Paylaş
Tüm Sayılar      2025      Sayı 243 – Eylül 2025      Önüm Arkam Sağım Solum…

Önüm Arkam Sağım Solum…


Başlıktaki tekerlemeyi duyan tüm yaşıtlarım, kesin ‘sobe’ diye devam edeceğimi düşündüler değil mi? Aah ah… Nostalji. Oysa benim yazacağım çöp! Evet, önüm arkam sağım solum çöp. Valla inanmayacaksınız, Şişli’nin oldukça iyi sayılan bir semtinde oturuyorum. Cadde olması açısından gürültüsü hiç bitmez hatta yatağım caddenin ortasındaymış gibi geceleri hiç uyutmaz. Ama karşımda güzelim asırlık çınarların bulunduğu ağaçlıklı bir alan var. Zırt pırt, olur olmaz zamanlarda budanmalarına sinir olsam da varlıklarına daima şükrettiğim canım ağaçlar… O ağaçlıklı dilimden dolayı yol birkaç yöne bölünüyor. Yani bilmem kaç yol ağzı olmuş oluyor. Sevimsiz ama çare yok.

O ağaçlıklı alan bir süre önce düzenlendi, etrafına banklar falan kondu, ortasına meşrubat vs. satılan seyyar bir büfe yerleştirildi yani insanlar gürültülü de olsa arada park gibi oturup dinlenebilecekti. Ki kısa sürede kaldırıldı. Sanırım o tarz şeyler satan civar esnafının itirazıyla oldu. O alanın bir yanına, aralarına hiç hoşuma gitmese de motosikletlerin konabileceği demirler yapıldı. Ve de şu anda o demirlerin arasında, tıkış tıkış tam yirmi üç motosiklet var. O sevimsiz dizinin ucuna da şu yeni çıkanlardan, kapaklı dört çöp konteynırı yerleştirildi. Ki bazen iki bazen üç de kalabiliyorlar, çöp boşaltmaya gelen işçilerin keyfine göre…

Bu düzenlemelerin ilk safhası belediyelerin canım devletimle aralarında çıkan anlaşmazlıktan önceydi. Çöpler de gecesi gündüzü bellisiz, gümbürtülerle de olsa, günde birkaç kez boşaltılıyordu. Son zamanlardaysa durum keyfe keder. Ve insanlarımız o noktayı her türlü pisliğe uygun bir alan bellediler. Evindeki eşyaları değiştirmek isteyenler, eski kanepelerini, dolaplarını falan bile dağlar gibi oraya yığıyorlar. Günlerce o dağ orada duruyor. Yani tam karşımda. Konteynırlar kapaklı dedim ya, o dev kutular, kapakları hep birbirinin arasına gelecek şekilde yerleştiriliyor ve de hiç kapanamıyor. Zaten tam önünde mutlaka park etmiş bir araba var. Hep var.

Çöp kamyonunun sesini duyar duymaz pencereye koşuyorum. Otomatik sistemi olan arabalar, o konteynırları kuş gibi hop diye havaya kaldırıp kamyona boşaltıveriyorlar. Ben yukarıdan görüyorum, hiçbir zaman çöplerin tümü boşaltılmıyor, yarısı kutunun içinde kalıyor, umurlarında bile değil. El bile sürmüyorlar zaten. Çöpçüler kamyonun başında pabuç kadar cep telefonları ellerinde, şakalaşıp gülüşüyorlar. Havadayken o çöplerin bir kısmı sağa sola savrulup yerlere dökülüyor. Öööylece bırakıp gidiyorlar. Nasıl? Hafiften kafayı yiyor gibiyim değil mi? İnanın bana tahammül edilir gibi değil. Bir de camlar, plastikler, kullanılabilir tekstil atığı gibi şeyler için ayrıca dev kutular da var. Bazen şişelerin teeek teeek oraya atılması seslerini de duyuyorum.

Ay bir de koca koca torbalarla gelip şişe, karton, plastik ve tekstil atığı yani kullanılabilir üst baş toplayıcıları var. Onlar da beğenmediklerini veya kendilerini ilgilendirmeyen şeyleri yerlere saçıyorlar. Üstüne üstlük gecenin bir saatinde kamyonla gelip, o kullanılabilir giysileri toplayanlar da var, ikinci el pazarlarına götürüyorlarmış. Ayrıca diğer çöp konteynırlarına herkes her şeyi rastgele atıyor. Ben de bir tek duyarlı, pardon enayi benmişim gibi çöplerimi, camları ve plastikleri ayrı ayrı torbalara koyuyorum. Geçen gün gördüm, hepsi de aynı kutuya atılıyormuş meğer. Enayiliğine doyma demez misin kendine?

Birkaç hafta önce Kurtuluş’ta bir arkadaşıma gitmiştim. Oradaki sokak aralarında bile tüm çöp kutularının kapakları kapalıydı. Demek ki olabiliyor. O hışımla döndüğümde, evimin yanındaki dükkândan küçük bir alışveriş yaparken, dedim ki pek sevdiğim çalışan gençlere “Yahu çocuklar tam karşıda duran bu çöp yığınından hiç mi rahatsız olmuyorsunuz? Neden bari arada bir gidip kapaklarını kapatmıyorsunuz? Çöpçüler sürekli kapalı bulurlarsa belki elleri alışır da kendileri de kapatırlar.” “O pisliği mi elleyecez abla?” dediler. Buyurun bakalım. “Yahu bir poşet geçirin elinize!” Şaşkın şaşkın yüzüme baktılar. Ben yapacağım, deli diyecekler. Sonra da düşündüm ki bu sefer de çöp atmaya gelenler kapak kapalı diye oraya bırakıverecekler ellerindekini. Neyse. Keseyim ben. Çaresi yok nasılsa. Gene dertleşmiş gibi oldum valla.

Gel de özleme şimdi çocukluğunun ‘Çöpçü Amca’larını. Annem zorla içiriyor diye balıkyağı ilacımı çöpe atmıştım küçükken. Çöpçü Amca geri getirmişti “Abla bu pahalı bir şey, biliyorum, yanlışlıkla atılmıştır herhalde” diyerek. Dayak da yemiştim sonunda. Ama onu bile özlemle hatırlıyorum. Biliyor musunuz, bizim neslin tümü ölünce, dünya da bitecek. Yaşıtlarım, ömrümüz sona yaklaşıyor diye üzülmeyin. Özlenecek bir şey kalmayacak geride.


Yayınlanma Tarihi: 06 Eylül 2025  /  Son Güncellenme: 06 Eylül 2025


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.