Paylaş
Tüm Sayılar      2025      Sayı 243 – Eylül 2025      Ada Yollarında Başımız Yine Dertte

Ada Yollarında Başımız Yine Dertte

Y. Mimar


Yazdık yazdık olmadı… Yine yazmak zorunda kaldık.

Adalar, motorlu taşıt trafiğine kapalı alan olarak en önemli özelliğini bir asırdan fazladır korumuş ve bunu neredeyse bir marka olarak dünyaya sunmuş özel bir sit alanıyken, 2020 yılında faytonların kaldırılmasıyla aniden bu konuda büyük bir prestij kaybına uğradı. Hayvan hakları gibi vicdanları tırmalayan bir konu, önce masum hak savunucularının haklı şiarı olmuş, fakat yüzbinlerce vicdanı üzen kötü faytonculuk uygulamalarının yarattığı olumsuz ortam bir siyaset-çıkar grubunun kontrolüne geçmiş ve neredeyse Adalar’da koşan bütün atların %95’inin ölümü ile sonuçlanan berbat ve yüz kızartıcı bir tabloya dönüşmüştü.

Sonuçta ölen atların adı yoktu ve at yetiştiricileri, fayton atının “artık” olmayacağını bildikleri için yeni at yetiştirmeyi de bıraktılar. Böylece atların haklarını savunduklarını sanan vicdan sahibi hayvanseverler, bir yandan yaklaşık yüz elli yıl boyunca varlığı giderek gereksizleşmekte olan at nüfusunun daha da azalmasına bilmeden yol açarken, bir yandan da Adalar’ı boğmakta olan kontrolsüz ve kalitesiz turizmin (aşırı turizm) yükseliş ivmesine katkıda bulundular. Her şeyi bir arada düşünebilmek zordur; siyasetçiler bu işi pek sevmezler. Onlar, iş piyasalarında olduğu gibi siyaset piyasasının artılarına yönelik davranırlar.

ATLARIN ÖLÜMÜ SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ OLDU MU?

Bu trajik olaydan sonra Adalar, “bari fosil yakıtlı olmasın da elektrikli olsun” denilerek alışmadığı bir araç trafiğine sahip oldu. İlginç bir tesadüf olarak pandemi dönemine denk düşen bu gelişmeler, Adalar’da sağlıklı bir hayat sürebileceğini ve salgına karşı canını koruyabileceğini düşünen yeni bir “adalı profili” ile   birlikte anılacak.

2020 yılının başında Adalar’ın atları, yasaklar sonucu hapsedildikleri ahırlarda bir bir ölmekteyken, salgın korkusuyla kapağı Adalar’a atan bir grup yazlıkçı ve yeni adalı, burada kendine yeni bir hayat kurma niyetindeydi. Henüz kent alışkanlıklarının etkisinde olan bu yeni adalılar, tabii ki bireysel arabalanma alışkanlıklarını da beraberinde getirmişlerdi. “Zırt deyince oraya, pırt deyince buraya hızla ulaşma” isteğini, elektrikli motor olunca masum olduğu sanılan çevreci bir tavırla meşrulaştırdılar. Elektrikli araçların masumiyeti üzerinden bir davranış biçimi geliştirdiler. Adalar’da da zaten filizleri son on beş yıl içinde yeşermiş olan bireysel ulaşım özlemi, yeni adalıların önemli bir bölümünün doğasında var olan yaşam biçimi ile çakışmıştı. Bu bir bireysel özgürlüktü! Ulaşımın bireyselliği bir haktı! Bütün dünyada bu işler böyleydi; herkesin altında iki, üç veya dört tekerlekli bir araç vardı. Bu tarz motorlu ve tekerlekli bir yaşamdan mahrum olmak ilkellik değil miydi? Değil mi ki elektrikli araçlar çevreciydi!

Oysa Adalar’ın yolları için sorun kullanılan enerjinin niteliği değil, araç sayısı, türü ve yarattığı hareketlilikti. Bu arada Adalar’da artan insan taşımacılığı talebine karşı bir şeyler yapmak gerekiyordu çünkü kasaba hızla kendi basit gündelik yaşam pratiğinin dışına çıkmış ve artan günlük ziyaretçinin turizm alanı olmuştu. Bu karmaşanın çözümü önce niceliğin azaltılmasında, Adalar trafiğinde ne kadar az araç dolaşırsa ve bu az sayıdaki araçla maksimum verim ne kadar alınırsa en doğru çözüm bulunmuş olur. Yani “minimum araç ve maksimum hizmet” kriteri esastır. Bu araçların kamu veya özel olması da ayrı bir denge konusudur.

KİRALIK BİSİKLETLER

Gelelim iki tekerlekli trafiğine…

Büyükada’da bin beş yüz civarında kiralık bisiklet olduğu biliniyor. Bu bisiklet kiralama dükkânları da bisiklet yasağı olan bölgelerde bulunuyor. Bu yıllardır böyle ve yıllardır bütün yönetimler bu konuda çaresiz.

19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’na yapılan tutuklamadan önce İBB’nin faytonlarda olduğu gibi bu dükkân sahipleri ile anlaşarak kiralama ruhsatlarının kaldırılacağı konusunda bilgi sahibiydik. Fakat 19 Mart sonrasında bu operasyonun artık yapılamayacağı söylendi ve bütün hızıyla bisiklet kiralama işi sürüyor. Tam bir tedbirsizlik içinde sürüyor; ne kask ne önlem; bilen, bilmeyen, o gün öğrenen, düşen, sakatlanan, ölen… Böylece umursanmadan devam ediyor. Atların haklarını savunacağım diye yüzbinlerce insanın vicdanı ile oynayıp sonunda neredeyse bütün atların sekiz ayda ölmesine neden olan hayvansever HAYTAP gibi bir STK da yok bu işlere bakan. Konu, eğlenmek için Adalar’a gelen genç insanların kuralsızlık, keşmekeş içinde bisiklet kazalarına maruz kalmaları ile sürüp gidiyor ve bu konuda yazılmış, kamuoyunun dikkatini çekmek isteyen bir yazı veya haberi medyada göremiyorsunuz. Bu işin can pazarı tarafı en önemli tarafıdır ama kimseden tıs yok. Bir de artık yaz- kış, Cumartesi- Pazar, bayram-tatil demeden her gün ada sokaklarını acemi, çılgın, günübirlikçi yerli ve yabancı turistler üzerinden, lunapark eğlence alanına çevirmiş bir düzen var. Bunun durdurulması lazım. Bu sadece eğlence ve turizme yönelik bisiklet hareketliliği, ada sokaklarında günlük hayatı bozan, anarşi yaratan, adalılara çekilmez bir günlük hayat dayatıyor. Bu, Adalılar’ın değil sadece bu sektörden kazanç elde edenlerin çıkarına olan bir durum. Bunun yanında bu işletmeler gelen müşteri talebini karşılamak için kotalarının üzerinde, kayıtsız bisikletleri ve tamamen yasak olan elektrikli bisikletleri kiralıyorlar. Sanırım belediyenin ve polisin bu kuralsızlara karşı kestiği cezalar, o gün kazanılan paralar yanında devede kulak kalıyor. Üstelik kendilerine belli bir yönetmelik ve kural içinde verilen işletme ruhsatlarını bu şekilde ihlal etmeleri karşısında hiçbir şey yapılmıyor. Dükkanları kapatılmıyor, günlük cezalarla işler yürüyor. Ceza değil, sanki uygun kira. Bisiklet kiralama ticaretinin tamamen durdurulması ve alternatifinin de olmaması gerekiyor. Bu, Adalar’ın hayatını normalleştirmenin bence ilk yolu.

Bu söylediğime karşı çıkanlar önce bu işten para kazananlar ve bir de adalı olmayan, adadaki yaşam alanını korumanın ne demek olduğunu anlamamış bir kitle olacaktır. Yoksa kimse, hepimizin hakkı olan ada sokaklarından, meydanlarından, bizlerin yaşam ve konfor haklarını ezerek para kazanılmasına ve bu duruma adalıların çoğunluğunun oy verdiği belediyenin izin vermesine hoşgörü ile bakmaz. Adalar bisiklet öğrenilecek yer değildir, topoğrafyası zordur.

Adalılar’ın bisiklet veya trafik kanununun bisiklet sınıfında gördüğü 250 watt güce ve maks. 20 km/sa. hızına sahip elektrikli bisikletlere tabii ki ihtiyacı vardır. Adalar’da bisiklet tanımına giren bu araçlar yasaldır. Günübirlikçi de trafik kuralları içinde davranmak üzere, kendine ait iki veya üç tekerlekli elektrikli ve elektriksiz bisikletini İstanbul’un diğer ilçelerinde nasıl kullanıyorsa, burada da Adalar’daki hemşerileri gibi kullanabilir. Aracı vapura bindirmeden kontrolden geçer ve adaya iner.

BİREYSEL BİSİKLETLER – ELEKTRİKLİ BİSİKLETLER VE “SCOOTER” İLE  “MOPED”LER

Bundan sonra gelelim adalıların bisiklet diye bindikleri araçlara… Bisiklet ve elektrikli bisiklet tanımı trafik kanununda bellidir:

Bisiklet ve Moped tartışmasına girmek zorundayız, çünkü Adalar’da bireysel motorlu araç ile ilgili kısıtlama nettir. UKOME engellilere ve ticaret erbabına, tayin etmiş olduğu özelliklere uygun araç izni vermektedir. Bunun dışında kalan bireysel bütün motorlu araçlar yasadışıdır.

Yukardaki tablodan şunu anlıyoruz: İlk iki satırda tanımlanan araçlar bisiklet sınıfıdır. Ehliyet ve ruhsat gerektirmez. Adalarda hız sınırı 20 km/saat sınırına an yakın araçlar bunlardır. UKOME kararları da buna göre düzenlenmiştir.

Bisiklet: Motoru yoktur veya varsa en fazla 250 watt gücündedir. Pedal desteği olmadan 25 km/s’ i geçmez. Ehliyet, plaka, tescil gerekmez. 250 watt üzerindeki bisikletler yasaktır.

Elektrikli Moped: Motor gücü 250 watt’ın üzerindedir. Pedal desteği olsa bile 25 km/s üstüne çıkabilir. Bu yüzden motorlu araç kabul edilir. Ehliyet (M sınıfı veya daha üstü), plaka ve trafik sigortası zorunludur.

Yani elektrikli mopedler bisiklet değildir, motorlu araç sınıfında değerlendirilirler. Bisiklet sayılabilmesi için motor gücü en fazla 250 watt olacak ve pedal desteği olmadan 25 km/s’i geçmeyecek. Eğer 250 watt motorlu bir araç pedalsız çalışabiliyor veya 25 km/s hızın üstüne çıkabiliyorsa, artık moped sınıfına girer. Yani, bisiklet değildir.

Moped türü araçlar Adalar trafiğine çıkamaz. Çünkü Adalar için belirlenmiş hız sınırını ihlal ederler. Ayrıca pedallı ve bisiklet görünümlü birçok araç 250 watt üzerinde motor gücüne sahip olarak piyasaya çıkmaktadır. Bunların görünür yerlerinde kaç watt’lık motor taşıdıklarına ilişkin hiçbir ibare bulunmamaktadır. Bu, aslında üretimin kontrol edilmesi ile ilgili bir devlet açığıdır. Fakat kuralları uygulamakla yükümlü zabıta ve kolluk kuvvetleri bu araçların elektrik gücünü ölçmek için gerekli ölçüm aletleri ile donanmalıdır ve kontrollerde bu bisiklet görünümlü araçları da denetlemeli ve gereken yaptırım uygulanmalıdır.

Nelerle uğraştığımıza tekrar bakarsak:

Scooter’lar UKOME tarafından Adalar’da kullanılması yasaklanmış araçlardır. Bu net bir karardır.

Bireysel araçlara getirilen kısıtlamalar üç tekerlekliler ile sınırlı kalmış ama adalıların gene motorlu ve hızlı ama bu sefer iki tekerlekli araçları tercih etmelerine neden olmuştur

ADALAR’DA AZMANBÜSLER

Adalar’da bugün sevimsiz görünümlü “azmanbüsler” resmi adı “adabüsler” ile toplu taşımacılık yapılmaktadır. Toplam elli araç Adalar yollarında hareket halindedir. İç konforları ve sık tarifeleri ile bu araçlar, adalıların ve günübirlikçilerin işini görmek üzere çok faydacı bir düzen içinde çalışmaktadırlar. Adalar’ın peyzajına çok aykırı ve berbat bir görünüm vermekte olan ısıtmalı-klimalı, her yerde duran ve Adalar’ın dik yokuşlarında sorun çıkarmayan bu elektrikli araçlara adalıların çoğu alıştı. Çünkü iş görecek başka bir alternatif sunulmayınca onların da alışmaktan başka çareleri yoktu.

Bu ulaşım sistemi Adalar’a gelen turistin yürümek istememesine hizmet etmesi, turistlerin günün sonunda iskelelere hızla ulaşabilmesini sağlaması, adalıların genç-yaşlı hepsinin ada içinde hızlı hareket etme isteklerine cevap vermesi ve böylece   tipik bir 21. yy şehir insanı süratini sunması açısından dikkate değerdir.

Adalar’da günübirlik turizmin artması ve önümüzdeki yıllarda da artacağının görülmesi ile ortaya bir “aşırı turizm” tehdidi ortaya çıkmaktadır. Bu, kontrol edilemeyen ve çok net bir şekilde günübirlik talebe yetişmeye çalışan taşıma faaliyetleri, Adalar gibi korunması gereken kültürel ve doğal sit alanları için sürdürülemezdir. Çünkü daha önce de söylediğimiz gibi bu trafiği kaldıracak yol ve alan yoktur. Turist artar, taşırsın; daha çok artar, daha çok taşırsın; daha da artar, daha da taşırsın… Bu böyle sürer gider ve bu baskı altında sit alanı ezilir ve korunması gereken sit korunamaz. Bu koşullar altında Adalar’ın Yavaş Şehir olması mümkün değildir.

ADALAR’DA HIZI VE ARAÇ SAYISINI DÜŞÜRMEK

Daha önce de söz ettiğimiz gibi, trafiği hızlandıran ve araç sayısını arttıran ne varsa durdurulmalı ve kontrol altına alınmalıdır. Plajlara ulaşma talebine denizden taşımacılık hizmeti ile cevap vermek esas olmalıdır ki iç trafik azalsın ve araç sayısı dengelensin. Bu denetlenebilir durum yaratıldıktan sonra iç taşımacılık çözümleri, gerek adalı gerek turist için sürekli hareket halinde olan raylı veya raysız bir araç türü ile ana arterlerde dolaşım tasarımı ile ele alınmalı ve iriden ufağa her türlü aracın dar ve kısıtlı alana sahip olan ada yollarındaki sayısı mümkün olduğunca azaltılmalıdır. Bu şekilde Adalar’daki hareketliliğe göre tarifesi düzenlenmiş ana arterlerde sürekli dolaşan bir taşıma sisteminin varlığından söz ediyoruz. Bunun esas olarak hemen hemen yılın her günü yoğun olarak Adalar’ı saran günübirlik turizm hareketinin ihtiyaçlarına cevap vermeye yönelik bir ulaşım tasarımı olmalıdır.

Adalılar’ı ve turistleri toplu olarak taşımanın yanında, yeterli sayıda ve doğru durak noktalarında konuşlanmış (bu Büyükada koşullarında en fazla iki veya üç olabilir) taksi sistemine ihtiyaç vardır. Bugün bir taksi sistemi kullanılmaktadır. Bu sistemin en önemli kuruluş ilkesinin, adalıların bireysel araç kullanımının önüne geçecek şekilde cazip hale getirilmesi olmalıdır. Bu da öncelikle   engellilerin ve 65 yaş üstü grubunun bu sistemden en uygun fiyatta ve en hızlı şekilde yararlanması ile olur. Adakart vb. uygulamaların dışında, sistemde kayıtlı olan engelli ve 65 yaş üstü adalıların kimlik kartları ile hesaplarının oluşturulması ve örneğin engellilerin parasız, 65 yaş üstünün düşük ücretli veya olabiliyorsa ücretsiz ve ayrıca sabah vapura yetişmek zorunda olan öğrencilerin de ücretsiz vb. olması sağlanmalıdır. Bunun dışında, adalı olup da normal taksi hizmeti almak isteyenlere hızla hizmet vermek, turistlerin ise ayrı bir tarifeden hizmet almalarını ve mümkün olduğu kadar ring sistemi taşıma yapan sistemden hizmet almalarını özendirmek doğru olacaktır.

İşimizi görecek en az taşıt bakışı ile bu sorunu çözebiliriz sevgili adalılar. Bu tarihi sitin kaldırabileceği en az taşıtla bu işleri çözmeliyiz; ister iki, ister üç, ister dört tekerlekli olsun.

Biz yine huzuru aramaya devam edelim.


Yayınlanma Tarihi: 06 Eylül 2025  /  Son Güncellenme: 06 Eylül 2025


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.