Paylaş
Tüm Sayılar      2025      Sayı 242 – Ağustos 2025      Bir “Yaz Okulu” Rüyası

Bir “Yaz Okulu” Rüyası


Bu yaz Büyükada’da San Pacifico Kilisesi’nin yanından geçenler, bahçeden gelen müzik sesini muhakkak duymuşlardır. Adalar Çocuk ve Gençlik Orkestrası’nın yaz kampına katılan çocukların ve gençlerin müzikle buluştuğu, birlikte çaldığı, birlikte büyüdüğü beş günlük bir yolculuğun sesiydi duyulan.

Bu yıl ilk kez düzenlenen uluslararası yaz okulu kampında, Türkiye’nin farklı bölgelerinden ve yurt dışından gelen eğitmenler, genç müzisyenlerle buluştu. Bu kadar kısa sürede hiç yorulmadan, ara vermeden, bahane üretmeden çalışan çocuklar beş gün sonunda Heybeliada’da müthiş bir konser verdiler. Konser, sadece katılımcılar için değil, izleyiciler için de son derece etkileyiciydi. Yaklaşık üç yüz elli kişilik bir seyirci kitlesi, çocukların beş gün içinde öğrendikleri eserleri büyük bir hayranlıkla izledi ve bu başarıyı alkışlarla destekledi.

Orkestranın kurucularından Pınar Satıoğlu, orkestra üyelerinden Süleyman Cevuldak ve dünyaca ünlü orkestra şefi James Ross ile yaz okulu kampını konuştuk.

PINAR SATIOĞLU (Adalar Çocuk ve Gençlik Orkestrası’nın fikir annesi):
“Artık orkestrada çalmak bir marka değeri oldu.”

Bu yaz gerçekleştirilen yaz okulu kampı nasıl ortaya çıktı? Bu fikir nasıl şekillendi?

Adalar Çocuk ve Gençlik Orkestrası yaklaşık dokuz yıldır çalışmalarını sürdürüyor. Bireysel ve topluluk dersleriyle yılda üç-dört konser düzenleyerek devam ediyorduk. Ancak bu yıl, ilk kez uluslararası bir yaz okulu hayal ettik. Aslında fikir Şubat ayında ortaya çıktı. Yönetim kurulu üyemiz ve orkestranın koordinatörü Ayten Şele’nin önerisiydi. O fikri büyüttük, şekillendirdik. Önce James Ross’a yazdık, kabul ettiğini duyunca hepimiz heyecanlandık. Ardından eğitmenleri belirledik, programı hazırladık. Kamp San Pacifico Kilisesi’nde gerçekleşti. Her sabah keman, çello ve yaylı çalgı sesleri bahçeden yükseldi. Adada böyle bir atmosfer yaratmak, bizim için çok anlamlıydı.

Peki çocuklar bu sürece nasıl hazırlandı? Zorlandılar mı?

Tam tersi hatta o kadar sahiplendiler ki, her sabah büyük bir motivasyonla kiliseye geldiler. Hava sıcak, yaz tatili zamanı… Ama hiçbiri “bugün gitmesem” demedi. O kilisenin kapısından içeri girdiklerinde yüzleri değişiyordu.

Yurt dışından eğitmenler de geldi bu yaz okuluna. Bu etkileşim nasıl geçti?

Bu kampın en özel taraflarından biri de buydu. Sadece çocuklar değil, biz yetişkinler de çok şey öğrendik. James Ross’un yaklaşımı, enerjisi, disiplini çok etkileyiciydi. Hem bir orkestra şefi hem de bir eğitimci olarak çok ilham vericiydi. Ayrıca yurt dışından gelen eğitmenlerle çocukların bire bir çalışması, müziğe olan bakışlarını da değiştirdi. Yeni metotlar, farklı yorumlar gördüler. Müzik aracılığıyla dünya ile bağ kurdular.

Bu kampın orkestraya uzun vadeli etkisi ne olur sizce?

Şunu çok net söyleyebilirim: Orkestrada çalmak artık bir marka değeri oldu. Hem adada hem şehirde, çocukların gözünde bir hedefe dönüştü. Yaz okulunun kapanış konserinde o kadar gurur duydum ki… Evet, çocuklar çalıyordu ama sahnede sadece notalar değil, yılların emeği vardı. O emeğin karşılığını, ışıldayan gözlerinde, duruşlarında gördük.

Bu kamp bir ilkti. Devamı gelecek mi?

Mutlaka. Bu kamp sadece bir yaz etkinliği değil, bir kültür inşasıydı. Müzikle birlikte bir topluluk oluşturuyoruz. Bu yaz okulunu geleneksel hale getirmek istiyoruz. Uluslararası bir platformda çocuklarımızın yer almasını sağlamak, başka ülkelerden çocukları da buraya davet etmek hayalimiz.

SÜLEYMAN EGE CEVULDAK (14 yaşında, keman çalıyor):
“Burada çalınca insan kendiyle gurur duyuyor.”

Ege, bu yıl orkestranın yaz kampına katıldın. Biraz anlatır mısın, nasıl geçti senin için bu kamp?

Yani… çok güzel geçti. Çok şey öğrendim, çok farklı bir deneyimdi. Daha önce böyle bir kamp yapmamıştık. Sabahları erken gelip akşama kadar çalışıyorduk ama hiç yorulmadım. James Hoca’yla çalışmak da çok farklıydı. İlk başta biraz heyecanlıydım ama sonra çok sevdim. Müziğe bakış açımı değiştirdi. Bize sadece çalmayı değil, dinlemeyi de öğretti.

Orkestrada çalmaya nasıl başladın? Müzikle yolun nasıl kesişti?

İlk başta zaten kemana ilgim vardı. Sonra Adalar Çocuk Orkestrası’nı duydum ve katılmak istedim. İlk günler zordu ama zamanla alıştım. Şimdi ise keman çalmak hayatımın bir parçası gibi. Müzik yaparken rahatlıyorum. Hele bir parça güzel çaldığında, o his bambaşka.

Bu kampta seni en çok ne etkiledi?

James Ross’un provaları… Her ayrıntıya dikkat etmesi, bizden beklentisinin yüksek olması çok etkileyiciydi. Ama en güzeli, birlikte çaldığımız anlarda ortaya çıkan o ses. Sanki herkes tek bir nefesle çalıyormuş gibi… Onu yaşamak gerçekten anlatılmaz. Bir de konser günü… San Pacifico Kilisesi’nin o atmosferi, ışıklar, alkışlar… İnsan kendisiyle gurur duyuyor.

Sence bu kamp sana sadece müzikal anlamda mı katkı sağladı?

Hayır, sadece müzik değil. Takım olmayı, sabretmeyi, kendini ifade etmeyi de öğrendim. Birlikte çalarken aslında birbirimizi tanıyoruz, dinliyoruz. Aynı dili konuşmasak bile müzikle anlaşıyoruz. Yeni arkadaşlarım oldu. Daha sosyal oldum. Kendime güvenim arttı.

İlerde ne yapmak istiyorsun? Müzik hayatında olacak mı?

Müzik hep olacak. Belki başka bir meslek seçerim ama kemanı bırakmak istemem. Müzik bence bir meslekten daha fazlası. Bu orkestra sayesinde bunu anladım. Şu an düşündüğüm şey, daha iyi bir müzisyen olmak. Sonra belki bir gün ben de başkalarına öğretirim.

JAMES ROSS (Orkestra şefi):
“Hepsinin ötesinde, müzik yapmak neşe, yaratıcılık ve iyi yaşamakla ilgilidir. Bundan daha önemli ne olabilir ki?”

Yaz okuluna katılan çocuklarla konuştuğumda, bunun onlar için çok faydalı olduğunu ve çok şey öğrendiklerini söylediler. Sizin için nasıl geçti?
Bunu söylediklerine çok sevindim. Orkestranın genç müzisyenlerinin bu kursu hem keyifli hem de verimli bulmaları her şeyden daha önemli. Amacımız, mümkün olan en yüksek kalitede bir müzik deneyimi sunmaktı; bunun sonucunda yüksek bir standartta konser verebilmeleri bizi çok memnun etti. Genç müzisyenlerin ilk günden konser gününe kadar gösterdikleri çaba ve katettikleri ilerleme içimizi ısıttı. Müzik eğitmenlerinin, şefimiz Deniz Nizam Şensoy’un, organizatörlerin, destekçi ebeveynlerin, dostların ve cömert sponsorların tüm emeklerini boşa çıkarmadılar, bizi çok gururlandırdılar.

Hedefiniz neydi? Çocukların bu hedefe ulaştığını düşünüyor musunuz?
Hedefimiz, genç müzisyenlerin ezbere değil nota okuyarak bir konser programı çalmalarıydı — ve bunu haftalarca ya da aylarca değil, sadece birkaç günde başarmaları gerekiyordu. Program özellikle iddialı hazırlandı, ama müzisyenlerin yetenekleri ve potansiyelleri çok iyi analiz edilerek şekillendirildi. Türkiye ve Birleşik Krallık’tan gelen uzman eğitmenlerle beş günlük yoğun bir çalışma süreci ve ardından yepyeni bir repertuarla verilen bir konser… Hedeflerimiz şunlardı:

  • Sanatsal bütünlüğü olan, halka açık bir konser vermek; profesyonelce sunulan ve kaliteli bir performansla iz bırakacak bir program sunmak.
  • Yüzyıllar boyunca farklı dönemlere ve stillere ait, uluslararası ve Türk müziğini kapsayan geniş bir repertuarla tanıştırmak.
  • Her müzisyenin seviyesine uygun ama onları zorlayan ve tatmin eden bir program oluşturmak.
  • En ileri düzeydeki müzisyenler için yaylı çalgılar dörtlüsü ve solo konçerto fırsatları sağlamak.
  • Bireysel ve toplu gelişimin temeli olan genel müzikalite, deşifre (nota okuyarak çalma) ve topluluk içinde birlikte çalma becerilerini geliştirmek.

Bu projeye nasıl dahil oldunuz?
2017 yılında, Orkestra’nın Heybeliada’da verdiği bir konsere davet edildim. Organizasyonu üstlenen dernek üyelerinin özverisi ve genç müzisyenlerin potansiyeli hemen göze çarpıyordu. 2018 yılında, Birleşik Krallık’taki seçkin müzik okullarından biri olan The Purcell School ve Türkiye Ulusal Gençlik Filarmoni Orkestrası’ndan müzisyenleri Adalar’a getirdim. Burada konserler verdiler, Adalar’daki genç müzisyenlerle küçük gruplar halinde çalıştılar ve birlikte sahneye çıktılar. O günden bu yana orkestrayı yakından takip ediyorum. Büyükada’ya her gelişimde elimden geldiğince koçluk ve rehberlik yapıyorum.

Adalar Çocuk ve Gençlik Orkestrası hakkında düşünceleriniz neler?
Orkestra’nın müzikal değeri zaten kendini açıkça gösteriyor. Özellikle bazı üyelerin Mimar Sinan Konservatuvarı’na kabul edilmesinden büyük memnuniyet duyuyorum. Bu başarı, hem onların hem de onlara emek veren eğitmenlerin ve destekleyen herkesin büyük başarısı. Bu sayede isterlerse müzik alanında profesyonel bir kariyere yönelmeleri mümkün olacak. Fakat orkestra sadece mesleki bir yol açmakla kalmıyor; çok daha derin ve geniş bir katkı sağlıyor.

Şef Cem Mansur’un da kamp sırasında bizlerle paylaştığı gibi, bir orkestra “demokrasinin laboratuvarı” gibidir – bireylerin sesinin duyulduğu ama aynı zamanda başkalarını dinlemeyi ve sorumluluk almayı öğrendikleri bir mikro toplum.

Orkestra ayrıca ebeveynleri, destekçileri ve iş dünyasını bir araya getirerek Adalar’ın kültürel yaşamına katkıda bulunuyor. Aksi takdirde birbirlerini asla tanımayacak olan insanlar, sosyal uyum ve işbirliğinin bir örneği olarak birlikte çalışıyor. Kursumuzda Hatay’dan müzisyenleri ağırladık; gruba hemen entegre oldular ve müziğin yabancıları nasıl dost haline getirebileceğini gösterdiler.

Müzik dışında, toplu müzik yapma süreci temel insani değerleri de öğretiyor: özdisiplin, karşılıklı saygı, kendini ifade etme ve başkalarıyla iletişim kurma… Kendi çaldığını ve diğerlerini dinleyerek yoğun bir odaklanma gerektiriyor. Bilgiye yalnızca meslek edinmek için değil, sırf öğrenmek için yaklaşmayı teşvik ediyor: Tarih sadece tarihçi olmak için, biyoloji sadece doktor olmak için öğrenilmez. Bu süreç, başkalarının fikirlerini dürüstçe paylaşmayı ve yapıcı eleştiriler yapmayı gerektiriyor. İşte bu değerler – nezaket, dürüstlük, bütünlük – bir toplumun varlık sebebidir.
Hepsinin ötesinde, müzik yapmak neşe, yaratıcılık ve iyi yaşamakla ilgilidir. Bundan daha önemli ne olabilir ki?

Daha önce hiç duymadıkları eserleri bir haftada öğrenip sahnede çalmaları onlar için büyük bir zorluktu. Çocuklar bu süreci nasıl atlattı?
En küçüklerinden en deneyimlilerine kadar tüm gençler bu zorluğa yürekten karşılık verdiler. Verdikleri konserin kendi adına zaten her şeyi söylediğini düşünüyorum.

Ailelerine ne söylemek istersiniz?
Öncelikle, bizlere verdikleri destek ve duydukları güven için çok teşekkür ediyorum. Ebeveynlerin cesaretlendirmesi ve pratik anlamdaki büyük yardımları sayesinde bu orkestra varlığını sürdürebiliyor. Bir enstrümanı iyi öğrenmek zordur, sabır ve özdisiplin gerektirir. Bu noktada ebeveynlerin ve diğer aile bireylerinin desteği hayati önemdedir. “Yetenek” kelimesi sıkça kullanılır ama çoğu zaman yanlış anlaşılır — aile desteği olmadan tek başına yetenek bir yere varamaz.

İkinci olarak, çocuklardan yüksek beklentilere sahip olduğumuzda, onlar doğal olarak bu seviyeye ulaşmak için çabalarlar. Bu elbette kolay değildir – ama değerli olan hiçbir şey kolay değildir. Enstrüman çalmayı sadece “bir şeyler yapmak” olarak görmekle, gerçek müzikaliteyi öğrenmek ve bunun gerektirdiği sorumlulukları anlamak arasında çok büyük bir fark var. Çocuklar bunun mümkün olduğunu ve toplu halde müziği anlamlı bir biçimde yapmanın doyurucu bir şey olduğunu hissettiklerinde, neden daha azıyla yetinsinler ki?

Yaz okulunda sizi şaşırtan ya da aklınızda kalan bir şey oldu mu?
Komik bir anı vardı: Viyolonsel grubunun çalışmasını dinlerken, onlara bazı önerilerde bulundum ama farkında olmadan neredeyse eğitmenin az önce söylediği sözleri tekrar ettim — bu herkesi güldürdü, ama söz veriyorum planlı değildi!

Daha ciddi olarak ise, konserde solo enstrüman ve vokal performansları yapan öğrencilerimizin ilk defa orkestra eşliğinde sahneye çıkarken gösterdikleri özgüven ve müzikalite beni çok etkiledi. Programın son eserinde iki kemancı solo çaldı: Hem konsantrasyonları hem de yüzlerindeki gülümseme, kelimelerle söylenecek her şeyden çok daha anlamlıydı.

 


Yayınlanma Tarihi: 12 Ağustos 2025  /  Son Güncellenme: 12 Ağustos 2025


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.