Paylaş
Tüm Sayılar      2025      Sayı 246 - Aralık 2025      Adalı Gezginlerin Fas Turu-I

Adalı Gezginlerin Fas Turu-I


Hasan Kulesi ve Yarım Kalan Sütunlar

Kuzey Afrika‘nın Otantik Ülkesi: Fas
2-11 Kasım 2025

Birinci Gün: 2 KASIM 2025 (İstanbul-Casablanca)

Sabah saat 9:50’de İstanbul Havaalanı’nda buluşan Adalı Gezginler grubumuzla neredeyse beş saatlik bir yolculuktan sonra Fas’ın en önemli ticaret şehri Kazablanka’ya iniyoruz. Otelimize yerleşip hemen şehir turuna çıkıyoruz.

Corniche bölgesinde geziyoruz. Burası sayfiye havasında. Deniz fenerini, okyanus kıyısında kumsalları, restoran ve kafeleri görüyoruz. Okyanusta sörf yapıyorlar.

Fas, yedi yüz on bin kilometre kare yüzölçümü, kırk milyon nüfusu ile, batıda Atlas Okyanusu, kuzeyde Akdeniz, güneyde ve doğuda çöller ile tabiatın onurlandığı şanslı bir ülke. Kurucuları ve yerli halkı Amazikler ve Berberiler. Halkın büyük kısmı Müslüman. Hristiyan ve Yahudiler azınlıkta. Araplar ve Avrupalılar tarafından dönem dönem istila edilen Fas, Avrupa’ya en yakın Afrika ülkesi olmasından dolayı sürekli kültür geçişleri yaşamıştır. Doğunun büyük İslam alimlerinin ilmi bilgileri buradan Avrupa’ya geçmiştir. İspanya’yı fethederek Endülüs gibi, yedi yüz yıl süren, büyük bir medeniyeti kurmuşlar, yenmişler, yenilmişler, Osmanlılar ile birlik olup (Barbaros ve Turgut Reis) Akdeniz‘de söz sahibi olmuşlardır. Yahudi toplumunun İspanya’dan kovulması ve Endülüs uygarlığının çökmesi sonucu zor dönemler yaşadılar. Uzun bir dönem Fransız sömürgesi olarak varlıklarını sürdürdüler. Nihayet 1956 yılında sultanlık dönemi kapandı. Kral ve parlamentosu olan anayasal monarşi oldular. Şimdiki kral VI. Muhammed Oxford’da okumuş bir aydın ve entelektüel, modernleşmeye önem veriyor. Hanedan o ölünce oğlu ile devam edecek. Ülkenin kaderi çoğunlukla kralın seçimleri ile ilgili, son söz parlamentoda değil, kralda.

Akşam Hasan II Camii’ne gidiyoruz. 1993 yılında tamamlanan ve Kral II. Hasan tarafından okyanus kıyısında inşa edilmiş. İki yüz on metrelik minaresi ve  ibadet kapasitesi ile dünyanın en büyüklerinden. İçi muhteşem taş işçiliği ile bezenmiş, nefes kesici süslemeler ile donatılmış. Biz oradayken harika akustiği ile okunan dua caminin içinde yankılanıyordu. Fas’ta camiler hep tek minareli ve minareler dört köşeli, dört mezhebi simgeliyormuş.

Hasan II Camii      

Hollywood’un en unutulmaz aşk filmlerinden Casablanca bu şehre damgasını vurmuş. II. Dünya Savaşı sırasında Marsilya’dan kalkan gemiyle bombardımandan kaçan Prof. Laszlo ve güzel karısı İlsa, Kazablanka limanından giriş yapıp Amerika’ya kaçma planları yaparken Rick’s kafeye gelirler. İlsa’nın kafe sahibi Amerikalı Rick (Humprey Bogart) ile Paris’te başlayıp yarım kalan yasak aşkları yeniden alevlenirken, “Bir daha çal Sam” der piyaniste kadın (Ingrid Bergman), aşk şarkılarını hatırlayıp. Her ne kadar filmin tüm sahneleri Hollywood’da çekilmiş olsa da burada tıpatıp aynı kafe yaratılmış; Rick’s Kafe’yi fotoğraflayıp yola koyuluyoruz.

Yolda Fas ile ilgili bilgiler almaya devam ediyoruz. Kazablanka, Fas’ın ticaret ve finans şehri, limanından dünyanın pek çok yerine gemiler kalkıyor. Portekiz, Finike, Fransa’nın işgalleri, sömürge olma dönemi. Bu arada caddelerden geçerken gözümüze takılıyor, bizim halk marketi BİM‘in her yerde şubeleri var. Sekiz yüz elli adet BİM market varmış. Zaten pek çok Türk markası alışveriş merkezlerindeki yerini almış.  Arap Ligi Parkı, Sacre Cœur katedrali gördüklerimizden. Şehir kedileri ile de ünlü. Adadan sonra gördüğüm en fazla kedi buralarda; bizdekiler kadar bakımlı değiller tabii. Notre Dame kilisesinin önünden geçiyoruz. Habous bölgesinde otantik mağazalar var. Kraliyet ailesinin en önemli  sarayı da burada. Adliye binası bir meydanda. Kafelerde nane çayı içiyorlar. Usuldenmiş yedi-sekiz cm yukarıdan bardağa döküyorlar. Denedim bir ara, hoşuma gitti. Taksiler çoğu şehirde ayrı renk. Burada kırmızı. Trafik bizdeki gibi. Birleşmiş Milletler Meydanı, Belediye Meydanı, Postahane. Muhammedi Camii’ni görüyoruz. Yeşil kiremitli evler dikkatimizi çekiyor. Çok estetik. Morocco Mall, Afrika’nın en büyük alışveriş merkezi diyor rehberimiz Sinan Bey.

Akşam güzel bir lokantada yemek yiyoruz.

İkinci Gün: 03 KASIM 2025 | Kazablanka – Rabat – Cap Spartel – Tanca

Tur boyunca bize eşlik edecek Fas konusunda çok bilgili olan ve uzun yıllardır Kazablanka’da yaşayan rehberimiz Sefa Bey aramıza katılıp anlatmayı sürdürüyor. Rabat‘a doğru yola çıkıyoruz. Ülkenin başkenti olan Rabat modern bir şehirmiş; Kral çoğunlukla burada oturur ve ülkeyi buradan yönetirmiş. Kralın her şehirde sarayı varmış; ara sıra halkın arasına karışıp dert dinler, sorun çözermiş. Şehir surları eski şehri çevreliyor. Bouregreg nehri, şehri ikiye bölüyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Kasbah des Oudaias’ı geziyoruz. Yüksek surlarla çevrili bu alanın içindeki Berberi, Arap, İslam mimarisi tarzı dar sokaklarda dolaşıyor ve nehrin denizle birleşimine tepeden bakıyoruz. Sale bölgesi nehrin karşı tarafı. Nehrin üzerindeki karakteristik mavi kayıklar, Malta’dakilere  benziyor. Balıkçılar ağlarını düzeltiyorlar. Sale bölgesine kayıkla ya da köprüden geçilebiliyor. Fas, 1576’dan 1603’e kadar bir Osmanlı yarı sömürgesi olarak kalmış. Barbaros Hayrettin Paşa ve Turgut Reis bu sularda da ün yaptı. O zaman Akdeniz, korsanları ile denizcileri ile çok hareketliydi.

Ziyaret ettiğimiz Hassan Kulesi, tamamlanmamış bir camiin minaresi. Muvahhid Sultanı Yacoub el Mansour tarafından İslam dünyasının en yüksek minaresini yapma iddiasıyla 1195 yılında inşa ettirilmeye başlanmış, Mansour’un 1199 yılında ölümüyle yarım kalmış. Başlangıçta seksen altı metre yüksekliğinde planlanan minare kırk dört metrede sonlanırken, camiin geri kalan kısmı da tamamlanamamış. Kırmızı kum taşından yapılmış kulenin yanı sıra camiin tavan desteği olarak düşünülen iki yüz sütun da avluda kalmış. Kulenin bulunduğu alanda Fas Kralı VI. Muhammed’in dedesi Kral V. Muhammed’in mozolesi de var. Buraları fotoğraflayıp otobüsümüze biniyoruz. Zaha Hadid’in son projesi olan Opera Binası’nı  uzaktan görüyoruz. VI. Muhammed Kulesi de Sale bölgesinde yer alıyor. Şu anki kral VI. Muhammed bir de Modern Sanatlar Müzesi inşa ettirmiş. Roma kalıntılarını görüyoruz. Rabat’ta çok leylek var; bizden göçerenler mi acaba diye şakalaşıyoruz.

Kral V. Muhammes Mozolesi

Otoyolu takip ederek Akdeniz ve Atlas Okyanusu’nun bir araya geldiği nokta olan Cap Spartel burnuna ulaşıyoruz. Burun, Tanca’nın on iki kilometre batısında, Cebelitarık Boğazı girişinde, deniz seviyesinden yaklaşık üç yüz metre yükseklikte yer almakta. Çok güzel bir deniz feneri var. Suların karıştığı bu noktada bir hatıra fotoğrafı çektiriyoruz. Berberi asıllı ünlü komutan Tarık bin Ziyad, Cebelitarık’ta, boğazı geçip İspanya’ya ulaşmış ve geri dönülmesini önlemek için tüm gemileri yaktıktan sonra da Endülüs Uygarlığı’nın temellerini atmış. Burnun altında Bahçeler ve Herkül Mağaraları varmış, biz uzaktan görüyoruz. Öğle yemeğimiz sayfiye bölgesinde Casa Jose Ispanyol Restaurant’da deniz ürünlü paella … Tanca’ya doğru yola devam…

Grup Atlas okyanusu ve Akdeniz’in buluştuğu noktada oklar onu gösteriyor

Tanca’da Medine’de (eski şehir) Socco meydanı ile casusları ve sanatçıları ile ünlü İspanyol/ Portekiz tarzı Faros meydanını, Marco Polo’dan sonra dünyayı en çok gezen kişi olan İbn-i Batuta’nın mezarının da yer aldığı beyaz sokakları gezip, Kasbah’da, kale surlarından Cebelitarık Boğazına karşı pembe, turuncu renkleri ile gün batımını ve hemen karşıdaki  İspanyol kıyılarındaki  ışıkları görüyoruz. Önümüzde yüzlerce tekne, gemiler, birkaç yolcu gemisi ve Tanca limanı… Tanca limanına bakan Marina Bay otelimize yerleştikten sonra akşam yemeğimizi Tanca Yat Limanı’nda yer alan Table du Marché’de yiyoruz. Rus şarkıcı ve revü kızlarının dansları beğeni ile izleniyor, hatta danslar ediliyor, yol yorgunluğumuz yerini neşeli bir keyfe bırakıyor

Tanca Marina

Tanca Revü Kızları

Üçüncü Gün: 04 KASIM 2025 | Tanca – Tetuan – Şafşavan – Fes

Sabah otelimizden ayrılarak Atlas Dağları’nda ilerliyoruz. Önce yolumuzun üzerinde, beyaz ve yeşil renklerin hâkim olduğu Tetuan şehrine uğruyoruz. Fas’daki İspanyol kültürünün izlerini görüyoruz. Feddan Parkı’nı, şehir meydanını ve beyaz Medina’nın muhteşem manzarasını seyrediyoruz.

Sonra Fas’ın nazar boncuğu Mavi Şehir, Chefchaouen’ın (Şahşavan) Bab El-Emin kapısından geçerek şehrin merkezine ulaşıyoruz. Hamam meydanında Kasbah ve camii var. Her yer mavinin tonları, çok güzel görünüyor. El yapımı kilimler, hediyelik eşyalar, kolyeler, seramik, yerel dokumalar çok özel. Fırınlardan burnumuza güzel kokular geliyor. Öğle yemeğinde Şahşavan Casa Hassan Konağı’nda çok lezzetli bir tajin yiyoruz. Siyah erikli ve kuzu etli tajin damaklarda iz bırakıyor. (Tajin, konik kapaklı bir güveçte fırında pişirilen en ünlü Fas yemeği.

Şahşavan

Şahşavan doğal kaynak suları ile ünlü; cildi güzelleştiriyormuş. 1471 yılında Portekiz işgaline karşı kale Endülüs’ten gelen Müslüman ve Yahudiler tarafından Rif dağlarının yamacına kurulmuş. 1956’ya kadar İspanyol etkisi sürmüş, İspanyol kilisesi de var. Çarşı, pazar çok kalabalık. Böcekleri uzak tutmak için her yer indigo bitkisi, kobalt ve ultramarine mineralleri kullanılarak elde edilen mavinin en canlı tonları ve kireç karışımı ile boyanmış. Şahşavan’ı önce panoramik olarak görüp ardından yüzlerce yıllık mavi badanalı evlerin arasında eski şehir Medine’yi keşfediyoruz. Ulu Camii ve Kalesi ile orta çağ kenti Şafşavan’ı bol bol fotoğraflıyoruz.

Mükemmel bir tajin menülü öğle yemeği molası ardından yola çıkıyoruz. Atlas dağlarını aşacağız ve Fes şehrine ulaşacağız.

Devamı gelecek…

 


Yayınlanma Tarihi: 09 Aralık 2025  /  Son Güncellenme: 09 Aralık 2025


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.