Yüreğim yine ada dostluklarına kabardı. Yüreğimin en derinine sakladığım, birlikte kulaç attığım, çocukluğunu, aşklarını, acısını, mutluluğunu bildiğim, karşılıklı oturup bir demli çay yudumlamayı arzu ettiğim, o güzel insanları özledim yine.
Her ay, hele bunu bir atlatayım da belki gelecek ay kurtulmuş oluruz bu meretten de bir güzel, keyifli şeyler yazarım umuduyla oturuyorum masamın başına.
Her kötülükten sonra iyilik doğar derdi annem. Şu Covid-19 canisi virüsten ne iyilik doğar ki diyebiliriz: ömür aldı, ömür çürüttü, hayatımı ıskaladı, ekonomi çöktü, ümitsizliğe kapıldık. Yaşadığımız zor ve kötü günlere rağmen biraz da iyimse düşündüğümüzde, pandemi günlerinin bize hayatı yaşanır hale getirmemiz için gerekli olan şeyleri hatırlattığını görüyoruz.
‘Sosyal medya ve teşhircilik’, ‘Sosyalleşme manisi’, ‘Paylaşım çılgınlığı’ gibi birkaç başlığım daha vardı bu yazıya. Ben kendimce rastgele seçtim ama siz ne yakıştırırsanız onu tercih edebilirsiniz.
Ağlamakla başlayan hayat, gülmelerle, oynamalarla, beyne aktarılan kayıtlarla, aşklarla, sevgilerle, sevilmelerle renklenir. Duygular, hüzünler, hüsranlar, ayrılıklar, acılar, küskünlükler, başarılar, mutluluklarla beslenir. Ben bunlara çokça şaşkınlıklar kattım.
Yaşarken kalbe dokunan hiçbir şeyi, mümkün değil, unutamayız. Bugün, son aylarda sıkça nükseden bir zihin yorgunluğu ile uyandım.
Şu 2020 gitsin de gelmesin valla. Hani toplu olarak dilenen dilekler belli bir enerji oluşturur da gerçekleşir diye bir kavram var ya... İşte tam onun zamanı şimdi.
Aziz Spridon’un şifa dağıttığına inananlar, dil, din gözetmeksizin yaz mevsiminde her Perşembe ayine katılmaya veya sağlık dilemek için adak adamaya giderler. Kış mevsiminde ise sadece 12’ci ayın 12’sinde Manastır kapılarını umut bağlayanlara açık tutar.
Covid-19 sürecinde hava ulaşımı kesildi. Ortadoğulu turistler gelmez oldu. Avrupa zaten kapandı içine döndü. Adalar nefes aldı. Yerliler eski günlerine döndüler.
Kadın Yaratıcının gölgesi gibidir. Var edebilen, var ettiklerini besleyen, geliştiren, yaşatan, eğiten ve şekillendiren bir güç. Üstelik bunu büyük bir zarafetle yapabiliyor. Sevgisi, var etme enerjisi muazzam bir güçte. Yorulmuyor, çıkar aramıyor, vericiliği sınırlanamıyor, yaratıcı fikirleri dudak uçuklatıyor, pratik zekası da esnek çalışma kabiliyeti de tartışılamayacak kadar net.