COVID-19 / Koronavirüs konulu makaleler - Adalı Dergisi
Hadi bakalım Pandemiye devam. Başlarken bu kadar süreceğini ummuş muydunuz? Vallahi benim aklımın ucundan bile geçmemişti. Bir iki ay sürer biter diyordum en başta, bir türlü bitemez oldu, bir seneyi geçti yahu, üstelik daha da biteceği yok görünüyor.
Bilimsel verileri kullanmadan alınan günlük kararların, ikinci dünya savaşından sonra dünyanın en büyük mücadelesi olan pandemiye karşı işe yaramadığını ne yazık ki bir kez daha gördük.
1 ay önce yayına giren sayımızın sunuşunda, “Mart kapıdan baktırmasın” başlığını kullanmış, o eski mart soğukları için kullanılan bu deyimi, yaşadığımız pandemiye bağlamış, “elde avuçta ne varsa tükettiğimiz bugünler, tedbirsizliğimizle yeni dalgalara yol açmasın. Bu dönemin kahramanları sağlık çalışanları, sabırlarının sınırında çünkü.” diye bitirmiştik.
Her ay, hele bunu bir atlatayım da belki gelecek ay kurtulmuş oluruz bu meretten de bir güzel, keyifli şeyler yazarım umuduyla oturuyorum masamın başına.
Pandemi ile daha uzun süre yaşayacağımız düşünüldüğünde benzeri olmayan bu yapılanmanın öncelikle yerel yönetime kılavuz olması ve örnek alınarak ülke çapında yaygınlaştırılmasını temenni ediyoruz.
Demem o ki, elde avuçta ne varsa tükettiğimiz bugünler, tedbirsizliğimizle yeni dalgalara yol açmasın. Bu dönemin kahramanları sağlık çalışanları, sabırlarının sınırında çünkü.
Yılın son günlerinde KOVID-19'a karşı aşının geliştirilmiş olması, tüm dünyaya umut verdi. Ancak birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de aşılarla ilgili sorular cevap bekliyor. Herkese yetecek aşı yokken, pandemiyi durdurmak mümkün olabilecek mi? Bir çok ülke bu soruna çözüm bulabilmek için aşı takvimini değiştirerek tek doz aşı uygulamasını veya iki hafta yerine daha uzun aralıkla yapılmasını planlamaya başladı. Bizim ülkemizde sorun daha da karmaşık; pandeminin başından beri süreci güven vermeyen şekilde yöneten, gerçek verileri açıklamadığı ortaya çıkan Sağlık Bakanlığı'nın bu tavrı aşıya karşı bir güvensizlik yaratmış durumda. Yapılan araştırmaya göre halkın sadece %44'ü aşı olmak istiyor. Ancak toplumsal bağışıklık için toplumun en az %66'sının aşılanması gerektiği hesaplandığına göre bu orana nasıl ulaşacağız? Aşı konusundaki tüm tereddütlerin en kısa sürede giderilerek tatmin edici bilimsel verilerin, güvenilir kişiler tarafından açıklanması, sürecin şeffaf ve programlı şekilde yönetilmesi pandemiyi yenmek için elzem gibi gözüküyor. Yoksa aylardır beklediğimiz ve olağanüstü şekilde kısa sürede insanlığa sunulan aşı bile bize çare olamayacak...
Aşıların tamamı ne zaman gelecek, hangi aşı(lar)ı olacağız, tüm ülkeye yetecek mi, aşılama planlaması yapıldı mı, uygulanabilecek mi, kaç ay sürecek, ikinci doz yapılacak mı? Pandemi önlemleri hangi şartlarla gevşetilmeye başlanacak, okulların, yeme-içme alanlarının ne zaman açılacağı belirlendi mi, bu açılımın bilimsel dayanakları oluştu mu ya da ne zaman oluşacak? Bu soruların cevabını bilen kimse varmış gibi görünmüyor. Ülkede yaşam hiç bu kadar belirsiz olmamıştı?
13 Ocak Bülteni’nde haberini yaptığımız Koronavirüs aşıları sağlıkçılarla başladı. 1 hafta içinde 900 bine yakın sağlık çalışanının aşılarının yapıldığı açıklandı. “Topluma örnek olmak adına ‘Siyasiler’ de ilk grupta yer aldılar.”.  İlk grubun ikinci halkası huzurevlerinde kalanlar ve çalışanları içine alacak şekilde başladı. 3 milyonluk ilk parti aşının ardı ne zaman gelecek, henüz netleşmedi. Darısı tüm topluma.
Vaka sayısı 30 binlerden 5 binlere düştü. Ama uzmanların dediği gibi, ilk pik noktası olan 2020 Nisan ayında da rakamlar bu civarda, önlemler ise en üst noktadaydı. Yaz rehavetinin sonuçlarını gördük. Binlerce insanımızı kaybettik. “Bize bir şey olmaz” anlayışının daha dün, kar tatili yapanlar arasındaki yansıması, önlemleri gevşetmenin ne sonuç vereceğinin de göstergesi. Toplumun %80’i bağışıklık kazanmadan bize rahat yok.