Paylaş
Tüm Sayılar      2026      Sayı 248 – Şubat 2026      Büyükada’nın İstanbul’a Bakan Kıyısı

Büyükada’nın İstanbul’a Bakan Kıyısı

Y. Mimar


Eski Büyükada İskelesi[1]

İskele, Rıhtım, Yapılar ve Kamusal Hayat Üzerinden Yüz Yetmiş Yıllık Bir Modernleşme Hikayesi

Büyükada’nın İstanbul’a bakan kıyı bandı, 19. yüzyıl ortalarından itibaren fiziksel bir ulaşım hattı olarak önem kazandı.  Aynı zamanda da modernleşme, sınıfsal temsil, kamusal hayat ve mekânsal düzenin birlikte üretildiği tarihi bir sahne oluşumuna şahit oluyoruz. Tarifeli vapur seferlerinin başlamasıyla birlikte bu kıyı, adanın “ön yüzü” hâline gelmişti ve iskeleler, rıhtımlar, bu morfolojiye uyan yapılarıyla Büyükada rıhtımı 1840’lardan bu yana sürekli yeniden tanımlanmıştı. Son günlerde bu rıhtım üzerinde yer alan kaçak dükkân eklerinin yıkılması ile yeni bir değişimi yaşıyoruz. Büyükada’nın anakaraya bakan bu cephesini, ulaşım altyapısı, mimari üretim ve kamusal hayat eksenlerinde, kronolojik bir okuma ile anlamaya ve anlatmaya çalışalım.

1840lar’dan önceki Büyükada kıyı şeridini bize anlatacak bir görsele ulaşmak maalesef mümkün olmuyor. Ama biliyoruz ki buharlı vapur öncesi doğal kıyı ve erken yerleşim (18. yy sonu – 1840lar) 19. yüzyıl ortasına kadar Büyükada’nın ve Adalar’ın İstanbul’a bakan kıyıları sınırlı yapılaşması ile kendi doğal topografyasına sahipti. Kıyı boyunca düzenli bir rıhtım ya da iskele sistemi yoktu, küçük tekneler ve kayıklar, kıyıya yanaşırlar ve hatta iskelesiz bir kıyıya yanaşamayan büyük teknelerin yolcularına hizmet ederlerdi. Bu dönemin kıyıları, balıkçılık ve sınırlı tarımsal faaliyetlerle ilişkiliydi. Bu erken dönemde kıyı, henüz temsil gücü yüksek bir kamusal mekân değildi; Adalar’ın da İstanbul ile ilişkisi düzensiz ve sınırlıydı. En erken Büyükada fotoğrafları ilk iskelenin yapıldığı tarihlerden yani 19. yüzyılın  ilk yarısından sonradır.

1840lar’dan itibaren buharlı vapur işletmeciliğinin gelişmesi ve Şirket-i Hayriye seferlerinin başlaması ile Büyükada’nın kıyı mekânı kökten dönüşmeye başlar. Düzenli seferler, adayı mevsimlik bir kaçış alanı olmaktan çıkararak İstanbul’un uzantısı hâline getirmiştir. 

1846–1851 arasında, vapurların yanaşabilmesi için ilk düzenli iskele yapısı kuruldu. Ahşap kazık sistemli, deniz seviyesine yakın ve sınırlı kapasiteli bir yapıydı.1850’er, 1860lar’da artan yolcu sayısı ve yazlıkçı nüfusla birlikte iskele yenilendi ve genişletildi, kıyı çizgisinde ilk düzenleme adımları atıldı.1890lar, 1900ler başına geldiğimizde ise taş rıhtım dolguları, korkuluklar ve aydınlatmalarla birlikte iskele kalıcı bir kentsel ön cephe kazandı; bugün bildiğimiz rıhtım-iskele düzeninin temeli bu dönemde oluştu.

Eski İskele Rıhtımı[2]

Büyükada kıyısının bugünkü geometrisinin oluşmasında en kritik kırılmalardan biri, rıhtım dolgusu sürecidir. Bu dolgunun, dönemin önemli mühendislerinden Louis (veya Léon) Boudin tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. Boudin, İstanbul ve çevresinde liman, rıhtım ve altyapı projelerinde görev almış, Büyükada’da da doğal kıyı çizgisini düzenleyen, dolduran ve kamusal bir “promenad”a dönüştüren ilk müdahaleyi gerçekleştirmiştir.

Bu dolgu ile kıyı çizgisi düzleştirilmiş, İskele ile kara arasındaki ilişki netleştirilmiş ve kamunun kullanacağı bir yürüyüş alanı ortaya çıkmıştır.

İlk İskele Binası ve Rıhtım[3]

1890-1900ler Eski İskele Rıhtımı[4]

1870ler’den itibaren Büyükada, İstanbul’un gayrimüslim burjuvazisi, Levanten aileleri ve üst düzey Osmanlı bürokrasisi için bir yazlık merkez hâline gelmişti. Böylece bu sosyo-ekonomik dönüşüm, en yoğun biçimde kıyı hattında gözlemlenir oldu. İskele çevresinde kahvehaneler, pastaneler, oteller, dükkanlar ortaya çıktı.  Piyasa artık ritmini vapur saatlerine göre üreten bir kamusal alandı. Büyükada’da kıyı, artık yalnızca geçilen değil, görünmek için gidilen bir mekân olmuştu.

Bu değişimle artık ada İstanbul’un bir uzantısı hâline gelmişti.

1915 yılında Mimar Mihran Azaryan bugünkü Büyükada İskelesi’ni yaptıktan sonra rıhtım da yenilendi.

Cumhuriyet İlk Yıllar[5]

Erken Cumhuriyet Döneminde 1923’den 1950ler’e kadar kıyı mekânının kullanım biçimleri kökten değişmemiştir. İskele, vapur seferleri ve piyasa hayatı büyük ölçüde devam etmiştir. Ancak nüfus yapısındaki değişimler ve gayrimüslim nüfusun azalması, kıyının sosyal dokusunu dönüştürmüştür.

Bu dönemde sahil boyunca, gazinolar ve yenilenen oteller dikkat çeker. Kıyı, hâlâ adanın vitrini olmayı sürdürmektedir.

1925 yılı ile birlikte yeni gelişen beton sevgisinin etkisiyle üretilen korkuluklar ve aydınlatma elemanları artık yeni iskelenin devamı olarak rıhtım boyunca sürer. Güzel restoranların cepheleri ile bir araya gelen bir yürüyüş yolu, piyasa alanı oluşur. Sahil boyu artık burjuvazinin yazlık kıyı sahnesine dönüşür.


Büyükada sahili, 1930lar[6]

1925 sonrası Gezinti Yolu Düzenlemesi yeni yapılmış[7]

1950 ve 1980ler arası İstanbul’un büyümesiyle birlikte Büyükada kıyısının günübirlik turizmin yoğun baskısı altına girişini izliyoruz. İskele önü, artık yalnızca yazlıkçıların değil, kitlesel ziyaretçilerin de mekânıdır. Bu süreç, kamusal alanın niteliğinde bir aşınmayı beraberinde getirmiştir.

İskele önü kalabalıkları, 1970ler

Büyükada’nın İstanbul’a bakan kıyısı, yaklaşık yüz yetmiş yıldır adanın sosyal, mekânsal ve kültürel tarihinin yoğunlaştığı bir sahne  olarak varlığını sürdürmektedir. Bu izleri silmeden dikkatli ve özenli bir koruma yaklaşımı ile kıyı yürüyüş yolunun yeniden ele alınıp projelendirilesi doğru olacaktır.

1980’li yıllardan bu yana sürekli şekil değiştirerek restoranlar tarafından işgal edilen bu alanın kaçak yapılarının yıkılarak temizlenmiş olması sevindiricidir. İyi bir planlama ve yönetim ile bu tarihi kentsel alanın yaşatılması çok yerinde olacaktır.

İskeleler, rıhtımlar, yapılar ve gündelik pratikler değişmiş olsa da bu alanın karşılama, temsil ve kamusal karşılaşma işlevi süreklilik göstermiştir. Büyükada’nın tarihini anlamak için bu kıyıya bakmak yeterlidir.


Kaynaklar:

[1] https://fotoatlas.net/konu/buyukada-iskelesi/

[2] Salim Kaptan Veteriner Binbaşı Adil Mustafa Bey (1871-1904) Hayatı ve Objektifinden Seçmeler, 1.Basım İstanbul, Kazmaz Matbaacılık 2021, sayfa 121.

[3] A.g.e. sayfa 133.

[4] A.g.e sayfa 123.

[5] https://www.dreamstime.com/b%C3%BCy%C3%BCkada-istanbul-public-domain-image-free-222370389

[6] Moris Danon Koleksiyonu.

[7] https://gazeteoksijen.com/turkiye/adalilar-yikimdan-sikayetci-degil-esnafta-ise-bebeko-sendromu-var-262623


Yayınlanma Tarihi: 09 Şubat 2026  /  Son Güncellenme: 09 Şubat 2026


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.