Paylaş
Tüm Sayılar      2025      Sayı 245 – Kasım 2025      Muhteşem Afrika’da Gezinti

Muhteşem Afrika’da Gezinti


7. Gün 18 Şubat 2025 Hwange Milli Parkı – Victoria Falls – Cape Town

Victoria Falls’dan sabah, Güney Afrika’nın en önemli şehri Cape Town’a uçuyor ve Nelson Mandela’nın kocaman posterleri ile dolu havalimanında bizleri bekleyen otobüsümüz ile Cape Sun otelimize transfer oluyoruz. Yerleşir yerleşmez şehri merak edip, Victoria Wharf ‘a gidiyoruz. Burası Amerika veya Avrupa’da görebileceğimiz tarzda çok şık bir marina. İçinde alışveriş merkezi, restoran ve kafelerin olduğu, lüks yatların demirlediği bir liman. Yerel giysileri içinde şarkılar söyleyip dans eden bir grup ortamı neşelendiriyor. Akşam oluyor. Işıl ışıl, şık bir lokantada zarif bir servisle beyaz şarap eşliğinde deniz ürünleri yiyoruz. Fiyatlar orta, kalite yüksek. Otelimizdeki manzara asansörü ile katlarımıza çıkarken Masa dağı tüm heybeti ile bize çok yakın duruyor.

8. Gün 19 Şubat 2025 Cape Town

Sabah kahvaltımızın ardından otobüsümüz ile Table Mountain’a (Masa Dağı) dağına çıkıyoruz. Bu dağ dünyanın yedi doğal harikasından biri, şehrin de simgesi. Üç kilometre uzunluğunda düz bir zirveye sahip olması nedeniyle Masa Dağı ismini almış. Gerçekten de uzaktan bakınca dev bir masayı andırıyor. Zaman zaman dağın tepesini bulutlar kaplıyor ve zirve gözden kayboluyor. Zirveyi kaplayan bu bulutlar için de “masa örtüsü” benzetmesi yapılıyor.

Dağın zirvesine aynı anda altmış beş kişiyi taşıyabilen bir teleferikle çıkılıyor. Yaklaşık bin metrenin üstünde yüksekliğe sahip Masa Dağı’na ulaştığımızda Atlas Okyanusu ve birbirinden güzel sahillerin görüntüsünden oluşan şahane bir manzara bizi karşılıyoruz. Dağın tepesinde yemek yiyebileceğiniz ya da hediyelik eşya alışverişi yapabileceğiniz mekanlar bulunuyor. Masa Dağı`nın iki yanında Şeytan Zirvesi (Devil’s Peak) ve Aslan Başı Tepesi (Lion’s Head) yükseliyor. Bu tepelere ancak yürüyerek çıkılabiliyor. Teleferik kuyruğunda, yamaç paraşütü yapmak için Fethiye Ölü denize gelmiş olan bir Brezilyalı ile sohbet ediyoruz, Teleferiğin taban kısmı üç yüz altmış derece dönüyor, bu sayede zirveye çıkarken tüm Cape Town’u kuşbaşı görüyoruz. Şehir ayaklarımızın altında. Tepede merdivenler ile sivri kayalara tırmanıyoruz. Çok büyük bir liman, bembeyaz kumlu uçsuz bucaksız kumsallar, adacıklar, körfez ve koylar …

Camps Bay, aşağıya indiğimizde çok lüks evlerin bulunduğu bir bölge. İnce kumlu kumsal boyunca palmiye ağaçları var. Plajlarda şemsiyeler açılmış, arkada yazlık evler, malikaneler, havuzlu şık villalar var. İngilizler burayı kendi zevklerine göre planlamışlar. Trafik de tüm ülkede İngiltere’deki gibi. Genellikle denize girenler ve güneşlenenler beyaz tenli, satıcılar ve hizmetliler çikolara renkli, ayaklarımızı denize sokuyoruz.

Yolda kuyumcuya uğruyoruz. Afrika’nın dünyaca ünlü mor taşı tanzanitten, değişik renkli pırlantalarından (sarısı çok güzel) almayıp sadece bakıyoruz, (bir kişi aldı galiba), fiyatlar oldukça pahalı. Cape Town şehir turumuzda Bartolomeus Heykelini, Company Gardens’ı görüyoruz.

Anti-Apertheid gösterilerinin yapıldığı meydandan geçiyoruz. Nelson Mandela heykeli balkondan halkı selamlıyor. Altında fotoğraf çektiriyoruz. Parlamento binasını ve St. George Katedrali’ni görüyoruz. Yollar düzenli ve düzgün. Adalet Sarayı’na ancak dışarıdan bakabiliyoruz; bir zamanlar burada siyah ve beyazlar ayrı ayrı otururlarmış. Apartheid kelimesi ırk ayrımı anlamına gelmekte. Uzun yıllar boyunca Avrupa kökenli beyaz ırkın yönetiminde olan Güney Afrika’da siyahilere ve diğer beyaz olmayan etnik gruplara karşı uygulanan ayrımcılık, 1948 yılı genel seçimlerinden sonra resmîleşerek sürdü. 1958 yılından itibaren yasalarla da desteklenen Apartheid sistemi, insanların kökenlerine göre sınıflandırılmaları sonucu, beyaz azınlık dışında kalanların, vatandaşlık hizmetlerinden, devletin sağladığı sağlık ve eğitim hizmetleri gibi sosyal hizmetlerden daha az yararlanmaları gibi ırkçı uygulamalar ile deva etti. Güney Afrika’da Apartheid sistemine karşı Anti-Apertheid sistemi oluşturulmuş, ülkenin ilk siyahi devlet başkanı olarak bu makama gelen Nelson Mandela iktidarı ile ırkçı-ayrımcı uygulamalar durdurulunca Apartheid yönetiminin ortadan kalkmasıyla bu hareket de son bulmuştur.

Long Street otelimize yakın bir ana cadde. Otel odamızdaki aynanın önündeki kartta akşam karanlığında yalnız dolaşılmaması, değerli takıların görünür olmaması, mümkünse çok geç olmadan geri dönülmesi tavsiye ediliyordu. Ancak sokaklarda yatan evsizlere rastlamıyoruz.

Bo-Kaap adındaki Müslüman mahallesine geliyoruz. Bu mahalle kölelikten kurtuluşun coşkusu ile pembe, yeşil, turuncu, mora boyanmış rengarenk evlerden meydana geliyor. Cape Town’da ki yerel rehberimiz Endonezyalı bir Müslüman. İsmi Abdül. Babası köle olarak yaşamış, çok zorluklar çekmişler. Sonradan kölelikten kurtulmuşlar. Sakin, terbiyeli bir adam.

Jan Van Ribbeck Heykeli, Saint George Katedrali, Cuma Cami, Botanik Bahçesini görüyoruz. Akşam yemeğimizi Waterfront bölgesinde, yani Victoria Wharf’da yiyoruz. Yine şık bir ortamda lezzetli bir yemek …

9. Gün 20 Şubat 2025 Cape Town

Sabah limandan teknelere binip fokların yaşadığı Houtbay Adası’nın etrafında dolaşıyoruz. Deniz berrak, masmavi ve harika görünüyor. Kayaların üzerinde sayıları binleri bulan foklar kıpır kıpır, bazen kayıp sulara iniyorlar, bazen kayalara geri tırmanıyorlar, ıslığa benzer sesler çıkarıyorlar, kötü bir koku yayıyorlar. O kadar çok ve o kadar yakınlar ki daha doğrusu biz onlara iyice yaklaşıyoruz. Hiç aldırmıyorlar. Turistlere alışmışlar, keyifle ters yüzü dönüyorlar, bir daha bir daha dönüyorlar. Beş ilâ yedi bin kadarmış sayıları. Çevrede denize uzanan muazzam yüksek kayalıklar, dağlar ve tepeler var.

Karaya indiğimizde limandaki hediyelik eşya dükkanlarından çok güzel el yapımı objeler alıyoruz. Otobüsümüze binip kâh bembeyaz kumsalları, beyaz köpüklü dalgaları ile okyanusu, kâh masmavi koyları, kâh yemyeşil ağaçlıkları gören virajlardan yol alıyoruz. Heyecanlı bir yolculuk. Yolda klasik motosikletli sürücülere rastlıyoruz.

Penguenlere gidiyoruz… Afrikalı penguenler küçük boyları, siyah gagaları üstünde portakal rengi benekleri ile kumsalın üzerinde biblolar gibi dizilmişler. Sağa sola yalpalayarak yürüyorlar, denize girip çıkıyorlar. Yumurtalarını kumlara bırakmışlar. Bazıları üstünde oturuyorlar. Sürekli fotoğraf çekiyoruz. Turistlere alışmışlar. Sahil şeridine bakan bir lokantada yemek yiyoruz. Yemek sonrası birkaç kişi kendimizi okyanusun serin sularına bırakıyoruz. Dışarıda yaz güneşi var, serin sular hiç de üşütmüyor. Şubat ayında okyanusta denize girmek çok güzel. Cape Town gerçekten çok güzel bir şehir.

Chapmans Tepeleri ve Atlantik Okyanusu ile Hint Okyanusu’nun birleştiği nokta olan, denizci-kâşif Vasco de Gama’nın geçtiği Ümit Burnu ve Cape Point var sırada. Cape Point’e füniküler ile çıkıyoruz. Küçük bir müzesi var. Dünyanın en yüksek feneri buradaymış. Endonezyalı Müslüman rehberimiz eşine burada evlenme teklif etmiş. Gerçekten çok romantik bir yer. Aşağıya bakınca Cape Town şehrine, bembeyaz köpüren mavi suların dövdüğü plajlara hâkim oluyorsunuz.

Denize doğru uzanan kayalık bir burun olan Ümit Burnu denizden yaklaşık 245 metre yüksekte. Afrika’nın en güneydeki noktası olduğu yaygın kanı olmakla birlikte, kıtanın gerçek güney ucu Ümit Burnu’nun 160 km güneydoğusundaki Agulhas Burnu. Ümit Burnu 34° 21’26” S, 18°28 25″ E koordinatları üzerinde bulunuyor. Dönüş yolunda asfalta inmiş bebekleri ile yemek isteyen onlarca iri babuna rastlıyoruz. Yollarda sere serpe oturuyor ve dolaşıyorlar. Bir devekuşu da salına salına karşıdan karşıya geçiyor. Akşam Maksim gazinosu havasında kıpkırmızı dekorlu, duvarda aslan figürleri olan şık bir restoranda dans müziği eşliğinde yemek yiyoruz.

10. Gün 21 Şubat 2025 Cape Town Çevresi

Sabah kahvaltı sonrası Cape Town’ın diğer yüzü, genellikle hizmet sektöründe çalışan bir buçuk milyon kişinin yaşadığı teneke mahallesinin önünden geçiyoruz. Stellenbosch Üzüm Bağları’na gidiyoruz. Dünyanın en ünlü şaraplarından bazıları burada üretiliyormuş, yemyeşil kırlarda, üzüm bağları uçsuz bucaksız. Muhteşem doğa güzellikleri içindeki çiftlikte kocaman tahta masalarda neşeli kalabalığımız barbekü ve şarap keyfi yapıyor. Önceden tadımı yaptığımız şaraplardan hepimiz birkaç şişe satın aldık.

Üniversitesi ve şarap bağları ile ünlü Stellenbosch kasabasını ziyaretimizde burasının çok şık bir Avrupa veya Amerikan kasabasına benzediğini görüyor sanat galerilerindeki tablolara ve ahşap heykellere hayran kalıyoruz. Akşam limandaki Irish Pub’da bu defa modern Afrika müziğini dinliyor, kalabalığın coşkusuna kapılıp kendimizi piste atıyoruz. Finalde Tarkan’ın hareketli şarkısı ile Muhteşem Afrika’nın belki de en güzel şehrinde, her milletten insanla birlikte dans ediyoruz.

11. Gün 22 Şubat 2025 Cape Town

Sabah kahvaltımızın ardından son alışverişlerimizi tamamlamak için epeyce serbest zamanımız var. Gezimiz iki gece uzatılıyor. Buraya kadar gelmişken, iyi ki uzadı diyoruz. Sık sık Long Street’de yürüyoruz. Az ilerde açık hava pazarı var. Rengarenk giysiler, tahta hayvan heykelleri, çanaklar, doğal liften kumaşlar, örtüler, el emeği, doğallık ve sanat iç içe geçmişken böyle bir açık hava pazarından uygun fiyatlarla alışveriş yapmak mucize gibi. Yerel giysileri içinde pazarın yakınında dans eden çocuklar ve gençler, parlak ve ipeksi tenleri, çikolata renkleri, ince biçimli vücutları ile ortama güzellik katıyorlar. Afrika’dan ayrılışımız hüzünlü olacak galiba, bunu hissediyoruz.

12. Gün 23 Şubat 2025Cape Town – İstanbul

Sabah kahvaltımızın ardından serbest zamanda dünyanın en ünlü modern sanatlar müzelerinden biri olan Zéitz Mocca’ya gidiyoruz. Silolardan dönüştürülmüş ilginç mimarisi ile dikkat çekiyor. Video art’da Afrika yaşamı, müzikli yerleştirmelerde gelenekler, heykeller, fotoğraflar, tablolar, kocaman şemsiyeler Afrika yaşamına çağdaş bir bakış sunuyor. Müzenin spiral şeklindeki merdivenleri de çok özel ve göz alıcı. Beklenmedik fazladan iki gün bize iyi geliyor. Son akşamı yerel müzikli bir lokantada geçirmeye karar veriyoruz. Otantik giysili kadınlar yemek servisi yapıyor. Afrika müziği çalan orkestrayı dinlerken bir arkadaşımız sürpriz doğum gününü sahnede heyecanla kutluyor.

13.Gün 24 Şubat 2025 İstanbul

Kocaman Afrika kıtasının küçük bir parçasındaki muhteşem gezimiz sona eriyor. On bir saatlik bir uçuşun ardından, yerel saat ile 05:35’de İstanbul’a varıyoruz.


Yayınlanma Tarihi: 07 Kasım 2025  /  Son Güncellenme: 07 Kasım 2025


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.