Paylaş
Tüm Sayılar      2025      Sayı 242 – Ağustos 2025      Bodrum’dan Kınalıada’ya Bir Yaşam Yolculuğu: Avram Galante Serüveni

Bodrum’dan Kınalıada’ya Bir Yaşam Yolculuğu: Avram Galante Serüveni

Yüksek Mimar


1873’te Bodrum’da doğan Avram Galante’nin aile kökleri Ege’nin bir başka adası olan Rodos’a dek uzanır. Önemli din ve bilim adamları yetiştiren bu Sefarad kökenli ailenin birçok ferdi  Osmanlı Devleti’ne Anadolu’nun birçok şehir ve yerleşkesinde yıllarca eğitim hizmeti vermişlerdir. Baba, Muğla’dan Mişon Galanti Efendi, Annesi Rodos’un Kadron ailesinden gelen Coya Hanım’dır.

Aile Bodrumda yaşarken altı yaşındaki Avram, yerleşik Yahudi İlkokulu’na verilir. Orada eğitimine İbranice’nin esaslarını öğrenerek başlar. Dokuz yaşında, o yıllarda daha geniş bir Yahudi cemaatine sahip olduğu bilinen ve aile köklerinin bulunduğu Rodos’a gönderilir. 1887’de Bodruma geri döner ve Bodrum Rüşdiyesi’ne ve ardından İzmir’e giderek İdadi eğitimini tamamlar. Mezun olduğunda İbranice, Türkçe, Arapça Farsça ve Fransızca’yı da öğrenmiştir.

1894 yılında ilk eğitimlerini aldığı Rodos’a yeniden giden Galanti (Alliance israélite universelle) desteğiyle Rodos Yahudi cemaatine Fransızca eğitim veren bir okul kurar. Alliance okullarında eğitim programı Fransızca’dır, fakat Türkçe’nin de eğitim programında yer alması ve birçok Yahudi aydınla bir araya gelmesiyle etkin bir dönem geçirir. II. Abdülhamid’in hüküm sürdüğü bu dönemde, çok dilliliği sayesinde yurtta ve diğer ülkelerde çıkan Abdülhamid karşıtı yayınları Osmanlı adına sansür etme, düzeltme ve tenkid yazıları yazma görevi de üstlenmiştir. Rodos’ta bulunduğu bu yıllarda Maarif Nezâreti’nin On iki Ada vilâyeti müfettişliğini de beraberinde yürütür.

Rodos’a sürgün edilen Şair Eşref ve birçok Türk aydını ile yakınlık kurar, ardından felsefesiyle dünya görüşlerini benimsediği İttihat ve Terakkî Cemiyeti’ne üye olur. O dönem etkin bir üyeyken geçmişinde Abdülhamid’in hizmetinde çalışmış olduğu bilgisi yayılınca, bu çelişki cemiyetten ayrılmasına yol açar.

1902 yılında yurda dönüp İzmir’e yerleşir. Öğretmenliğin yanı sıra, İzmir’de Sefarad dilinde ve Fransızca yayımlanan gazetelerde, aşırı muhafazakâr yaşam süren Osmanlı Yahudi cemaatini eleştiren ve geniş toplumla entegrasyonunu benimsetmeye çalıştığı yazılar yazar.

1904 yılında İzmir’den ayrılarak Mısır’da bulunan Jön Türkler’e katılır ve o dönem bir Osmanlı Vilayeti sayılan Kahire’de La Vara  gazetesini çıkarmaya başlar. Bu döneminde ayrıca Jön Türkler’in fikir ve eylemlerini benimseyerek bu kez de Abdülhamid rejimiyle mücadele etmeyi de sürdürür.

1908’de II. Meşrutiyetin ilânı ile La Vara gazetesinin yayımının yasaklanması Galante’nin siyası etkinliğinin de sonunu getirir.

1909’da Mısır’dan ayrılarak bu kez de “Jewish Territorial Organization” adına önce İngiltere’ye sonra da Almanya’ya gider.

Bu arada Osmanlı’da fikirlerini benimsenmediği ve sürekli eleştirdiği Hahambaşı Moşe Ha Levi’nin ölümünü ve Dârülfünûn-ı Osmânî’nin kurulması sonrası bu kez yeni umutlarla geldiği ve hatta bundan sonra sürekli yaşamayı düşündüğü İstanbul’a 1911 yılında taşınır.

1914’te Dârülfünun’un tekrar düzenlenmesi için Almanya’dan bazı hocaların getirtilmesi üzerine birçok eğitim kurumunda görevler alan Galante,  Osmanlı arşiv belgelerinden doğrudan Osmanlı Yahudiliği’ni ilgilendiren makale ve araştırmaları Fransızca’ya çevirir. Bu dönemden itibaren tüm eserlerinde, özellikle de Fransızca kaleme aldıklarında artık “Abraham Galanté” adını kullanır.

Mondros Mütarekesi’nden sonra gerek siyasi gerekse toplumsal yazılarıyla gündeme gelir. Birçok makalesinde Yahudi milletinin Osmanlı Devleti’ne olan bağlılığını dile getirmiştir. Millî Mücadele yıllarında da yabancı dillerdeki günlük basın bültenlerini Türkçe’ye çevirip Mustafa Kemal ve arkadaşlarına iletir.

1932’de toplanan I. Türk Tarih Kongresi’ne katılarak Türk Tarih Kurumu’nun çıkardığı “Türk Tarihi” kitabını çeşitli yönlerden eleştirdiği makaleleri ona hem düşman hem dost kazandırır. Dârülfünun reformu sonrası görevinden alındığından 1933’te bu unvanı sona erdirilir. Soyadı Kanunu’nun ardından “Bodrumlu” soyadını alan Avram Galante, 1943 yılında Niğde’den milletvekili seçilir.

O yıllarda Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivini de değerlendirerek Ankara Tarihi ile Niğde ve Bor Tarihi’ni 1951 yılında yayınlar. 1946’da milletvekilliği sona erince Ankara’dan İstanbul’a dönerek Kınalıada’ya yerleşen Bodrumlu Galanti yaşamının son on beş yılını Tekinay Sokak’taki üç katlı ahşap binada dostlarıyla birlikte, sakin ve adalı yaşam tarzı benimseyerek geçirmiştir.

O yıllarına tanıklık etmiş Şair Ressam J. Habib Gerez’in anılarında Galante’yi devrimci, üretici ve mücadeleci kişiliğiyle ayrıca yaşlılık yıllarının olgunluğuyla tanımak mümkün. Gerez’le söyleşilerimde bana Avram Galante ile yıllar süren dostluğundan, Galante’nin son yıllarını geçirdiği Kınalıada’ya sıkça gittiğinden, Tekinay Sokağın deniz gören kavşağındaki binasından ve bahçesinde yaptıkları uzun sohbetlerinden bahsederdi.

İşte o ortamda Habib Gerez, yıllarca Kınalıada’ya giderek Galante ile öğle yemekleri yemiş, kahve eşliğinde sohbet etmiş, derdine ortak olmuştu.  Aktardığına göre, Galante’nin büyük bahçeli evinde sadece yardımcısı olurdu. Sağlığı gitgide bozulsa da şehirden uzak bu küçücük adada yaşamak onu hem verimli hem mutlu kılmaktaydı. Günlük gazetelerini düzenli alır aralıksız yazı yazardı. Gerez şöyle anlatırdı: “Her gidişimde sevindiğini görürdüm, ona su böreği götürürdüm; bahçesindeki salkımların altında çayımızı içerdik. Bana yeni eserlerinden imzalayarak hediye eder ve bir bölümünü de postaya vermem, çeşitli kütüphanelere bırakmam için teslim ederdi.”

Günümüzde Türkiye Yahudileri hakkında araştırma yapanlar, tarihçiler, doktora talebeleri, sosyologlar yakın tarih Türk Yahudi Topluluğunun değişim ve dönüşümünün sürekliliğini, Türkleştirme Politikalarını ve Cumhuriyetin ilk yıllarının sosyopolitik sonuçlarını onun yapıtlarını araştırarak elde dereler. Galante’nin Türkler ve Yahudiler adlı kitabı bu konuda referans niteliği taşır. Bu değerli araştırmacı, baskı sayısı üç yüzü geçmeyen, kendi imkânlarıyla bastırıp yayımladığı kitaplarından bazılarını çevresine hediye eder, önemli bir bölümünü de Avrupa’nın saygın kütüphanelerine gönderirdi. Eserlerinin Türkiye’de rağbet görmemesinden dolayı bir gün Habib Gerez’e “Benim kitaplarım burada basılır, ancak yurtdışında okunur” demişti. Habib Gerez son yıllarına yakın Galante için meslekî bir jübile teklif etmiş, Galante ise “sadece gençler benim kitaplarımı okusun yeter” diyerek bu teklifi nazikçe geri çevirmişti.

Seksen dört yaşına geldiğinde, çeşitli rahatsızlıkları Kınalıada’dan düzenli doktor kontrolüne gitmesini zorlaştırınca dostları onu Balat Musevi Hastanesi’ne naklini uygun bulmuşlar, Kınalıada’nın nemli ve anakaradan uzak konumunun sağlığını daha da zorladığını anlatarak onu ikna etmişlerdi.

Galante’nin tüm muhalefetine rağmen Habib Bey seksen dördüncü yaş gününde bu kıymetli yazara ve düşünürün çok duygulanmasına yol açan nefis bir jübile hazırlamış, ancak rahatsızlığı devan eden Galante bu özel etkinliğe katılamamıştı. Bunun üzerine Habib Gerez, aralarında ünlü şarkiyatçı Cecil Roth’un da bulunduğu kutlama telgraflarını gümüş bir kutunun içine koyarak Galante’nin kış mevsimlerini geçirdiği Balat Musevi Hastanesi’nde, ona takdim etmişti.

Galante kendisine, “Sakın çevrenin söylediklerine kulak asma, üretmeye devam et, bizden geriye ancak bu güzellikler kalacak, bu dünya boş” diyen Gerez’i de sanatçı kişiliğinde taltif etmişti.

Hiç evlenmeyip aile kurmayan Galante, dostlarıyla bir arada olup yazılar yazıp kitaplar yaratmayı ilkesel bir yaşam modeli olarak görmüştü. Ölmeden önce iki bin ciltlik kütüphanesiyle çok zengin arşivini Türkiye Hahambaşılığı’na bıraktıysa da zaman içinde bu değerli belge ve yazmaların çoğu yok oldu. Avram Galante, uzun süren rahatsızlığından sonra  son yıllarını Balat Or-Ahayim Yahudi Hastahanesi’nde geçirdi. 8 Ağustos 1961’de öldüğünde seksen beş yaşındaydı. Ardında, aralarında Osmanlı Yahudileri, Türk-Yahudi ilişkileri, Yahudilik kültür ve tarihi ile Türk kültürü üzerine önemli araştırmaları da bulunan altmışa yakın kitap ve risâle ile değişik ülkelerdeki dergi ve gazetelerde yayımlanmış yüzlerce makale bıraktı. Mezarı Arnavutköy Mûsevî Mezarlığında bulunan Galante, her yıl yapılan törenle zihinlerde yaşamaya devam ediyor.

Yaşamı sürekli mücadelelerle, farklı adalarda ve seyahatlerde geçen bu değerli düşünür Bodrum’dan Kınalıada’ya taşındıktan sonra uzun yıllar ona ev sahipliği yapan ve onu dostlarıyla buluşturan  adasında belki de ömrünün en sakin, huzurlu dönemini sürdü.


Yayınlanma Tarihi: 12 Ağustos 2025  /  Son Güncellenme: 12 Ağustos 2025


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.