Paylaş
Tüm Sayılar      2025      Sayı 245 – Kasım 2025      Selim İleri ve “Sonradan Ada”

Selim İleri ve “Sonradan Ada”


8 Ocak 2025 günü aramızdan ayrılan sevgili dostum Selim İleri’yi ilk gençlik yıllarımda tanımıştım. İlk kitabı Cumartesi Yalnızlığı yeni yayımlanmış, yolun başında bir yazardı o zaman. Beşiktaş’taki evimize, babamı ziyarete gelişleri, hep ürkek ve çekingen, uzun koridoru geçerek babamın küçük çalışma odasına gidişleri hâlâ gözlerimin önünde. Yirmilerindeydi henüz ama sanırım yazar kimliği nedeniyle onu “babamın arkadaşı” olarak görmüş, doğrudan bir ilişki kurmaya çalışmamıştım. Babamın ölümünün ardından hemen hiç görüşmediğimiz otuz yıla varan bir kesinti girdi araya. Tekrar buluşmamız, edebiyatının başyapıtlarından biri olarak gördüğüm Yarın Yapayalnız (2004) adlı romanı yayımlandığında, bir söyleşisini izlemeye gittikten sonra.

Hemen ardından soğuk ama güneşin göz kamaştırdığı ışıklı bir ekim gününde, “Edebiyat Mekân” adlı haftalık televizyon programının çekimi için Burgazada’ya gitmiştik. Adaya ayak bastığımızda nicedir tanık olmadığımız görüntülerle karşılaşınca, aynı anda “Sait Faik’in adası gibi hâlâ…” diyerek gülüştüğümüzü anımsıyorum. Balıktan dönen bir tekne sahile yaklaşırken, köpekler, kediler ve martılar sabırla bekleşiyordu. Ne kavga vardı, ne kargaşa; hepsi de rızkına razıydı sanki. Balık kasaları karaya indirildiğinde, her biri payına düşeni alıyor, adanın kış sessizliğini sadece yaygaracı martıların çığlıkları bozuyordu. Sahilde, Sait Faik evinde ve Kalpazankaya’daki çekimlerin ardından biraz yorgun, daha çok huzurlu dönmüştük ana karaya.

Heybeliada’da yaşamaya başlamamıştım henüz. Ada, çocukluğumun büyülü yaz aylarının anılarında saklı bir “yokülke” olarak arada bir görünüp kayboluyordu o sıralar.

Burgazada’ya gitmeden önce, edebiyatta ada bağlamında neler söyleyebileceğimi planlayıp kısa notlar alırken, Sait Faik’in ada öykülerine, Peride Celal’in  “Ada”sına, Füruzan’ın “Günübirlik Adada”sına, Akşit Göktürk’ün Ada (İngiliz Edebiyatında Ada Kavramı) kitabına tekrar göz atmış, Stevenson’ın ünlü Define Adası ile Jules Verne’in Esrarlı Ada’sını yıllar sonra yeniden hatırlamıştım. Selim İleri edebiyatındaki ada değinmeleri için de notlarım vardı elbette ama o çekimler yapılırken her zamanki alçakgönüllü tavrıyla konunun kendisine gelmesini istememiş, zarif bir biçimde sözü değiştirmişti.

O gün Selim İleri’nin Ada, Her Yalnızlık Gibi adlı kitabı da yanımdaydı. Baştan sona kurşunkalem notlarla, yer yer soru işaretleriyle dolu şiirsel bir anlatı. Sohbetimiz sırasında bu kitaba çok kısa değinebilmiş, “Türk edebiyatı ve ada” bağlamında üstünde durulması gerektiğini söyleyebilmiştim sadece. Çok sonraları, şöyle diyecekti bu kitabına ilişkin: “Elli yaşıma doğru ‘ada’ bende bir tutkuya ya da saplantıya dönüştü. Hayatımdan eksilen sevgili insanlarla bir adada yeniden bir araya gelmek, sevgili anılarımla da… Kitabın ilk cümlesi, gerisinin akıp gitmesine imkân sağladı. Belirttiğin gibi, otobiyografik yanı ağır basan bir metindir; sevgili insanlarımla yaşadıklarım, onlardan gönlümde kalanlar kılavuzumdu.”

Çok değil, iki yıl sonra Heybeliada’da yaşamaya başladıktan hemen sonra Selim İleri için yazdığım ilk yazının “Sonradan Ada” olmasının nedeni belli: Çocukluğumun “yokülkesi”ne dönmenin, ilkbaharda çıldıran tabiata ilk kez bu kadar yakından tanık olmanın esrikliği…

İzleyen yıllarda sıkça görüştük Selim İleri’yle, gitgide yakınlaştık, kimi ortak çalışmalar yaptık. Bazı kitaplarının ya da kitaplarımın son okumaları, birlikte hazırladığımız bir antoloji, Kırık İnceliklerin Şairi: Behçet Necatigil adlı kitabının yeni baskıya hazırlanması, edebiyattaki 50. yılı için yaptığımız nehir söyleşi O Aşk Dinmedi, yeni kitapları çıktıkça dergilerde yayımladığım yazılar, panellerde etkinliklerde yaptığım konuşmalar… Dostluğumuz ilerledikçe ve edebiyatına daha içeriden bakma imkânı buldukça bakış açımla birlikte yazıların içeriği de değişti kuşkusuz ama 2007 yılında adada olmanın büyüsüyle Selim İleri için yazdığım “Sonradan Ada” başlıklı ilk yazım –alabildiğine ürkek ve naif – tüm ilkler gibi biricikliğini koruyor hâlâ.

Bu yazıyı kısaltarak paylaşırken, çağdaş edebiyatımızın en verimli kalemlerinden biri, çok yönlü bir kültür sanat insanı olan sevgili dostumu sevgi, saygı ve özlemle anıyorum.

Sonradan Ada[i]

Heybeliada’dayım. Akşam saatleri, yazma zamanı. Ada, Her Yalnızlık Gibi’yi düşünüyorum. Adaya her geldiğimde, tanımlayamadığım bir kaçış duygusu beni her ele geçirdiğinde anımsadığım o roman… Adaya götürülecek ya da götürülmeyecek şeklinde tasnif edilen anılar, yaşanmışlıklar: Geçmiş götürülmeyecek adaya, ama kalp kırıklığı götürülecek. Gülleri bayağı bulan kadın, babaanne (reçel sürülmüş ekmekler hazırladığı ve masal anlattığı halde) götürülmeyecek örneğin. Tüm kırgınlıklar adada onarılacak, iyileştirilecek.

2005 yılında “Edebiyat Mekân” programının çekimi için Burgazada’ya gittiğimizde Ada, Her Yalnızlık Gibi’yi, şairi, romancı kadını, yaşlı çevirmeni ve ölü şairi yeterince konuşamamıştık. Yazılacağı hayal edilen roman için düşünülen isimleri de: Ada, İki Ölü. Sonradan Ada, İki Ölü ve Şair…

Adada olmak, Selim İleri’deki ada kavramını çağrıştırıyor. Akşamla birlikte inmeye başlayan karanlık ise, onunla özdeşleşen ince hüzünleri. Doğa çıldırmış sanki, dışarıda yeşilin her tonu, mor salkımlar, çevredeki bahçelerde yediveren güller. Mimozalar yok artık, onların dönemi geçip gitti çabucak –oysa çok eski bir hayaldi, bir ada evinde mimozalara uyanmak!  Mor salkımlar bir süre daha direnecek, tek tük kalan erguvanlar gibi.

Selim İleri’nin edebiyatında bahçelerin yeri nasıl da belirgin!  Yıllar öncesinden bugüne taşıdığı çiçekleri, Dostlukların Son Günü kitabındaki “Yarın Ağlayacağım” hikâyesini, gelinciklere kıyamayan duyarlı çocuğu anımsıyorum apansız: “Pisipisisi kopartılan bir pisiotuyla bağlanan gelincik demetini, bir daha gövermeyen gelincikleri.”  Bildiğim tüm çiçekler ve ağaçlar, manolyalar, yasemenler, hercaimenekşeler, leylaklar, küpeçiçekleri yıllar sonra yazdığı Yarın Yapayalnız’daki sarmaşıklı küçük bahçede bir araya geliyor. Bilmediklerimi de ondan öğreniyorum, izmiroyasını, gülibrişimleri, çarkıfelekleri.

Adaya dönmeliyim yeniden. Büyükada’ya gitmeliyim belki, çok eskilere, “Sizinle İğrenç” hikâyesine. Yine çiçekler… Bilmediği çiçeklerin adını kır lâlesi koyan, yengesine kucak dolusu kır lâlesi götürmeyi düşleyen cılız çocuk, Kemal hâlâ orada olabilir mi? Yarın Yapayalnız’daki hayal ülkesine, Zeytinadası’na doğru yola çıkmalıyım belki de. “Eski Bir Roman Kahramanı”nda bir hayal gibi görünüp kaybolan adayı bulmalıyım. Sonra “Ölü Hikâyeci”yi: “Yazabilmek için yeni bir sonbahar bulmak zorundasınız.” Selim İleri’nin sonbaharlarının nasıl olup da tükenmediğine şaşırmalıyım. “Ada Gezintilerim”de ilk kez duyduğu ada sözcüğüne çarpılıp kalan çocuğun Yarın Yapayalnız’a uzanan yolculuğuna eşlik etmeliyim: “Büyükada’daki çamlar hasta artık.”

Ardından Hepsi Alev’i tekrar okumalı, genç askerin “Rüzgâr mı iyi geliyor?” sorusunu tek sözcükle, “Deniz!” diyerek yanıtlayan İrene’ye kulak kabartmalıyım: “Deniz asi yaradılışları kamçılar.” İrene’nin sürüldüğü Lesbos adasına da gitmeliyim mutlaka: “Bu mevsimde çiçekler Lesbos’ta da açıyor mu, dumanlı güller, cılız çiğdemler, yorgun ve ihtiyar elma ağacının bahar çiçekleri?”

Adayla birlikte çiçekler çıkageliyor yine. Baş edilemez bir yalnızlık duygusu. “Akşam, hep akşam,” diyor İrene.

Adada bir akşam, bahçeler, hep yalnızlık, hep Selim İleri.

“Gençliğimde hiçbir zaman ada tutkunu olmadım” diyor bir yazısında. “Keşke bir gün adalardan birinde yaşasam, mevsimler yaşasam, avarelikler yaşasam…”

Yazılmayan roman yazılsa, adı Sonradan Ada olsa, olabilse…


[i] “Bu yazı, Handan İnci’nin Selim İleri’nin edebiyattaki 40. yılı için hazırladığı Şimdi Seni Konuşuyorduk adlı kitapta yer almıştır (Doğan Kitap, 2007).


Yayınlanma Tarihi: 07 Kasım 2025  /  Son Güncellenme: 07 Kasım 2025


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.