Paylaş
Tüm Sayılar      2025      Sayı 246 - Aralık 2025      Adalar’da Unutulan Yokuşlar

Adalar’da Unutulan Yokuşlar

Burgazada Mahalle Meclisi katılımcısı


İnsan ömrünün sırlarını arayanlar, yanıtı çoğu zaman sıradışı yerlerde bulmaya çalışır: karmaşık laboratuvarlarda, mucizevi ilaç formüllerinde ya da genetik şifrelerin derinliklerinde… Oysa hakikat, bazen ayaklarımızın altındaki basit, pürüzlü taşlarda saklıdır. Avrupa’nın güneyinde, Akdeniz’in kalbinde yer alan İtalya’nın Sardunya ve Sicilya bölgelerindeki ‘Mavi Bölge’[1] sakinleri ile İstanbul’a nazır Adalar’ın kadim yokuşlarında nefeslenen yaşlıları birleştiren ortak bir felsefe vardır: Yokuşlar, uzun ve anlamlı bir yaşamın en kadim, en vefalı sırdaşıdır.

I. Bir Kararname ve Bir Kimliğin Törpülenişi

İstanbul Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (UKOME) 14 Ağustos 2025 tarihinde aldığı karar, Adalar’ın yaya odaklı, dingin varoluşunu sarstı. Daha önce yalnızca itfaiye ve ambulans gibi acil durum araçlarına “zaruri istisna” olarak açık olan yirmi üç sokak, çarşı merkezleri de dâhil olmak üzere, İETT araçlarının genel kullanımına sunuldu. Gerekçe, adadaki altmış beş yaş üstü nüfusun yoğunluğu. Ancak bu kararla, acil durumlar için belirlenen istisna, bir kurala dönüşmüş ve adanın yaya kimliği bir kez daha törpülenmiştir. Bütün eşikler aynı anda aşılınca istisna, karakterini kaybetmiyor mu?

Bu yaklaşım, “yaşlı” kavramını tek tip, yardıma muhtaç bir kategoriye sıkıştıran sığ bir bakış açısının ürünüdür. Yaşlı kavramı altı yaşındaki çocuklar gibi somut bir kategori olarak düşünülüyor. Oysa yaşlılık, tek bir nota değil, bin bir çeşit hâlden oluşan bir senfonidir: Altmış beş yaş, kimileri için zinde bir yaşamın devamı, kimileri için ise ancak destekle atılabilecek adımların başlangıcıdır. Mavi Bölgeler’de yapılan gözlemler, zorunlu fiziksel aktivitenin, yalnızca beden gücünü değil, aynı zamanda bilişsel keskinliği koruduğunu ve yaşlanmanın getirdiği içsel durgunluğu kırdığını gösterir. Yaşlılık, bir duraklama değil, yeni bir ritim arayışının adı olmalıdır.

II. Yokuşun Edebi Dili: Kalbin Tersine Çevrilmiş Nefesi

Adalar’ın yokuşları, ilk bakışta yaşlı bedenin bir düşmanı gibi algılanabilir, oysa onlar, aslında bedenin en büyük öğretmenleridir. Her yokuş tırmanışı, kalbin kasılıp gevşemesiyle tersine çevrilmiş bir nefes gibidir; damarları açar ve vücuda hayat veren oksijenin taşınımını hızlandırır. Modern tıbbın onayladığı gibi, düz yolda yürüyüşten farklı olarak, eğimli arazide hareket etmek kalbi ikinci bir pompa gibi, ritmik ve güçlü bir şekilde çalıştırmaya zorlar.

III. İtalyan Sırrı ve Burgazada’nın Kaderi

İtalya’nın dağ köyleri ile Adalar’ın dik taş yolları, uzun ve zinde yaşamın aynı sırrını paylaşır: Doğal, zorunlu hareket. Sardunya’da yüz yaşını aşmış yaşlıların günlük yaşamı, evin kapısından bakkala, oradan da kiliseye uzanan küçük ama sürekli yokuşlu yürüyüşlerle örülüdür. Bu zorunluluk, kas kütlesini korur, metabolizma hızını artırır ve vücudun yıpranmasına karşı doğal bir kalkan oluşturur. Bu, yapay egzersiz rejimlerinden çok daha etkili, yaşamın içine işlemiş bir iksirdir.

Bu kadim bilgeliğin ışığında, UKOME’nin otobüs kararı, bir kolaylaştırma değil, bir yaşam kalitesini düşürme hamlesi olarak okunmalıdır. Yaşlılık, toplu taşımayı yaygınlaştırmak için değil, tam aksine, sağlıklı hareket etmeyi bir onur ve özgürlük aracı olarak teşvik etmek için bir bahane olmalıdır.

IV. Çözüm: Otobüs Değil, Yokuşun Estetiği

Bu arada yürüme engelliler için özel araçlar geliştirilmelidir ve sembolik ücret alınmalıdır.  Yokuşlar, sadece tırmanış değil, aynı zamanda dinleniş estetiğiyle donatılmalıdır:

Gölgelikli Köşeler: En dik noktalarda, asmalar, begonviller veya doğal ahşap pergolalarla gölgelenmiş, nefes alma odacıkları yaratılabilir.

Denize Bakan Banklar: Dinlenme bankları, deniz manzarasına bakacak şekilde yerleştirilmeli; mola anı, ruhsal bir ödül ve görsel bir ziyafete dönüşmelidir. Bankların doğal taş ve ahşaptan yapılması, adanın mimari ruhunu koruyacaktır.

Yokuş Kitap Stantları: Her mola yerinde, yokuşun felsefesine ve yaşama dair, genel olarak ada temalı kitaplıklar olabilir.

V. Yokuş, Çocuklaşmanın Sırrıdır

Bir yaşlının yokuşla kurduğu ilişki, huysuz ama derinden bağlı bir dostluk gibidir. Başlangıçta söylenen, “Neden bu kadar diksin?” isyanı, zirveye varıldığında yerini bir huzura bırakır. Belki de yaşlılık, giderek çocuklaşmaktır; tıpkı bir çocuğun yürümeyi öğrenirken gösterdiği saf canlılık ve gayret gibi. Yokuştaki mücadele, bir yaşlının yeniden keşfetme, hayret etme ve varoluşunun gücünü hissetme eylemidir. Sonuç olarak, yokuşlar sadece bir ulaşım engeli değil, sağlıklı ve uzun bir yaşamın anahtarıdır. İster İtalya’nın dağ köylerinde, ister Adalar’ın taş yollarında olsun, yokuşlar bize o basit gerçeği hatırlatır: Hayat, yokuş yukarı yürüdükçe güzelleşir ve her adım, bizi biraz daha ileriye, yaşama doğru taşır.

[1] Bkz. The Blue Zones: Lessons for Living Longer from the People Who’ve Lived the Longest, Dan Buettner, 2008.


Yayınlanma Tarihi: 09 Aralık 2025  /  Son Güncellenme: 09 Aralık 2025


Bu yazı hakkında yazarımıza ve editörlerimize iletmek istedikleriniz mi var?
Aşağıdaki formu kullanarak kendisine ulaşabilirsiniz.
(Bu formdaki bilgiler, yazarımız ve editörlerimizin mail adreslerine iletilecektir.)


Çerezleri Yönetin!

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet verebilmek, güvenlik ve sizi tanımak adına çerezler kullanmaktayız, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Gizlilik Politikanızı ve KVKK Aydınlatma metnini okumak için buraya tıklayınız.

Eğer sitede gezinmeye devam edersiniz politikamızı onaylamış sayılacaksınız.