Paylaş
Tüm Sayılar      2025      Sayı 246 - Aralık 2025      Kınalıada-1807 Duckworth Harekâtı

Kınalıada-1807 Duckworth Harekâtı

Y. Mimar


“Proti’nin kıyılarında on bir günlük güç gösterisi ve küçük bir ada üzerinden okunan imparatorluk gerilimi…”

1807 yılının Şubat ayı, Osmanlı-İngiliz ilişkilerinin belki de en gergin dönemlerinden birine sahne oldu. Amiral Sir John Thomas Duckworth komutasındaki on bir gemiden oluşan İngiliz filosu, Çanakkale’yi beklenenden kolay geçerek Marmara’ya açıldığında, İstanbul halkı panik, Osmanlı yönetimi ise diplomatik ve askeri bir telaş içindeydi. Bu günlerin merkezinde ise tarih anlatıcıları tarafından çoğu zaman göz ardı edilen küçük bir ada duruyordu: Proti, yani Kınalıada.

1815 tarihli Melling gravüründe Proti Adası. [1]

1806 yılında başlayan Osmanlı-Rus savaşı ve Rusya’nın müttefiki olarak İngiltere, İstanbul’un fethinden bu yana hiçbir yabancı düşman donanmasının girmediği Marmara Denizi’ne, Çanakkale boğazını geçerek on bir parçalık filosu ile girdi. Amaç, Osmanlı Sarayı’nı çok yakından tehdit ederek Osmanlı- Fransa ittifakının çözülmesi için baskı yapmaktı.

[2] Sir John Duckworth, 1st Baronet

Amiral Thomas Duckworth, İstanbul’u baskı altına almak amacıyla ilerlerken, filosunun su ve ikmal ihtiyacını karşılayabileceği en yakın ve güvenli yer Kınalıada ve Burgazada önleriydi. Marmara’daki Prens Adaları içinde korunaklı demirleme, tatlı su temin etmeye uygunluk ve İstanbul’a yakınlık bakımından en elverişli nokta, Kınalıada’ydı. Filo on bir gün boyunca adanın açıklarında bekledi; gemilerin gölgeleri adanın kıyılarına vuruyor, toplar her an kullanılabilecekmiş gibi hazır duruyorlardı. İngilizler’in bu bekleyişinin uzaması Osmanlı tarafını harekete geçirdi ve Sultan III.Selim’in emriyle küçük bir müfreze, Kınalıada’ya çıkarak, İngilizleri rahatsız etmek amacıyla küçük bir batarya kurdu.

Adanın en yüksek noktasında bulunan manastırın panoramik görüntüsü ve arka planda diğer Prens Adaları.[3]

Akillas Millas, az anlatılmış ve silik kalmış bu hikâyeyi bize şöyle özetler:

“8 Şubat 1807 tarihinde Amiral John Duckworth ve Tümamiral Lewis komutasındaki İngiliz Donanması, Çanakkale Boğazı’ndan geçiş yasağını ihlal ederek Teke’de durmakta olan Türk Donanması’na ateş açtı. Ardından Marmara Denizi’ni geçip Osmanlı başkentinin önüne dizildi; en nihayet Proti Adası’nda demirleyip on bir gün boyunca su ve odun tedarikini adadan sağladı. Skarlatos Vizandios bu olayla ilgili şunları yazar:” Bu arada Halkedona’dan adaya gelen altmış Türk, İngilizler’in adadan su ve odun tedarikini önlemek amacıyla küçük manastırda karargah kurar. İngilizler manastıra saldırıp binayı ateşe verirler. İçerideki Türkler’in yiğitçe direnip bir çok İngiliz’i  öldürmesinden sonra nihayet geri çekilirler, ancak besinden yoksun kalan Türkler gece saatlerinde Halki sakinleri tarafından kurtarılır”.[4]

Kınalıada yalnızca askerî değil, psikolojik bir eşik işlevi görüyordu. Duckworth ile İstanbul arasında yalnızca sekiz mil vardı. Osmanlı yönetimi, İngiliz filosunun her an Boğaz’a yönelip başkenti bombalayabileceğini biliyordu. Ancak Amiral, şehri topa tutmak yerine diplomatik baskı kurmayı, Osmanlı donanmasını dışarı çekmeyi veya Sultan III. Selim’i teslimiyet müzakerelerine zorlamayı tercih etti.

Bu sırada Osmanlılar da boş durmadı: Boğaz’daki tabyalar güçlendirildi, İstanbul’daki yeniçeriler seferber edildi, Tophane’de hummalı bir top dökümü başladı. Kınalıada’nın sularında geçen her gün, İngiliz filosunu biraz daha savunmasız ve kararsız hâle getiriyordu.

Duckworth için ada, bir yandan konforlu bir demir yeri, diğer yandan tehlikeli bir bekleme odasıydı. Kınalıada’da sıkışan filo için burada geçen yaklaşık bir haftalık süre, seferin geleceğini belirledi. Diplomasi sonuç vermeyince İngiliz komutanlık heyeti arasında kararsızlık büyüdü. Bu arada Osmanlı savunması günden güne toparlanıyordu ve İngilizler’i gelişte düşük bir direnç ile karşılayan Çanakkale tabyaları artık çok daha ölümcül hale gelmişti.

Payitahtta ise Osmanlı Devleti’ni tehdit, şantaj ile zorlayan görüşmeler sonuçlanmıyordu.

İngiliz donanması deniz piyadelerinin, Kınalıada’da gösterilen direniş karşısında gereksiz kayıplar vermesi ilginçtir. Akillas Millas bu olayı Kınalıada kitabında birbirleriyle örtüşen çeşitli kaynaklardan aktarır:

“……8/20 Şubat 1807 tarihinde Kınalı’daki manastır, Skarlatos Vizantios’un

verdiği bilgilere göre İngiliz Donanması’nın deniz piyadeleri tarafından bombalandı.

…………… Amiral Sir John Duckworth ve Tümamiral Lewis kumandasındaki İngiliz Donanması, Kınalıada’nın önünde demir atmış vaziyette on bir gün kalmıştı. Donanma, üç adet üç koruganlı, iki adet de iki koruganlı savaş gemisi-bunlara daha sonra Endimion adlı gemi de eklendi-, iki korvet ve topları olan iki büyük kadırgadan oluşuyordu. Çift koruganlı, yetmiş dört toplu Ajax adında dördüncü bir İngiliz savaş gemisi ise yanmış ve sulara gömülmüştü. ( Bu gemi, filo Çanakkale Boğazı’ndan geçtikten sonra bir yangın sonucu batmıştır. AE)

Adadan su tedariklerini yapan İngilizler, Kadıköy’den Kınalı’ya geçip manastırda tahkimat kuran ve 60 kişiden oluşan bir Türk müfrezesi tarafından rahatsız ediliyordu. Burgazada’da Panço Hacı Valasi ile konuşan Hurmuzis, Valasi’nin İngilizler’in adaya yaptığı komik saldırının tüm ayrıntılarını anımsadığını yazıyor: ‘Karşıdaki Khalkedon’dan gelen birkaç Türk, Kınalı’da Metamorfosis Manastırı’nda tahkimat kurmuştu. İngilizler onlara karşı hareket etti, ancak güçlü bir direnişle karşı karşıya gelince, ölen birkaç askerlerini orada bırakıp ertesi gün tekrar saldırmak amacıyla gemilerine geri çekildiler. Türkler ise öldürülen İngilizlerin kestikleri kelleleriyle Halki’den gelen kayıklara binip adadan ayrıldılar. Ertesi gün İngilizler, bu kez karaya toplar da indirerek daha teçhizatlı bir şekilde manastıra doğru ilerlediler. Karşılarına kimselerin çıkmadığını görünce bunun bir savaş taktiği olduğunu varsayıp önce manastırı topa tuttular, sonra ise arkadaşlarının kafasız bedenleriyle karşılaşınca hınçla manastıra doğru saldırıp, bir kısmı duvarlarına merdivenlerle tırmanarak, bir kısmı da parçalanmış giriş kapısından geçerek Manastır’a girdiler. Ancak burada Türkler yerine sadece bir tek Rum keşiş bulunca büyük öfkeyle küfürler savurdular.’ [5]

 Millas başka bir kaynak göstererek şöyle devam ediyor:

 “Ernest Mamboury, İngilizler’in, manastıra giden yolun sağ tarafında harabelerini gördüğümüz büyük Bizans sarnıcından su tedarik etmeye çalıştıklarını tahmin etmekte. Ne var ki bu sarnıç, uzun zamandan beri harabe halindeydi, su tedariklerini büyük olasılıkla köyün büyük kuyularından veya deniz kıyısındaki küçük Ayazma’dan temin

etmekteydiler. “

Gene aynı olay ile ilgili Millas şunları söylemektedir:

 “Yabancı kaynakların hiçbirinde manastırın bombalanmasından bahsedilmez. Olaydan birkaç yıl sonra ise R. Walsh şunları yazar: Adanın iki tepesinden birinde bir manastır bulunmakta. Amiral Duckworth komutasındaki İngiliz Donanması’nın gerçekleştirdiği başarısız saldırı sonucunda İngilizler’in uğradığı kayıplarda bu manastırın katkısı oldu.

Kadıköy’den gelip Kınalı’ya çıkan ve altmış kişiden oluşan bir Türk müfrezesi bu manastıra yerleşmişti. Kıyıya yakın demir atmış olan İngiliz Donanması’nın askerleri kıyıya çıkıp rahatsız edilmeden su ve yiyecek alışverişi yapmaya alışkındı. Fakat şimdi kıyıya çıktıklarında sık sık tepedeki stratejik noktada bulunan Türkler’in saldırılarına uğruyor ve yaralanıyorlardı. Bu yüzden Türkler’in adadan kovulması gerekli görüldü ve bu amaçla adaya güçlü bir grup deniz piyadesi çıkarıldı. Ne var ki bunlar son derece dikkatsizce hareket edip ciddi kayıplara uğradılar. Hemen hemen çıplak olan tepeye çıkarken tamamen açıkta kalıp Türkler’in manastırın pencerelerinden açtığı ateş altında kaldılar. Daha yolu yarılamadan komutanları ve takımdaki piyadelerden önemli bir kısmı öldü. Geri kalanlar mecburen gemilerine çekildi ve ardından gemiler aceleyle oradan ayrıldı.”

Başka bir anlatıda Millas’ın kitabında şu şekildedir:

“Amiral Sir Sidney Smith anılarında bu olayla ilgili, yüz kadar Türk’ün manastıra sığınıp duvarlardaki küçük yarıkları mazgal gibi kullanarak ateş açtığını anlatır. Bunun sonucunda yedi deniz piyadesi hayatını kaybetti. Aralarında parlak bir gelecek vaat eden gen  Lieutenant Belli, dört denizci, bir deniz piyadesi ve bir astsubay vardı. Yaralananlar ise iki subay, üç astsubay, beş denizci ve altı deniz piyadesiydi.”

Ayrıca başka bir tanıklık ile de teyit eder: 

“ İstanbul’da ordunun teknik hizmetleri kısmında genel müfettişlik yapmış olan Albay Juchereau de Saint-Denys de olayları aşağı yukarı bu şekilde anlatır.”[6]

Bu bekleyiş on bir gün sürer ve 3 Mart 1807’de Duckworth nihayet geri çekilme emrini verir. Filo Kınalıada açıklarından ayrılarak Çanakkale’ye doğru yola çıkar; bu kez yoğun ateş altında ve ağır hasarlar alarak Çanakkale Boğazı’nı geçer. Bu olay İngiliz deniz savaş tarihinde bir başarısızlık hikâyesi olarak yer alır.

Kınalıada açıkları İngiliz donanması için yalnızca bir geçici demirleme noktası olmamış, kararsızlık ve stratejik hatalar zincirinin merkezi haline gelmiştir.

Bugün Kınalıada kıyılarında 1807’nin bu dramatik günlerinden hiçbir iz görünmez. Oysa ada, uluslararası bir krizin tam ortasında, Osmanlı başkentinin kaderini belirleyen kararların alındığı bir sahne haline gelmişti. Kınalıada, küçücük varlığıyla dev bir emperyal gerilimin odak noktasına dönüşmüş; bir imparatorluklar arası satranç oyununun tahtası olmuştur.


[1] Akillas Millas, Kınalıada, Proti, Akonitis, Çeviren: Anastasia Aslanoglu Tayla- Niki Stavridi, 1.Baskı (İstanbul, Adalı Yayınları 2025) s. 65

[2] https://en.wikipedia.org/wiki/Sir_John_Duckworth,_1st_Baronet

[3] Millas, Kınalıada, Proti, Akonitis, s. 162-A.M. çizimi

[4] Millas, Kınalıada, Proti, Akonitis, s. 64

[5] Millas, Kınalıada, Proti, Akonitis, s. 177

[6] Millas, Kınalıada, Proti, Akonitis, s. 178


Yayınlanma Tarihi: 09 Aralık 2025  /  Son Güncellenme: 09 Aralık 2025


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.