Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 248 – Şubat 2026      Levantenler’in İzinde Beyoğlu

Levantenler’in İzinde Beyoğlu


Grubumuz Galatasaray Lisesi Önünde

ADALI GEZGİNLER’in Günübirlik İstanbul Gezileri-I

30 Kasım 2025 Saat 10:00’da Tünel’de buluşup, duayen İstanbul rehberimiz Ergican Acarbaş‘tan kulaklıklarımızı alıyoruz. İlk bilgi Tünel binasının hemen karşısında dikkatlerden uzak duran bir baca. 1875’te işleme alınan ve Karaköy ile Beyoğlu arasında çalışmaya başlayan Tünel ilk zamanlarında buharlı sistemle çalışıyordu. Bu fünikülerin buhar üretme binasının eskiden kalma bu bacası önünde resim çektiriyoruz.

Beyoğlu Belediye binasının yanından inerek turumuza Şişhane Meşrutiyet Caddesi’nden başlıyoruz…

Levanten sözcüğü, Batı Avrupa’dan göç ederek Doğu Akdeniz coğrafyasına gelen toplulukları ifade eder. Onlar, Osmanlı döneminde özellikle İstanbul, İzmir ve bazı liman kentlerinde yaşamışlardır. Çoğunlukla İtalyan, Fransız ve İspanyol kökenlidirler. Ticaret, denizcilik ve diplomasi alanlarında etkin olmuşlardır. İşte bu Levanten aileler Beyoğlu’na adeta damga vurarak bir dönem İstanbul yaşamının temel taşları olmuşlardır. Şimdi de sınırlı sayıda Levanten aile İstanbul ve İzmir’de yaşamaktadır.

Önce Degucis apartmanı önünde duruyoruz. Bu apartman, 1881’de Fransız iş insanı Henri Hypollite Décugis ve ailesi için Alexandre Vallaury tarafından inşa edilmiş. Binanın cephe tasarımları neo-klasik ve neo-barok eklektik bir üslup taşımakta. Meşrutiyet Caddesi ile Tünel meydanına çıkan merdivenlerin köşesindeki bina şu an otel olarak kullanılmaktadır. Mimar, Alexandre Vallaury, Fransız kökenli Lebon ve Markiz pastanelerinin kurucusu bir pastacının oğluymuş. İstanbul’da pek çok önemli yapıya imza atmış olan Vallaury, Osmanlı Bankası, Arkeoloji Müzesi ve çok iyi bildiğimiz Büyükada‘da Hristos mevkiinde çökmeye yüz tutmuş olan dünyanın en büyük ahşap yapılarından Rum Yetimhanesinin (otel olarak yapılmıştı, önce kışla, sonra yetimhane oldu) de mimarıdır.

Décugis kristal bardaklar, porselenler, avizeler, sofra takımlarının satıldığı Constantinople Pera’yı açmış. Yıldız ve Dolmabahçe Sarayı’nın alışveriş yaptığı dükkan olmuş. Osmanlı hayatına çatal bıçak kullanımını sokan Décugis’nin ölümünden sonra, oğlu Louis ve kızı Rosa mağazayı işletmeye devam etmişler. 6-7 Eylül olaylarından sonraysa mağazayı kapatmış ve göç etmişler.

19.yüzyılda önde gelen bankerler arasında gösterilen Lorando ve Tubini aileleri, cemiyet hayatında Katolik Latin cemaati içerisinde yer almaktaydılar bu bölgede bir çok saray ve konak sahibiydiler.

Corpi Konakları’na doğru yürüyoruz, Palazzo Corpi, İstanbul’un Beyoğlu semtinde yer alan tamamı mermerden inşa edilmiş bir İtalyan Sarayı. Sarayın yüksek tavanlarını süsleyen fresklerde Apollon, Dionysos, Neptune gibi mitolojik tanrıların tasvirleri yer alıyormuş. 1907’de Amerikan hükümetinin konağı satın almasıyla binanın girişine, üzerine ABD’nin simgesi olan kartal figürü de yerleştirilmiş. Rönesans üslubundaki görkemli yapı günümüzde Soho House İstanbul olarak (sadece seçilmiş üyelerin girebildiği özel bir Kulüp) hizmet vermektedir.

Yolumuz üstündeki Union Française binası da Beyoğlu’na yerleşen Fransızlar için 1896’da Alexandre Vallaury tarafından tasarlanmış ve inşa edilmiş bir kulüp binasıdır.

19. yüzyılın Belle Epoque mimari anlayışına göre dizayn edilmiş büyük bir binadır. Geçirdiği iki yangından sonra onarım görmüştür.

Bu binada yer alan kültür-sanat odaklı kitap & etkinlik mekanı olan Minoa Pera muhteşem görünüyor. Müsait bir zamanda gidip gezmeyi tavsiye ederim.

Pera Palas’ın önünde duruyoruz, Pera Palace Hotel, 1895 yılında hizmete girmiş. Türkiye’nin Avrupa standartlarındaki ilk otelidir. 101 numaralı odası, Mustafa Kemal Atatürk’ün konakladığı oda olarak bilinir ve müze olarak düzenlenmiştir, belirli günlerde ziyarete açıktır.

Pera Palas, 1888 yılında Paris-İstanbul seferlerine başlayan Orient Express‘in yolcularını İstanbul’da modern bir otel binasında ağırlamak üzere 1895’te hizmete girmiştir. Haliç manzarasına hakim, kültürel faaliyetleri ve sosyal aktiviteleri nedeniyle küçük Avrupa olarak bilinen Pera’nın, Tepebaşı bölgesinde inşa edilen otel, Levanten mimar Alexandre Vallaury tarafından inşaatı 1892’de başladı; açılış balosu 1895’te gerçekleşti.

Orient Express’in o dönemki sahibi olan Yataklı Vagonlar Otel Kumpanyası 1896 yılında kendi işletme şirketini kurarak Pera Palas’ın yarı mülkiyetini almış.

Açıldığı dönemde, İstanbul’da Osmanlı Sarayları dışında elektrik kullanma ayrıcalığına sahip birkaç yapıdan birisiymiş. O sırada tahtta bulunan padişah 2. Abdülhamid cereyan ve hat çekme yoluyla suikast yapılmasından korktuğundan elektrik kullanımını sadece birkaç ayrıcalıklı yere vermiş. Pera Palas binası, ayrıca ilk elektrikli asansörün ve ilk akar sıcak suyun bulunduğu bina olması bakımından önemli. Mimarisi Art Nouveau, Neo Klasik ve Oryantalist tarz karışımıdır.

Casa d’Italia’ya doğru yürüyoruz. İstanbul’daki ilk İtalyan sefarethanesi, bugün Tepebaşı’nda “Casa d’Italia” yani “İtalya Evi” olarak kültür sarayının bulunduğu binadır. 1910’larda İtalyan hükümeti tarafından kiralanmış ve uzun müddet İtalyan sefarethanesi olarak kullanılmış. Bina, o tarihte “Venedik Sarayı” olarak da adlandırılıyor ve İtalyan sefiri tarafından kışlık bina olarak kullanılıyormuş.

Tepebaşı’nda dolaşmaya devam ediyoruz. Bristol Oteli, 1893 yılından 1980’e kadar hizmet veren tarihî bir otel. Yedi katlı otel binasından günümüze sadece giriş cephesi ulaşmıştır. Bina, 1980’de ön cephesi korunarak yıkılmıştır. Bristol oteli binası cephesinin olduğu bina günümüzde Pera Müzesi’dir.

Pera Müzesi

Hotel de Londres, 19. yüzyılda batılı turistler için yeni turizm destinasyonu olan İstanbul’da açılan ilk otellerden biri. Dönemin İstanbul’unu Avrupa’ya anlatan önemli sanat, bilim ve diplomasi insanlarını ağırlayan otel, günümüzde otel işlevini sürdürmektedir.

Kallavi Sokak ile Meşrutiyet Caddesi’nin kesiştiği adada bulunan otel, Kallavi Sokağa adını veren Glavany’lerin ahşap konağı yerine L. Adamopoulos ve N. Aperghis adlı iki ortak tarafından inşa ettirilmiş bir kagir yapının otele çevrilmesi ile hizmete girmiştir.

Ve yürümeye devam ediyoruz. Asmalımescit tarafındayız. Mahalle, 20. yüzyılın başından beri bir eğlence merkezi olarak tanınıyor. Asmalımescit, ismini II.Beyazıt döneminde Tersane-i Amire’de Kalafatçıbaşı olarak çalışan Yunus Ağa tarafından inşa edilmiş bir asmalı mescitten almaktadır. Asmalı Mescit Caddesi’nde, Kamhi Apartmanı civarında yer aldığı düşünülen bu mescit günümüze ulaşmamıştır. Meşrutiyetin ilanından sonra As­malımescit, Tepebaşı ve Şişhane ile birlikte dönemin tiyatro, gazino, bar mekânlarıyla sanat ve eğlen­cenin merkezi hâline gelmiştir.

Beyoğlu’nda ilerlerken bu defa İsveç Sarayı yani İsveç İstanbul Başkonsolosluğu önünde duruyoruz.1757 yılında satın alınan ve İsveç Hükümeti’nin yurtdışındaki en eski mülkü olan İsveç Sarayı 1870 yılında yapılmış ve 2020 yılında 150. yaşını kutlamıştır.

Botter Apartmanı, İstiklal Caddesi üzerinde 235 numarada yer alır. Bugünkü İsveç Konsolosluğu binasının yanında 1900’lerde inşa edilmiştir. Padişah 2. Abdülhamid tarafından sarayın resmi terzisi ve modacısı olan Hollanda uyruklu Jean Botter için yaptırılan bina, dönemin ünlü mimarı Raimando D’Aranco’nun eseridir. Örnekleri daha çok Avrupa’da görülen, hem iş yeri hem de konut olarak kullanılmak üzere tasarlanmış yapıların İstanbul’daki ilk örneğidir.

Cephesi bitki motifli bordürler, çiçeklerle bezenmiş insan başı figürleri ile süslü Botter Apartmanı, İstanbul’da inşa edilmiş Art Nouveau tarzı ilk bina olması nedeniyle mimarlık tarihi açısından önemlidir. Türkiye’de inşasında çelik konstrüksiyon kullanılan ilk apartman ve Pera Palas Oteli’nden sonra asansörü olan ikinci yapıdır. Botter Apartmanının giriş katı, Botter Moda Evi adıyla Türkiye’nin ilk modaevi olarak kullanılmıştır. Birinci derecede korunması gereken kültür varlığı olarak tescillidir.

Eski Markiz ve Lebon Pastaneleri önünden geçiyoruz. 1940 yılına gelindiğinde Lebon Pastanesi, Avedis Ohanyan Çakır tarafından satın alınarak adı Markiz Pastanesi olarak değiştiriliyor. Şehrin üst ve orta sınıf çevrelerinin müdavimi olduğu bu mekan nefis tatlı, yemek ve çikolatalarıyla da yıllarca yerini muhafaza eder. 2003’te restore edilip yeniden açılsa da 2016 yılına gelindiğinde yeniden kapanır. Şimdilerde ise bir Markiz efsanesi olarak anılarda yer alıyor.

Sağ tarafımızda Santa Maria Draperis Kilisesi var.1584 de Levantenbir kadın olan Klara Maria Draperis Franken cemaatine bağışlamış. Şapelin sunağını tahtadan yapılmış Bakire Meryem heykeli süslüyor, Dik bir merdivenden inilen kilisenin caddeden görünmeyen bir çan kulesi var. Sunak, İtalya’nın Carrara kentinden gelen pembe mermer ile bezenmiş ve Draperis ailesinin verdiği heykelle süslenmiş

Santa Maria Draperis Kilisesi

Rusya ve Hollanda Sarayları, Postacılar Sokak, Venedik ve Fransa Sarayları, Balyoz Sokak, Lorando, Fresco, D’andria ve Olivio Geçitleri, Linardi ve Glavaný Sokaklarını geçiyoruz. El Hamra Pasajı, İstiklal caddesinden Tünel’e doğru yürürken sağ tarafta kalıyor. Taksim’in tarihi pasajlarından biri olan El Hamra Pasajı, Osmanlı Neoklasik mimarisinin bir örneğidir.

Kuşkusuz İstanbul’un en büyük ve cemaati en kalabalık Katolik kilisesi St Antuan’dır. Kilise Fransiskenler tarikatına bağlıdır.

Galata civarında 1230’larda St Français adına inşa edilen bir kilise 1639 ve 1660 yangınlarında iki kez yandıktan sonra yeni konumunda 1724 yılında yeniden inşa edildi. Pera’da St Antuan adı verilen bu yeni kilise, Osmanlı İmparatorluk saray ve devlet hizmetinde bulunan ve ayrıca ticaretle uğraşan Katolikler (İtalyan-Fransız) ve onların aileleri için inşa edildi ve kutsandı.

İstiklal Caddesi ile Acara Sokağı’nın kesiştiği noktada yer alan Mısır Apartmanı İstanbul’un en büyük kiliselerinden St. Antuan Katolik Kilisesi’yle komşu. 1910 yılında, yıkılan Trocadero Tiyatrosu’nun yerine, Mısırlı Abbas Halim Paşa tarafından kışlık konak olarak yaptırılmıştır. Günümüzde apartmanın çeşitli katlarında restoran, tiyatro, sanat galerileri, lokaller ve çalışma ofisleri bulunuyor.

St. Antuan Katolik Kilisesi

Serbest zamanda Galatasaray’da yemek molası veriyoruz. Beyoğlu tatlarını yeniden hatırlıyoruz. Krepen ve Avrupa pasajlarının içinden geçiyoruz.

Çiçek Pasajı, İstiklal Caddesi üzerinde 19. yüzyılda inşa edilmiş, meyhane ve birahanelerin yer aldığı Beyoğlu’nun en fazla bilinen ve gidilen mekanıdır.

Mütareke yıllarından itibaren çiçekçileriyle nam salmasından ötürü “Çiçek Pasajı” denilen pasaj, 1950’lerin sonunda tamamen meyhane kimliğine bürünmüştür.

GS lisesinin görkemli kapısının önünde toplu fotoğraf çektiriyoruz.

Halep ve Atlas Pasajlarını da geçiyoruz.

3 Horan Ermeni kilisesinin olduğu sokağa girip kiliseye giriyoruz. Kilise Ermenilerin İstanbul’daki 95 kilisesinin en önemli üçünden biridir.  İçeri girip rehberimizden bilgileri dinliyoruz.

Girişinde Grande Pera yazan eski Cercle d’Orient binası hakkında rehberimizden bilgi alıyoruz. 1882’de Cercle a’Pera ismiyle kurulan kulüp sonra “Cercle d’Orient” adını almış. Alexandre Vallaury’nin tasarladığı bina, 5 Aralık 1883’te gerçekleştirilen açılış töreniyle hizmete girmiş. Kulübün resmî dili Fransızcaymış. Kulüp uzun zamandır Anadolu Yakasında, Cemil Topuzlu caddesinde faaliyetini sürdürmektedir.

Eski Cercle d’Orient, Yeni Minoa Pera

Sırada Naum Paşa Konağı var; Naum Paşa, Beyoğlu’nda ünlü Naum Tiyatrosu’nun inşasına öncülük eden, döneminin tanınmış bir tüccar ve iş insanıydı. Tiyatrosu, zamanının sanat ve eğlence merkezlerinden biriydi ve İstanbul’un kültürel hayatında önemli bir rol almış.

Fransa İstanbul Başkonsolosluğu binası 19. yüzyılın ortalarında inşa edilmiş.

Fransız Neoklasik tarzının zarif bir örneği. İstanbul’da yaşayan veya şehri ziyaret eden Fransız vatandaşlarına konsolosluk hizmetleri sunmaktadır.

Son durağımız eski Artistler Kahvesi, eski Yeni Melek sinemasının yanında yer alıyor. Burada mola verip yorgunluk atıyoruz.

Taksim’e doğru günü bitirirken içimizden bir grup İnci Pastanesine uğrayıp geleneksel profiterol keyfini çıkartıyor.

Gezimizi yoğun yağmura henüz yakalanmışken, Taksim Meydanı’nda bitiriyoruz. Fazla ıslanmadan evlerimize doğru yola çıkıyoruz.


Yayınlanma Tarihi: 09 Şubat 2026  /  Son Güncellenme: 09 Şubat 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.