Halim Bulutoğlu

Perşembe, 05 Ağustos 2021 06:36

Adalı'dan: Sıcak günler

Geçtiğimiz Temmuz ayında, bugüne kadar kaydedilen en yüksek üçüncü hava sıcaklıkları ortalamasını yaşamış dünyamız. Gazete haberi böyle diyordu. Buna benzer haberleri artık sıkça duyar olduk. “Yaşadığımız en sıcak kış”, “bir tarafta seller, öte yanda kuraklık”, “alışılmışın dışında hortum vakası… vurdu”… Son bir yıla baksak, böyle nice başlık buluruz. Dünyada, ülkemizde. Geçtiğimiz temmuz ayı, bunların hepsini bir araya getirdi.
Pazar, 04 Temmuz 2021 07:32

Bir evin izini sürerken

Ali Erkurt’un “Malûlgazi Cd. No. 14” yazısında konu edilen evin izini sürerken, karşıma bu evin değil ama hemen yan komşusunun eski sahipleriyle ilgili dramatik bir öykü çıktı. Paylaşmak istedim.
Cumartesi, 03 Temmuz 2021 06:58

Adalı'dan: Bu kaçıncı uyarı?

... Ancak, sanki her şey pandemi öncesine doğru hızla dönüyor. Şimdi denize girmeyi, balık tüketimini etkileyen müsilajın etkisi biraz azalmaya görsün, yine her şeyi unutacağız, hiç kuşku yok. Ve 17 Ağustos depremi dahil birçok afette yaşadığımız gibi, hiçbir şeyden ders almadan, bir şeyleri değiştirir umuduyla ve iyi niyetle giriştiğimiz sivil inisiyatifler içinde vakit geçirerek, sonumuzu hızlandırmaya devam edeceğiz.
Çarşamba, 02 Haziran 2021 09:40

Adalı'dan: “Yavaşlayın, Ölüyoruz...”

30 Mayıs Pazar günü Adalar Pandemi Danışma Kurulu koordinasyonunda düzenlediğimiz canlı yayının başlığıydı bu. 20’ye yakın Adalı’nın katılımı ile gerçekleşen yayın boyunca, en çok tekrarlanan mesaj “Yavaş Adalar” oldu. “Yavaşlamaya ihtiyacımız var, çünkü hep birlikte ölüyoruz.”
Adalar’ın sivil toplum çalışmaları üzerine yazdığım bu kaçıncı yazım, hatırlamıyorum. Adalar Vakfı yönetimine girdiğim 2003 yılından bugüne kesintisiz yayınladığımız aylık Adalı dergisi bunun tanığı. Daha ilk sayıda, 2003 Temmuz’unda Adalar’daki sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirmek için girişimde bulunduğumuz haberi var. Bu girişim dergide “Adalı Sivil Toplum Kuruluşları’nın temsilcileri ile 13 Temmuz tarihinde bir araya geldik. Bu buluşmadan koordinasyonu sağlayacak bir komite oluşumu çıktı.” spotuyla yayınlanmış.
Vefasızlık toplumumuzun kanayan yarasıdır.. Buna dikkat çekmek için kullanılırdı, yakın döneme kadar, “Vefa, sadece İstanbul’da bir semt adı değildir” sözü. Artık o bile kullanılmaz oldu.
Cumartesi, 03 Nisan 2021 23:23

Adalı'dan: Tsunami etkisi

1 ay önce yayına giren sayımızın sunuşunda, “Mart kapıdan baktırmasın” başlığını kullanmış, o eski mart soğukları için kullanılan bu deyimi, yaşadığımız pandemiye bağlamış, “elde avuçta ne varsa tükettiğimiz bugünler, tedbirsizliğimizle yeni dalgalara yol açmasın. Bu dönemin kahramanları sağlık çalışanları, sabırlarının sınırında çünkü.” diye bitirmiştik.
Çarşamba, 03 Mart 2021 18:17

Adalı'dan: Mart kapıdan baktırmasın...

Demem o ki, elde avuçta ne varsa tükettiğimiz bugünler, tedbirsizliğimizle yeni dalgalara yol açmasın. Bu dönemin kahramanları sağlık çalışanları, sabırlarının sınırında çünkü.
Salı, 02 Şubat 2021 18:13

Adalı'dan: İyi ki mimozalarımız var

Daha neler görecek, neler duyacağız kimbilir? Pandemiyle birlikte kelime dağarcığımız bayağı gelişti. 300 kelimeyle yazıp konuşabilen toplumumuzun haznesi neredeyse %10 büyüdü, hiç de az sayılmaz. Pandemiden sonra “bulaş” diye yeni bir kelime türettik mesela; hani fiil olarak “bulaşmayı” biliyorduk da isim olarak kullanılmaya başlayınca yadırgadık. Enfeksiyon karşılığı kullanılıyormuş meğer. Ama nasıl pandemiye salgın demiyorsak, enfeksiyon da pandemi koşullarında bulaş oluverdi.
2021’in ilk günlerindeyiz. Tedirgin bir adım attık 20’den 21’e. Dileklerimiz, umutlarımız gelenin gideni aratmamasında. Öyle şeyler yaşadık ki, daha kötüsü olmaz diye düşünse de insan, beterin beterinin olduğu akla düşmüyor değil. Yeni millennium diye alâyı valayla karşıladığımız 2000’den sonra olanları bir sıralamaya kalksak yeter. Ne ummuştuk ne bulduk. Dünya globalleşecek, sınırların bir önemi kalmayacak derken, iyice içe kapandık. Bir zamanlar gezip büyük keyif aldığımız ülkeler, en başta da güney komşularımız kan gölüne döndü. Halep gibi binlerce yıllık tarih ve kültür kentlerinde taş üstünde taş kalmadı.