Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 248 – Şubat 2026      Ne Hâle Geldik

Ne Hâle Geldik


Ah benim başıma yine neler geldi bilseniz sevgili dostlar. Yazıp da dünyaya ilan etmesem çatlarım. Hem belki birilerine ders de olur. Daha ne zamandı canım devletimin, beni ölmüş sayıp emekli maaşımı kestiği… Ki uzun uzun anlatmıştım başıma gelenleri ve de sağ olduğumu ispat etmeye giderken sinirimden yolda karısını döven bir adamı yumrukladığımı…  Bilenler hatırlar. Bu sefer de canım devletim başka birinin birikmiş elektrik borçlarını bana yükledi, iyi mi? Hem de yirmi yıl önceki borçlarını. Kime anlatsam “olmaz öyle şey” diyor. Bir şarkı vardı hatırlar mısınız? ‘”Olur oluuur baaal gibi oluuur” bu ülkede her tuhaflık olur artık. Ne yazık. Biliyorsun, görüyorsun, ama bir şey yapamıyorsun.

Geçenlerde cep telefonuyla arandım. Daha doğrusu önce mesaj atılıp kimliğim onaylandı ve arama izni istendi. Telefon numarası verilip aramam rica edildi. Ben bilmediğim numaraları açmam ama bu tarz aramaların da pek yabancısı değilim. Kitaplar, yazılar okuyucular falan… Neyse efendim meğer Bedaş’a bağlı bir avukatlık bürosuymuş ve de benim cezalı eski bir borcum varmış. Az buz da değil on bin küsür… Olur mu olmaz mı, benim mi değil mi diye tereddüt ettim ki benim tüm ödemelerim otomatiktir. Fırladım bankaya gittim, bir aksama mı olmuş diye. Hayır efendim hiç aksama olmamış. Ama borç doğrudan TC kimlik numarama gelmiş. Ve de ödemezsem icraya verilecekmiş. İnanın bana bankanın kapanış saatine kadar uğraştık, malum hukuk bürosuyla banka hiç aklımın ermediği hesap kitap işleri yaptı ve sonunda sinirimden verdim parayı kapattım konuyu.

Çünkü itiraz edip işin aslını araştırmak, mahkemeydi avukattı derken daha pahalıya mal olacaktı. İş bittikten sonra kardeşim bana çok kızdı. Efendim, bir dolu bu tarz dolandırıcılıklar oluyormuş da, ben nasıl doğru dürüst araştırmadan para ödermişim de filan falan… Üstelik bu arada bu tarz telefondan aranıp icra haberi verilen dolandırıcılıklarla ilgili bir video gönderdi bir arkadaşım. Büsbütün sinir oldum. Aradan bir on gün ya geçti ya geçmedi, o avukat bürosundaki kız ki benimle neredeyse kanka modundaydı ve WhatsApp’tan birbirimize bir şeyler gönderir olmuştuk, yana yakıla beni aradı. “Ah Bercuhi abla –bana artık ‘abla’ diyor- sana kötü bir haberim var, aynı mekândan iki bin beş yüz gibi bir borç daha çıktı.” Buyurun…!

Eh bu sefer artık bana ahkâm kesen kardeşime devrettim işi. “Hadi bakalım, nasihat ettiğin gibi hallet bunu” diyerekten. İrtibatta olduğum kıza tabii benim bu işlere aklım ermediği için artık onun muhatap olacağını söyledim. Kardeşim telefonda büyük cazgırlık yapınca, ona ödenmesi gereken faturanın resmini gönderdiler WhatsApp’tan. Ad soyad ve TC kimlik numarası benim ama adres Cihangir Mahallesi görünüyor ve de hesap numarası tutmuyor. Yani benim olmayan bir evin borçları bana yazılıyor. Ayıkla pirincin taşını. Kardeşim Bedaş’a gidiyor, durumu anlatıyor. Sonuç..? Yine de o benim olmayan borcu ödemem gerekiyor. Nasıl buldunuz? Peki neden? Çünkü benim 1979’dan beri Şişli’de ikamet ettiğimi ispat edemiyorum. O neden? Çünkü muhtarlıkta beş yıl öncesinin ikâmet kayıtları yok. Artık her şey bilgisayara geçti ya kim saklayacak yirmi yıl öncenin kayıtlarını? Dolayısıyla ekstradan bir para daha ödedim. Bu kez son olacağına teminat veriliyor ama gel de güven.

Aslında 2002’de bana o benim olmayan Cihangir mahallesindeki evin borçları için bir icra gelmişti. O zaman Bedaş’ın çalıştığı avukatlık bürosuna gidip benim bu işle ilgim olmadığını ispat etmiştim. Ki zaten adı Bercuhi Beyleryan olan ve de artık yaşamayan biriyle isim benzerliği olduğunu anlayıp benden özür de dilemişlerdi. Peki şimdi yeniden karşıma çıkan ve cezasıyla birike birike bu fiyatlara gelen eski borç neyin nesi? Hem de nasıl oluyor da bu kez soyadı Berberyan’a dönüşüp benim TC’me bağlanıyor?

Çünkü yirmi yıl önceki avukat malum dosyayı kapatmıyor. Bunun sonucu ne oluyor? Ben o parayı şakır şakır ödüyorum. Ha eğer ille de bir daha olmasın diyorsam, henüz nereye olduğunu bilmediğim bir yerlere dilekçe verip benim o adresle ilgim olmadığını kimi kalın kafalara sokmam gerekiyor. Şimdi söyleyin bana bu teknolojik atraksiyonlar bizim ülkede ‘kel başa şimşir tarak’ gibi oluyor diyorsam haksız mıyım? Ne hâle geldik bakar mısınız…


Yayınlanma Tarihi: 09 Şubat 2026  /  Son Güncellenme: 09 Şubat 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.