşık beş yüz-altı yüz araçlık bir düzeni sürdürülebilir biçimde taşıyabilir.[1] Bu iki ölçek arasındaki fark, bugün Adalar’da yaşanan tartışmaların da temelini oluşturuyor.

Bu durum yalnızca teknik bir ulaşım problemi değildir. Adalar’ın tarihsel olarak oluşmuş mekânsal karakteri de bu tartışmanın önemli bir parçasıdır.

19.yüzyılda İstanbul’un Levanten, Rum, Ermeni ve Osmanlı elitleri için Adalar bir yazlık sayfiye yerleşimi haline geldi. Bu sayfiye kültürünün temel özelliklerinden biri, büyük kentin gürültüsünden ve karmaşasından uzaklaşmaktı. Büyükada, Heybeliada ve Burgazada’da kurulan bahçeli köşkler ve yazlık evler, yavaş ve dingin bir dolaşım biçimi üzerine kuruluydu. Faytonlar, yürüyüş yolları ve kıyı promenatları bu yaşam biçiminin doğal parçalarıydı.

Bu nedenle Adalar’da gelişen yol sistemi motorlu ulaşım için değil, gezinti ve manzara deneyimi için şekillendi. Sahil yolları, tepeleri dolaşan ring yolları ve kıyı gezinti güzergahları yalnızca bir ulaşım altyapısı değil, aynı zamanda bir peyzaj deneyimi yaratıyordu. Avrupa’nın Nice, Cannes veya Trieste gibi sahil kentlerinde görülen promenade kültürünün İstanbul’daki en belirgin örneklerinden biri aslında Adalar’dır.

Adalar’ın fiziki yapısı da bu yaya ölçeğini destekledi. Yerleşimler dar kıyı şeritleri ve eğimli topoğrafya üzerinde geliştiği için yollar çoğu zaman dar ve kıvrımlı kaldı. Motorlu araçların olmadığı bir ortamda bu yollar sorun yaratmıyordu; aksine Adalar’ın sakin ve pastoral karakterini güçlendiriyordu.

20.yüzyıl boyunca İstanbul’da otomobil yaygınlaşırken Adalar’da motorlu araçların yasaklanması giderek bilinçli bir koruma politikası haline geldi. Bunun nedeni yalnızca yolların darlığı değildi, aynı zamanda Adalar’ın sayfiye kimliğini ve yaya kültürünü koruma isteğiydi.

Bu nedenle Adalar’daki ulaşım tartışması yalnızca araçların türü veya tekerlek sayısı ile ilgili değildir. Asıl mesele, Adalar’ın tarihsel olarak oluşmuş yaya merkezli mekânsal düzenini nasıl koruyacağımızdır. Çünkü Adalar’ın özgünlüğü, tam da bu yavaş dolaşım kültüründe ve yürünebilir peyzajında yatmaktadır.


[1] Faytonlar kalkmadan ve akülü araçlar olmadan önce Adalar’ın aynı nüfus sayısı ve özellikleri ile ihtiyaçlarını karşıladığını düşünün. Toplam iki yüz yetmiş  fayton, yüz civarında kamu aracı vardı.


Yayınlanma Tarihi: 08 Mart 2026  /  Son Güncellenme: 08 Mart 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.